CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu 23 Nisan dolayısıyla Meclis Genel Kurulu'nda konuştu. Kılıçdaroğlu konuşması sırasında kendisine sataşan AKP'lilere, 'Beni dinlemek zorundasınız. Milli iradeyi satıyorsunuz. Kimse TBMM'yi feshedemez. Nokta' dedi.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu 23 Nisan dolayısıyla Meclis Genel Kurulu'nda konuştu. Kılıçdaroğlu konuşması sırasında kendisine sataşan AKP'lilere, 'Beni dinlemek zorundasınız. Milli iradeyi satıyorsunuz. Kimse TBMM'yi feshedemez. Nokta' dedi.
Kılıçdaroğlu, konuşması sırasında kendisine sataşan AKP'li vekillere "Vicdan azabı çektiğinizi biliyorum ama beni dinlemek zorundasınız. Milli iradeyi satıyorsunuz. Kimse TBMM'yi feshedemez. Nokta. Bu Meclis'in itibarını korumak zorundayım" ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu'nun anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanının yerine seçilmemiş bir kişinin vekalet edeceğini ve Meclis'e fesih yetkisi verildiği sözleri üzerine Başbakan Binali Yıldırım söz alarak, Numan Kurtulmuş'un vekil olmadan bakan olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu buna cevaben yeniden söz alarak, "Numan Kurtulmuş için hükümet parlamentoya geldi ve güvenoyu aldı. Kim olursa olsun ister muhtar, ister vekil, ister belediye başkanı, ister cumhurbaşkanı gücünü milli iradeden almıyorsa reddediyoruz. Seçimle gelmeyenlerin bir dakika bile olsa TBMM'yi temsil etmesi kabul edeceğimiz bir şey değildir. Nokta." dedi.
Binali Yıldırım'ın fesih yetkisi olmadığını söylemesi üzerine de Kılıçdaroğlu, "Adalet Bakanı 9 Ocak'ta açıklama yaptı. Tutanaklarda var. Fesih yetkisi var dedi, şimdi kalkmış yok diyorsunuz, çocuk mu kandırıyorsunuz?" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun konuşması şöyle:
"Mustafa Kemal Atatürk 23 Nisan Türkiye milli tarihinin başlangıcıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ün çocuklara armağan edilmesi cumhuriyetimizin bir çocuk kadar saf ve temiz kalacağına inancı ifade eder. Milli Mücadeleyi yönetmesi nedeniyle dünyada gazi Meclis ünvanına sahip tek Meclis, hükümet denetleme görevini sürdürdü. Meclis, Kurtuluş Savaşı'nın en kritik dönemlerinde dahi denetim sorumluluğundan ödün vermemiştir.
En zor koşullarda bile TBMM hükümeti denetleme görevini yapmış, kimse 'memleket savaş halinde siz niçin gensoru veriyorsunuz' dememiştir. Çünkü onurlu milletvekilleri denetleme görev yaparak parlamentoya saygınlık kazandırmışlardır. Sözlü ve yazılı soru asla ayak bağı sayılmamıştır.
YSK tarafından meşruiyeti tartışılır hale getirilen anayasa değişikliği referanadumu ile bizler bir bakana sözlü soru soramayacağız, sorsak dahi bakan cevaplamak zahmetinde bulunmayacaktır.
TBMM Meclis'in fesih yetkisinin bir kişiye verilmesini istemiştir. Bu anlayış milli iradenin üstündeki en büyük gölgedir. Tarih bu milletvekillerini unutmayacaktır.
Sayın Meclis Başkanı Cumhurbaşkanı yurt dışına çıktığında Cumhurbaşkanına zat-ı aliniz vekalet ediyorsunuz. Tüm parti gruplarına karşı tarafsızlığı korumak zorundasınız. Yeni uygulamayla seçimle gelmeyen bir kişi Meclis'i temsil edecek.
YSK tarafından şaibeli seçimle devlette liyakat değil keyfi yönetim anlayışının egemen olmasının önü açılmıştır. YSK TBMM'nin aldığı kanuna uymamıştır. Bu dramatik bir tablodur.
Yüzde 10 seçim barajı, milli egemenliği hiçe sayan, yurttaşlarımızın tercihlerini görmezden gelerek temsiliyet haklarını çalan ve iktidarda kalmak için her şeyi reva gören çarpık bir zihniyetin ürünüdür. Darbecilerin getirdiği bu düzenlemeyi savunanların darbecilerle aynı paralelde olduklarını da unutmamak gerekir."