Muharrem İnce Diyarbakır'da: Türklerin kaygılarını gidereceğiz, Kürtleri onore edeceğiz

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce Diyarbakır'da İstasyon Meydanı'nda halka seslendi.
Muharrem İnce'nin açıklamları şöyle:
"Ben Yalova'da liseye giderken Ahmed Arif'in Hasretinden prangalar eskittim kitabını 15 yaşında ezberlemiştim. Bir Diyarbakırlının şiirini 40 yıl sonra Diyarbakırlılara cumhurbaşkanı adayı olarak okuyorum.
Sizi kandırmaya ya da baldıran şerbeti içmeye gelmedim, ramazan şerbeti içmeye geldim. Türkiye'nin çok büyük sorunları var. Gençlerin yüzde 20'si işsiz. Türkiye kuşatılmış durumda. Türkiye'yi yönetenler Ankara'dan yönetmiyor, Brüksel'den, Washington'dan yönetiyor.
Başından beri öneriyorum. 3 B... Barışacağız. Büyüeceğiz. Üretim ekonomisine geçeceğiz, fabrikalar açacağız. Kıraathanelerde olmaz. Gittin çay beleş kek beleş, akşam evine gittin yemek ne olacak? Tarıma dayalı sanayi geliştireceğiz, meralarımızı atıl olmaktan kurtaracağız.
Benim derdim gençler. Sanayimizin yüzde 25'i atıl. Onu işlevsel hale getireceğiz. Zenginleşeceğiz, sonra adil bölüşeceğiz. Bu kardeşiniz ilkeli bir siyasetçidir. Zaman zaman kendi partisiyle de ters düşmüştür. 4 Mayıs'ta cumhurbaşkanı adayı oldum, altı oku çıkardım sadece CHP'lilerin değil 81 milyonun cumhurbaşkanı olacağım. Türk bayrağı taktım. Sonra Sayın Akşener'e gittim, başarılar diledim. Sonra Sayın Karamollaoğlu'na gittim, sonra Sayın Demirtaş'a gittim, başarılar diledim. Sayın Erdoğan'a gittim. Amacım 81 milyonu bir şemsiye altında toplamak. 4 adayı da ziyaret ettikten sonra Hakkari'ye gittim, miting yaptım. Orada 'Sayın Akşener'in, Karamollaoğlu'nun, Demirtaş'ın, Erdoğan'ın selamı var, dedim.
Erdoğan bunu almış, sadece Sayın Demirtaş'ın olduğu kısmı almış. Millete yalan söylemiyorum, her şeyi gözünüzün önünde yapıyorum. Erdoğan seni bile ziyaret ettim.
Bu yola çıkarken kendi kendime 'bir yola çıktın, bu milleti barıştır, yapamayacağın sözleri verme' dedim. Dokunulmazlık konusu geldi gündeme. Benim mensubu olduğum parti kaldırılmasına 'evet diyeceğiz' dedi. Ben yanlış yapıyorsunuz, dedim. Ben hayır oyu vereceğim, dedim. Bugün olsa yine aynısını yaparım. Siyaseti ilkeli yapacağız, kimseye yaranmak gibi bir derdim yok. Derdim 81 milyonun mutlu olması.
Kürt sorununu nasıl çözeceğiz? Kürtler onore edilmek istiyor, Türklerin kaygıları var. Türklerin kaygılarını gidereceğiz, Kürtleri onore edeceğiz. Gizli kapaklı görüşme yok, çözüm yeri TBMM. Cumhurbaşkanı olduğumda TRT'nin kanallarından birini bu işe ayıracağım. Zaten bir işe yaradığı yok, bir işe yarar. Herkes gelecek, tartışacak. Dil meselesini tartışacak.
İçinizde muhafazakarlar var, solcular var, anlaşamadığınız yerler de var. Anlaştığınız yer dil meselesi. Anlaştığınız yerlere beni de yazın, ben de oradayım. Sorunu çözmek mi oy mu istiyoruz? Oy değil sorunu çözmek istiyorum. Din eğitimi nasıl olacak? Muhafazakarlar var. Bana '2 saat din dersi yetmez. Kelam, fıkıh, siyer dersi istiyoruz' diyor. Hay hay olur. Kaç saat istiyorsa vereceğiz. Diğeri de 'ben zorunlu olanı da almak istemiyorum' diyor. Sen de alma. 40 senedir bunu tartışıyor Türkiye. Çözümü bu, isteyen istediği kadar seçmeli din dersi, istemeyene yok. Devletin dindar ve kindar nesil yetiştirmek gibi bir görevi yok. Dindar nesil yetiştirmek ailenin bileceği iş. Kindar nesil yok. Ben sizin çocuklarınıza matematik, kuantum, endüstri 4.0 öğretmek istiyorum.
Dil meselesine gelince, çocuklarımıza 3 dil öğreteceğiz. 6 bin dil var dünyada. 2 bin dili kullanılıyor. Demek ki 1 dil insanlığın mirası korumak lazım. Önce çocuklarımıza resmi dilimiz Türkçe'yi öğreteceğiz. Anasıyla babasıyla evinde konuştuğu dil var. Kürçe ise Tükçe, Arapça ise Arapça hangisiyse onu öğreteceğiz. Yetmez, dünya vatandaşı yapacağız. Çocuklarımıza İngilizce, Fransızca, italyanca, Rusça öğreteceğiz.
Erdoğan diyor ki yerli otomobil yapacağız, diyor. O kaportasına ben beynine talip.
Dün 'Bana bak Muharrem' diyor. Bu üsluba cevap vermek istemiyorum ama arkadaşlar cevap ver, dedi. Vereyim, sana baktım Recep, söyle. Her kuşun eti yenmez, dedim. Sayın Erdoğan Bursa'da 15.00'de konuşacaktın, kalabalık toplayamadın 18.00'e aldın. Şimdi etraf illerden adam topluyorsun.
Gel senle bir TV'ye çıkalım.
Kürt sorun bir demokratik, ekonomik, kültürel bir sorundur ama en çok da siyasi ahlak sorunudur. Diyarbakır'da ne konuşuyorsam Edirne'de onu konuşacağım. Bazen siz de kızacaksınız belki bana.
Bu 34. günüm, 84. mitingim. Çiftçiye mazot 3 lira, emekliye maaş en az 1500 lira, asgari ücret 2200 lira olacak, gençleri tarikat yurtlarına muhtaç etmeyeceğiz, dedim. MB başkanı bağımsız olacak, dedim. Bütün bunları söylerken Erdoğan da 3 proje söyledi. 1- kıraathane, 2- stadyum, 3- park dedi. Sen belediye başkanı mısın, cumhurbaşkanı mısın? Kıraathaneye iskambil filan yok, diyor. Millet sana mı soracak. Kekler bedava, diyor. Kek ustasıymış. Bedava kek yemek isteyen Erdoğan'a, iş aş isteyen bana oy versin.
Erdoğan'la benim aramdaki fark ne? Erdoğan kilosu 4500 liraya beyaz çay içiyor bense sizin bildiğiniz siyah çay içiyorum. Erdoğan 7 yıldızlı sarayında iftar yapıyor ben yeryüzü sofralarında. Erdoğan beyaz Türk, ben zenciyim. Ankara'da saaryı var, yetmedi, 5 saray İstanbul'da var. Marmaris'e de yazlık saray yaptırıyor. Cumhurbaşkanı olduğumda o yazlık sarayı engelli çocuklara vereceğim.
Elektriği açtın anında 5 çeşit vergi ödüyorsun, musluğu açtın 4 çeşit vergi, telefonu alırken 3 çeşit, şarja taktığında 5 çeşit vergi veriyorsun.
Erdoğan'ın döneminde yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar, yalanlar var mı, alın size rabia.
Erdoğan 2002'de başlarken halk çocuğuydu artık saraylı oldu. O artık bizden değil. Yediğin, giydiğin yerli değil. İnek, saman yerli değil ayran da milli değil.
Erdoğan bay Muharrem, bay Muharrem deme, millet sana bay bay Erdoğan der, görürsün."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












