Tarih:
15.07.2014
Saatiniz kaç Zafer Bey?
Mustafa Mutlu; Söyleyemiyorsan, kaç Zafer Bey! Kaçmayacaksan da çocuklarına söyle; edepleriyle otursunlar oturdukları yerde...
Vatandaşın ağzı torba değil ki büzesin... 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun sanıkları şimdilik yargıdan paçayı kurtarmışa benziyorlar ama vatandaş peşlerini bırakmıyor!İlk olay Başbakan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın başına geldi:
Bilal Erdoğan'ı 28 Mayıs günü Fatih Süleymaniye'deki bir lokantada yemek yiyen bir genç protesto etti. Üniversite öğrencisi olduğu belirtilen genç, Bilal Erdoğan aracına binmek üzereyken, "301 madencinin hesabı sorulacak" diye bağırdı.
***
İkinci olay 20 Haziran'da Bodrum'da yaşandı. İddialara göre bir grup İTÜ'lü öğrenci, tekne turuyla gittikleri bir koyda 17 Aralık soruşturmasının önemli ismi Reza Zarrab'la karşılaştı. Öğrenciler, "Hırsız var... Bu yatı hangi parayla aldın?" diye slogan atmaya başladı. Tur bitiminde iki öğrenci, Zarrab'ın korumaları olduğu ileri sürülen kişiler tarafından hem de Bodrum Kalesi'nin önünde öldüresiye dövüldü.
***
Üçüncü olay ise aynı davada adı geçen ve Reza Zarrab'dan 700 bin TL'lik rüşvet saat aldığı iddiasıyla uzun süre gündemde kalan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın başına geldi.
Ankara Çayyolu'ndaki lüks bir restorana ailesiyle birlikte giden Çağlayan'a aynı yerde yemek yiyen gençler tarafından, "Zafer Bey saatiniz kaç?" sorusu soruldu.
Gençler daha sonra gülmeye başlayınca Zafer Çağlayan'ın çocukları, saat soran gençlerin üzerine yürüdü. Ancak olayın büyümesi, çevredeki vatandaşların araya girmesiyle önlendi.
***
Eeeee; böyledir bu işler:
Soruşturma açan savcıları analarından doğduklarına pişman eder, polis şefleriyle birlikte sürgüne gönderirsiniz...
Çocuklarınızı savcıya ifade vermeye göndermez; savcıyı değiştirir ondan sonra gönderirsiniz...
Yasaları değiştirip işlediğiniz suçu, suç olmaktan çıkarırsınız...
Kimseler duymasın diye You Tube'u, Twitter'ı yasaklarsınız...
Hatta Meclis Başkanı'nı bile kafakola alıp Yüce Divan'a gidebilecek yolun açılmasını geciktirebilirsiniz...
Ama... Vatandaşı susturamazsınız arkadaş!
Eline kelepçe, ayağına pranga vursanız bile konuşmasını engelleyemezsiniz!
Çünkü cüzdanla köşeye sıkıştırılan yargıçlara, savcılara benzemez vatandaşın vicdanlı yüreği...
Biri sussa... İkisi kabullense... Üçü görmezden gelse...
Bini seni gördüğü yerde avaz avaz bağırmaya başlar:
"301 madencinin hesabı sorulacak!"
"2 milyon yolla Süleyman Bey!"
"Hırsız var!"
"Bu yatı hangi parayla aldın?"
"Zafer Bey saatiniz kaç?"
***
Susma, söyle Zafer Bey, saatin kaç?
Söyleyemiyorsan, kaç Zafer Bey!
Kaçmayacaksan da çocuklarına söyle; edepleriyle otursunlar oturdukları yerde...
Çünkü sana ve arkadaşlarına bu soruları soran vatandaş, haklı Zafer Bey!
YİNE PEŞKEŞ!
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Marmara Üniversitesi'nin Maltepe'ye taşınacağını ve Nişantaşı, Validebağ, Halkalı, Bahçelievler gibi semtlerdeki arazilerinin satılacağını, bunun da TOKİ eliyle yapılacağını doğrulamış...
Böylece 14 yerleşkedeki toplam 2.5 milyon metrekare arazinin TOKİ eliyle satılacağı kesinlik kazanmış...
Bu, şu demek:
Tamamı kentin en değerli arazilerinin olduğu semtlerde yer alan okullar, yurtlar, hastaneler, yandaş müteahhitlere "gökdelen" arazisi olarak tahsis edilecek...
Bu arada elbette bu "bal"ı tutan birileri de parmaklarını yalayacak!
Sözüm onlara:
Boğazınızda kalır inşallah...
GÜNÜN SORUSU
Bir Dünya Kupası daha sona erdi... Sorum dünya çapındaki bilim ve sanat insanlarımızdan katlarca fazla para kazanan futbolculara ve Fatih Terim'e:
İki yıl sonraki Avrupa, dört yıl sonraki dünya şampiyonalarında Türk Milli Takımı'nı seyrebilecek miyiz; yoksa yine kendimize diğer ülkelerden takım mı beğeneceğiz?
MÜSTEŞAR BEY'İN MASALI!
Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek, suçu Cemaatçi yargıçlara ve polislere atarak, dört yılda Meclis Başkanı, milletvekili, bakan, işadamı, gazeteci ve subaylar dahil 866 bin kişinin telefonlarının dinlendiğini açıklamış... İsyanım kendisine:
Bu dört yılda bu dinlemelerden hiç mi haberiniz olmadı?
Haberiniz olduysa ve bu dinlemeler bilginiz dahilinde yapıldıysa; o zaman Bakanlığınız da suçlu değil mi?
Yok, "Bakanlığımızın hiç haberi olmadı" diyorsanız, o zaman da adama sormazlar mı, "Siz orada bostan korkuluğu musunuz?" diye...
***
Hadi Kenan Bey; söyleyin:
Bu dinlemelerden haberiniz var mıydı, yok muydu?
Bu dinleme emrini kim ya da kimler verdi?
Dinlemeyi kim, nasıl gerçekleştirdi?
Tek, tek kimler dinlendi? İsim listesini ne zaman açıklayacaksınız?
Yapılan dinlemeler sonucunda elde edilen bilgiler kimlere servis edildi?
O kayıtlar şu anda kimlerin elinde?
Bu soruların yanıtını verin Müsteşar Bey...
Veremiyorsanız da masal okumayın!
GÜNÜN İSYANI
İsyanım, dayatmacı bir siyasetçinin dayatmasını, gece gündüz dayatmaya başlayan tüm eş dost dayatmacılara:
Erdoğan'ın karşısında 12 yıldır bunun onda biri kadar dayatmacı olabilseydiniz; ülke bu hale gelmezdi!
Mustafa Mutlu - Aydınlık
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





