Taksim Dayanışması: Gezi'yi sonuna kadar savunmak borcumuzdur

Taksim Dayanışması, Gezi Davası sürecine ilişkin bilgileri paylaşmak için bir basın toplantısı düzenledi.
Osman Kavala'nın tutuklu bulunduğu, 16 kişinin yargılandığı Gezi Davası'nın 5. duruşması 28 Ocak'ta görülmüştü. 5. duruşmanın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Gezi davasında esas hakkındaki görüşünü mahkemeye sunmuş, savcılık, davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala ile Yiğit Aksakoğlu ve Mücella Yapıcı'nın ağırlaştırılmış müebbet hapsini istemişti.
Taksim Dayanışması, 18 Şubat'ta görülecek 6. duruşma öncesi bir basın toplantısıyla dava sürecine ilişkin bilgileri paylaştı.
Toplantı, TMMOB Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi Karaköy Binasında gerçekleşti. Toplantıda basın metnini Mücella Yapıcı okudu.
Yapıcı'nın okuduğu basın metni şöyle:
"Bu ülkede kurgu davalarla defalarca karşılaştık. Herkes gerçeği biliyordu, yargı ise kararlarıyla şaşırtıyordu. Aklımız, mantığımız, izanımız defalarca sınandı. Zamanında bu davaları haklı bulanlar, yıllar sonra çıkıp 'kandırıldık' dediler. Üstelik bunu, bir mensubu olmadıkları yargı adına söylediler. Bu kandırılma, uydurulmuş delillerle, tanıklarla ve kurguyla sanık sandalyesine oturtulanların yaşam haklarının ihlaline sebep oldu.
Şimdi aynı senaryoyu yeniden yaşıyoruz. Akıl sağlığı yerinde olmayan bir tanığın, nereden geldiği belli olmayan ve tehdit de sayılamayacak olan bir adet gaz maskesinin, bir masanın, iki sandalyenin etrafında dönen yüzlerce sayfalık bir iddianameyle Gezi yargılanıyor. İddianamede geçen isimler nezdinde, demokratik haklarını kullanmak için sokağa çıkan milyonlarca insan yargılanıyor.
Gezi'nin ne olduğunu binlerce kez anlattık. Gerekirse milyonlarca kez daha anlatırız. Gezi, bu memleketin eşitlik, özgürlük ve adalet umududur.
Gezi bir kalkışma, bir darbe girişimi gibi değerlendirilemez, aynı cümle içinde bile anılamaz. Çünkü "Gezi, her bir yurttaşın tamamen kendi iradesiyle, kendi itirazını alıp geldiği, sözünü söyleyebildiği, taleplerini sıralayabildiği, kendi haklarını savunduğu, eşitlikçi, özgürlükçü ve paylaşımcı bir şenliktir. Baskıdan, yalandan, adaletsizlikten, liyakatsizlikten, hak ihlallerinden bunalmış insanların sözünü söyleme şeklidir.
Halkın itiraz hakkı demokrasinin bir parçasıdır, demokrasi bir bütündür ve bölünemez. Gezi Davası'nda yargılananların 'yapmadım, etmedim, görmedim, duymadım' demesini kimse beklemesin. Gezi Direnişi'nin faili addedilseler de Gezi'nin öznesidirler. Gezi'nin tanığı da milyonlarca yurttaştır. Bu iddianame sadece yargılananlara değil, Gezi'de yer alan, sözünü sakınmayan, kendi kaderine sahip çıkan milyonlarca insanın aklına ve iradesine de saygısızlıktır.
Gezi Davası, Ali İsmail Korkmaz'a son tekmeyi atan polis Mevlüt Saldoğan'ın mağdur sıfatıyla katılımını kabul ederek, akıl sağlığının yerinde olmadığını kendisi de kabul etmiş olan tanığın sesli ve görüntülü ifadesini avukatlardan sakınarak, bu tanığı hayati tehlikesi var diye yüksek güvenlikli duruşma salonuna dahi getirtmemek suretiyle yargının bir parçası olan savunma avukatlarını zan altında bırakarak, yargılananların ve savunma avukatlarının tanığa soru sorma hakkını ihlal ederek, reddi heyet talebini hiçe sayarak ve İHAM kararlarını da tanımayarak, sadece hukukla değil, vicdanla, akılla ve mantıkla da ilişkisi olmadığını ispatlamıştır. Türkiye'nin en önemli 12 barosunun da ortak açıklamalarında belirttiği gibi: Adil yargılanma hakkı ihlal ediliyor ve savunma hakkı kısıtlanıyor.
Gezi, hiçbir iddianamenin, hiçbir 'yeniden kıymetlendirilmiş' Fethullahçı dosyasının kirletemeyeceği kadar büyük bir toplumsal gerçekliktir. Gerçekliğinin şahidi boldur. Biz Taksim Dayanışması olarak; 2012 yılının şubat ayında ilk toplantımızı yaptığımız andaki taleplerimizin de, Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesildiği ve çadırlarımızın yakıldığı günlerdeki tepkimizin de, gencecik çocuklarımıza kıyan polis şiddetinden hesap soran tutumumuzun da, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam talep eden milyonların taleplerinin de kararlılıkla arkasında durmaya devam edeceğiz.
Polisiyle, yargısıyla, medyasıyla hakikati baskılayıp tarihi yeniden yazmaya çalışanlara inat, gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki, bu ülkeye bir gün demokrasi gelecekse, gücünü Gezi’nin eşitlikçi, özgürlükçü ve barışçıl birlikteliğinden alacaktır. Milyonları da yargılasanız, bu gerçeği yok edemeyeceksiniz.
Gezi Direnişi’ni suçla, terörle, darbeyle, kalkışmayla anılan bir eyleme dönüştürmenize asla izin vermeyeceğiz. Bu yargılama, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Fethullahçıların müştereken işlediği suçların en yenisidir. Bir suçlu aranıyorsa, Berkin Elvan, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Mehmet Ayvalıtaş, Medeni Yıldırım’ın, Hasan Ferit Gedik’in ve Ahmet Atakan'ın ölümünde aranmalıdır.
Bu davada adı bile geçmeyen bu canlarımıza, Gezi'yi sonuna kadar savunmak borcumuzdur. Geziyi savunduk, savunacağız… 18 Şubat'ta Silivri'deyiz."
Can Atalay: Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz
Basın toplantısında söz alan avukat Can Atalay, "Bir mimar, bir avukat ya da milyonlarca yurttaş görevini yerine getirdiği için yargılanamaz. Gezi’de milyonları bir araya getiren Erdoğan’ın hoyratlığıdır. Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Gezi bu ülkenin en önemli eşitlik, özgürlük talebidir. Karanlık gider gezi kalır" dedi.
Tayfun Kahraman: Gezi'yi savunmaya devam edeceğiz
TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Üyesi Tayfun Karaman da toplantıda söz aldı. Kahraman, "Gezi'nin bir parçası olmaktan dolayı yargılanıyoruz. Gezi'de olmaktan gurur duyduk. Gezi her zaman için Türkiye’nin demokrasi sayfalarında bembeyaz bir sayfa olarak duracak. Siz bugün tarihi yeniden yazmak isteyebilirsiniz, bizler nezdinde Gezi'yi mahkum etmek isteyebilirsiniz ama şunu unutmamak gerekir ki milyonlar oradaydı" ifadelerini kullandı.
Kahraman'ın konuşması şöyle:
"Bu iddianame mahkeme salonlarında paramparça edildi. Bu iddianameye ilişkin tutarlı hiçbir yön kalmadı. Bizler mahkemede verdiğimiz savunmalarla bu iddianameyi paramparça ettik. Biz içinde olduğumuz bir demokrasi şenliğinden dolayı, demokratik hak taleplerimizi ilettiğimiz bir mekandan dolayı, Taksim'de ve Gezi Parkı'nda olmaktan dolayı, bunun bir parçası olmaktan dolayı yargılanıyoruz. Biz bugüne kadar hiçbir zaman görmedik, gitmedik, demedik. Gezi'de olmaktan gurur duyduk. Gezi her zaman için Türkiye’nin demokrasi sayfalarında bembeyaz bir sayfa olarak duracak. Siz bugün tarihi yeniden yazmak isteyebilirsiniz, bizler nezdinde Gezi'yi mahkum etmek isteyebilirsiniz ama şunu unutmamak gerekir ki milyonlar oradaydı. Bizler Gezi'de bir suç işlemedik. Çok yakın bir tarihte yargı karar varacak. Biz demokrasi mücadelesinde daha çetin bir mücadele vermek zorundayız. Biz yalnız değiliz, sizler yanımızda olduğunuz sürece hukuk ne derse desin bizler güçlü olmaya, Gezi'yi savunmaya devam edeceğiz."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












