Tarih:
26.02.2013
Rektörümüze ve kahramanımıza sahip çıkıyoruz! (1)
Mustafa Mutlu, 'Fatih Hilmioğlu’nun tahliyesini, Emekli Üsteğmen Avukat Serdar Öztürk’ün ise tedavi olanaklarına kavuşturulmasını talep edin'...
Fatih Hilmioğlu, 1954’te Elbistan’da doğdu. 1972’de Ankara Cumhuriyet Lisesi’ni bitirdi. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi ve 1979 yılında mezun oldu.1980’de başladığı iç hastalıklar uzmanlık eğitimini Almanya Hoya Hastanesi’nde, Duisburg-Essen Üniversitesi’nde ve Hacettepe Üniversitesi’nde sürdürdü. 1986 yılında iç hastalıkları uzmanı, 1991’de doçent, 1997’de iç hastalıkları profesörü oldu.
1996-1998 yılları arasında İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nin başhekimliğini yaptı.
30 Haziran 1998 tarihinde İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı’na, 31 Temmuz 2000 tarihinde İnönü Üniversitesi Rektörlüğü’ne getirildi. 2004’te aynı göreve tekrar atanan Hilmioğlu, bu görevi Ağustos 2008’e dek sürdürdü.
Başhekimlik, dekanlık ve rektörlük dönemlerinde İnönü Üniversitesi’ni özellikle organ nakli konusunda Türkiye’nin önde gelen merkezlerinden biri hâline getirdi.
13 Nisan 2009 tarihinde “Ergenekon” soruşturması kapsamında Prof. Dr. Mehmet Haberal, Prof. Dr. Ferit Bernay, Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran ve Prof. Dr. Erol Manisalı’nın da aralarında bulunduğu bazı bilim adamları ile birlikte gözaltına alındı. 17 Nisan 2009’da tutuklandı.
Tutukluyken yüz felci geçirdi ve siroz hastalığına yakalandı; bu hastalıkları sürerken bu kez kanser oldu.
Cezaevindeyken 22 yaşındaki oğlunu kaybetti. Hasta hasta cenazeye katıldı ama geceyi ailesiyle evinde geçirmesine, taziyeleri kabul etmesine bile izin verilmedi.
Bütün doktorlar Hilmioğlu’nun daha kapsamlı bir hastanede kontrol altında tutulması gerektiği görüşünde ama yargılandığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Hilmioğlu‘nu “sağlık sorunları nedeniyle tahliye etmek” yerine, ikide bir Adli Tıp’a göndererek zaman kaybetmesine neden oluyor...
‘Kahraman’ın direnişi...
Emekli Üsteğmen, Avukat Serdar Öztürk de Fatih Hilmioğlu gibi bir Ergenekon tutuklusu...
13 Ekim 1994’te Silopi kırsalında yapılan bir operasyonda kolunu, bacağını, gözünü kaybedip, malulen emekli oldu. Yılmadı, hukuk fakültesini bitirerek avukatlık yapmaya başladı.
Ergenekon kapsamında tutuklanan yakın silah arkadaşı Levent Göktaş’ın avukatlığını üstlendikten sonra tutuklanıp cezaevine konuldu.
Vücudunun yarısını zaten “vatana bağışlamıştı”, hâlen diğer yarısındaki şarapnel parçalarıyla yaşıyor...
Şimdi doktorlara göre bir de uyku apnesi hastalığına yakalandı. Ancak kalbinin kaç saniye durduğunun belirlenmesi ve ona göre bir tedavi programının hazırlanması için mutlaka “uyku testi”ne girmesi gerekiyor.
Serdar Üsteğmen önce bu tedaviye razı oldu ama Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nden kendisine önümüzdeki eylül ayı için randevu verilince vazgeçti.
Adalet Bakanlığı yazım üzerine devreye girdi ve testin hemen yapılabilmesini sağladı ancak bu kez de Serdar Üsteğmen tedaviyi reddediyor, “Benden daha acil durumda olan Fatih Hilmioğlu tahliye edilinceye kadar hiçbir tedaviyi kabul etmiyorum” diyor.
Risk büyük...
Elbette ağır hasta olan Hilmioğlu tahliye edilmeli... Hem de hemen!
Bunu, Sayın Hilmioğlu özgür kalana ve hak ettiği tedavi olanağına kavuşuncaya kadar bugünden itibaren her gün bıkmadan usanmadan yazacağıma söz veriyorum.
Ancak “uyku apnesi” de gerçekten riskli bir hastalık...
Yüksek tansiyon, gece terlemeleri ve sabah yorgun kalkmak gibi belirtileri var.
Vücut yeterli oksijen almadığı için sabah kalkınca tansiyon yüksek çıkıyor. Tansiyonun yükselmesi, beyin kanaması riskini yükseltiyor. Daha da önemlisi, ana atardamar aortta yüksek tansiyondan dolayı genişleme oluyor...
Sonuç, damarın patlaması ve kesin ölüm!
Bunu ben söylemiyorum; aynı hastalığa yakalanan ve girdiği “uyku testi”nde “yüzde 97 ölüm riski taşıdığı” belirlenen okurlarımdan Sayın Cezmi Güler söylüyor.
İnsanlık görevi!
Lütfen siz de bu insanlık dramına sessiz ve tepkisiz kalmayın: Unutmayın; kahraman Üsteğmen, rektör Fatih Hilmioğlu’nun sağlığı uğruna kendi canını tehlikeye atıyor...
Siz de Ergenekon davasının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’nı telefonla arayarak ya da mektup ve faks göndererek, iki hasta tutukludan Fatih Hilmioğlu’nun tahliyesini, Emekli Üsteğmen Avukat Serdar Öztürk’ün ise tedavi olanaklarına kavuşturulmasını talep edin...
Bu, kendisine “insanım” demeyi önemseyen herkesin görevi...
İletişim bilgileri
Mektup gönderecekler için adres: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, Adalet Sarayı, Çağlayan-İstanbul.
Telefon: 0212-375 75 75’ten dâhili 56850
Faks: 0212-375 78 59
*****
GÜNÜN SORUSU
Sorum geçtiğimiz hafta İmralı’ya giderek, teröristbaşı Abdullah Öcalan’la görüşen BDP’liler Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve Altan Tan’a:
Üç saat boyunca hangi dilde konuştunuz?
Mustafa Mutlu - Vatan
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





