Ahmet Kaya'nın ölümünün üzerinden 18 yıl geçti

Protest müziğin önde gelen isimlerinden Ahmet Kaya 18 yıl önce bugün hayata gözlerini yumdu.
Ahmet Kaya, 16 Kasım 2000 yılında Fransa'nın Paris şehrinde Porte de Versailles semtindeki evinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti.
Ahmet Kaya 28 Ekim 1957'de Adıyaman'dan Malatya'ya göç etmiş olan bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. Babası Sümerbank mensucat fabrikasında çalışan bir işçiydi. İlkokulu Malatya'da okudu. Müzikle altı yaşında babasının hediye ettiği bağlama ile tanıştı. Okuldan geri kalan zamanlarında plak ve kaset satan bir dükkânda çalışmaya başladı. Ailesinin geçim sıkıntısı çekmesi nedeniyle 1972'de İstanbul Kocamustafapaşa'ya göç ettiler ve okulu bırakmak zorunda kaldı. İşportacılık ve çeşitli işyerlerinde çıraklık yaptı. Bu dönemde küçük bir yerleşim yerinden büyük bir şehre taşınmanın ve alışmanın sıkıntılarını yaşadı. Bu sıkıntılarını bir belgeselde şöyle dile getirdi:
"Onlarla konuşmuyordum; çünkü onlarla konuşamıyordum. Giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. Onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. Mesela terziye gidip onlar gibi pantolon diktirmeye filan başlamıştım. Terzinin yaptırdığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. Onlara yakışıyordu bana yakışmıyordu. Bir kız vardı bizim okulda; herkesin bir aşkı vardır, çocukluk aşkı. Bir gün gittim dedim ki: 'Biraz seninle konuşak beş dakika, kaçıyorsun hep...' Bana dedi ki: 'Rica ederim.' Öyle bir ağrıma gitti ki: 'Ben de sana rica ederim,' dedim.. Ben o zaman anlamını bilmiyordum, yani onu bir küfür zannettim."
16 yaşında yasadışı afiş basmaktan hapse atıldı. Daha sonra birkaç arkadaşıyla birlikte Halk Birimleri Derneği'nin çalışmalarına katıldı. Bu çalışmaları sırasında çeşitli etkinliklerde bağlama çalmaya devam etti. Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılan bir etkinlikte Ruhi Su ile tanışma fırsatı buldu ve Mahsus Mahal isimli Ruhi Su türküsünü söyledi. 1978 yılında Gelibolu'da askerlik yaptı, bu arada askeri orkestrada müzik çalışmalarına devam etti.
1984 yılında başladığı müzik kariyerinde sırasıyla “Acılara Tutunmak”, “Şafak Türküsü”, “An Gelir” ve “Yorgun Demokrat” isimli albümlerini Taç Plak’tan yayımladı. İlk iki albümüyle beklediği başarıyı yakalayamayan sanatçı, “Şafak Türküsü” isimli albümüyle satış rekorları kırdı. Bu albümdeki “Penceresiz Kaldım Anne” türküsüyle milyonların gönlünde taht kuran Ahmet Kaya, profesyonel müzik akriyerinde toplam dört farklı plak şirketiyle çalıştı.
“Şafak Türküsü”nden sonra albüm satış rakamları giderek artan sanatçı, Taç Plak’tan sonra Barış Plakçılık’a geçti. 1987’de Barış Plak’a geçen Kaya, bu plak şirketinden, “Başkaldırıyorum”, “İyimser Bir Gül”, “Sevgi Duvarı” ve “Başım Belada” albümlerini piyasaya sürdü. Kaya daha sonra Tempa’dan “Dokunma Yanarsın” isimli kaydını yayımladı. Doksanlı yıllarda daha büyük bir şirket olan Raks’a geçen sanatçı, bu plak şirketinden de sırasıyla “Şarkılarım Dağlara”, “Beni Bul”, “Dosta Düşmana Karşı” ve “Yakamoz” albümlerini yayımladı.
1980’lerde “Penceresiz kaldım anne / Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne” sözleriyle ünlü türküsüyle büyük çıkış yakaladı.
Attilâ İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe ve Ahmed Arif gibi birçok şairin şiirlerini besteyen sanatçı, hayatı boyunca toplam 22 albüm yayınladı.
Magazin Gazetecileri Derneği’nin 12 Şubat 1999 yılında düzenlediği ödül töreninde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında 10.5 yıl hapis istemiyle iki ayrı dava açılan Kaya, aynı yıl Türkiye’den ayrıldı.
Kaya, yargılandığı davalarda 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Fransa'ya gitmesine neden olan olayların yaşandığı Magazin Gazetecileri Derneği ödül töreninde sahneye çıkarak ödül alan Ahmet Kaya, Kürtçe bir şarkı hazırladığını ve klip çekeceğini açıklayınca aralarında Serdar Ortaç'ın da bulunduğu bir grup tarafından protesto edildi. Şarkıcı Serdar Ortaç, Ahmet Kaya'nın sözlerinden sonra sahneye çıkarak 10. Yıl Marşı'nı söylemeye başladı. Daha sonra gazeteci Reha Muhtar, törene katılan şarkıcıları sahneye çağırdı, şarkıcılar 'Bir Başkadır Benim Memleketim' şarkısını söylerken, Kaya'ya tepki gösterenler çatal bıçak fırlattılar. Oyuncu Mehmet Aslantuğ ve gazeteci Savaş Ay, Kaya'ya kendilerini siper eden iki isimdi.
Ödül töreninde yaşanan olayların ardında Hürriyet gazetesi Ahmet Kaya için 'Vay şerefsiz' başlığını atmış, dönemin genel yayın yönetmeni olan Ertuğrul Özkök, yıllar sonra Murat Sabuncu'ya verdiği röportajda "Hiç, şu kadarcık sıkıntım yok o başlıkları attığım için. Çok değerlendirdim, çok ölçmüş biçmiştim kendimi. Ama “Vay şerefsiz”i bugün olsa atmazdım. Ne derdim biliyor musun, yine atardım o manşeti, “Olmadı be iki gözüm” derdim. Ahmet Kaya’nın en sevdiği kelimedir şerefsiz' diyerek tuhaf bir açıklama yapmıştı.
Ahmet Kaya yaşanan olayların ardından 16 Kasım 2000 yılında Fransa'daki evinde geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetti. Kaya, 30 binin üzerinde kişinin katıldığı törenle Paris'in Père Lachaise Mezarlığı 71. bölüme defnedildi.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












