Muharrem İnce'den 'seçim iptali' uyarısı: Bu durum 'biz Türkiye’de meşru siyaseti bitiriyoruz' demektir

Muharrem İnce, "İstanbul seçimlerini iptal etmeyi kafalarına koyanlar, olayı sadece Türkiye’nin bugününü değil geleceğini de etkileyen bir noktaya getirdiğinizi fark ediniz. İstanbul Belediye Başkanlığını Ekrem İmamoğlu’na vermemek 'biz Türkiye’de meşru siyaseti bitiriyoruz' demektir" dedi....
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP’nin adayı olan Muharrem İnce, 31 Mart yerel seçimlerinin İstanbul sonuçlarına ilişkin açıklama yaptı. İnce, iktidarın seçimi iptal ettirmek istediğine dikkat çekerek, "Sizleri, demokrasinin kurullarına uymaya, aklınızdakilerden vazgeçmeye, ülkemizin bugünü ve yarını için sorumluluğa çağırıyorum. Ne düşünüyorsanız düşünün ama bilin ki hepimiz buradayız. Çünkü burası 82 milyonun, bizlerin, sizlerin, çocuklarımızın, ilelebet vatanıdır. Ya bu ülkede demokrasi ve onun kurallarıyla, değerleriyle, hukukun kurallarıyla birlikte yaşarız. Ya da büyük küçük bedel ödemeye devam ederiz" dedi.
Muharrem İnce’nin açıklaması şöyle:
"İstanbul seçimlerinin sonuçlarıyla ilgili daha ilk günden takınılan tavrın bir hak arama mücadelesi olmadığı belliydi. Bunun böyle olmadığını kanıtlayan epeyce işaret bulunmaktaydı. Aradan geçen zaman bu düşüncemizi doğrulamakla kalmadı, sürdürülmekte olan tavrın Türkiye demokrasinin, kırıntı düzeyindeki hukukunun, kurumsal yapılarının tümünü anlamsız hale getiren bir yola doğru girdiğini göstermektedir. Özellikle, geçersiz oyların sayımından sonuç alınmadıktan sonra tüm oyların yeniden sayımının gündeme getirilmesi gösteriyor ki perde arkasındaki yönlendirici düşüncenin sonuç ne olursa olsun İstanbul Belediyesini seçimi kazanan CHP adayı Ekrem İmamoğlu’na vermemek olduğu iyice belirgin hale gelmektedir.
Başlangıçta söylenti, provokatif düşünce olarak gördüğümüz sözler, eylemler, yapılan haberler yaşananlarla iyice örtüşür hale gelmiştir. Bu da bu düşüncenin başından itibaren Erdoğan ve etrafındakilerin bilinçli bir tutumu, tercihi olduğunu bize düşündürmektedir.
Yaşamakta olduğumuz durum yeni bir durumdur. Türkiye’de çok farklı koşullarda seçimler yapıldı. Ancak sandıktan çıkan sonucun kabul edilmediği, bunun böyle olmadığı yalanı etrafında bütün devlet kurumlarının organize edildiği, vatandaş ile devletin karşı karşıya getirildiği bir durum olmamıştır. Bugün artık YSK, bir yargı kurumu değil, seçimlerde herkesin koşulsuz güveneceği bir kurum olmaktan çıkıp “çay bahçesi heyeti” olduğunu eksiksiz kanıtlamış durumdadır.
Türkiye büyük bir ekonomik krizden geçmektedir. Yaşamakta olduğumuz krizin temel nedeni, üretmeyen bir ülke iken borçla kalkınmayı tercih etmiş olmamızdır. Bu durumun bir benzerini tarihimizde Osmanlı Devletinin son yıllarında görmekteyiz. Üretmeyen ama borç alan bir ülke olarak 600 yıllık bir devlet Duyunu Umumiye’nin kurulduğu, kendi halkının vergisini yabancıların doğrudan toplandığı, yine aynı yabancıların yeni vergiler koyabildiği bir duruma düşmüştür. Böylesi durumlarda, tarihin bizim gibi ülkelerin önüne koyduğu ilke, “borç alan emir alır” ilkesidir. Türkiye ekonomisi gelinen noktada tam da bu durumdadır.
24 Haziran'dan bu yana ekonomik krizin yönetilmesinde bütün uyarılara rağmen bir dizi hatalar yapıldı. Sorunun çözümü için içeride ve dışarıda yapılmaması gerekenler yapıldı. Oysa güven, ekonominin temel dayanağıdır. Olmazsa olmazıdır. Durum böyleyken buna bir de seçim sonuçlarının tanınmadığı, seçim hukukunun olmadığı bir ülke imajı eklendiğinde, İstanbul seçimleri kısa zamanda bir belediye seçimi olmaktan çıkacaktır. Zaten şu haliyle bile çıkmış durumdadır.
İstanbul seçimlerini iptal etmeyi kafalarına koyan ve bunun için zemin yaratmayanlara çalışanlar, olayı sadece Türkiye’nin bugününü değil geleceğini de etkileyen bir noktaya getirdiğinizi fark ediniz. Eğer bunu bilinçli olarak yapıyorsanız bunu da aynı kararlılıkla açıklayınız. Çünkü süreç, 2 ileri bir geri mantığıyla sürdürülemeyecek durumdadır. Biliniz ki bu aşamadan sonra İstanbul Belediye Başkanlığını Ekrem İmamoğlu’na vermemek 'biz Türkiye’de meşru siyaseti bitiriyoruz' demektir.
Sizleri, demokrasinin kurullarına uymaya, aklınızdakilerden vazgeçmeye, ülkemizin bugünü ve yarını için sorumluluğa çağırıyorum. Ne düşünüyorsanız düşünün ama bilin ki hepimiz buradayız. Çünkü burası 82 milyonun, bizlerin, sizlerin, çocuklarımızın, ilelebet vatanıdır.
Ya bu ülkede demokrasi ve onun kurallarıyla, değerleriyle, hukukun kurallarıyla birlikte yaşarız. Ya da büyük küçük bedel ödemeye devam ederiz."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












