Aladağ davası 4 Temmuz'a ertelendi

Adana’nın Aladağ ilçesinde 11’i çocuk 12 kişinin yaşamını yitirdiği Süleymancılar’a ait yurt yangınıyla ilgili davanın 9’uncu duruşması bugün Kozan Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Aralarında Aladağ Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği yöneticilerin ve kamu görevlilerinin olduğu 18 kişi, “Birden fazla kişiyi taksirle öldürme ve yaralanmalarına sebep olma” suçlamasıyla 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor.
Avukat Can Atalay, bugün görülen 9’uncu duruşmada, mahkeme keşif yapmadan yurt binasının yıkılmasına izin verilmesine ilişkin “İddianamenin düzenlenmesinin ön gününde yurdun yıkılmasına bir savcılık yazısı ile izin veriliyor. Bir savunma makamı nasıl bu yurdun yıkımına karar verebilir?” diye sordu.
11’i çocuk 12 kişinin yaşamını yitirdiği Süleymancılar’a ait yurt yangınıyla ilgili davanın 9’uncu duruşması öncesinde, bazı basın kuruluşlarının “aileler şikayetlerinden vazgeçti” iddiasına karşın, çocukları için adalet isteyen aileler, Kozan Ağır Ceza Mahkemesi önünde bir basın açıklaması yaparak, adalet istedi.
“SAVCILIK BU SUÇA ORTAK OLDU”
Sosyal Hukuk Derneği adına davayı takip eden mağdur avukatlarından Can Atalay, “Bu dosyada çok açık bir örgüt tartışması yapılmalıydı. İddianamenin düzenlenmesinin ön gününde yurdun yıkılmasına bir savcılık yazısı ile izin veriliyor. Bir savunma makamı nasıl bu yurdun yıkımına karar verebilir?” diye sordu. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Kararlarının gerektirdiği şekilde, yargılama aşamasında da keşif yapılması gerektiğini belirterek, “AYM kararları mevcut, soruşturma aşamasında keşif yetmez yargılama aşamasında keşif yapılmalıdır. Bu bir örgütlü müdahaledir ve bu örgüt suç işlemektedir. Savcılık ise açıkça içtihada aykırı verdiği kararla bu suça ortak olmaktadır” dedi.
“DEVLET SADECE GECE BEKÇİSİ DEĞİLDİR”
Devletin yoksulların haklarına sahip çıkması gerektiğini belirten Atalay sözlerine şöyle devam etti:
“Bu insanlar yoksullar. Bu insanlara sahip çıkabilecek şey devlet idaresidir. Devletin birinci yükümlülüğü yoksul insanların adalete erişmesinin önündeki engelleri kaldırmaktır. Devlet sadece gece bekçisi değildir, yoksulların, çocukların eğitime erişimini sağladığında devlet, devlettir. Delil kararttılar, telaş ondandır. Bir bütün olarak bu yurt açısından 44 yıldır Türkiye’de muhalefeti bastırmak isteyen fidede yetiştirildiler. İlliyet bağı ve olayın bir bütün olarak oluşu tüm delil karartma çabalarına karşı dosyada açıktır.”
“BİNADA İYİLEŞTİRME YAPILDIĞINA DAİR TEK BİR DOSYA YOK”
Duruşmada söz alan mağdur ailelerin avukatlarından Akçay Taşçı, binada iyileştirme yapıldığına dair tek bir belgenin dahi olmadığını vurguladı. Taşçı; “Bu binanın elektrik tesisatı ciddi şekilde problemli. Ana kofradan ilk arklanmanın başladığına dair dosyada tek bir bilimsel tespit yok. Kesin olan bir şey vardır ki, ilgili yurt binası kaçaktır. Belediyenin verdiği bilgilerden bu anlaşılıyor. Bu binanın kaçak olmasının en önemli sonucu bu binanın 44 yıl boyunca denetim geçirmemesidir. Binada herhangi bir iyileştirme yapıldığına dair dosyada hiçbir bilgi yok” dedi.
Çocukların ifadelerinde de sigortaların birden fazla kez attığına dair bilgilerin mevcut olduğunu belirten Taşçı; “Fiil tek günlük bir fiil değildir. Binadaki elektrik tesisatının bozukluğuna ilişkin ifadeler sadece bilirkişi raporlarında yer almıyor. Çocukların ifadelerinde de sigortaların birden fazla kez attığına dair beyanlar mevcut. Ana kofradan ilk yangının başladığına ilişkin herhangi bir tespit yoktur, buna ilişkin sadece sanık müdafiilerinin ifadeleri vardır. Bu kofradan yangın çıkıp çıkmayacağını kontrol edebilirdik ancak söz konusu yurt yıkıldı ve biz bu tespiti yapamıyoruz bu fırsat elimizden alındı” diye konuştu.
YURDUN 1972’DE KURULMASI TESADÜF DEĞİL
Davayı mağdur aileler adına takip eden Sosyal Hukuk Derneği avukatlarından Deniz Özen, cemaatlerin devlet eliyle korunmasına dikkat çekerek, “Türkiye tarihi boyunca toplam 85 protokol yapılmış, 50 tanesinden fazlası ise 15 Temmuz’dan sonra yapılmış. Fethullahçıların açtığı kadrolar şu an farklı cemaatlere peşkeş çekiliyor. 12 Mart’tan sonra ilk kez cemaatler dernekler devlet eliyle kurulmaya başlamış, bu yurdun 1972’de kurulmuş olması tesadüf değildir. 1983’ de ilk yazışmanın yapılması da tesadüf değildir. Askeri darbelerin nasıl cemaatler açısından açıcı olduğunu açıklar” dedi.
Cumhuriyet savcısı, dernek başkanı ve yöneticileri ile yurt müdürünün, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar cezalandırılmasını talep etti. Savcı, dönemin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görevli 5 kişinin ve dönemin 4 itfaiye erinin ”ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak” suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını, 2 kişinin ise beraatine karar verilmesini istedi.
Mahkeme heyeti ara kararını verdi. Sanıklar hakkında uygulanan adli kontrollerin devamına karar verildi. Karar duruşması 4 Temmuz’da yapılacak.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












