Alevi örgutleri ve Eğitim Sen'in düzenledigi laik, bilimsel eğitim mitingi icin Kartal'da binlerce yurttas bir araya geldi.
Alevi örgutleri ve Eğitim Sen'in düzenledigi 'Laik ve bilimsel eğitim mitingi' için Kartal'da binlerce yurttas bir araya geldi.
Haziran Hareketi, Halkevleri, HDP, TKP ile CHP'li vekillerin de destek verdiği miting için 2 noktadan Kartal Meydan'ına yürüyüşe geçen gruplar "gerici eğitime hayır" sloganı ve 'bilimsel eğitim haktır", "ideolojik değil ilerici eğitim", "gelecek kinle değil bilimle kurulur" dövizleriyle alana giriş yaptı.
Mitingi düzenleyen Alevi örgütleri ve Eğitim-Sen temsilcilerinin selamlamasının ardından Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ve Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız söz aldı.
Konuşmaların ardından kurumlar adına hazırlanan bildiriyi sanatçı Orhan Alkaya okudu.
Mitingde yapılan konuşmalar şöyle:
Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan: Artık yeter, çocuklarımızın hayatı AKP'nin yapboz tahtası değildir
"4+4+4 yasası geçtiğinden bu yana Eğitim-Sen olarak tüm çocuklar için eşit, bilimsel, anadilde eğitim için mücadele veriyoruz. Laiklik, özgürlük diyerek meydanlardaydık. Çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakma mücadelesi verdik, vermeye devam edeceğiz. Geçmişimiz olan TÖS'e TÖB-DER'e ödettirilen bedel şimdi bize ödettirilmek isteniyor. İhraç edilen, tutuklanan, açığa alınan, sürgün edilen arkadaşlarımız bu bedeli ödüyor. Eüitim hakkı elinden alınan öğrenciler, çocuklar, tüm memlekete bu bedeli ödüyor. 193 gündür işimize, emeğimize, geleceğimize sahip çıkma mücadelesi veren Nuriye ve Semih bu bedeli ödüyor. Biz öğretmenler, Eğitim-Sen'liler bizlere yaşattıkları onlarca bedele rağmen çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakma mücadelesine devam edeceğiz. Cihatın değil, bilimin, evrimin, felsefenin müfredatına sahip çıkacağız. Protokol adı altında okullarımıza giren cemaatlere karşı öğrencilerimize sahip çıkacağız. Okullarımıza mescit dayatanların karşısına sanatla, sporla, edebiyatla çıkacağız. Kindar nesil yaratma çağrısına karşı özgür bir nesil yaratmak için geleceğimize sahip çıkacağız.
MEB, 9 ay içinde müfredatın hazırlanması konusunda 3 kez karar değiştirdi. Ders kitapları basıldıktan sonra yine karar değiştirdi. Neyin müfredatını uyguluyorsunuz çocuklarımız üzerinde? 15 yıllık AKP iktidarı boyunca hiçbir öğrenci aynı eğitim sistemi ve aynı müfredatla mezun olamadı.
Cumhurbaşkanı 15 yıldır çocuklarımızın en güzel yıllarını çalan sınav sistemi için birdenbire "Ben TEOG istemiyorum" diyerek yeni kaygılar örüyor. Artık yeter, çocuklarımızın hayatı AKP'nin yapboz tahtası değildir.
Biz öğretmenler kindar nesil, yeni rejim inşasına karşı laikliğin, bilimsel eğitimin mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Ama bu kadar bütünlüklü bir saldırıya ancak velilerimizle, çocuğunun geleceğinden endişe duyan tüm yurttaşlarla birlikte göğüs gerebiliriz. Tüm yurttaşlarımızı okullarımıza, çocuklarımıza, geleceğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz."
ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız: Eğitimde adalet için nedensiz, fakatsız, demokratik laik cumhuriyet ekseninde birleşelim"Biz Aleviler bu toprakların kadim inançlarından birisiyiz. Bu memleketin her daim barış dili olduk, nefesi olduk, vicdanları olduk. Hoşgörünün kabesi olduk. Kimsenin inancına, kimliğine laf etmedik.
Devletlerin inançtan, ibadetten, dinlerden elini çekmesi gerekiyor. İnancın ve ibadetin özgür olması gerektiğini söylüyoruz. Devlet okulları her daim her inanca, her topluma eşit, açık bilim ve ilim yuvaları olmalıdır. Eğitim ve adalet için bugün bu alanlardayız. Biz Alevi kurumları AKP’nin Saray’ın her anlamda karanlığa götürdüğünü, ırkçı-faşist, tekçi bir rejim uyguladığını, hukukta, eğitimde adalet olmadığını defalarca dile getirdik.
Hep birlikte eğitimde adalet için nedensiz, fakatsız, demokratik laik cumhuriyet ekseninde birleşelim."
Orhan Alkaya'nın okuduğu bildiri şöyle:
"Dünyamızın, bölgemizin ve ülkemizin vahşi, sömürgeci, ırkçı uygulamalarıyla tüketilmeye çalışıldığı, yaşamımızın her alanın vahşi kapitalizmle rant ve hırsızlık ilişkisi içinde olan AKP iktidarı tarafından kuşatıldığı bir zulüm ve katliam sürecinden geçiyoruz. İnsanlığın ilk ayağa kalktığı, ilk ektiği, ilk biçtiği Ortadoğu coğrafyası insanlığın mezarlığına dönüştürüldü. Adına mezhep savaşları denen ama bizim adı konulmamış 3. Dünya Savaşı dediğimiz vekaletle yürütülen, Suriye coğrafyasını talan eden bu savaş çok can yaktı yakarken de hepimizi insanlığımızdan utandırdı.
Ülkemizde adına Büyük Ortadoğu Projesi denilen Türkiye'de başkan olmak yetmez deyip Ortadoğu'nun başkanı olmak isteyenler Türkiye'yi bu savaşın bir parçası haline getirdiler. Halkların rızasıyla başkan olamayanlar zulümle, zorla iktidarını sürdürmeye çalışıyorlar. Bunu yaparken de bizleri insanlık adına utanılacak katliamların tanığı yaptılar. Öyle şeylere şahit olduk ki tarif edecek kelimeler bulamadık. Suruç'da elinde tohum, çantasında oyuncak taşıyan çocuklar bombalandı, Ankara'da insanlığın en güzel türküsü olan barış bombalandı, şehirler yakıldı, cenazeler günlerce yerde, defnedilemeyen çocuk bedenler buzdolabında saklandı. Cumhurbaşkanının 'Allah'ın bir lütfu ' dediği 15 Temmuz kontrollü darbesi hepimizin hayatına OHAL olarak girdi. Halkların birlikte yaşama umudu ile kurduğu kurucu meclisi yok sayılıp tek adam rejiminin KHK'larla inşa edildiği bir isteme koşar adım gidildi. Yüz binlerce emekçi KHK'lar ile ihraç oldu. AKP hükümeti Kürt illerinde halkın iradesiyle seçilen belediyelere kayyım atamakla kalmayıp 6 milyon oyla seçilmiş milletvekilleri ve belediye eş başkanları hatta parti eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ı tutuklattı. Havuzun dışında kalan ne kadar basın yayın kuruluşu varsa kapatılıp mallarına el konuldu. Bu suça ortak olmayacağız diyen akademisyenler işlerinden atıldı. İşine geri dönmek için açlık grevi yapan eğitimci arkadaşlarımız Nuriye ve Semih tutuklandı. Gazeteciler, akademisyenler, sosyal medyadan eleştirenler kapalı cezaevine geriye kalan herkesi de yarı açık cezaevine dönüştürdüğü ülkemize hapsetti.
"Saraylar, kaleler yıkılır ama insanlık her zaman ayakta kalır"
AKP/devlet 15 yıllık siyasetiyle göstermiştir ki derya kumundan testi olmaz. Zulüm ile abad olunmaz. Her şey yağmalanabilir ama insanlığın hafızası yağmalanamaz. Kapılara mühür vurulabilir ama insanlık mühürlenemez, binalara kayyum atanabilir ama vicdanlara atanamaz ve insanlığın kadim tarihi bilir ki saraylar, kaleler yıkılır ama insanlık her zaman ayakta kalır. O nedenledir ki Anadolu'ya gelen Alevi erenleri "72 millete bir nazarla bakarak başlamıştır yola. Bu bakıştır Anadolu'da damlayı derya eden. Barışın, eşitliğin mayasını atan. Bu mayadır Nuh'un gemisini limana taşıyan. Bu mayadır adına hızır deyip bastığı her yeri yeşile boyayan. Bu mayadır bugün Ortadoğuda IŞID i bertaraf eden. Şimdi burada bu meydana toplananlar insanlığın binlerce yıldır taşıdığı mayaya kara sürmek isteyenlere hayır diyenlerdir. Adaletin yürüyüşünü vicdanın nöbetini tutanlardır. Dindar ve kindar değil barış ve sevgi dolu bir gençlik isteyenlerdir. Karanlığa karşı ışık olanlardır Kartal Meydanı'nı dolduranlar.
"Yeni dedikleri eğitim programı Osmanlı Sübyan Mekteplerinden şekillendirilmiş dinci, gerici bir oyundur"
Ve bu meydanı dolduranlar biliyor ki, yeni Osmanlı metotla uygulamaya koymak istediğiniz bu eğitim programı Diyanet İşleri Başkanlığının gözetiminde, eğitim bilimiyle hiçbir ilişkisi olmayan Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları tarafından yapılmıştır. Laiklik ve çoğulculuğu inkar eden, demokrasiyi ve cumhuriyeti AKP çiftliğine çeviren aklın eğitim programı, ilkokul çağındaki kız çocuklarına türban ve tesettür getirmenin adına yenilik diyor. Yeni dedikleri eğitim programı Osmanlı Sübyan Mekteplerinden, Yeniçeri ağası zihniyetiyle şekillendirilmiş dinci, gerici bir oyundur.
"Eğitim konusunda Milli Eğitim Bakanlığından daha etkin hale getirilen Diyanet İşleri Başkanlığı derhal kaldırılmalıdır"
Biz Aleviler, biz eğitim ve bilim emekçileri, zorunlu din dersi işkencesiyle uğraşırken programın tamamı zorunlu din dersi oldu. 12 Eylül anayasasındaki kırıntılarını bile topluma fazla gören 'reis başkan, tek tip eğitim müfredatı ile dindar ve kindar nesil yetiştirip, saltanatını daim kılmaya çalışıyor. Şu hakikat bilinmelidir ki; Biz Aleviler ve eğitim emekçileri, ırkçı, gerici, asimilasyoncu, şeriatçı, cihatçı bir eğitim sistemine izin vermeyeceğiz. Nice bedellerle kazanılmış evrensel haklarımız yok sayılıyor. Gerici zihniyet, evrim teorisini, felsefeyi, bilimi inkar edip, eğitimi bilimsellikten uzaklaştırılıyor. Eğitimin her kademesini paralı yapıp okullar birer ticarethaneye çeviriliyor. Hani anayasada "Eğitim devlet okullarında, parasızdı?" Kendi anayasasını ihlal eden hükümetten demokrasi beklemek ham hayaldir. AKP'nin yeni dediği eğitim programı toplumun geleceğine vurulan bir darbedir. Toplumun her kesimi bu programa karşı durmalıdır. Tek tip eğitim ile farklılıklarımız ve kültürel inançsal, etnik değerlerimiz yok edilmek isteniyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ve onun fetvalarıyla hükümet edenler Alevi inancını kökten bitirmeyi amaçlıyor. Cemevlerimiz, kutsal mekanlarımız, kendi inancımızda ve dilimizde eğitim hakkımız, geçmişimizi ve tarihimizi bilme hakkımız gibi temel haklarımızı elimizden alıyor. Eğitim konusunda Milli Eğitim Bakanlığından daha etkin hale getirilen Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) derhal kaldırılmalıdır. DİB, demokrasinin ve laik cumhuriyetin bir gereği olamaz. DİB, toplumun dini, inançsal değerleri hakkında yorum yapacak bir sivil toplum örgütü değil, bir resmi devlet kurumudur. Devletin dini ve inancı yönettiği rejimin adı laiklik değil teokrasidir.
"Geleceğimiz olan çocukları sizin karanlığınıza teslim etmeyiz"
Bu meydan toplananlar biliyor ki eğitim sistemi ile hedeflenen toplum profilini çok yakında Ankara İncek mezarlığında gördüğümüz profildir. Nefesi kesilmiş bir cana bile düşmanlık eden, mezarlıklarında mafya babalarını, katilleri, hırsızları yatırıp 80 yaşındaki Hatun anneyi reddedenlerdir. Bu eğitim sistemi ile hedeflenenler sokakta kadınlara tekme atan, savaştan kaçıp ülkesine sığınan Suriye'li Emani'ye tecavüz ederek öldüren karakterler yaratmaktır.
Bizler tam da buna Hayır diyoruz. Çocuklarımıza yağmayı, talanı, cihadı, itaat etmeyi değil, barışı, kardeşliği, sevgiyi, saygıyı öğretin ki bir can daha mezarsız kalmasın. Öğretin ki inançlar, kimlikler, diller, kadınlar, özgür olsun. Öğretin ki bu ülke babaların evlatlarını gömdüğü bir ülke olmaktan kurtulsun. Öğretin ki bu coğrafya güller bahçesine dönsün.
Bugün çocuklarımız yarın geleceğimiz olan bu çocukları sizin karanlığınıza teslim etmeyiz. Bunun da yolunun tüm farklılıklarımızı yaşatacağımız ama hayırlarımızı tıpkı bu meydanda seslendirdiğimiz gibi güçlüce haykırmaktan, hep birlikte celladın yüzüne tükürmekten geçtiğini biliyoruz. Bu nedenle çağrımızdır; Birlik güçtür, birlik erdemdir, birlik gelecektir. Bundan olacak ki yüzlerce yıl öncesinden pirlerimiz "Gelin canlar bir olalım" demişlerdir.
Biz Aleviler ve emekçiler;
-AKP'nin yeni dediği eğitim programının iptal edilmesini, demokratik katılım ve bilimsel yöntemle yeni Laik, demokratik, bilimsel, parasız ve anadilde eğitimi hak olarak kabul eden bir eğitim programı istiyoruz.
-12 Eylül anayasasının yürürlükten kaldırılarak, çoğulcu ve katılımcı bir yöntemle yeni ve demokratik bir anayasa yapılmasını istiyoruz.
-Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılarak devletin inançları yönettiği değil, hizmet ettiği, eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğünün esas alındığı bir düzenleme istiyoruz.
-Biz Aleviler cemevlerimizi hakkın ve hakikatın mekanı olarak biliyoruz. Her türlü engelleme ve saldırıya rağmen cemevlerimizde yolumuzu, erkanımızı yaşamaya, yaşatmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda inanç grupları için eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü için mücadele ediyoruz.
-Koçgiri, Dersim, Ortaca, Kırıkhan, Elbistan, Hekimhan, Malatya, 4 Eylül 1978 Sivas, Maraş, Çorum, Madımak, Gazi, Ümraniye, Gezi katliamları hakkındaki dosya, arşiv, yargılama gibi belgelerin açılarak gerekli süreçlerin yeniden işletilmesini istiyoruz."
Bildirinin okunmasının ardından sanatçılardan oluşan koro türküler söyledi. Konserin ardından miting sona erdi.
Özlem Çoban