Tarih:
14.02.2013
Etik Kurul göstermelik mi?
Mustafa Mutlu, ''Başbakanlık Etik Kurulu, sitesinde yayınladığı kararıyla ‘savunma yapma hakkımı’ ihlal etmiştir''...
Geçtiğimiz Pazar günü Başbakanlığa bağlı Türkiye Yatırım, Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı İlker Aycı’dan söz etmiştim.Bu ajansın ‘Türkiye’yi yurt dışında temsil etme’ amacıyla birilerini istihdam ettiğini, bu kişileri bulmak için şahıs başına 25 bin Euro ödeyerek AMROP Arto Yönetim Danışmanlık A. Ş. isimli bir firmadan hizmet satın aldığını, ayrıca hakkında Başbakanlık Etik Kurulu’nun çok ciddi suçlamaları olduğunu belirtmiştim.
CHP İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi de konuyu bir soru önergesiyle Meclis’e taşımıştı.
İlker Aycı’dan bir mektup aldım. AMROP isimli özel şirketten hizmet alımını doğruluyor ve “Bahsi geçen hizmet alımları, bu sektörün kabul gördüğü ekonomik şartlarla gerçekleştirilmiştir” diyor.
Adı geçen temsilcilerin geçici danışman olarak çalıştırıldığını, Wollf Ruthart Born’un adının ise ajansın Almanya danışmanlarının yapılandırılması sürecinde; ilgili insan kaynakları şirketinden gelen listede yer aldığını, Dışişleri Bakanı tarafından önerilmediğini söylüyor.
SORUŞTURULMAMIŞ!
İlker Aycı, Etik Kurulu’nun bir süre önce kendisiyle ilgili olumsuz bir rapor hazırladığını da kabul ediyor. Bu konuda şu bilgileri veriyor:
“Yazınızda bahsi geçen Etik Kurul görüşünde belirtilen iddialara istinaden; herhangi bir teftiş veya soruşturma açılmamıştır. Kurum araçları hiç bir şekilde amaçları dışında kullanılmadığı gibi, kurumumuzda israf ve savurganlık da yapılmamıştır.
Göreve geldiğim günden bu yana; görev, iş ya da ilgili projelerin akışına bağlı olarak artık ihtiyaç duyulmayan ve ajans kadrosunda bulunmayan 6 kişiyle iş akdimiz sonlandırılmıştır. Ajans kadrosunun 30 kişiden 60 kişiye çıkarılmasından sonra Ajans kadrosuna atama suretiyle işe alımlar gerçekleştirilmeye başlanmıştır.
Başbakanlık Etik Kurulu, sitesinde yayınladığı kararıyla ‘savunma yapma hakkımı’ ihlal etmiştir.
Yazınızda gündeme getirdiğiniz iddialara açıklık getirdiğime olan inancım ile kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına göstereceğiniz
hassasiyete şimdiden teşekkür ederim. Saygılarımla. M. İlker AYCI”
GEREKSİZ KURUL!
İlker Bey’in mektubu çok önemli bir gerçeği ortaya çıkarıyor:
Başbakanlığa bağlı Etik Kurul, yine Başbakanlığa bağlı bu Ajans’ın Başkanı hakkında önemli suçlamalar içeren bir rapor hazırlamış ve internet sitesinde yayınlamış; ama...
Muhalif belediyelere yönelik en komik ihbarları bile önemseyip soruşturma açtıran, konuyu yargıya taşımakta sakınca görmeyen makamlar; bu ciddi suçlamalar için, “herhangi bir teftiş veya soruşturmaya” ihtiyaç duymamış!
Şimdi Başbakanlığa soruyorum: Madem Etik Kurul’unuzun hazırladığı raporlara itibar etmeyeceksiniz, o raporların gereğini yerine getirmeyip kendi bürokratınıza “dokundurmayacaksınız”; o zaman böyle bir Kurul‘a neden ihtiyaç duyuyorsunuz?
Neden onca müfettişe ve uzmana maaş ödüyorsunuz?
Dağıtıverin gitsin!
*****
1.750.000 çocuk!..
Üyelerinin tamamı öğretmen olan Aktif Eğitimciler Sendikası, fesih kararı almış. Çünkü iktidara yakın Eğitim-Bir-Sen‘e katılacakmış...
Gazeteler bu haberi, Aktif Eğitimciler Sendikası‘nın Fethullah Gülen cemaatine yakınlığıyla bilindiğinin altını çizerek, “Cemaatle iktidar arasındaki buzlar eridi” başlığıyla veriyor. Ve ne ilginçtir ki; bu sendikanın 35 bin öğretmen üyesinden biri bile çıkıp, “Ne cemaati kardeşim. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin öğretmeniyiz. Laik eğitimde cemaatleşme olmaz” demiyor.
Düşünün 35 bin öğretmen... Her biri ortalama 50 öğrenci okutsa; bu, 1 milyon 750 bin çocuğu cemaate teslim ettiğimiz anlamına gelir!
Hani her fırsatta ülkenin gittiği yeri soruyorsunuz ya...
Uzun uzun anlatmaya gerek var mı?
*****
GÜNÜN SORUSU
CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, Cilvegözü’ndeki patlamaya ilişkin görüntülerin kendilerine izlettirilmediğini, televizyonlara servis edilen görüntülerin ise montajlı olduğunu iddia etmiş... Sorum, soruşturmayı yürüten savcıya:
Bu işin doğrusu nedir?
*****
İlker Başbuğ’un çelişkisi!
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Başbakan’ın askerlerle ilgili söylem değişikliğine ve emekli Orgeneral Ergin Saygun’u ziyaret etmesine, “Gökyüzünden bir vahiy mi indi ki TSK şöyle oldu, böyle oldu” sözleriyle tepki göstermiş...
Haklı... Fakat; bundan yedi ay önce, yine tutuklu olduğu hâlde böyle düşünmüyordu.
Hatırlayın; Başbakan 5 Ağustos‘ta, “İlker paşamızla alakalı bir örgütün mensubuymuş gibi yaklaşımları kesinlikle çok çirkin buluyorum. Tutuksuz yargılanmasından yanayım. TSK mensubu kaçmaz” demişti.
İlker Başbuğ da 6 Ağustos‘ta bir açıklama yaparak, “Sayın Başbakan’a gerçekçi değerlendirmeleri için çok teşekkür ederim” demişti...
Yani...
Sayın Başbuğ, Başbakan kendisi hakkında iyi şeyler söyleyince teşekkür ediyor; kendisinden söz etmeyince, “Vahiy mi geldi?” diyor...
Ben ise onun, 6 Ağustos‘ta da “Vahiy mi geldi?” demesini beklerdim!
Vatan Mustafa Mutlu
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





