loading
close
SON DAKİKALAR

Bakan Çelik'in cevabına Gaytancıoğlu'ndan açıklama

Bakan Çelik'in cevabına Gaytancıoğlu'ndan açıklama
Tarih: 08.01.2016 - 15:53
Kategori: Siyaset

CHP Edirne Milletvekili Doç. Dr.Okan Gaytancıoğlu'nun Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik'in yanıtlaması isteği ile verdiği 'Tarımsal Destekler ve Bakanlık Bünyesindeki Makam Araçları' konulu önergeye cevap geldi.

CHP Edirne Milletvekili Doç. Dr.Okan Gaytancıoğlu'nun Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik'in yanıtlaması isteği ile verdiği 'Tarımsal Destekler ve Bakanlık Bünyesindeki Makam Araçları' konulu önergeye cevap geldi. 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik'in cevabı sonrası Gaytancıoğlu açıklamada bulundu.

Gaytancıoğlu'nun açıklaması şöyle:

''Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Faruk Çelik tarafından yanıtlanması amacıyla 27.11.2015 tarihinde “Tarımsal Destekler ve Bakanlık Bünyesindeki Makam Araçları” ile yazılı bir soru önergesi verdim. Kısaca soru önergem; 2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu çerçevesinde çiftçilerimize ödenmesi gereken GSMH’nın % 1’i oranındaki ödemenin yasalara uyulmayarak eksik yapıldığı, hatta yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bugüne eksik yapılan 44 milyar TL’lik ödemenin çiftçilere ödenip ödenmeyeceğinin tarafıma bildirilmesi idi. 

Söz konusu soru önergeme Sayın Bakan tarafından 31.12.2015 tarihinde yazılı olarak yanıt verilmiş ancak yanıt tarafıma ulaşmadan 02.01.2016 tarihinde Milliyet Gazetesine haber olmuş ve kamuoyu yanlış bilgilendirilmiştir.
5488 sayılı Tarım Kanunu 18.4.2006 tarihinde yasalaşmıştır. Yasada çiftçilere yapılacak destekler 21.maddede “Tarımsal Desteklemelerin Finansmanı” başlığı altında çok açık bir biçimde ifade edilmiştir. Buna göre “Tarımsal destekleme programlarının finansmanı, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanır. Bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi milli hasılanın yüzde birinden az olamaz” şeklinde yapılacak destekleme miktarı belirtilmiştir.
Tarım Kanunu bu kadar açık iken AKP hükümeti hiçbir zaman bu yasaya uymamıştır. Soru önergeme verilen yanıt; “5488 sayılı Tarım Kanununun 21.maddesinde yer alan tarımsal desteklemeler için ayrılacak kaynak, sadece üreticilere nakit olarak ödenen cari tarımsal destekleme bütçesinden ibaret olmayıp, bunun yanında tarımsal sulama yatırımları, arazi toplulaştırma çalışmaları ve tarla içi geliştirme hizmetleri, tarımsal ürün alımları yoluyla yapılan desteklemeler, tarımsal kredi sübvansiyonları, ihracatta tarım ürünlerine verilen destekler de tarım sektörüne sağlanan destekler içerisinde yer almaktadır. Bu kaynaklarla beraber tarıma sağlanan destek miktarı GSMH’nin % 1’inden fazla olmaktadır.”şeklindedir.

Verilen bu yanıtla yasaya uymamanın bahanesi açıklanmıştır. Ancak verilen yanıt yasayla çelişmekte ve bilimsel olmaktan çok uzaktadır. Tarım politikası bir bilim dalıdır. Tarım politikası "çiftçilerin ekonomik yaşantılarım iyileştirmek, tarımsal üretimi kamu yararına düzenlemek, kırsal toplumların refahını yükseltmek ve tüketicileri aşın fiyat artışlarından korumak amacıyla uygulanan devlet önlemleri dizisi" olarak tanımlanır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere bir ülkede tarımın yönlendirilmesinde Devletin önemli bir görevi bulunmaktadır. Ancak unutulmaması gereken bir konu da devletçe yürütülecek politikanın çiftçi merkezli olmasıdır. Çünkü üretimi yapacak olanlar çiftçilerdir. 

Verilen yanıtta sözü geçen;

- Tarımsal sulama yatırımları, arazi toplulaştırma çalışmaları ve tarla içi geliştirme hizmetleri, doğrudan çiftçilere yapılan bir destek olmayıp tarımsal altyapıyı geliştirmek için Devletin yapması gereken bir hizmettir. Devletin bazı ürünlerde piyasa oluşturması, çiftçilere düşük faizli krediler vermesi, iç ve dış ticarette kolaylıklar sağlaması her zaman etkin bir tarım politikası uyguladığı anlamına gelmez. Bunun yanında tarıma bazı hizmetleri de götürmesi gerekmektedir. Bu hizmetler daha çok tarımsal yapıyı iyileştirmeye yönelik olan altyapı hizmetleridir. Örneğin, sulama suyu temin edilmesi için barajların yapımı, köylere yol ve içme suyu götürülmesi gibi hizmetler altyapı hizmetleridir. Bu hizmet tamamen kamuya yönelik bir hizmet olduğu için ve bundan dolaylı olarak herkes yararlanacaktır. Bu tip yatırımlar yapıldığı bölgenin gelişimine ve kalkınmasına uzun vadede yararlar sağlayacaktır. İlk bakışta karlılık görülmese de yıllar geçtikçe bölgenin sosyo-ekonomik özelliklerinin olumlu yönde gelişmesi sağlanmış olacaktır. Bu tip yatırımlarda karlılık ön planda olmadığından özel sektörün bu yatırımlara yönelmesi mümkün değildir. Bunun için bu tip yatırımlar Devletçe yapılmalıdır.

- Tarımsal kredi sübvansiyonları da adı üzerinde yine direkt bir destek olmayıp çiftçiye verilen kredinin daha düşük bir faizle ulaşmasının sağlanmasıdır. Krediler destekleme değil borçtur. Destekleme karşılıksız yapılan yardımdır. Karşılık olarak çiftçinin üretim yapması istenir. Tarımsal krediler aslında tarımsal yapıyı iyileştirici daha çok sosyal yönü olan tarım politikası araçlarıdır. Sosyal yönü ticari kredilerden farklı olmasındandır. Tarımsal kredileri bir destekleme politikası aracı olarak gören ve uygulayan bir Devlet aslında tarım kesiminin sermaye gereksinimine yardımcı oluyor demektir. 

- İhracatta tarım ürünlerine verilen destekler de GSMH’nın % 1’ine dahil edilmiştir. Devletler yurtiçinde üretimi fazla olan yurtdışında talep gören tarım ürünlerinin satışını yapıp döviz elde edilmesini sağlamak için dış ticarette kolaylıklar yapabilir. Devlet tarım ürünleri dış ticaretini özendirmek amacıyla vergi iadesi, dolaysız ödeme, düşük faizli kredi, ucuz girdi temini, vergi muafiyetleri vb. bir nevi ihracat sübvansiyonu sağlar. Bütün bu önlemler sonucunda ihracatçılara, ihraç ettikleri mal birimleri karşılığı olarak ulusal para cinsinden daha fazla ödeme yapılmış ya da malın birim üretim maliyeti düşürülmüş olur. Her ikisi de ihracattan elde edilen gelirin artmasına neden olur. Ancak bu da tüm çiftçileri kapsamamakta sadece ihracat yapan çiftçileri kapsamaktadır.

- Tarımsal ürün alımları yoluyla yapılan desteklemeler de GSMH’daki desteklemeler içinde gösterilmiştir. Bu kalem GSMH’nın % 1’ine dahil edilebilir, çünkü en azından birçok üreticiyi ilgilendirmektedir. AKP’nin en başarısız olduğu alanlardan birisi de budur. Son yıllarda bir müdahale kurumu olan TMO’nun buğday alımı dışında ciddi bir ürün alımı yoluyla destekleme yapılmamıştır. Dolayısıyla bu destek çok önemli bir meblağ tutmamaktadır.

Çiftçilerle ilgili kanun çıkararak, kanuna uymamak ve çiftçileri mağdur etmek AKP hükümetinin sürekli yaptığı bir davranıştır. Türkiye 13 yıllık AKP iktidarı sonucunda net ihracatçı bir konumdan net ithalatçı bir konuma gelmiştir. Çiftçilerimiz borç batağı içerisindedir. Girdi fiyatları sürekli artarken, ürün satış fiyatları neredeyse son 7-8 yıldır aynı düzeylerde seyretmektedir. Üretici geliri artmadığından üreticiler, tarlalarını ipotek ederek kredi kullanmaktadırlar.
Sonuç olarak AKP, kendi çıkardığı yasaya uymayarak hukuk tanımazlığını bir defa göstermiştir. Soru önergeme verdiği yanıtlar doğru değildir. Çünkü soru önergesine verilen yanıtların başlangıcında çelişki çok açık görülmektedir. Buna göre; 2014 yılında tarıma 9,1 milyar TL (yaklaşık 3,5 milyar $) destek verildiği söylenmiştir. 2014 yılında Türkiye’nin GSMH’sı Devletin resmi kurumu olan TÜİK’e göre 800 milyar $ ise verilmesi gereken destek miktarı 8 milyar $ yani 24 milyar TL olmalıdır.''

Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları