loading
close
SON DAKİKALAR

Bahçeli: İstanbul'da aday çıkarmayacağız

Bahçeli: İstanbul'da aday çıkarmayacağız
Tarih: 20.09.2018 - 10:09
Kategori: Siyaset

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ittifak ile ilgili son dakika açıklamalarda bulundu. İstanbul’da aday çıkarmayacaklarını, Ankara ve İzmir’i değerlendirdiklerini kaydetti.

Bahçeli, Katar’dan hibe edilen uçak ile ilgili olarak da “Türkiye Cumhuriyeti devleti hediye ve hibe kabul etmez. İhtiyaç varsa satın alınmalı. Recep Tayyip Erdoğan’ın da kabul etmemesi gerekir” dedi. Bahçeli, af yasa teklifini 24 Eylül’de Meclis’e sunacaklarını da kaydetti.

Cumhuriyet'ten Selda Güneysu'nun haberine göre; Kendisini yakından takip eden gazetecilerle dün akşam yemekte bir araya gelen Bahçeli, gazetecilerin sorularına şu yanıtları verdi:

- Neden Cumhur İttifakı’nın yerel seçimlerde de devam etmesine yönelik çağrıda bulundunuz?

Öncelikle şuradan başlamak lazım: 24 Haziran seçimleri sonrasında yerel yönetimler seçimlerinin erkene mi alınacağı, zamanında mı yapılacağı tartışmasını başlatan çevreler, seçimlerin 31 Mart 2019’da yapılma ihtimalinin kuvvet kazanması sonrası, bu defa “Acaba ittifak olur mu olmaz mı?” tartışmasını başlattılar. Birçok değerli bilim insanı buna katılıyor, siyasiler buna giriyor. Değişmez televizyon yorumcuları
bu işin içindeler. İttifakı, Cumhur İttifakı’yla da ilişkilendirerek neler yapılacağını hem tartışıyor, hem merak ediyorlar. Fakat öğrenmekte de güçlük çektiklerini ifade ediyorlar. 31 Ağustos günü, Etimesgut’ta Anadolu Kültür Haftası Anadolu başlarken, 41 tesisin açılış ve temel atma töreni de düzenlenmişti. Ben de o törene arkadaşlarımla beraber katıldım. Konuşmanın bir bölümünde bu konulara da değinmek durumunda kaldık. Orada dört temel strateji oturtturmaya çalıştık. Mahalli idareler seçimleri madem ki zamanında yapılacak, o zaman bu tartışmalara da cevap teşkil edecek ve MHP’nin görüşlerini netleştirecek bir yaklaşımla yorumlamaya çalıştık.

‘Yerel seçimler sistemin izdüşümü’

Şunu söyledik: Bir defa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi artık geri dönülmez bir yoldadır. 16 Nisan’da yapılan referandumda hukuki boyutunu, 24 Haziran’da da demokratik boyutunu kazanmıştır. Ve artık Türkiye’de yeni bir yönetim sistemi olarak kalıcı ve istikrar sağlayıcı bir anlayışla yoluna devam etmesi gerekiyor. İşte bu anlayışı sürekli kılabilmek için demokrasi içinde, seçimler kapsamında yerel yönetimler sistemi var. O zaman yerel yönetimler sistemi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kalıcı olabilmesi için bir izdüşümü olan bir seçimdir.
Dolayısıyla bu seçimi önemsemek lazımdır. MHP olarak hareket noktamız buradadır. Bu esas dahilinde yorumlamaya çalışıyoruz. Mahalli idareler seçimleri çok geniş kapsamlıdır. Bin 300’e yakın, hatta aşan belediye başkanlığı seçimi var. Ona paralel olarak belediye meclisi, il genel meclisi üyeleri var. Bunları da sayısal olarak derleyip topladığınız taktirde her siyasi parti seçime girme hakkını elde ediyorsa, en azından 21 bin kişiyi tespit ederek belediye başkanı, belediye meclis üyesi, genel meclis üyesi olarak topluma takdim etmesi lazım.

‘Meşruiyeti tartıştırmayacak sonuç gerek’

Eğer seçime 10 parti girme yeterliliğine sahip olursa, bu 231 bin civarındadır. Bu kadar yaygın seçimde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin meşruiyetini tartıştırmayacak bir sonucun elde esilmesi lazımdır. 24 Haziran öncesi ve sonrasında kendi aralarında ittifak oluşturanlar, 1946’dan bu yana uygulanmaya konmuş olan parlamenter sisteme dayalı bir dönüşü önermektedirler. Yani Cumhurbaşkanlığı
Hükümet Sistemi’ni reddediyorlar ve parlamenter sisteme döneceklerini ifade ediyorlar. Bu anlayış için mahalli idareler seçimleri önemli bir araçtır. Yani mahalli idareler seçimlerinde bugün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni yönetenler, beklenen sonucu alamazsa hemen Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin meşruiyeti üzerine bir tartışma başlatmaya niyetliler. Buna hazırlanıyorlar. Biz de bunları önleyebilmek için, MHP olarak, bir öneride bulunuyoruz. Bu öneri dört aşamalıdır. Birincisi: Hem uluslararası kuruluşlar, hem
Türkiye ile ilgilenen devletler ve onların birtakım odakları, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni destekleyenlerin 3 büyükşehirde istedikleri sonucu alamamaları durumunda, “Sistem meşruiyetini kaybetmiştir. Halk benimsememiştir. Bu sistemden ayrılmanın yolları nedir” diyerek, bir istismar siyaseti geliştirebilirler.

‘Üç büyükşehir önemli’

Üç büyükşehir Türk siyasetine damga vuran şehirlerdir. Türk siyasetini yönlendiren şehirlerdir. Çok sayıda parlamenter, üç büyükşehirden Meclis’e doğru akış sağlamaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken konu şudur: Üç büyükşehirde mutlak suretle ‘Cumhur İttifakı’ temelinde uzlaşan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden yana olan bir sonucun elde edilmesi hem sistemin kökleşmesi ve yerleşmesi hem de Türkiye’nin demokratikleşme sürecine girmesi ve toplumun normalleşmesi açısından önem arz etmektedir. O sebepten dolayı, burada da partiler bir araya gelir, yani 24 Haziran öncesindeki birtakım ittifaklar bu seçimde oluşur. Çevredeki kriz, ekonomideki gelişmeler, toplum dokusundaki etnik ve mezhepsel ayrışmalar hepsini üst üste koyduğunuzda, Türkiye yeni bir sisteme geçmiş ama tartışmaları tükenmemiş bir ülke konumunda olur. Bunun ortadan kalkması lazım. ‘Bölücü faaliyet cesaretlenir’ Bir konuya daha dikkat etmek gerekiyor: Eğer bu 30 büyükşehirde, CHP - HDP eklemlenmiş bir yapıda seçime girer ve adayların içerisinde PKK yanlısı veya PKK’lı kişiler de aday gösterilir, bundan da sonuç alınırsa, bu defa terörle mücadelenin bir boyutu tartışmaya açılır. O boyut 30 büyükşehir ve Batı illerimiz… Üçüncü bir konu daha vardır: Türkiye, 15 Temmuz öncesi ve sonrasında 101 büyükşehir, il, ilçe, belde seçim çevresini kayyıma götürmek mecburiyetinde kalmıştır. Kayyım ülkeyi 15 Temmuz’dan bu yana yönetiyor. Hendekler kapatılıyor, PKK’nın tesir alanı daraltılıyor, kaynakları kurtulmaya çalışılıyor. Türkiye’nin Güneydoğu Anadolusu’nda en azından 22 il, 148 bin kilometre toprak üzerinde, 8 milyonu aşkın bir nüfusun yaşadığı bu yerler, yeniden PKK davranış modelleri ile karşı karşıya kalmamalıdır. Kayyım herhangi bir parti değildir. Devletin yönetiminin vermiş olduğu kararlarla şekillenmiş olan bir belediye yönetimidir. Kayyımlar kimlerdir? Kaymakamlardır, vali yardımcılarıdır, yani devlettir. İki buçuk seneye yaklaşan bir süreçte kayyımla yönetilen belediyeler, CHP’nin aşırı derecede ısrarlı bir tarzda, demokrasi, insan hakları vs gibi kavramlar altında HDP ile ilişki kurarak, Türkiye’yi bir yönetim şekline tekrar döndürmek istemesi, bazı sorunları beraberinde getirir. 94 tane PKK’lı belediye, 8 tane de FETÖ’cü belediye yönetimi vardı. Bunların tekrar sonuç alması hali, terörle olan mücadeleyi sıfırlar. Türkiye’nin varlığı, toprak bütünlüğü tartışmaya açılır. Ve bölücü faaliyetler tekrar cesaretlenir. Kuzey Irak’ta, Suriye’de bu konuda da büyük iddialar ortaya konur ve bundan da yararlanan küresel güçler olur. Bu sebepten dolayı bu kayyım atanmış belediyeler mutlak suretle PKK ve FETÖ kontrolünden çıkarılmalıdır.

‘CHP sağduyusunu ortaya koymalı’

Televizyon programında, “Bu nasıl olacak, bunları kim belirleyecek? Acaba istihbarat kuruluşları bunlara doğru bilgi mi verecek” gibi konuşmalar oluyor. Türkiye’nin kayyımdan kurtulup, yeniden bir belediye seçim anlayışı etrafında bütünleşmesini gölgeleyecek ama PKK’ya da yandaş olabilecek ifadeler söylüyorlar, bu doğru değil. Kim olursa olsun... HDP, PKK’nın - bu tür bir eğilimin - orada tekrar belediye kazanma şansını kırabilmek için bu söylemlerin karşısındaki düşüncenin, o bölgede belediye seçimlerinde egemen olması lazım. Onun için de kayyımla atanmış olan belediyelerde mutlaka CHP’nin, diğer siyasi partilerin tekrar kayyım öncesine dönüşebilecek bir yerel yönetim yapılanmasına müsaade etmeyecek sağduyu ortaya koyması lazım.

MHP’nin iki şartı

Dördüncü maddemiz de, biz bir siyasi partiyiz ve Allah nasip ederse 8- 9 Şubat’ta 50 yılımızı kutlayacağız. Köklü bir yapısı olan MHP’nin var olan belediyelerini yok kabul ederek, seçimlere başka türlü bir yaklaşım içerisinde, belediyelerden tamamen kendisini uzak tutan bir davranış ortaya koyması mümkün değildir. İki şartımız var: MHP 2004 yılında, 30 Mart’ta, almış olduğu belediyeleri koruyabilmeli ve mümkün olduğu kadar da sayısal yönden artırabilmeli. Bu da dördüncü stratejimizdir.

- İttifak için bir formül tasarladınız mı?

31 Ağustos’ta, Etimesgut’ta dört strateji ortaya koyduğumuza göre, bu strateji lafa dayalı strateji değil. Türkiye gerçeğine, siyasi partilerin konumuna, MHP’nin gücünü beraberinde düşünen bir stratejidir ve bunların matematiksel desteği de vardır. Buna göre eğer bir görüşme ortamı çıkar, farklı farklı gelişmeler ortaya çıkarsa MHP bu stratejisini daha açık ayrıntılı anlatabilir ve kamuoyu ile paylaşabilir. Ama herkesin
pusuda olduğu, tuzak kurduğu, değişik ilişkiler içerisinde bulunduğu ortamda biz herhalde safız, ama aptal olmadığımızı da göstermeliyiz.

- İttifak bir protokol çerçevesinde mi olacak?

Karşılıklı görüşerek, uzlaşarak... Uzlaştığınız yerleri bir protokole bağlayabilirsiniz. Ama protokole de gerek yok artık, böyle ruh ikizi gibi olanlarda var yani...

- Çerçeve 81 il mi?

Tabii, 81 ili ve 1398 seçim alanını kapsıyor...

‘PKK’yı siyasi boyutta yok edecek birliktelik...’

- Kayyım bölgesiyle ilgili öneriniz tam olarak nedir?

O kadar yeri tekrar tünelle, çatışmayla mücadele verenler, aradan geçen zaman içerisinde tekrar beklentilerine cevap teşkil edebilecek sonuca geçtiği vakit, herhalde bazı talepleri derinleşecektir. Bu da Türkiye’yi başka bir noktaya doğru götürür. Bunun önlenmesi lazım. Bunu önleyebilmek terörün dışında, Kürt kökenli, Güneydoğu Anadolu’da yaşayan aşiretlerin iradesini alarak, onların iradesiyle adaylar belirleyerek PKK’yı siyasi boyutta da yok edebilecek birliktelik diyorum ben. Bu önemli bir şeydir. O bölgede yaşayan Kürt kökenli geniş büyük ailelerin iradesine oluşturmak. Yani onlar demeli ki “Biz artık PKK’lı bir belediye başkanı istemiyoruz, huzur istiyoruz, güven istiyoruz, yaşamak istiyoruz. İhtiyaçlarımızın karşılanmasını istiyoruz.” Bunu neyle yapacak? Biz de diyoruz ki, “Bunu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yapanlarla beraber yapabilirsiniz. Öyle bir niyetiniz olursa biz de gerekli desteği veririz.”

‘CHP Yavaş’ı hemen aday ilan etsin’

- Yerel seçimlerde Cumhur İttifakı’nın seçmenini mi göreceğiz sahada, yoksa MHP’nin seçmenini mi? Bir de Mansur Yavaş’ın yeniden aday olabileceği iddiaları var...

O zaman, 31 Ağustos’ta, Etimesgut’taki aday belirleme sizin söylediğinize göre anlamsız kalır. Halbuki biz adayımızı belirledik. Ona da talimat verdik, “Çalışın” dedik. Büyükşehiri de bir görelim bakalım. Geçmiş dönemde, şimdi MHP’de karşılığı kalmamış insanları, karşılık olarak takdim ediyorlarsa, bu bizi memnun kılar. CHP hemen bunu ilan etsin. Biz kendi gücümüzü çok daha iyi toplarız. Çünkü karşılığı
yok. Bununla MHP’nin kafasını karıştıracaklarını zannediyorlarsa, MHP’nin kafası öyle kolay kolay karışmaz.

- Ekonomideki gelişmeler yerel seçime olumsuz yansır mı?

Tabii, ekonomi politikasındaki tedbirler geciktiği taktirde, ortaya çıkan sonuçları öteleyebilecek tedbirler alamadığınız taktirde, bunların sonucu mahalli idareler seçimlerine değişik şekillerde yansır. Bunun önlenmesi lazım. Bu konuda biz, 2001 tecrübesini yaşadık. Yüzde 70’deki enflasyonu yüzde 39’a düşürerek, faiz oranlarını gerileterek, dış açığı kapatarak, kamu tasarruflarına giderek birtakım tedbirlerle 2001 krizi aşıldığına göre bugünkü kriz niye aşılmasın? Ekonomideki çözüm her zaman mümkündür. Çözümsüzlük ise büyük bir kaos yaratarak Türkiye’yi batırmaya gerek yok. Türkiye çökmedikçe ekonomideki bu tür çözümsüzlük Türkiye’yi çökertmez. Kabul etmek lazım.

‘CHP hisseleri millete versin’

- İş Bankası tartışması sürüyor. Bankanın değer kaybettiği de söylendi... 

Değer kaybedildiği zaman bu hisseleri sahiplenebilecek olan İş Bankası’nın ortaklarının da bir göz önüne alın. Bu tür şeylerden yararlanmak isteyenler olur. Orada çalışanlar yüzde 40’mış, başkaları bilmem neymiş, oralarını biz bilemiyoruz, ancak İş Bankası, Türkiye’nin her siyasi tartışmasında gündeme getirilen bir konu olarak görmeli ve bunu çözüme kavuşturmalı. Çözüm nedir: CHP’nin Atatürk’ün mirası diye nitelendirilen yüzde 28’i Türk milletine iade etmesi lazım. Atatürk’ün gerçek varisi Türk milletidir. Herhangi bir kurum ve kuruluş değildir. Bunu Türk milletine iade ettiğini beyan etsin, mesele kalmaz. Bazı konularda da CHP’nin anlayış göstermesi lazım. “Efendim, dört kişi atıyoruz bunların herhangi bir akçe işi olmaz olmaz” da onların oradaki havası, iklimi yeter zaten CHP’ye. İş Bankası gibi bir bankanın 4 yönetim kurulu üyesi sendeyse, bu çok önemli. Bu bir güçtür bunun için CHP’den izin almalarına gerek yok, değişik yöntemlerle yapılabilir.

‘Bizim de hakkımız var’

15 ve 16 yüzyılda Osmanlı’nın parası akçe. Bizim oralardan garibim bir tanesi kalkıyor, İstanbul’a geliyor, dünyanın yolunu yürüyor. Israr ediyor, Padişah’la görüşeceğim, sonunda görüştürüyorlar. Padişah’a diyor ki: “Padişah’ım mümin müminin kardeşidir. Ben hissemi istemeye geldim.” Mümin müminin kardeşidir, doğru. Padişah bakıyor, “Evladım sen şunu, 20 akçeyi, al köyüne git. Yalnız bunu aldığını diğer mümin kardeşlerin duyarsa bu sana da kalmaz” diyor. Şimdi alayımız Atatürk’ün mirasçısı olarak ilan edersek, CHP ne yapacak? Bizim de hakkımız var orada.

‘Türkiye Cumhuriyeti hibe kabul etmez’

- Katar’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir VIP uçak hediye edildiği iddialarıyla ilgili olarak ne söylersiniz?

O konuda benim görüşüm çok nettir. Türkiye Cumhuriyeti devleti hediye, hibe kabul etmez. Türkiye’de uçak ihtiyacı varsa, bunun piyasası neredeyse, kendi kaynaklarıyla almayı tercih etmelidir. Şu sualin cevabı da netleşmelidir. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı’nın ve devlet yönetiminin kendilerinin uluslararası ilişkilerde taşıyıcısı olarak uçaklardan ihtiyacı varsa onu satın alabilir, ihtiyaç yok ise almaya
gerek yok. Ama “Bana hibe edildi. hediye edildi...” Bu, Türk milletinin kabul edeceği bir durum değil. Recep Tayyip Erdoğan’ın da bunu kabul etmemesi gerekirdi diye düşünüyorum.

‘Tehlikeli sularda yüzüyor’

- Kemal Kılıçdaroğlu’ndan “4. Devrim” açıklaması geldi... Halk hareketi ifadesini kullandı... Sizce nedir bu 4 devrim?

Kılıçdaroğlu, tehlikeli sularda yüzüyor. Dördüncü devrimden neyi kast ediyorsa, bize açıklasın, bilme hakkımız vardır. Halk hareketinden de neye hevesleniyorlarsa onu da bilmemiz lazım. Eğer Gezi gibi bir olayı kast ediyorlarsa, o bir defa yüzlerine güldü, ikinci defa güldürmez. Bu sevdadan vazgeçsinler. Daha geniş düşünüyorlarsa 15 Temmuz’u iyi anlasınlar 18 Temmuz iddiasından vazgeçsinler.

‘İstanbul’da aday çıkarmayız’

- İttifak halinde aday çıkarmama durumu söz konusu olur mu?

Biz adaylarımızı çıkarırız ama aday çıkaracağımız yer olur, çıkarmayacağımız yer olur. İstanbul’da aday çıkarttık. Samimi konuşuyorum, İstanbul’da çıkarttığımız adayların geçmişte ne kadar oy aldıkları belli. Aday çıkartıp, belediye başkanlığını kazanamayacağınız yerde bir aday çıkarıp, “Bizim de adayımız var” demenin bir manası var mı? Ama ilçelerinde bizim de aday çıkartacağımız yerler var. Şimdi bütün
bunlara dikkat ederek konuşuyoruz biz. Olmayacak olan bir şeye ‘olur’ damgası vurarak, kendi siyasetimizi şekillendirmeye çalışmıyoruz. Gerçekçi davranıyoruz. 

- Sadece belediye başkanlığı yok, belediye meclis üyelikleri de var...

Evet. Mesela koskoca İstanbul’da bizim büyükşehir belediyesinde bir tek üyemiz var. 

- İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde aday çıkarmıyorsunuz, onu mu anlamalıyız?

Ben de onu söylüyorum. MHP, İstanbul’da bir aday çıkartarak, kendi kendini kandırarak, Türk siyasetinde varlığını devam ettiremez. Çünkü aday çıkardığınız vakit kazanabilecek oran bizim için geçerli. Böyle bir durum karşısında kamuoyunda tartışmaya açıp, bazı isimleri söylemenin gereği yok. Türkiye’de diğer siyasi partiler de böyle netleşmeli. Elimizde dökümler var. CHP’nin aday çıkaracağı bir yerde
örneğin, alacağı oy belli. Şimdi niye ısrar edecek? O da bir başka formül bulacak. Bu yerel yönetim. Biz yerel yönetimin ilçelerini ortaya koyarken Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığını esas alıyoruz. Geçmişte yaşandı bunlar. Örnek vermek istiyorum. 1989 yılında, ben genel sekreterdim. Yerel seçime gidiyoruz. Tanıdığımız bildiğimiz bir arkadaşımızı davet ettim ve “Geniş bir ailenin evladınısınız. MÇP’nin belediye
başkan adayı olmanızı istiyorum. Gidin bir ön çalışma yapın” dedim. Bir gün sonra geldi. Annesi merak etmiş, “Bu ani gelişin bir sebebi olsa gerek” demiş. O da, “Genel sekreterimiz benim belediye başkan adayı olmamı istiyor” deyince annesi, “Olmaz evladım. Çünkü dayın ANAP’tan aday. Dayının karşısına seni çıkartamam, ailede sıkıntı yaratamam. Genel sekretere hürmetlerimi bildir, aday olmayacağını söyle”
diyor. Şimdi orada siz istediğiniz kadar bir aday çıkartacağız de. Oyun yarısından fazlası zaten onların. Sonra genel seçimde bunları husumete çevirmenin de bir manası yok.

‘Ankara ve İzmir’e bakacağız’

- Ankara için de geçerli mi? İzmir için mesela...

Ankara’ya bakacağız. Hepsine bakacağız çalışıyoruz üzerinde. Ama o dediğiniz isimlerden bazıları aday olursa yeme de yanında yat derler ya. Karşılığı olmayan insanları CHP’ye kim telkin ediyor? Birkaç köşe yazarı var yine yazıyorlar, “Keşke o olsa…” O zaman Mevlüt Bey(Mevlüt Karakaya) adayımızdı nelerin olup bittiğini biliyoruz.

- Çok büyük bir özveride bulunuyorsunuz İstanbul’da aday göstermeyerek... Aynı şekilde karşıdan da bir özveri bekliyor musunuz? Adana, Mersin ve Manisa için…

Bizim anlayışımızı anlayanlarla yola gidilir. Anlamayıp “İlle de benim dediğim olacak” diyenleri de sırtımızda küfe yok, taşımak  mecburiyetinde değiliz. Yani gerçekçi siyaset yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’yi düşünerek yapmaya çalışıyoruz.

- Kayyım olan illerde nasıl aday belirlemeyi planlıyorsunuz?

Onu geniş tutuyoruz. Yani oranın yapısını, terörle mücadeleyi biliyoruz. PKK ile HDP ile Kürt kökenli kardeşlerimizi ayırdığımız vakit orada memleketini seven çok sayıda Kürt aşireti vardır. Her biri saygındır, her biri çevresinde etkin insanlardır. Onları terör korkusundan arındırıp mahalli idareler seçimlerinde hangi partiyi istiyorlarsa oradan aday olmalarını teşvik etmek lazım. Yani oranın iradesiyle bunu çözmek lazım. bunları söylediğimiz zaman biz de elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. Bizim de orada çok oyumuz var. Yoksa aday çıkartılacaksa biz aday da çıkartırız. Bunu haricinde yöntemler var onlar da geçmişte denendi.

- İYİ Parti’nin konumunu ve geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Onlar 12 otobüsle seyahate çıktılar, nabız yokluyorlar. Zannederim bir karara varırlar. Onlar da memleketsever insanlardır. Bizim gördüğümüz tehlikeleri onlar da fark edecektir. Veya fark edecek insanlar var orada.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları