loading
close
SON DAKİKALAR

'Post-Partum!'

Necdet Pamir
Tarih: 24.02.2014

Necdet Pamir; Kutulara para koyanlara 'RÜŞVETÇİ' damgası vurdunuz. Oysa onlarda 'DİSPOZOFOBİ' sendromu var.

Sayın Fehmi Koru köşesinde şöyle yazmış: “… Eğer Kabataş’ta yaşanmış yakışıksız bir ‘sözlü’ müdahaleyi toplumu meşgul edecek çapta bir saldırı biçimine sokma söz konusuysa gerçekten, bunun sebebini, anlatanın birkaç ay önce doğum yapmasıyla açıklamak mümkün... Psikolojide bunun bir adı da var; ‘post-partum depresyon’ deniyor... Bayağı yaygın örnekleri bulunan ve etkisi altına aldığı genç kadınlarda beklenmeyen ârazlara yol açan bir rahatsızlık bu.
Bir tür travma…”

Eğri otursak da doğru konuşalım: Fehmi bey, yerden göğe kadar haklı! Empati yapmayı neden unuttu bu toplum? Nerede kaldı hoşgörü, insanlık öldü mü? (Issız acun kaldı mu?) Varsa yoksa Tayyip beye yüklenmek! El insaf be insanoğlu!

Bakan çocuklarına, hatta bakanlara bile “HIRSIZ” dediniz! Oysa onlar “KLEPTOMAN”… Kleptoman kişi, içindeki çalma dürtüsüne karşı koyamaz, alır ve aldığı şeyi saklar (ayakkabı kutusu örneğindeki gibi). (Kaynak: psikoloji,com.tr) Kleptomani eyleminden önce kişide gittikçe artan bir gerginlik hissi, eylemi gerçekleştirdikten sonra ise haz alma, doyum sağlama ve rahatlama olur. Gerginlik azalır. Yaparken vicdan azabı, suçluluk hissi olsa da eylemden vazgeçmez. Kimi zanlılar serbest kalırken bazılarının bırakılmaması, hakimin bu şahıslara doğru teşhis koyduğunu ve “vazgeçmeyeceklerini” bilmesinden kaynaklanıyor olsa gerek…

Kutulara para koyanlara “RÜŞVETÇİ” damgası vurdunuz. Oysa onlarda “DİSPOZOFOBİ” sendromu var. Yani istifçilik hastalığı… İleri derece psikolojik davranış bozukluğu olarak her şeyi biriktirme hastalığı… Ya da “Türk Parasını Koruma Kanunu’nu uygulayan”, yani o kanunu içselleştirmiş, heykeli dikilesi bürokratlar onlar…

Devletin kimi “aali” yöneticilerini “YALAN SÖYLEMEKLE” suçladınız! Oysa onlar “MİTOMAN”… Yani yalan söyleme hastası! Bu yola başvurma nedenleri arasında “acıyı erteleme ihtiyacı, anlaşılmama kaygısı, özgüven eksikliği, narsizm, sosyal ortam ve toplumsal ahlaki erozyon, yakın çevresinde yalan söyleyen önemli birilerini model alma, suçluluk duygusu, vb.” sayılıyor (http://www.psikologunuz.org/yalan-soeyleme-hastal-g.html). Kişi yaptıkları ya da yaşadıkları ile ilgili olarak duyduğu suçluluğu bastırmak amaçlı yalan söyler. Burada adı geçen suçluluk bir öz suçluluk duygusudur ve kişi çoğunlukla söylediği yalana kendisini de inandırma eğilimindedir. (Gördünüz mü, nasıl da “cuk” oturuyor).
Görüldüğü gibi, yitirdiğimiz insanca duyguları geri getirebildiğimizde, empati yapabildiğimizde, bizim gibi düşünmeyenlere hoşgörüyle yaklaşabildiğimizde, barış ve istikrar iklimi egemen olabiliyor güzel yurdumuzda… Bu kadar abartılan mesele, meğerse neymiş? POST-PARTUM! Bu arada ben gene de eve gidip bakayım: PAS-PORTUM HAZIR MI? Ne olur ne olmaz… Belki bu yazıyı tam kavrayamayan ve rahatsız olan birileri olur… Neme lazım…

Necdet Pamir - Karşı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları