İBB'ye yönelik 'yolsuzluk' davasının Silivri'de görülen ilk duruşmasının 59. oturumu görüldü: Danışman Murat Ongun’un ifade veriyor

İBB Başkan Danışmanı ve Medya A.Ş. Başkanı Ongun; Benim meslek büyüğüm olan Soner Yalçın'a, Ruşen Çakır'a, Şaban Sevinç'e, Yavuz Oğhan'a talimat veremeyeceğimi öğrenirlerdi.
İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat , İmamoğlu İnşaat Müdürü Tuncay Yılmaz, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, tutuklanmalarının ardından Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun savunmalarının alınması kaldı.
Duruşmada söz alan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu, en son ifade verme talebini yenileyerek, başka davalarının da olduğunu, bu nedenle diğer duruşmaların düzeni için bu durumun dikkate alınmasını istedi.
Ongun, gizli tanıklarla ilgili "Çınar da İlke de kendisini gizli zannetmesin. Parmak izlerine kadar kontrol ettik" dedi ve hangi gizli tanığın erkek hangisinin kadın olduğunu dahi anladıklarını belirtti. Gizli tanık Doğan'ın ise T.Ö. isimli biri olduğunu söyleyen Ongun, "Beni 8 yıldır tanıdığını söylemiş. Hayatında 1 kez gördü. Ucuza iş yapacağını söyledi. İhaleye gir dedim, girdi aldı. Onu da eline yüzüne bulaştırdı. Hayatımda ilk kez yaptığım bir iş onun sayesinde defolu oldu" dedi. Mahkeme başkanı duruşmayı bitirdi. İBB Davası yarın da Murat Ongun'un savunmasıyla devam edecek.
Ongun, dosyadaki gizli tanık Doğan'ın Emrah Bağdatlı'yla kendisinin sınıf arkadaşı olduğunu iddia etmesine de değindi. Ongun, "Emrah benden 7 yaş küçük, sınıf arkadaşım değil. O Rize'de ve İstanbul'da okumuş, ben Giresun ve Ankara'da okudum. Yani kentlerimiz bile farklı, yaşımız farklı." dedi ve mahkeme başkanına "Kaç yalanı ispat etmemiz lazım artık sayamıyorum ama mahkemeniz bu feryadı sayarsa, biz sanıkların hakkını korursa size minnettar oluruz." diyerek seslendi.
Örgüt firması denilen 2 firmanın 5 yılda toplam 712 milyon liralık iş aldığını belirten Ongun, dosyanın şüphelilerinden olan ve daha sonra etkin pişmanlıktan yararlanan Serdar Haydanlı'nın 2019'da Ekrem İmamoğlu seçilmeden önce 5 ayda 600 milyon liralık ihale aldığını belirtti.
Ongun savunmasında, ne yaptığı da ne yapmadığı da ortada olan 51 yaşında bir isim olduğunu belirtti ve mahkeme başkanına "Mahkemelerce sahte fatura yapmaktan, dolandırıcılıktan ceza almış Kabil Taşçı diye bir dolandırıcı, yüzyılın iddianamesini yazanlarca neden benden daha makul, makbul ve itibarlı bir insan?" diye sordu.
Ara sona erdi, duruşma başladı. Tutuklu Medya A.Ş. Genel Müdürü ve İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun savunmasına devam ediyor.
İBB Davası'nın sanıklarından Alper Aydın'ın, 2024 yılının sonuna kadar eski futbolcu Rıdvan Dilmen'le ortaklığını gizlediklerini ifade eden bir mektup yazarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiğine vurgu yapan Ongun, "Şimdi Nihat Sütlaş 'Reklam İstanbul ile Murat'ın ilgisi yok' diyor. Burada yırtınıyoruz. Firma sahibi Rıdvan Dilmen benim ortağım diyor 2024 sonuna kadar, aradan geçmiş 8-9 ay kimse Rıdvan Dilmen'i bir ifadeye çağırmamış. Alper'i tutukladılar, attılar cezaevine. Kimse Alper Aydın'a yaptığını Rıdvan Dilmen'e yapmamış" dedi. Ongun'un savunması devam ederken, mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
İktidara yakın medyada dosyanın tutuklu sanıklarından Nihat Sütlaş’ın Giresun’da küçük bir telefon bayisi olduğuna yönelik haberlerin çıktığına değinen Ongun, “Savcı Bey’e Sütlaş ailesinin Giresun’da bilinen varlıklı bir aile olduğunu söyledik. Ama beyanıma itibar edilmedi. Sonra MASAK raporları gelmeye başladı, geçmişten bu güne kimin nesi var nesi yok ortaya kondu” dedi.
Ongun, Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan "Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" maddesine atıf yaptı ve şöyle konuştu:
"Bu insanların özelliği ne? Yani Nihat Sütlaş hırsız, Murat İlbak namuslu iş adamı. Hüseyin Köksal hırsız, Yusuf İlbak namuslu. Alper Aydın hırsız, Ali İlbak namuslu. Murat Kapki hırsız, Mustafa İlbak namuslu. Olmaz. Bu olmaz."
Ongun, sahte fatura konusunda Yunus Emre Vakfı'yla ilgili yazılan iki iddianameyi de okuduğunu, iddianameleri hazırlayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın usulde yer alan tüm kuralları uyguladığını, dosyada delillerin olduğunu ifade etti. Ongun, İBB dosyasında ise kendilerinin nasıl suçlandığını şöyle anlattı:
"Söyledi burada Elif Güven. Ne demiş savcı bey ona? 'Bir şey hissettin mi?' Hissettin mi demiş ya! Yani delil mi arıyoruz, his mi arıyoruz?"
"Bazı reklamcıların idari yaptırımdan korkup şikayetçi olamadığı beyanlarını ne yazık ki iddianame makbul kabul etmiş, çünkü aleyhimize. Tepeden tırnağa yalan" diyen Ongun, İBB'nin en çok müfettiş taramasını kendi dönemlerinde yaşadığını, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun özel ilgisine mahzar olduğunu ifade etti. Soylu'nun İBB'yi zorlamak için her gün televizyonlara beyan verdiğini hatırlatan Ongun, "Anadolu insanı tavuğu kaybolunca CİMER'e yazmış, bunlar bunu bile yapmamış" dedi.
Ongun savunmasında, kendisiyle birlikte tutuklanan ancak daha sonra tahliye edilen ve İBB dosyasından çıkartılan Murat İlbak'a da değindi. Ongun, “Cezaevinde TRT’den Avrupa Basketbol Şampiyonası’nı izlerken kamera tribüne döndü. Bir anda Murat İlbak’ı Riga’da görünce çayımı püskürttüm. Böylece tahliye edildiğini ve yurt dışı yasağının da kalktığını canlı yayında öğrenmiş oldum.” ifadelerini kullandı.
Ongun, Türkiye gibi siyasi kutuplaşmanın zirvede olduğu bir ülkede, aklı başında bir CHP'li yöneticinin hiç tanımadığı AK Parti belediyeciliğinde uzun yıllar hizmet vermiş insanlarla bir yapı kurmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtti. Ongun, AK Parti döneminden bu yana İBB'de görev yapan Kağan Sürmegöz'ün CHP döneminde de görevine devam ettiği örneğini verdi ve "Yolsuzluk yapacaksam Kağan Bey'i başka daireye sevk ettirir, yerine önceden tanıyıp güvendiğim 'suç ortakları' bulurdum kendime" dedi.
Ongun, örgüt diye bir şeyin var olmadığını, rüşvetin, kamu zararının söz konusu edilemeyeceğini belirtti ve "Dosyada ne var? 30-40 yıllık alın teriyle kurulmuş şirketlere kayyum atanması var. Yılların birikimi mallara sanki suçtan kazanılmış gibi el koyma var. Cezaevine atılan insanlar var. Bu zorlamalarla, itirafçı olanların beyanları var. İşkence, sadece fiziksel şiddet değildir." dedi.
Ongun, Celal Çakmak adında bir kişinin hem şüpheli hem müşteki hem de gizli tanık olduğunu, ifadelerinin gizli tanık Kayın'la aynı olduğunu belirtti. Çakmak'ın gazi olduğunu iddia ettiğine de değinen Ongun, "Kendisini TSK gazisi olarak tanıtan bu dolandırıcı için, Genelkurmay’a yazı yazdım. Hemen yanıt geldi. Gazi değilmiş. Kusursuz dolandırıcı ama serbest." diye konuştu.
"Lekelenmeme hakkımız korundu mu? Hayır! Lehe delil toplandı mı? Hayır! Doğal olarak soruşturma adil değilse, adil yargılanmamız mümkün mü?" diye soran Ongun, "Kaynağınız iddianame olunca adaletin terazisinin kefeleri eşik olamıyor" ifadelerini kullandı. Ongun, polisin, jandarmanın, istihbarat kurumlarının son 10 yılda yüzlerce suç işlenirken kendilerini izlediğini, 2024'teki İstanbul Başsavcılığı'nda yaşanan değişimden sonra 'uyku halinin' sona erdiğini ifade etti ve "Devletimiz gözünü açmış ve biz ‘azılı suçluları’ kıskıvrak enselemiş. Buna mı inanalım?" dedi.
Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş.'nin yıllık bütçesinin İBB ve iştiraklerinin yüzde 1'i bile etmediğini vurgulayan Ongun, "Çok iddialı bir ismi olan ‘Yüzyılın Soruşturması’ İBB okyanusunun sadece %1’lik bir alanına odaklanmışsa, adı yüzyılın değil ancak yılın soruşturması olabilir. Ya da özel hedef seçilmem söz konusudur. Ki bu gerçektir" dedi.
Kültür A.Ş.'nin eski genel müdürü itirafçı Murat Abbas'ın ifadesinde yer alan "Göreve başladığım ilk 5 ay içinde talimatları Murat Ongun veriyordu, ben bu talimatların bir çoğunu yerine getirmedim" sözlerine değinen Ongun, "Şahıs sözde örgüt yöneticisi olduğum halde talimatlarımı yerine getirmiyor ve gözaltına alındığı ana kadar, yani tam 50 aydır görevinin başındaydı. Ne demokratik bir örgütüz!" diye konuştu.
İddianamenin 717. sayfasında Ekrem İmamoğlu'nun tartışılmaz ve karşı konulmaz liderliği vurgusu yapıldığına dikkati çeken Ongun, bu tanımlamaya itiraz etti. Ongun, "Buradaki tüm İBB yöneticileri şahittir ki bizim kendisinden en çok duyduğumuz cümle şu: 'Masa kurun.' Sayın Başkan biz mağduruz. Yıllardır aşırı demokrasi ve katılımcılığa maruz kaldık. Vallahi bezdik. Ne tek söz sahibi, ne karşı konulmaz lideri. Demokratlıktan yorulduk biz" dedi.
Murat Ongun, örgütün gizliliği iddiasına ilişkin, "Başkan danışmanı, pişmanlar kralı Ertan Yıldız’ın dahi gizlilikle ilgili ifadesi yok ama alt taşeronun ortağının şoförü Servet Yıldırım’ın bilgisi var. Buna gülelim mi ağlayalım mı?" dedi. Ongun ayrıca, itirafçılardan Umut Şenol'un SİSTEM adı verilen yapılanmaya ilişkin söylediği sözlere atıf yaptı ve "Umut Şenol, Kurtlar Vadisi dizisindeki repliklerden fırlar şekilde, dizideki Konsey anlatısı yerine, Sistem demiş ve şu deli saçması ifadeyle cezaevinden tahliye olmuş." ifadelerini kullandı.
İddianamede yer alan örgüt üyelerinin gizlilik prensibiyle hareket ettiği suçlamasına değinen Ongun, "Böyle davranan örgüt üyeleri güvenlik kameralarının olduğu binada toplanır mı hiç? Gizli görüşme yapacak yer kalmadı da halka açık, yüzlerce güvenlik kamerası olan otelde mi gizli görüşme planlamış bu tuhaf örgüt." dedi. Ongun ayrıca, "İBB’nin gözlerden ırak kimsenin bilmediği onlarca güvenli ve konforlu mekânı varken gizli toplantıları halka açık bir otelde ve AK Merkez’de kayıt altında olduğunu bilmeden yapanlara örgüt değil, Avanaklar Takımı denir." ifadelerini kullandı.
Murat Ongun, savcılığın örgütün deşifre olmasına kanıt olarak CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının alımı sürecinde yaşananları gösterdiğini, bu iddiayı da Hasan Hüseyin Şenyurt ismindeki bir suç makinesinin anlatımlarıyla desteklediğini söyledi. Ongun, "Aralarında cinsel saldırının da dâhil olduğu 2 ayrı cinsel suç dâhil, hırsızlık, zorla el koyma, kamu görevlisine hakaret suçlarından mahkemede ceza almış bir suç makinesinin ifadesi neredeyse delil diye yazılmış" dedi.
Ongun, sözde örgütün birinci amacının kişisel zenginleşme olduğunun iddia edildiğini ancak kişisel malvarlığının dahi iddianameye yanlış yazıldığını ifade etti ve "Ekonomik suçlarla itham edilen birine bu kadar iddialı ve bir o kadar da yanlış mal beyanı yazmak aynı zamanda iddianamenin, özenine dair eksikliği ve kurgusunun sınırsızlığını sergilemektedir." dedi.
Ara sona erdi, duruşma başladı. Murat Ongun, 51 yaşında olduğunu ve daha önce hiç sanık olarak mahkemeye çıkmadığını ifade etti ve "Adli sicil kaydı dahi bulunmayan biri, iddia makamına göre bir anda suç makinasına dönmüş" dedi. Ongun, "İddianameye göre biz, hırsızlık yapmak için seçimle işbaşına gelmeyi hedeflemiş enteresan bir kafası olan insanlarız. Yolsuzluk yapmak için olabilecek en meşakkatli ve çok denklemli bir metodoloji tercih etmişiz" ifadelerini kullandı.
Ongun, savunmasında "Benim kimseden vicdani bir beklentim yok. Hele hele şunca masum aylarca boş yere hapis yatmışken, birileri hala vicdanım rahat diyebiliyorsa, hiç yok." ifadelerini de kullandı. Mahkeme başkanı Ongun'un savunması devam ederken duruşmaya öğle arası verdi.
Ongun, 2025 yılının nisan ayında yapılan 2. dalga operasyonda eşinin de gözaltına alındığını hatırlattı. O sırada cezaevine yanına Beliz Özkan adında bir avukatın geldiğini ifade eden Ongun, avukatın kendisine "Beni Cüneyt Yakut gönderdi. 1 milyon dolar verirseniz eşinin tutuklanmamasını sağlarım" dediğini aktardı. Avukat hakkında şikayetçi de olduğunu ifade eden Ongun, yanıt olarak, "“Benim eşim suçsuz ayrıca böyle bir param da yok.’’ dediğini ve görüşmeyi bitirdiğini ifade etti.
İBB dosyasının şüphelilerinden Cüneyt Yakut'un 19 Mart'tan çok önce, 18 Kasım 2024'te kendisini aradığını belirterek, "Savcı Aykut Çelik sizi ifade için çağırmış" dediğini söyleyen Ongun, o dönemki avukatı aracılığıyla adliyede sorgulama yaptırdığını ancak ifadeye çağrıldığı bilgisinin doğru olmadığı sonucuna ulaştığını vurguladı. Ongun, daha sonra Yakut'u aradığını, Yakut'un da kendisine savcı olan yeğeni K.A.Y. aracılığıyla eriştiği soruşturma evraklarını gösterdiğini belirtti.
Ongun, dönemin Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Başkanı'nın daha sonra görevden alındığını ama yeni iş bulduğunu ifade ederek, "Çocuklar üzerinden algı yaratmaya çalışan bu zatın, kendisini en son Akın bakanımızın devir teslim töreninde alçak koltuğunu kaldırmaya çalışırken gördük. Kaldıramadı da. Kaldırmayı beceremeyince şahsı ortadan kaldırdılar. Sonra bunu yapanı Mehmet Akif iddianamesinde gördük ismi geçiyor diye iddianame iade edildi" dedi.
"Türkiye'yi hiçbir şeyin gerçek olmadığı, her şeyin mümkün olduğu bir ülkeye çevirdiler" diyen Ongun, evine yapılan baskında kızının küpelerinin, oğlunun başucundaki harçlığının bile soruşturmaya dahil edildiğini, bu ortaya çıkınca da İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin bu konuda yalanlama yaptığına değindi. Ongun, "Ama Allah büyük. Benim evlatlarıma yapılanları hafife alıp yalanlayan o birimin başkanının adı her türlü rezilliğe karıştı ve görevden alındı. Tabii ki tutuklanmadı" dedi.
Tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ongun, itirafçı olup tahliye edilenlerin avukatlarının da birden bire gözde isim haline geldiğine değindi, "Bu dosyada 5 itirafçı sanığın, sonradan aynı avukata sahip olmasını, tesadüf olarak niteleyemeyiz." dedi.
Ongun, 19 Mart'tan sonra özellikle nisan ayının sonunda başlayan bir itirafçı furyası olduğuna değindi ve "Art arda benzer cümleler kuranlar, art arda tahliye olmaya başladı. Her çıkan, geride yeni bir yalancı tanığın daha doğmasına yol açıyordu. Hayatımda adını ilk kez duyduğum itirafçılar, daha doğrusu iftiracılar kendimin dahi bilmediği yönlerimi anlatıyor, ben de bu huylarımı gazetelerden okuyarak öğreniyordum." dedi.
"Bizim mesleği bilmiyor bu iddianameyi yazanlar. Belli ki havuz medyasındaki gazetecileri, aldıkları gazeteci sanıyorlar." diyen Ongun, gazetecilere talimat verdiği iddiasına ilişkin şunları söyledi:
"Benim meslek büyüğüm olan Soner Yalçın'a, Ruşen Çakır'a, Şaban Sevinç'e, Yavuz Oğhan'a talimat veremeyeceğimi öğrenirlerdi. Ancak onların benim kulağımı çekme, bana fırça atma, bana talimat verme hakları olduğunu da bilirlerdi"
Ongun, davanın isminin İBB Davası olmadığını, İmamoğlu Davası olarak anılması gerektiğini ifade etti ve "Bu dava A'dan Z'ye siyasidir. Bunu siz de cümle alem de biliyor. Ben de burada bir prosedürü tamamlamak için ifade verdiğimin bilincindeyim" dedi.
Tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun, savunmasına başladı. Ongun, "Ülkemize örtülü bir kast sistemi gelmiş ama henüz haberimiz yok" dedi. "İddianamede bağıra bağıra siyaset yapılıyor" diyen Ongun, "Şubat ayının 11'ine kadar, Sayın Bakan Başsavcıyken, bağımsız, siyasete mesafeli, önyargısız bir hukukçuydu ve bize de önyargısız yaklaştı. Bu samimiyetine inanacağım belki. Yani sadece bir günde Ak Parti'yi bu kadar içselleştirdi, bu kadar siyasi oldu diye mi düşüneceğim? Hayatın olağan akışına uyuyor mu bu?" diye sordu.
İBB Davası'nda Ekrem İmamoğlu söz aldı. Mahkeme başkanının cuma günleri de duruşma yapmak istemesi üzerine İmamoğlu, dört duruşması daha olduğunu belirtti. Bunun üzerine mahkeme başkanı, diğer duruşmaları ilişkin ayarlama yapacağını ve cuma günleri duruşma olmayacağını söyledi. Ayrıca mahkeme başkanı, İmamoğlu'nun talebi üzerine savunmasının Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, İnan Güney ve Fatih Keleş'ten sonra alınacağını belirtti.
Tutuklu sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı, duruşma başladı. Duruşmanın başlaması beklenirken, mahkemenin görevlileri davayı takip etmek için Silivri’ye gelen gazeteci Barış Pehlivan’ı duruşma salonundan çıkarttı. Tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, seyircilere seslenerek “Bugün çok güzel bir gün olacak” dedi.
İBB Davası’nda 59. gün başlıyor. Bugün, tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun savunma yapacak.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İLK DURUŞMADAN BU YANA 51 SANIK TAHLİYE OLDU
Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan’ın tahliyelerine karar verdi.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












