loading
close
SON DAKİKALAR

Kürt sorunundaki Türk sorunu

Prof. Dr. Ahmet Özer
Tarih: 27.11.2019
Kaynak: Vişne Haber Ajansı-www.istanbulgercegi.com

Ahmet Özer: Epey bir zamandır bu ülkede sanki hiç Kürt sorunu yok ve aslında bütün yaşadığımız sorunlar ve ekonomik krizlerde bu sorunun payı yokmuş gibi davranılarak adeta bir deve kuşu politikası oynanmakta ve halk da buna inandırılmaya çalışılmaktadır.

Kürt sorununda yaşanan en büyük mesele sorunu gerçek anlamda anlamama ve kavramama meselesi ile yakından ilişkili olduğunu düşünüyorum. Bu konuda tek başına bir parça ele alınarak bütün kavranamaz. Aynı şekilde bütünü gçzardı ederek ondan doğan parçalaraı da anlamak mümkün değil. Bir sorun önyargısız kavranmadıkça ve objektif bir yaklaşım sergilenmedikçe çözülemez. Bunun en büyük örneği Kürtb sorunu olarak karşımızda duruyor.

            Doğru anlama sorunu

Hermeneutik/Yorumbilim/Anlambilim, bir parçanın (iletinin, mesajın, davranışın) ancak parçası olduğu bütünün ne olduğunun kavranmasıyla anlaşılabileceği ya da bir bütünün ancak tüm parçaları bilindiği ve anlaşıldığı zaman kavranabileceği anlayışına dayalı bir yorumlama ve düşünme yönetimidir.

Başka bir deyişle, parçaları anlamak için bütünü, bütünü anlamak içinde de parçaları anlamak zorunda olduğumuz ilkesine dayalı bir düşünce yöntemidir. Bu düşünce yöntemine göre, bir önerinin, bir tavsiyenin bir mesajın tam anlamı, ancak içinde yer aldığı bütünsel ideolojinin bilinmesiyle olanaklıdır. Bir ideolojinin ne olduğu ise mesajlarıyla ve o ideolojiye dayalı olarak yapılan davranışlarla anlaşılır. Bu anlamda bir iktidarın gerçek ideolojisi, programında yazandan çok, uygulamadaki haksızlık, hukuksuzluk, yolsuzluk, ve baskılarla belirlenir.

            Kür sorunundaki Kürt sorunu

Örneğin Kürt sorununu ele alalım.  Kürt sorunu, tarih, etnisite, dil, kültür gibi konuların yanısıra siyasi ve toplumsal yanları olan komplike bir sorundur. Bu parçalar anlaşılmadan anlaşılamaz. Aynı şekilde Kürt sorununu anlamak için, bu parçalardan biri olan, Kürt sorunundaki Türk sorununu anlamak gerekir. Kürt sorunundaki Türk sorunu, Türklerin, ortada hiçbir neden yokken bazı Kürtlerin sırf kötülük olsun diye dağa çıkmasına inanmaları sorunudur.  

Peki bu sorun nasıl çözülebilir(di)? Kürt sorunundaki Türk sorununun çözümü, Kürtlerin geçmişte neler yaşadıklarının Türklere anlatılmasına bağlı. Bunun için, doğru bilgileri aktarmanın etkili yollarının bulunması gerekir. Eğer bunun bir yolu bulunmaz ve bu bilgisizlik giderilmezse gidilecek hiç bir yol yoktur. Çünkü “Kürt sorunundaki Türk sorunu”,  bilgisizliğe bağlı duyarsızlık, duyarsızlığa bağlı bir kibir sorunudur.

Lakin burada bir sorun daha ortaya çıkıyor. O da kibir meslesidir. Kürtler herşey  herşey olabilir ama eşit olmaz, zihniyetidir bu. İktidarlarca uzun süre söylenen yalanların kısa sürede düzelmesini beklemek bu anlamda pek gerçekçi görünmüyor. İktidar, medya, eğitim kurumları, idolojik aygıtlar topluma yıllarca doğru olmayan bilgileri enjekte etmiş. Bu da hem Kürt sorunun da bir Türk sorunu ortaya çıkarmış hem de kardeşlik falan tamam da eşitlik ne oluyor sorununa götürüyor sonunda insanları.

            Yaşananların doğru aktarılması

Nitekim çözüm sürecinde istendiği taktirde iktidarın ve medyanın bu bilgisizliği gidermek yolunda etkili adımlar atabileceğini bize gösterdi. Tarihte yaşananların doğru anlatılması, Kürt coğrafyasında yaşananların gerçeklerin radyo tv’leri aktardıklarının aksine neyse öyle ortaya konulması ve gösterilmesi Türkiye’ye dağılan insanlar tarfından aktarılmaya çalışıldı. 

Sorunun halklardan değil, yönetenlerden kaynaklandığı apaçık ortadaydı. Bunun için merkezi otorite resmi bir idoloji, resmi bir tarih yaratmıştı, bunları idolojik araçları yoluyla sürekli topluma pompalıyordu. Milliyetçi partiler ise hamasetle buna teşne oluyor. İktidarların emrinde olan medya habire bu yalan yanlış bilgileri pompalıyor. Eğitim kurumları hatta gerçeğin peşinde olması gereken bazı üniversiteler ve onların elemanları bile bu propogandalara alet oluyorlar. Sadece alet olmakla kalmayıp bizzat kendileri, araştırma merkezleri kurup Kürt diye bir varlığın olmadığı, kart kurt olduğu ve Kürtlerin nasıl Türk olduğunu ortaya koymaya çalışıyordu. Böyle bir dil ve kültür olduğunu ileri sürenler bunu sırf kötülük ve bölücülük olsun diye yapıyordu onlara göre. Toplum da onlara inanıyordu. Sonuçta el birliği ile Kürt sorunundaki Türk sorunu oluşturulması başarıldı.

Fakat çözüm için kendi elleriyle yaptıkları bu duvarları yıkmak gerekiyordu. İşte Türkiye’nin çeşitli bölgelerine, doğuya batıya, kuzeye güneye gidenler elden geldikçe resmi idoloji ve resmi tarihin dışında çözümün kardeşlikten, kardeşliğin de eşitlikten geçtiğini ileri sürdüler.

            Eşitlik meselesi

Fakat bu noktada görüldükü bilgisizlik giderilse bile bu kez kibir meslesi kendini gösterşiyordu. Türkler, Kürtlerin geçmişte yaşadığı acıları ve haksızlıkları öğrenmeye başladıklarında “Kürt kardeşleri” için üzülmeyi de öğrenebilirlerdi, fakat “Kürt kardeşler”in “eşitlik” talebiyle ortaya çıkmaları durumunda kulahlar değişirdi, işte bu olmazdı.

Oysa sorunun özü eşit koşullarda bir arada yaşamaktan geçiyor. Madem Türkler ile Kürtle kardeş, ki öyle.. O halde Türkler, Türk olarak hangi haklara sahipse Kürt kardeşleri de Kürt olarak aynı haklara sahip olmak istiyor. Bütün mesle bu. Bu sadece siyasi de değil, bu aynı zamanda insanı ve bir o kadar da vicdani bir mesele. Nokta.

            Sonuç

O halde şöyle özetleyelim. Kürt sorunu, bilgisizlikten ve kasten yalnış bilgilendirmeden kaynaklı bir Türk sorunu ile karşıkarşıya. Bu sorun doğru bilgilendirme ile (ve onun sonucunda oluşacak bir zihniyet değişimi ile) çözülebilir. Bu da bizi eşitliğe götürür. Çünkü Kürt sorunu aynı zamanda bir eşitlik (eşit olma) sorunudur. Ama bunu kabul etmeyen, sindiremeyen bri kesim var. Doğru bilgilendirme olsa bile zaman içinde oluşmuş bir kibir sonucu eşit olmayı istemeyen bir kesim var ve bu çözümü engelliyor. Bunun da yolu belli. Eşitlik lafla değil hukukla ve yasalarla sağlanabilir ancak. Bu da cesur bir siyasi irade gerektirir.

 

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları