Fikret Bila'ya açıklamalarda bulunan Enerji Bakanı Taner Yıldız, kaçak elektrikle ilgili çok konuşulacak değerlendirmelerde bulundu.
Bakan'dan acı itiraf: Kaçak elektriği Güneydoğu kullanıyor. Kaçağın faturasını onlara değil batıya ödetiyoruz çünkü..
Fikret Bila'ya açıklamalarda bulunan Enerji Bakanı Taner Yıldız, kaçak elektrikle ilgili çok konuşulacak değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, kayıp kaçağın en yoğun olduğu bölgenin Güney Doğu olduğuna işaret ederek 'Bu konu aslında biraz hassas bir siyasi konu. İstismar edilmeye müsait. Urfa, Diyarbakır, Siirt,Batman, Hakkâri. Şimdi bu bölgedeki kaçak elektriğin parasını sadece bu bölgedeki abonelere yansıtırsak, bunu siyasi olarak istismar ederler. Terör örgütü ve siyasette aynı çizgideki partiler; ayrımcılık yapılıyor, diye istismar ederler. Fatura farkını etnik ayrımcılık diye gündeme getirirler.' diye konuştu.
Yıldız: 'Bölüşmezsek ayrımcı derler'"Mühendis olacağım" heyecanıyla İTÜ'den içeriye ilk adımını attığı gün, "abi"ler, "Hop, bir dakika, sen şöyle bir gel bakalım" deyip, bir duvar dibine çekmişler Taner Yıldız'ı...
"Söyle bakalım" demişler:
- Dev-Yol'cu musun, Mao'cu mu?
Şaşırmış Yıldız, "ikiden seçmeli" soruya:
- Eeee, deyip duraksayınca...
"Peki" demişler, anlaşıldı:
- Nerelisin?
- Yozgat
- Yozgat mı?
- Evet...
- O zaman gelme bir daha okula!
İTÜ'nün abileri, sinirli sinirli yürüyüp gidince, Taner Yıldız peşlerinden seslenmiş:
- Ama ben Kayseri Lisesi mezunuyum...
Dönüp bakmışlar:
- Kayseri de fark etmez, gelme okula! O kadar!
Enerji Bakanı Taner YıldızYa Dev-Yol'cusun, ya Mao'cu
Üniversitede ilk günün öyküsünü dinleyince, "peki" dedim, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'na:
* Nasıl gidebildiniz okula?
- Vallahi bir sene doğru dürüst gidemedim, sonra gidebildim...
* Dev-Yolcu olarak mı yoksa Mao'cu olarak mı?
"Vallahi" dedi:
- Bazen Dev-Yol'cu bazen Mao'cu gibi....
* O nasıl oldu?
- Hangi taraf eziliyorsa, o tarafa daha yakın hissediyordum. Bazen Dev-Yol'cular Mao'cuları, bazen Mao'cular Dev-Yol'cuları eziyordu. Ben de ezilen tarafa yakın duruyordum, tabiatım icabı...
* İTÜ'de ülkücü, akıncı, genel olarak sağcı denilebilecek gençler yok muydu?
- O yıllarda İTÜ'de mümkün bile değildi. Solun hakimiyeti kesindi de hangi fraksiyondan olduğunuz sorgulanırdı...
Taner Yıldız, Kayseri'nin başarılı öğrencilerinden. Ortaokulu birincilikte bitirdikten sonra, Turgut Özal ve Abdullah Gül gibi iki başbakan, iki cumhurbaşkanı çıkarmış olan Kayseri Lisesi'ne gitmiş ve orayı da birincilikle bitirmiş...
"O zaman" dedim:
* Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Turgut Özal'ın ekolünden yürüyeyim diye mi İTÜ'yü tercih ettiniz?
"Yok" dedi:
- Ben aslında psikoloji, sosyoloji ve felsefeye düşkündüm. Bu fakültelerden birine gitmek istiyordum ama puanı yüksek gelince, puana yazık olmasın diye İTÜ'ye girdim, enerji mühendisliği okudum. Ama hâlâ bu alanlara ilgim çok fazla, fırsat buldukça bu konularda okumaya çalışırım.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü hatırlattım:
* Gül, gazoz satamadığım için beni okula gönderdiler, demişti bir Kayserili olarak. Sizde de öyle mi oldu?
- Kayserililer için, çocuklarını önce işe koyarlar, beceremezse, "bu adam olmayacak gönderin okusun bari" derler, diye bir söz vardır. Bir zamanlar bu gerçekten de öyleymiş. Ama artık değişti. Babam havacı bir astsubaydı. Ben Yozgat'ta doğmuşum, babamın görevi Kayseri hava birliğine çıkınca da Kayseri'ye yerleşmişiz. Benim zamanımda artık Kayserili çocuklarını okutuyordu.
Para zihniyetten fazla büyüyünce "Ne değişmiş" dedim:
* Okumanın değerini mi anlamışlar?
- Kayserili, girişimci bir ruha sahip, ticarete yatkın, üretken. Bu nedenle Kayseri'de para zihniyetten fazla büyüdü. Böyle olunca parayı yönetemez oldular. Parayı yönetsinler diye okumuş çocuklar getirdiler, profesyonel yöneticiler olarak. Ama onlar da Kayseri'de durmadı. Profesyonelleri tutamayacaklarını anlayınca da çocukları okutmaya başladılar.
ABD veİngiltere'ye gönderecek kadar.
KAÇAKTA AYRIMCILIK OLMASIN DİYEBaktık sohbet böyle giderse enerji konularına giremeyeceğiz. "Sonra devam ederiz" diyerek, kayıp-kaçak'tan enerjiye girdik:
* Vatandaşın en büyük şikayeti, başkalarının kaçak kullandığı elektriğin parasını ödemek.
Faturadaki kayıp-kaçak kalemine itiraz var. Kaçak elektrik kullanmayan niye kaçak parası ödüyor?
- Vatandaşın şikayetinin farkındayım. Bu konu aslında biraz hassas bir siyasi konu. İstismar edilmeye müsait. Kayıp-kaçağın en fazla olduğu bölge Güneydoğu bölgesi. Urfa, Diyarbakır, Siirt,Batman, Hakkâri. Şimdi bu bölgedeki kaçak elektriğin parasını sadece bu bölgedeki abonelere yansıtırsak, bunu siyasi olarak istismar ederler. Terör örgütü ve siyasette aynı çizgideki partiler; ayrımcılık yapılıyor, diye istismar ederler. Fatura farkını etnik ayrımcılık diye gündeme getirirler.
İşte Diyarbakırlıya elektrik 46 kuruştan, Bilecikliye 30 kuruştan satılıyor derler. Bunu dedirtmek istemiyorum. Etnik ayrımcılık propagandası için kullanacakları malzeme vermek istemiyorum.Türkiye'de tek abonelik sistemi var. Buna ulusal abonelik sistemi diyoruz. Aslında bölge aboneliğine geçmeyi planlıyoruz. Kayıp-kaçağı düşürdükten sonra bölge düzeyinde abonelere dağıttığımızda arada ciddi fark kalmayacak. 2015'e kadar kayıp-kaçağı önemli ölçüde düşürmeyi hedefliyoruz, sonra bölgesel dağıtım yapabiliriz. Diyelim Güneydoğu'da bir ilde 36 kuruş, batıda bir ilde 34 kuruş olursa, bu farkı etnik ayrımcılık malzemesi yapamazlar.
BENZİN MALİYE'NİN İŞİ
* Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la Çin'deydiniz. Çin'le de nükleer santraller konusunu konuştunuz, gelinen aşama nedir?
- Çin de, Türkiye'de nükleer santral kurma işine aday konumdadır. Rusya ile
Akkuyu için anlaşmıştık, o yürüyor. Bizim üç nükleer santrale ihtiyacımız var. İkincisi için Japonya ve GüneyKore'yle görüşüyorduk, şimdi bu iki ülkeye Çin de katılmış oldu.
* Neden
ABD değil de Rusya, Çin? Enerjide bu tercih, dış politikada da bir tercih gibi algılanıyor?
- İlgisi yok. ABD'liler tam liberal anlayışla sadece fizibiliteyi ölçü alıyorlar. Diğer faktörleri dikkate almıyorlar. Oysa nükleer santraller, stratejik ortaklık, model ortaklık niteliği olan yatırımlardır. Rusya, Çin, Japonya gibi ülkeler, sadece fizibilite açısından bakmıyorlar. Ortadoğu'da Türkiye gibi bir ülkeye böyle bir yatırım yapmanın yan faydaları da var. Bu faydaları da dikkate alıyorlar, stratejik bakıyorlar. Yan getirileri de hesaba katıyorlar. Ayrıca bu yatırımlar ortaklıklar şeklinde oluyor. Örneğin Rusya yanına Almanya'yı, Fransa'yı veya başka bir ülkeyi alabilir. Bu tür büyük yatırımlar, büyük konsorsiyumlar şeklinde yapılıyor.