3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: 'Israrla diyoruz ki gazetecilik suç değildir'

Bugün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günü. Türkiye'de 142 gazeteci ve basın çalışanı cezaevinde. Sınır Tanımayan Gazeteciler'in her sene yayımladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde ise Türkiye, bu yıl da 157. sırada...
Bugün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1993 yılında aldığı kararla tüm dünyada Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kutlanıyor!
Türkiye, basın özgürlüğünde Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün verilerine göre 180 ülke arasında 157. sırada bulunuyor.
Uluslararası Basın Enstitüsü’nün hazırladığı rapora göre 15 Temmuz 2016’dan beri kapatılan medya kuruluşu ve basımevi sayısı 170’e ulaşırken, iktidar medyanın yaklaşık yüzde 95’ini etkisi altına aldı.
Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın (TGS), paylaştığı son bilgiye göre ise bugün cezaevlerinde tutuklu bulunan gazeteci ve medya çalışanlarının sayısı 142.
Cumhuriyet çalışanları yeniden cezaevinde
Son olarak, 6 Cumhuriyet çalışanı yeniden cezevinde girdi. Cumhuriyet gazetesi çalışanları "üye olmamakla birlikte terör örgütüne yardım" suçlamasıyla yargılanmış, 14 çalışanın yargılandığı davada 8 isim tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. 5 yılın altında hapis cezasına mahkum edilen ve mahkumiyet kararı onanan Cumhuriyet yazar ve çalışanları 25 Nisan'da yeniden cezaevine girdi.
Basın meslek kuruluşları, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla açıklamalar yayınladı.
TGC: Israrla diyoruz ki gazetecilik suç değildir
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, ‘haberin özgürce dolaşabildiği bir toplum olmalıyız. Ülke barışının sağlanabilmesi adına cezaevinde tutuklu bulunan gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması gereğine inanıyoruz’ dedi.
TGC'nin açıklaması şöyle:
"Bu yıl da Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü büyük sıkıntılarla karşılamanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Haberin özgür olmadığı, gazeteciliğin evrensel basın ölçütlerine göre yapılamadığı zorlu bir dönemden geçiyoruz. Basın sektöründe onbinlerce gazeteci işsiz ve mesleğini yapamamanın ızdırabını yaşıyor. Yayın yasakları, sansür ve otosansürün hızla sürdüğü bir ortamda halkın haber alma, bilgilenme hakkını sağlamaya çalışan bir avuç gazeteciye selam olsun. İktidarın basın sektörünün yüzde doksanına egemen olduğu ülkemizde hala gazetecilik damarına sahip yürekli meslektaşlarımız görevlerini yapma uğraşındalar, bunu yaparken de bedeller ödüyorlar. Türkiye cezaevlerinde yüzlerce gazeteci tutan bir ülke ayıbından biran önce kurtarılmalı. Halkın haber alma hakkı çeşitli yollarla örselenmemeli, düşünceyi ifade özgürlüğünün önüne her geçen gün yeni engeller çıkarılmamalı. Hak ihlallerini yazan, gündeme getiren gazeteciler suçlanıp cezalandırılırken, hak ihlallerini gerçekleştirenlerin toplumda serbestçe dolaşmaları adaletle bağdaşmıyor, yargı bağımsızlığı, editoryal bağımsızlık işlemiyor. İç barışı sağlamakla yükümlü siyasetçiler nefret söylemleriyle toplumu bölünmeye itiyor. Ülkemiz bu ayıplardan arınmalı, bunu gerçekleştirmesi gerekenler ise siyasetçiler ve iktidarlardır. Şu unutulmamalı ki gazeteciler dönemlerin tanığıdır, tarihe not düşerler. Bu nedenle ısrarla diyoruz ki gazetecilik suç değildir. Gazetecilik halkın haber alma, bilgilenme hakkına hizmet eden saygın bir meslektir. Bütün güç koşullara rağmen ayaktadır, ayakta kalmaya da devam edecektir, bedeller ödeseler de kamuoyunu aydınlatmaktan geri durmayacaklardır.
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü mesleğini özenle ve özveriyle yapan bütün gazetecilere kutlu olsun. Umuyoruz ki gelecekte, demokrasinin yeşerdiği, cezaevlerinde gazetecisi bulunmayan aydınlık ve barışçıl bir ülkede 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü’nü gururla kutlayacağız, bu en büyük dileğimiz."
DİSK Basın-İş'ten yapılan açıklamada ise "Günlerin bugün getirdiği baskı, tutuklama ve sansürdür. 3 Mayıs "Dünya Basın Özgürlüğü Günü" vesile olsun dedik… Gazetecilerin neden özgür olmadığını hatırlatmak için… Medyanın sermaye ve ideolojik yapısındaki tekelleşme nedeni ile, olan ile olması gereken gazetecilik arasındaki makas açılıyor. Makas açıldıkça işsiz gazetecilerin, tutuklu gazetecilerin, yargılanan gazetecilerin ve sansürlenen haberlerin sayısı artıyor. Eski Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının yeniden hapishaneye girmesi Türkiye'deki gazeteciliğin haline dair çok şey söylüyor" denildi.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












