loading
close
SON DAKİKALAR

Taksim Dayanışması: Gezi Direnişi'ni suçla, terörle, darbeyle, kalkışmayla anılan bir eyleme dönüştürmenize asla izin vermeyeceğiz

Taksim Dayanışması: Gezi Direnişi'ni suçla, terörle, darbeyle, kalkışmayla anılan bir eyleme dönüştürmenize asla izin vermeyeceğiz
Tarih: 24.06.2019 - 12:15
Kategori: Gündem

Taksim Dayanışması, bugün Silivri'de ilk duruşması görülen Gezi davası öncesi açıklama yaptı.

Taksim Dayanışması'nın açıklamasında, "Tarihsel gerçekliği çarpıtma gayretiyle; tarafsızlığı çoktan tartışmalı hale gelmiş kurum ve kişilerin sipariş senaryolarıyla, ilk günkü gibi arkasında olduğumuz demokratik hak ve taleplerimizin kirletilmesine, bu ülkenin özgürlük umudu Gezi'nin kirletilmesine, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam için direnen milyonların kirletilmesine, Abdocan'ın, Mehmet'in, Ethem'in, Medeni'nin, Hasan Ferit'in, Ali İsmail'in, Ahmet'in ve Berkin'in düşlerinin kirletilmesine izin vermeyeceğiz" denildi.

Taksim Daynışması'nın davanın görüldüğü Silivri Cezaevi önünde yaptığı açıklama şöyle:

"Bugün, 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülecek duruşmada, hiçbir somut delile dayannıayan, tamamen komplo teorilerinden ilhamla yazılmış akıldışı bir iddianameyle Gezi'nin tarihi yeniden yazılmak isteniyor. Bugün, ülkemizin toplum, kent ve demokrasi tarihinin en parlak ve onurlu sayfalarından biri olan Gezi Direnişi, hukuka ve gerçeğe aykırı bir iddianaıneyle yargılanmak isteniyor.
Anayasal bir zeminde, meşru olarak gerçekleştiği daha önce verilen yargı kararlarıyla tescil edilen Gezi Direnişi, mesnetsiz ithamlarla karalanmak isteniyor
Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği çarpıtılmak isteniyor. Taksim Dayanışması olarak daha önce de son derece açık ve net bir şekilde ifade ettiğimizi bugün Silivri'de bir kez daha ifade ediyoruz: Geziyi lekelemeye yönelik beyhude çabalarınızı reddediyoruz! Gezi Direnişi'ni suçla, terörle, darbeyle, kalkışmayla anılan bir eyleme dönüştürmenize asla izin vermeyeceğiz. Tarihsel gerçekliği çarpıtma gayretiyle; tarafsızlığı çoktan tartışmalı hale gelmiş kurum ve kişilerin sipariş senaryolarıyla, ilk günkü gibi arkasında olduğumuz demokratik hak ve taleplerimizin kirletilmesine, bu ülkenin özgürlük umudu Gezi'nin kirletilmesine, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam için direnen milyonların kirletilmesine, Abdocan'ın, Mehmet'in, Ethem'in, Medeni'nin, Hasan Ferit'in, Ali İsmail'in, Ahmet'in ve Berkin'in düşlerinin kirletilmesine izin vermeyeceğiz.
Çünkü Gezi'yi biz yaşadık, biliyoruz!
Tıpkı ülkemizde yargının siyasal iktidarın bekasını korumakla görevli bir birime dönüştüğünü bildiğimiz gibi... Barış talep eden akademisyenlerin terör faaliyeti kapsamında yargılanıp cezalandırılmaları; mesleki ve anayasal görevlerini icra eden avukatların seslerini kısmak için akıl almaz suçlamalarla hapsedilmeleri; gerçeğin peşine düşen gazetecilerin delilsiz, mesnetsiz iddialarla terörist ilan edilmeleri, birkaç oy daha fazla almak için hukukun, adaletin, demokrasinin ve hatta vicdanların ayaklar altına alınması, siyasal iktidarın muhalif fikirlere ve seslere karşı düşmanlığından ve yürüttüğü yanlış politikaların toplum nezdinde yarattığı derin rahatsızlığın farkında olmasından kaynaklanmaktadır. Tam da bu nedenledir ki, Gezi sürecine dair asıl hesap vermesi gerekenler, bu iddianamede davacı ve mağdur sıfatlarıyla yer almaktadırlar. Onlarca arkadaşımızın ölümüne, onlarcasının gözlerini kaybetmesine, binlercesinin yaralanmasına sebep olan akıl almaz polis şiddetinin emirlerini verenler, bu şiddeti uygulayanları koruyup kollayanlar, kendi yurttaşlarının yurdun dört bir yanından barışçıl eylemlerle haykırdıkları haklı ve meşru taleplerine kulak vermek yerine; devletin adalet mekanizmasını, bu demokratik talepleri bastırmak ve toplumun bir kesiminden düşman yaratmak için kullanmak isteyenler yargılanmalıdır.

Oysa bugün, Taksim Dayanışması'ndan kent, demokrasi ve hukuk emekçisi arkadaşlarımız Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay'ın da aralarında yer aldığı 16 kişi şahsında, ülkemizin 80 kentinde katılarak anayasal haklarını kullanan, demokrasiye güç vermiş milyonlarca yurttaşımız yargılanmak isteniyor.

Tekrar ediyoruz: Gezi Direnişi'ni suçla, terörle, darbeyle, kalkışmayla anılan bir eyleme dönüştürülmesine asla vermeyeceğiz!
 
Bu akıl ve hukuk dışı iddianame derhal geri çekilmeli. kurgu ithamlarla yargılanmak istenen 16 kişi hakkındaki iddialar düşürülmeli, iddianamede görüldüğü üzere somut hiçbir delil olmadığı halde tutuklulukları devam eden Mehmet Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu serbest bıralkılmalıdır.

Taksim Dayanışması'ndan suç örgütü çıkarmaya çalışarak kendi hukuksuzluklarının üzerini örtmeye çalışanlara açıklıkla ve bir kez daha sesleniyoruz: Bu çabanız, hukuksal olarak dayanaksız olduğu gibi tarihsel olarak da anlamsızdır. Zira dünyanın yargıladığı yolsuzluk, hırsızlık, talan ve polis şiddetinin sorumlularını yargılamamak için her türlü hile ve hukuksuzluğa başvurarak tarihe ve insanlığa karşı suç işlemeye devam edilirken; Kent yağması ve talanına, insanları bunaltan baskıcı-otoriter yönetim anlayışına karşı somut ve haklı talepleri; 'parkım'ı yıkma, özel hayatıma karışma, kentimi yağmalama, çok bağırma, sesimi duy, saygı göster ve taleplerimizi karşıla' haykırışı yargılanamaz! Ülkemiz demokrasi tarihinde, ortadan kaldırılamayacak bir iz bırakan; gençlerin yaratıcı zekası, annelerin kucaklayan şefkati, işçilerin emekten gelen gücü, kadınların gür sesi, LGBTİ bireylerin 'biz varız çığlık', yaşlıların yeniden canlanan hayat enerjisi yargılanamaz!
Dayanışma, paylaşma, emek, yargılanamaz! 

Gençlerin enerjisinin, öfkesinin, coşkusunun yansıdığı konserler, tiyatrolar, şenlikler; demokrasinin işletildiği forumlar, cinsiyetçiliği reddeden söylemler, Yeryüzü sofralan, penguene alternatif medya kanalları, kadınların, gençlerin, işçilerin, yoksulların, ötekileştirilenlerin taşıdığı meşaleler, yargılanamaz!

Gezi, yargılanamaz!

Taksim Dayanışması olarak; 2012 yılının şubat ayında ilk toplantımızı yaptığımız andaki taleplerimizin de, Gezi Parkı'ndaki ağaçların kesildiği ve çadırlarımızın yakıldığı günlerdeki tepkimizin de, gencecik çocuklarımıza kıyan polis şiddetinden hesap soran tutumumuzun da, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam için direnen milyonların taleplerinin de kararlılıkla arkasında durmaya devam edeceğiz.
Çünkü biliyor ve inanıyoruz ki, Karanlık Gider, Gezi kalır! Gezi umuttur, Umut yargılanamaz!"

Kaynak : www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları