Kılıçdaroğlu'ndan hükümete: İsrail'deki büyükelçimizi derhal geri çekin, Mavi Marmara anlaşmasını iptal edin

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:
"Dün Filistin'de 60'a yakın kardeşmiz öldürüldü. Bilimin, teknolojinin geliştiği, adaletin mutlaka sağlanması gerektiği söylenen bir yüzyılda yaşıyoruz. Filistin halkına yapılan katliamdır, zulümdür. Bunu yapanları şiddetle kınıyoruz. Beklerdik ki bütün dünya ayağa kalksın. Amerika'da kendi iç sorununu çözemeyen bir başkan sorunu gündemden düşürmek için başka bir gündemi yürürlüğe koydu. 18 yıldır başkana verilen yetki kullanılmadı. Gönül isterdi ki Trump da bunu uygulamasın. Hem bizim ülkemizde demokrasi var diyeceksin aynı zamanda Orta Doğu'ya müdahale edeceksin, kan gölüne dönmesine neden olacaksın. Dün pazartesiydi. Tarihe kanlı pazartesi olarak geçecektir. Kanlı pazartesiyi hiçbir Orta Doğulu unutmamalı. Bir tarafta silahlar diğer tarafta barış isteyen Filistin halkı var. O gelişmiş silahlarla insanları tarıyorsunuz. Bu mudur adalet?
Orta Doğu'da barış olsun isteriz. Silahla, kavgayla olmaz. BM kararlarını tanımıyorum, diyorsun. İstediğini yaparsan tarihe kanlı pazartesileri yazarsın. İnsanlık tarihi seni lanetler. Bıkmadık mı insanların ölmelerinden. 70 yıldır vatanları içn mücadele ediyorlar. Kendi toprağında insan mülteci olabilir mi? O gencecik çocukların ellerinde tankları, tüfekleri yok. Kimse kalkıp dünyaya demokrasi dersi vermesin. Her ders vermeye kalktıklarında kanlı pazartesiyi hatırlatacağız. ABD arabulucu olma rolünü kaybetmiştir. İsrail hükümetinden yana taraftır. ABD yönetiminin Orta Doğu'ya barış getirme şansı yoktur. Kanı, gözyaşını, ölümleri getirir.
2 yılda Filistin'e iki genel başkan yardımcımızı gönderdik. Hep yanlarındaydık, yanlarında olmaya devam edeceğiz. 60-70'lerde gencecik çocuklarımız Filistin'i savunmak için oraya gitti. Bunların başında Deniz Gezmiş geliyor. Biz CHP'liler olarak nerede mazlum halk varsa yanlarındayız. Dünya ayağa kalksın isterdik. Kısık seslerle protestolar yapılıyor. Birbirini yiyen Arap dünyası, egemen güçlerin oyununa gelen Arap dünyası bir araya gelip Filistin'e sahip çıkamıyor.
-Vatanı için mücadele edenlere tarih hep saygı duymuştur. 15 Temmuz 1092. Bir cuma günüdür. 40 günlük kuşatmadan sonra Kudüs düşer. Haçlı orduları tarafından büyük bir müslüman katliamı başlar. 2 günlük yağma yapılır. Katliamdan sonra El Haravi şu notu düşmüştür: Müslümanların ülkeleri hiç bu kadar perişan edilmemişti. 1092 Filistinlilerin mülteci olarak başka ülkelere sürülmelerinin tarihidir.
2 Ekim 1187. Bir komutan Kudüs'ü geri alır. Adı Selahattin Eyyubi'dir. Hiçkimseye dokunmayacaksınız, talimatını verir. İslamiyetin barış, sevgi, hoşgörü dini olduğunu söyler. Haçlı seferleriyle Selahattin Eyyubi'nin Kudüs'e bakış açısı budur. Kimseyi inancından ötürü öldürmemiş, talana izin vermemiştir. El Aksa Camii'nin üstündeki haçı indirmiş, gülsuyu ile yıkamış ve müslümanlara ibadete açmıştır. Bugün Haçlı seferlerinin aynı anlayışı vardır. 21. yy'da 60'a yakın Filistinliyi katlederseniz dünya buna seyirci mi kalacaktır? Kudüs'ün 3 semavi dinde önemi vardır.
Müslümanlar için elbet de kutsaldır. Yahudiler de dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar yüzlerini Kudüs'e çevirirler. Bu kadar önemli bir kentin savaş kenti olmasını içimize sindiremiyoruz. Hükümet 3 günlük yas ilan etti. İsrail'i eleştirdi, güzel. Farklı inançlardan olanlara saygımız var. Eleştirimiz halklara değil siyasal iktidarlara. İslam İşbirliği Teşkilatını toplantıya çağırdılar. Güzel ama 2 günde dağılmamalı. Kararlar alınmalı, ısrarla takibi yapılmalı.
Hükümetten şunları bekliyoruz: İsrail'deki büyükelçimizi derhal geri çekin. İstişare için geri çektik diyorlar. Ne istişaresi? 60 kişi katledilmiş, binlerce yaralı var. Büyükelçiyi göndermemek üzere geri çekeceksin. İsrail'le yapılan Mavi Marmara sözleşmesi kanımıza dokunuyor. 20 milyon dolarlık kanunu derhal iptal etmeliyiz. 3 şart vardı: Gazze'de abluka kalkacak, kalkmadı. Tazminat verilecekti, lütuf diye geçtiler, özür de dilemediler. Yapacağımız ilk iş kanunu iptal ettirmek. Eleştiri yapmıyoruz. Kavganın zamanı değil. Ortada katliam var, dünyaya duyurmak zorundayız. Türkiye bütün gücünü göstermeli. Meclis tatile girmeden o kanunu iptal edin. '20 milyon doları aldık, ne yapacağız' derlerse söz veriyorum ben size bulacağım o parayı.
Dünya Çiftçiler Günüydü dün. Avrupa Türkiye'yi kim doyuracak diye yarışıyor. Bizim Tarım Bakanı açıklama yapıyor: Kendi ürünün üretemeyen ülke bağımsız olamaz. Bunu söyleyen bakanın döneminde kırmızı ette yüzde 675 ithalat olmuş. Türkiye tarımda bağımsız bir devlet değil.
Engelli kardeşlerim dünya kadar sorununuz var. 16 yıldır sizin sorunlarınızı çözemeyen bir iktidar var. İlk 2 yılda engellilerin tüm sorularını çözeceğiz. Mesele iradeyi ortaya koymakta. Bu irade bizde var.
-Roman kardeşlerimiz burada. Biz kimseyi ikinci sınıf vatandaş kabul etmedik, herkes 1. sınıf vatandaştır.
Konuşmalarımda hükümetin 16 yılda ödediği faizden söz ederim. Geçen 13 Mayıs'ta Sayın Erdoğan açıklama yapıyor. '24 Haizran'dan sonra faiz oranı, şekli farklı biçimde gerçekleşecek' dedi. Faizi artırma konusunda gelmiş geçmiş yöneticilerin 1 numarası Tayyip Erdoğan'dır. İsterse dava açabilir, tek tek anlatırım. 24 Haziran'dan sonra, diyor. O da biliyor. Biz bunların hepsini düzelteceğiz. Muharrem İnce cumhurbaşkanı olacak, güçlü bir parlamenter sistem gelecek, faizi alaşağı edeceğiz. 16 yılı gördük, senin düzeltemeyeceğin kesin. 24 Haziran'dan sonra söylediğinin arkasında duran bir cumhurbaşkanı olacak, tefecilere taviz vermeyecek, işçinin, emeklinin, çiftçinin yanında duracak. Çetelerin yanında durmayacak, çetelere af getirmeyi hiç düşünmeyecek. Doları, faizi, avroyu düşüreceğiz, dediler. 7 Haziran'da dediler olmadı, 1 Kasım'da dediler olmadı, 16 Nisan'da dediler olmadı. 24 Haziran'dan sonra olacak.
Dünya tarihine geçen bir Adalet Yürüyüşü yaptık. Adalete inandığımız için, hapse atılanlar için yürüdük. Biz adalet için yürürken MYK, PM toplantılarını yürüyüşte halkın önünde yaptık. Bir baktık ki bizi dinlemişler. Hükümetten bu ahlaksızlığı yapanları ortaya çıkarmalarını bekliyorum. Erdoğan bizi dinleyen sen değilsen bu ahlaksızlığı ortaya çıkarmak zorundasın.
Dinlemeye yarayan casusluk programı Alman hükümetinin izni olmadan başka ülkeye satılamaz. Alman basını soruyor, 'Türkiye'de kimse satmak için izin verdiniz?' diye. Bu casusluk programını Alman hükümeti Türkiye'de kime sattı? Demokrasi, yaşamın gizliliği diyorsanız, adalet diyorsanız ortaya çıkarın. Bunlar ortaya çıkarmazsa Alman hükümeti ortaya çıkarmak zorunda kalacak. Gerekirse Almanya'ya dava açacağız.
Bizim yürüyüş sırasında ne düşündüğümüzü öğrenmek istiyorlar. Öğrenmek istiyorsan açar sorarsın söylerim. Rahmetli Ecevit'in telefonları da dinlenmişti. Sayın Binali Yıldırım BTK size bağlı. Alman hükümeti, MİT'e mi sattı? Çıksın biz dinledik desinler, dava açmayacağım. Yolsuzluğumuz, ahlaksızlığımız yok, para sıfırladınız mı gibi bir sözümüz de yok."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












