loading
close
SON DAKİKALAR

Diyarbakır Grennpark’taki Kürt Konferansı

Hakan Tahmaz
Tarih: 11.02.2012

Irak, Iran, Suriye ve Türkiye Kürtlerinin ortaklaşa yapması planlanan konferans ise son iki yıldır birkaç kez çeşitli nedenle ertelendi.

Türkiye’deki Kürtler arasındaki birlik Kürt örgütlerin uzun süredir gündemlerinde. Irak, Iran, Suriye ve Türkiye Kürtlerinin ortaklaşa yapması planlanan konferans ise son iki yıldır birkaç kez çeşitli nedenle ertelendi. Bu konferans öncesi hafta sonu Diyarbakır’da bir ön konferans gerçekleşti. 
170 civarında delegenin katıldığı konferansın gündemi çağrıcılar tarafından, “1-Kürtler arası birlik ve tüm halklar ile yaşama, 2-Yapılması düşünülen Yeni Anayasa’dan Kürtlerin beklenti ve talepleri” olarak belirlenmişti. İki gün altışar oturum olarak gerçekleşmesi oldukça yoğun ve yorucu olmasına rağmen Türkiye Kürtleri açısında bir ilkti. 
Her şeyden önce birkaç küçük önemli eksikliğine rağmen oldukça geniş Kürt yelpazesinin temsili sağlan. Kürtler adına siyaset yapan,  DTK, KADEP, HAK-PAR, BDP, ÖSP ve  TDŞK’nin genel başkanları, merkez yöneticileri, birçok Kürt aydını ve siyasetçisi katıldı. Katılım tabiî ki bununla sınırlı değildi. Sivil toplum örgütleri,  Avrupa’da yaşayan 12 Eylül öncesi siyasal çevrelerin ileri gelenleri, inanç grupları ve Ermeni, Süryani gibi farklı etnik kökenli toplulukların temsilcileri de katıldı.
Uzun yıllara Kürt siyasetçi arasından uzun yıllar süren keskinleşmiş iç kavgalardan sonra böylesine geniş katılımlı bir toplantı düzenlenmiş olması ve küçük bazı pürüzlere karşı, düzeyli ve bir arada tartışmanın kıymeti bilen bir toplantı olması da ilklerden biriydi. 
Konferansı düzenleyen siyasi partilerin genel başkanlarının tamamının konferans açılış konuşmalarında neredeyse aynı cümleleri kurmaları, birliğin ve bir arada olmanın tarihsel önemine değinmeleri  ve dört ülke Kürtlerinin ortak konferansının daha fazla gecikmeden gerçekleştirilmesi ihtiyacının altını çizmeleri sürecin olgunluğunu gösteriyordu.   

Hiç kuşkusuz en gerilimli tartışma mücadele yöntemi üzerine yapılan değerlendireme ve eleştirilerde oldu. Bu da çok doğaldı. Çünkü silahlı ve siyasi mücadeleyi önceleyen iki ayrı dünyadan insanlar ilk kez bu kadar geniş bir toplulukla  bir masa etrafında bir arada tartıştılar. Özellikle yeniden çatışma ve ölümlerin çoğalmasın insanlarda yarattığı kaygı bu tartışmayı önemli kıldı.
Benzer bir tartışma BDP/blok milletvekillerinin Meclis’e dönmeleri konusunda yaşandı.  Hiç kuşkusuz AKP sınır ötesi askeri operasyon hazırlıkları ve BDP yönelik siyasi operasyonları katılımcıları tek vücut yapan ortak noktayı oluşturuyordu.  

Anayasa üzerine yapılan ikinci günlü tartışmalarda ilginç bana ilginç gelen Kürtlerin AKP’den anayasa konusunda umutlu olmadıklarıydı.
Ancak en dikkat çekici olan ise istisnasız tüm Kürtlerin fazlaca öz güven sahip olmalarıydı. Bu birazda bölgedeki gelişmelerden kaynaklanıyorsa gerek. 
Konferans sonuç bildirisinin önemli gördüm bölümünü paylaşmak isterim:

“Türkiye’de Kürdistan Konferansı Kürdistan’da yaşayan halkların ve farklı inanç guruplarının kendi kendini çok renkli yapısına uygun olarak özgür bir şekilde yönetme hakkının olduğunu, millet olmaktan kaynaklanan bir siyasal statü hakkının bulunduğunu ve bu hakka Türkiye toplumunun saygı göstermesi gerektiğini tespit eder.

Kürtler arası ilişkilerde karşılıklı saygı, farklılıkları kabul ve çok seslilik anlayışının inşa edilmesi gerektiğinin altını çizen Konferansımız, Kürt ulusal demokratik güçlerinin ve Kürdistan’da yaşayan diğer halklar ve inanç guruplarının yakınlaşması ve giderek Kürdistani birliğin örülmesi konusunda ortak bir irade ortaya koymanın gerekliliğini vurgulamıştır. 

Konferansımız hükümetin,  tıkanan demokratik siyaset kanallarını açması,  Kürtlerin ve farklı halkların meclis dahil demokratik siyaset zeminini kullanmaları önündeki tüm engelleri kaldırması gereğine işaret eder. 

Türkiye’de yapılacak olan Yeni Anayasa konusunu tartışan Konferansımız, özgürlükçü, demokratik ve eşitlikçi bir Anayasa yapmanın tek yolunun başta Kürt halkı olmak üzere, tüm halkların, dinlerin ve inanç guruplarının ulusal kimliklerini ve inanç özgürlüklerini tanımak ve güvence altına almaktan geçtiğini tespit eder.

Kürdistan’ın diğer parçalarıyla ilişkileri değerlendiren Konferansımız, yakın bir gelecekte Kürdistan Genel Konferansının her şart ve koşulda gerçekleştirilmesi için bir komisyon kurulmasını ve çalışmalara hemen başlanmasını kararlaştırır.
 
Konferansımız Türkiye ve İran’ın Kürdistan Federal Bölgesine (Kandil’e) yapılan her türlü askeri operasyonları kınar.

Konferansımız bileşenleri 1915 yılında yapılan soykırımın acısını kendi yüreğinde hissetmektedir. Hiçbir halka soykırım yapılmaması için çaba sarf edeceğini tüm halklara duyurur.  

Konferansımız Kürdistan’daki tüm partiler, örgütler, siyasal hareketler, halklar ve STK’lar ortaklaşarak Kürdistani bir güç birliğinin hukukunu oluşturmak için çalışmalara başlamıştır.

Hükümeti barış ortamın sağlanması için gerekli tüm çabaları ve önlemleri almaya çağırır. 
Silahların susması için, PKK Lideri Abdullah Öcalan ve farklı dinamikler ile başlatılmış olan görüşme ve müzakerelere, Kürt halkının özgür iradesiyle seçilmiş ve Kürtler adına siyaset yapan tüm kesimlerin dâhil edilerek kesildiği yerden şeffaf bir biçimde devam edilmesini arzu eder.  
Konferansımız tüm askeri ve siyasi operasyonların derhal durdurulmasını, çözüm zemininin oluşması için en önemli koşullardan biri olarak görür. Tüm taraflara çatışmasızlık ortamının sağlanması için özveride bulunması çağrısında bulunur. 

Sağlanacak bu barış ortamının demokratik,  özgürlükçü, çoğulcu ve eşitlikçi bir Anayasanın yapılabilmesinin zeminini kolaylaştıracağına inanır. “

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları