Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davası ilk duruşmasının dördüncü oturumu sona erdi

Aralarında CHP'li belediye başkanlarının da bulunduğu, 33'ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı 'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' yargılaması dördüncü günü sona erdi.
Duruşma, 3 Şubat Salı günü Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında yer alan 1 no’lu salonda devam edecek. Mahkeme heyetinin 6 Şubat Cuma günü tutuklu sanıklar hakkında ara karar kurması bekleniyor.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü’nde görülen duruşma dün sanık savunmalarıyla devam etti. Bugün duruşma saat 10.20'de, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış’ın savunmasının alınmasıyla başladı.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen duruşmada, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile başka tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu.
Aziz İhsan Aktaş'ın da arasında bulunduğu bir kısım tutuksuz sanıkların da katıldığı duruşmada, CHP'li bazı genel başkan yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları, parti yöneticileri, partililer ve sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.
Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alınan duruşmayı, çok sayıda basın mensubu takip ediyor.
Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış savunma yaptı
Üç günde toplam 12 tutuklu sanığın savunması dinlenen duruşmada bugün ise ilk olarak 17 Ocak 2025’te tutuklanan ve “özel belgede sahtecilik” ile “ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla yargılanan Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış’ın savunmasıyla başladı. İbrahim Halil Çalış, savunmasında şunları söyledi:
“İddianamede bahse konu ihale sözleşmesi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan onay aldı, o zaman onların da yargılanması lazım. Ortada bir sorun varsa bu ihale sürecini başlatan bürokratlar neden burada değil? Ortada bir sorun yoksa biz neden buradayız? Ben, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı olduğum için tutuklandım.”
Çalış, göreve geldikten sonra Aziz İhsan Aktaş’ın kendisini aradığını, belediyeden daha önce ihale alan bir iş insanı olduğu için bu aramayı da normal karşıladığını söyledi. Çalış, Aktaş ile olan telefon görüşmesinin yalnızca 35 saniye sürdüğünü belirtti.
"Ben tek bir belge dahi imzalamadım"
Görev süresi boyunca sık sık sahada olduğunu ifade eden Çalış, “1 milyon nüfuslu Esenyurt’ta herhangi biriyle aynı baz istasyonunda sinyal vermiş olmam çok normal” dedi. Çalış, imzaladığı sözleşmedeki imza tarihinin düzeltilmesi durumunda tüm iddiaların çökeceğini ve iddianamenin tek dayanak noktasının bu olduğunu savundu. Çalış, ardından şu ifadeleri kullandı:
“Ben tek bir belge dahi imzalamadım. Üstelik bu elektronik bir belge. Bırakın özel belgeyi, belgenin resmini dahi görmedim. Elektronik ortamda önüme tensip geldi, elektronik imza attım ve gönderdim. Resmi belgeyi bile görmemişken, ben özel belgede nasıl sahtecilik yapabilirim? İhale süreçleri ile ilgili de altını çizmek isterim ki isterim ki; Destek Hizmetleri Müdürlüğü bana bağlı bir birim değildir. Dolayısıyla, bu birim üzerinde olumlu ya da olumsuz herhangi bir etkimin olması söz konusu değildir.
İddianamede bana yöneltilen suçlamalardan biri ‘ihaleye fesat karıştırma’dır. İddiaya konu ihalelerden biri, çöp toplama hizmetine ilişkindir. Bu hizmetin sözleşmesi 30 Eylül tarihinde sona ermektedir. İlçe belediyelerinde ertelenmesi mümkün olmayan iki temel hizmet vardır: biri sokak hayvanlarının beslenmesi ve korunması, diğeri ise çevre temizliği ve çöp toplama hizmetidir. Bu hizmetlerin aksaması, hem kamu sağlığı hem de kamu düzeni açısından ciddi sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenle temizlik hizmetlerine ilişkin ihalenin zamanında yapılması hem hukuki hem de idari bir zorunluluktur. Görevimi ihmal etsem halk sağlığını tehlikeye atmaktan karşınızda olacaktım. Hakimlik bana, ‘ihale süreci başlattığı ve sorumluluğu olduğu nedeniyle tutuklanmasına karar verildi’ dedi. Ben o gün sorumluluğum olduğunu söylesem tutuklanacağım ‘sorumluluğum yok desem’ desem tutuklanacağım.”
“Hakkımızı helal etmiyoruz”
"Henüz gözaltında bile uyuyamazken medyalarda benim nasıl ihaleye fesat karıştırdığım konuşuluyordu. Bu durumun hukuki olup olmadığı sizin takdirinizde ama insani olmadığı bellidir. Benim babam ve amcalarım televizyonlarda onuruyla yetiştiği çocuğun ihaleye fesat karıştırdığı iddialarını izliyor. Hakkımızı helal etmiyoruz.
Ben bugün hâlâ eşimin ve çocuklarımın yüzüne sevgiyle, utanmadan bakabiliyorsam; bunun nedeni vicdanımın rahat olmasıdır. Cezaevine girdiğim süreçte yaşadığım sağlık sorunlarını da mahkemenizin takdirine sunmak isterim. Yaşadığım kalp rahatsızlığı, doktor raporlarıyla sabittir. Göğüs sıkışmaları, nefes darlıkları, ciddi riskler yaşamışımdır. Adli Tıp süreci, hastane sevkleri ve hekim raporları dosyadadır.
Dosyanın tamamı değerlendirildiğinde en doğru ve en adil kararın verileceğine olan inancımı koruyorum. Takdir yüce mahkemenindir.”
‘İddianameye konu raporda tarihi bir hata yapılıyor’
Esenyurt Belediyesi’ndeki Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Şimşek de savunmasında şunları söyledi: “Ortada bir suç yok. Bizim neden burada olduğumuzu anlayabilmiş değiliz. Ben bir suç işlemedim. İddianameye konu raporda tarihi bir hata yapılıyor. İhalenin sözleşme tarihi olan 24 Ekim 2024, 24.09 olarak yazılıyor. Bunun üstüne birlikteliği uydurulmuş gerekçe ile ihale hazırladığımızı söylüyor. Bu ihalenin şart olduğu belirlendikten sonra uydurulmadığını, tam tersine bilirkişi heyetinin bir suç uydurulduğunu göreceksiniz. Bilirkişi ederinin bu hatası mahkemenizi yanıltmaya yönelik bir çabadır.
Yargılandığımız davada aynı ihalede imzası bulunanların bazıları bir yıldır cezaevinde, bazıları işinin başında. Sonradan tensiple tahliye edilenler de çıktığında göreve iade edilmedi. Ben tutuklandığımda 6 yaşında olan oğlum 7 yaşına girdi. Okula başladı. Okulda önce çizgi çekmeyi öğretiyorlar. Oğlum çektiği çizgilerle babasının şafağını sayıyor. Bir insan olduğumuzu, dosya numarasından oluşmadığımızı ve bir suç işlemediğimizi bilmenizi isterim. Gözaltına alınmam sonrası eşime ve çocuklarıma sadece cezaevinde sarılabildim. Önce tahliyemi, sonra beraatımı talep ediyorum”
Mert Çelik: İddianamede ifadem değiştirilmiş
Üç günde günde toplam 16 tutuklu sanığın savunması dinlenen duruşmada bugün ise ilk olarak 17 Ocak 2025’te tutuklanan ve “özel belgede sahtecilik” ile “ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla yargılanan Esenyurt Belediye Başkan yardımcısı İbrahim Halil Çalış ve Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Şimşek’in savunmaları alındı.
Ardından duruşmaya bir saat ara verildi.
Aradan sonra 17 Ocak 2025’te tutuklanan ve “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla yargılanan Esenyurt Belediyesi’ne Destek Hizmetleri Müdürlüğü personeli Mert Çelik, savunmasında şöyle dedi:
“İddianameye konu olan ihalenin yapıldığı gün hastane randevum nedeniyle ihaleye katılmadım. Benim yerime Mesut Çakmak ihaleye girdi. İhale sonucunda bir eksiklik yoksa imzalayayım dedim ve imzaladım. Her ne kadar 10 yıllık personel olsam da bu benim katıldığım ilk ihaleydi. İhale komisyonlarında olacak kişi alfabetik sıraya göre seçiliyor. İlgili ihale tarihinde harf sırasının M harfine gelmesi nedeniyle o ihalede yer aldım. Benim ismim Mert değil de Hakan ya da Ali olsaydı tutuklanmayacaktım. 13 aydır tutukluyum. 4 yaşında bir kızım var. Bu süreç benim için çok zor geçiyor. Tahliyemi talep ederim.”
‘‘Ahmet Özer ihaleleri Kürtlere mi veriyor?’ şeklinde soru soruldu’
Mert Çelik, üzerine atılı suçlamaya ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını belirterek, soruşturma aşamasında kendisine Ahmet Özer hakkında bir soru yöneltildiğini söyledi. Çelik, “Bana, ‘Ahmet Özer Kürt olduğu için ihaleleri Kürtlere mi veriyor?’ şeklinde bir soru soruldu. Ben de ‘Hayır, ihale herkese açıktır’ yanıtını verdim. Ancak iddianamede ifademin değiştirilmiş. Bunun düzeltilmesini talep ediyorum” dedi.
Çelik, iddianamede değiştirilen, kendisine ait olmayan ifadesini ise şöyle belirtti:
"Ahmet Özer Esenyurt Belediye Başkanı olduktan sonra belediyenin yaptığı ihalelere doğu illerinde kurulmuş firmalar veya doğu kökenli şirket sahipleri olan firmaların katılımı arttı. Bu ihaleye katılan firmaların veya yetkililerinin Ahmet Özer ile bir bağlantısı olup olmadığını bilmiyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum."
Savunmanın ardından söz alan Ahmet Özer’in avukatı Hüseyin Ersöz, Çelik’e, ifadesi sırasında Ahmet Özer’e ilişkin herhangi bir yönlendirme ya da telkinle karşılaşıp karşılaşmadığını sordu. Çelik, yönlendirici nitelikte yalnızca söz konusu sorunun kendisine yöneltildiğini belirterek, böyle bir ifade vermediğini, iddianameyi gördüğünde ise şaşırdığını söyledi.
“Oğlum MS hastası, cezaevinde yüz felci geçirdim”
Ardından İSFALT tutuklularına geçildi. İlk olarak eski İSFALT Genel Müdürü Burak Sırali dinlendi. 1 Ağustos 2025 tarihinde tutuklanan ve “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla yargılanan Sırali, savunma sırasında zorlandı. Cezaevindeyken yüz felci geçirdiğini söyleyen Sırali, MS hatası bir oğlu olduğunu belirtti, onu bu süreçte destek olamadığı için çok üzüldüğünü söyledi, “Sizlere mental ve fiziki yaşadığımız çileyi uzun uzun anlatmayacağım” dedi.
Dosyada kendisiyle ilgili en kritik sorunun bilirkişi raporu olduğunu söyleyen Sırali, “İddianamedeki ihalelere ilişkin bilirkişi raporunda ihaleye fesat karıştırma olmadığı yönünde bir bulgu var” dedi. Aziz İhsan Aktaş’a gönderilen bir mektubun da kendisi hakkında delil olarak yer aldığını kaydeden Sırali, “Mektuptaki el yazısının bana ait olmadığına dair raporu dosyaya sunduk” diye ekledi.
“Aziz İhsan Aktaş serbest olmasına rağmen biz 6 aydır tutukluyuz”
İhaleler için danışman aramaları vesilesiyle sanıklardan Mustafa Mutlu'yu tanıdığını söyleyen Sırali, "Bağlı bulunduğum birimlere konuyu iletip, gerekli onayları aldıktan sonra Mutlu'yla sözleşme imzaladık. Aziz İhsan Aktaş ya da başka biriyle alakalı bana baskı kurması mümkün olamaz. Bilgim olmayan bir konuyla ilgili 6 aydır tutukluyum. Bu konuda bilgisi olan Mustafa Mutlu ile Aziz İhsan Aktaş serbest olmasına rağmen biz 6 aydır tutukluyuz. Aktaş, defalarca verdiği etkin pişmanlık ifadelerinde benimle ilgili beyanda bulunmamıştır. Kimsenin tutukluluğundan fayda sağlayacak değilim ancak olması gereken bizim de tutuksuz yargılanmamız. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum” şeklinde konuştu.
“Aziz İhsan Aktaş’ın adını sorgu sırasında ilk defa duydum”
1 Ağustos’ta tutuklanan ve “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla yargılanan 67 yaşındaki İSFALT Genel Müdür Yardımcısı inşaat mühendisi olan Mehmet Karataş, tüm birikiminin bir ev ve bir araba olduğunu söyledi. Çok zor ve kötü koşullarda bir gözaltı sürece geçirdiklerini söyleyen Karataş, “Sorgu sırasında adını ilk defa duyduğum Aziz İhsan Aktaş’ı tanıyıp tanımadığım soruldu. Koğuşta 71 kişi kalıyoruz. 5 aydır yüksek tansiyon hastasıyım, 9 ay önce kalp ameliyatı oldum. Bu şartlar altında 185 gündür tutukluyum" diyerek tahliyesini istedi.
Üzerine atılı suçlamaları ayrıntılarıyla anlatarak mahkeme heyeti huzurunda reddeden Karataş’ın ardından, davanın ana sanığı olan ve iddianamede “örgüt lideri” olarak nitelendirilen Aziz İhsan Aktaş söz aldı. Hakkında 704 yıla kadar hapis cezası istenmesine karşın tutuksuz yargılanan Aktaş, tutuklu sanık Karataş’ın beyanlarında, ihalelerde yapılan yaklaşık maliyet hesabına ilişkin çelişki bulunduğunu ileri sürdü.
Karataş ise iddiaları kabul etmeyerek ifadelerinde herhangi bir çelişki olmadığını savundu. Bunun üzerine Aktaş’ın iki avukatı ile bir sanık daha söz alarak benzer sorular yöneltti. Yaşanan tartışma üzerine Mahkeme Başkanı araya girerek, “Soru soruyorsunuz, insanlar cevap veriyor. İstediğiniz cevabı alana kadar soruyu farklı şekillerde sormaya devam edemezsiniz” dedi.
6 aydır tutuklu bulunan ve “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla yargılanan İSFALT personeli Oktay Aktaş şöyle konuştu; “Uzun yıllardır şeker hastasıyım, böbreklerimde hasar var, obezite sorunum söz konusu ve kastan kaybederek 25 kilo verdim, boyun fıtığı da mesleki deformasyon. Şu anda bacağım balon şeklinde oturduğum için. Sol bacağımda pıhtı var. Cezaevi koşullarında bugün yarın bir şey olacağını bekliyorum. Evlatlarımı 6 aydır göremiyorum. Özel bir çocuk, özel eğitime ihtiyacı var. Ona yardımcı olamıyorum. Annesi çok sıkıntıda. Çocuğum da eğitimden mahrum kalıyor. Bu süreçte kayınpederimi kaybettim.”
Duruşma, 3 Şubat salı günü devam edecek
Sanık avukatları, bugün cuma günü olduğu için savunması alınan sanıklar adına ara karar oluşturulmasını istedi. Mahkeme başkanı, “Mevzuat gereği tutukluluk değerlendirmesi duruşma sonunda olabilir. Önümüzdeki hafta tutuklu sanıkların ifadesi biterse bittiği gibi, bitmezse cuma günü değerlendirilecek” dedi. Duruşma 3 Şubat salı saat 10:00’a ertelendi.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












