loading
close
SON DAKİKALAR

Barolardan YSK'ya İstanbul tepkisi: YSK’nın kararı hukuki değil siyasi

Barolardan YSK'ya İstanbul tepkisi: YSK’nın kararı hukuki değil siyasi
Tarih: 08.05.2019 - 07:00
Kategori: Gündem

YSK'nın skandal bir kararla İstanbul seçimlerini iptal etmesine barolardan tepki geldi.

YSK, hukuka ve içtihatlarına aykırı şekilde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini iptal etti. YSK'nın bu kararına barolardan tepki geldi.

Türkiye Barolar Birliği, dün yaptığı açıklamada, "1950’den bu yana çeşitli şikâyet ve aksaklıklarla da olsa işleyen seçim sistemimiz, seçimlerin güvenilirliğini sağlamakla görevli olan ve üyeleri yüksek hakimlerden oluşan Yüksek Seçim Kurulu tarafından ağır şekilde yaralanmıştır. Bu iptal kararının kazananı yoktur. Sevineni de olmamalıdır. Bu iptal kararı Türkiye’ye zarar vermiştir" açıklamasında bulunmuş, YSK'ya yanıtlaması için 5 soru yöneltmişti. 

İstanbul Barosu da bir basın toplantısı yaptı. Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu'nun okuduğu açıklamada, "İstanbul Seçimlerinin Yenilenmesi" yönünde verilen kararın, hukuki dayanağı olmayan ve YSK'nın içtihatlarıyla çelişen bir nitelik taşıdığı kanısındayız. Bu kararın, hukuksal yorum ve düşüncelerle temellenmek yerine, özellikle de siyasal iktidarın baskılarıyla biçimlendiği son derece açıktır" ifadeleri kullanıldı.

Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Mersin baroları da YSK'nın kararını eleştiren basın açıklamaları yaptı.

İzmir Barosu, YSK’nın İstanbul seçimlerinin yenilenmesine yönelik kararını protesto etmek için Demokrasi Nöbeti başlattı.

Baroların açıklamaları şöyle:

Ankara Barosu

"Yargı bağımsızlığı çiğnenerek, yargıç cübbesine zorla düğme dikilerek girişilmiş bu darbenin tam da karşısındayız"

"6 Mayıs 2019 tarihinde Yüksek Seçim Kurulu tarafından hukuk kılıfına sokularak yapılan darbe, tüm kamuoyunun bilgisi dahilindedir.

Sandık kurulu teşkiline ilişkin itirazlar 298 sayılı kanunun 130. Maddesine göre olağanüstü itiraza konu olamaz. Seçim takviminde 2 Mart itibariyle kesinleşmiş bir seçim işlemidir. Ancak ve ancak tam kanunsuzluk itirazı değerlendirilebilirdi ki tam kanunsuzluk itirazı süreye tabi olmadığından, daha önce yapılan Anayasa ve referandumun da bu itirazla karşılaşması ve iptali gündeme geleceği için açıkça yasaya aykırı hüküm tesis edilmiştir.

Aynı kurullarla, aynı yöntemlerle, yapılan seçimlerde atı alan Üsküdar'ı geçti anlayışı içinde referandum düzenleyenler, cumhurbaşkanı seçenler, kararın alındığı günden bir gün önce YSK'ya milletin gözü önünde talimat vermiş, İstanbul seçimlerinin mutlaka yenilenmesi gerektiğini nildirmişti.

16 Nisan Referandumun da, 24 Haziran CB seçimlerinde bakılmayan sandık kurullarının oluşumuna dayanılarak milyonlarca seçmenin iradesinin hiçe sayılması ve seçimin iptali kararı; akla, mantığa ve vicdana sığmadığı gibi hukuken tartışılacak da hiçbir tarafı bulunmamaktadır. Açıkça “dün dündür bugün bugündür” zihniyetini bu sefer ülkemiz için çok ağır sonuçları hiç ama hiç umursamadan ortaya koymaktan başka bir anlam taşımamaktadır.

Dün gece itibariyle yapılan bu gösteri, halk iradesinin gasp edilmesi suretiyle teşebbüs aşamasında kalmayan bir darbedir ve de tarihe böyle geçecektir. Görev süreleri, kendilerine verilen emir telakki edilmeden uzun zaman önce Anayasa'ya aykırı olarak uzatılmış olan bu atanmışlar, 70 milyona borçlu oldukları kamusal hizmetlerini yapmak yerine hukuken mesnetsiz, kanunen çürük, vicdanen hadsiz kararlarıyla adlarını ülke tarihinin karanlık sayfalarına elleriyle işlemişlerdir. Çünkü Yüksek Seçim Kurulu'nun 6 Mayıs 2019 tarihli kararı, halk iradesinin gaspıdır ve her halk iradesinin gaspı lanetlenmesi gereken bir darbedir. Dün yaşanan hukuk garabeti hepimize göstermiştir ki; üzerinden 24 saat geçmemiş bu darbe, tanklarla ya da silahlarla değil cübbesi üniformalaşmış, vicdanı bireysel ikbale indirgenmiş atanmışlar tarafından 70 milyon yurttaşın, 16 milyon seçmenin gözlerinin içine baka baka çirkin bir cüretkarlıkla yapılmıştır. 

Şimdiye kadar yapılan tüm açıklamalar, verilen ve de verilecek hukuk sınırları içerisindeki eylemsel tepkiler ve her türlü karşı duruş; bugünden itibaren bir ideolojinin ya da siyasi fikrin yansıması değil hakkını yedirmemenin, var olmanın, birey olmanın, edilgenliği reddetmenin ve en önemlisi geleceğimizle laik Cumhuriyetimize sahip çıkmanın mücadelesi olacaktır.

Halk iradesinin bu silahsız gaspı, halk iradesinden duyulan korkunun beyhude çabalarıdır ve günü geldiğinde, failleriyle birlikte silinmeye mahkumdur. Bu kararda imzası olanlar, o kararda imzası olanların görev süresini Anayasa'ya aykırı olarak uzatanlar, seçmenin iradesini çalarken ya da çalınmasını desteklerken bir saniye dahi elleri titrememiş olan herkes şunu bilmelidir ki; tarih şimdiye kadar Şair Nazım Hikmet'in dizesinin doğruluğunu göstermekten bir kere dahi imtina etmemiştir: "Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu."

Şimdi biz; öfkesine doygun umudumuzla her türlü yılgınlık emaresinden uzak ve yapılan gösteriyle hepimize verilmeye çalışılan gözdağından azade bir şekilde her türlü edilgenleştirme çabanızı reddediyoruz.

Biz; kul değil birey olmanın, seçme ve seçilme özgürlüğümüzün, insan haklarımızın ve bu haklarımızı hiç kimseye yedirmemenin hikmetini Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün fedakar bir milletle birlikte yoktan var ettiği Cumhuriyet sayesinde yaklaşık 100 senedir iliklerimize kadar hissediyoruz. Kimseye yedirmeye de niyetimiz yoktur.

Bu sebeple, hukuk kılıfına sokarak yapılan bu alçak darbeye boyun eğmemek; hepimiz için geçmişe, bugüne ve geleceğe duyduğumuz borcun Cumhuriyetimize  olan minnetimize karışık mücadelesi olacaktır.

Hukuka bağlılık, yurttaş onuru ve müdafaa-i hukuk için mücadele yemini etmiş Ankara Barosu avukatları olarak yargı bağımsızlığı çiğnenerek, yargıç cübbesine zorla düğme dikilerek girişilmiş bu darbenin tam da karşısındayız! Tüm kamuoyuna saygılarımızla duyururuz."

İzmir Barosu

"YSK üyeleri görevi kötüye kullanmışlardır"

"Yüksek Seçim Kurulu 31 Mart İstanbul yerel seçimleri kapsamında yapılmış olan büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin yenilenmesine karar vermiştir.

İzmir Barosu Yönetim Kurulu büyük mücadeleler ve fedakarlıklarla kurulan ülkemiz demokrasisinin tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelen bu vahim kararın önemine binaen olağanüstü toplanarak aşağıdaki kararları almıştır:

1. Alınan karar tarih önünde hükümsüzdür. Yüksek Seçim Kurulu üyeleri aldıkları karar ile Yüksek Seçim Kurulu Kanunu'nun kendilerine verdiği yetkiyi kötüye kullanmışlardır. Bu karar ülkemizde yargı bağımsızlığının ortadan kalktığını ve yargının siyasi iktidar tarafından bir enstrüman olarak kullanıldığını tescil etmiştir.

2. Yurttaşlarımızı önümüzdeki süreçte itidalli davranmaya davet ediyoruz. Bu dönemde barışçıl gösteri haklarını kullanmak isteyebilecek yurttaşlara yönelmesi muhtemel her türlü hukuksuz müdahalede halkımızın yanında olacağız.

3. İzmir Barosu üyeleri yenilenecek seçimlerde İstanbul'da da görev almaya taliptir. Cumhuriyetin ve demokrasinin kalesi İzmir bu süreçte İstanbul halkını yalnız bırakmayacaktır.

4. Baromuz, bu kararı verenlerle ilgili olarak her türlü hukuki başvuruyu yapacaktır. Tüm barolarımızı ve Türkiye Barolar Birliği'ni bu süreçte demokrasinin yanında olmaya davet ediyoruz.

5. Demokrasinin son kırıntılarının da ortadan kaldırıldığı bugün itibari ile tüm yurttaşlarımızı ve demokratik kitle örgütlerini yenilenecek seçimlere kadar her akşam 20 ile 21 saatleri arasında baromuz önünde demokrasi nöbeti tutmaya çağırıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları hukuka küsmemelidirler. İzmir Barosu halkımızdaki umudun da savunmanı olarak görev başındadır.

Türkiye bugüne dek yetiştirdiği bağımsız ve özgür hukukçuları ile bu girdaptan kurtulacaktır.

Tüm yurttaşlarımıza saygılarımızla duyururuz."

Diyarbakır Barosu

"YSK, İstanbul seçimlerini hukuken açıklanması mümkün olmayacak şekilde iptal etmiştir"

"Yüksek Seçim Kurulu, 31 Mart 2019 yerel seçimleri kapsamında yapılmış olan İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimini, seçimden 36 gün sonra iptal etmiş ve seçimin yenilenmesine karar vermiştir.

YSK daha önce de önce de, adaylık sürecinde seçilme yeterliliğine sahip olduğuna karar verdiği adayların, seçildikten sonra KHK ile ihraç edilen kamu görevlilerine mazbata verilemeyeceği yönündeki hukuksuz ve hakkaniyetsiz kararı ile zaten saygınlığını, bağımsız ve tarafsızlığını tümden yitirmişti. İstanbul seçimlerinin iptali ile YSK hakkındaki tespitlerimizi teyit edilmiştir.

YSK; iktidarın baskılarına boyun eğmiş, önce kazanan sekiz belediye başkanına mazbata vermeyerek seçimde ikinci olan parti adayına mazbata vermiş, nihayet İstanbul seçimlerini de hukuken açıklanması mümkün olmayacak şekilde iptal etmiştir. Böylece yurttaşların seçime, sandığa olan güveni de kalmamıştır. Hukuk; bölgeden-bölgeye, ilden-ile, partiden-partiye, adaydan-adaya değişebilecek bir kavram değildir. Herkese eşit uygulandığında, hukuk olur. Diyarbakır Barosu, YSK’nın verdiği bu kararı; hukuki dayanaktan yoksun, hukuk üstünlüğü ve güvenliği ilkesini, hukuk devletine olan güveni ortadan kaldıran bir karar olarak değerlendirmektedir."

Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Mersin Barosu

"YSK’nın vermiş olduğu karar hukuki değil, tamamen siyasidir" 

Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz ve yönetim kurulu da Mersin Adliyesi önünde yaptıkları basın açıklamasıyla YSK'yı sert bir dille kınadı.  

Av. Bilgin Yeşilboğaz yaptığı açıklamada, YSK’nın hukuk cinayetine ortak olduğunu belirterek şunları söyledi:

“YSK, halkın iradesine, demokrasiye, hukuka darbe yapmıştır. Bu karar; hukukun katledildiği, demokrasinin, adaletin, halkın iradesinin ayaklar altına alındığı kara bir leke olarak tarihe geçecektir. Tarih, bu kararı verenleri unutmayacak, unutturmayacak.

Bu karar sadece belli bir siyasi grubun değil, AKP’ye oy veren vatandaşların dahi vicdanını rahatsız etmiştir. 298 sayılı Seçim Kanunu, sandık kurulu başkanı ve üyelerinin nasıl belirleneceğini açıkça ortaya koymuştur. Aynı zarftan çıkan meclis üyesi, muhtar ve ilçe belediye başkanları kabul edilip, büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptal edilmesi, kararın siyasi olduğunun apaçık göstergesidir. Kısacası, aynı zarftan çıkan dört pusuladan üçünün kabul edilip, bir tanesinin kabul edilmemesi hukuk tanımazlıktır, toplumun aklıyla dalga geçmektir. Sandık kurulları,  kamu otoritesi tarafından belirlenmiş, sandık kurullarının görevi kesinleşmiştir. Sandık kurullarına kanunda belirtilen sürede itiraz edilmemiştir. Sandık kurullarının kanuna aykırı kurulduğu düşünülse dahi, seçim sonucuna nasıl etki ettiği somut olarak açıklanamamıştır.

Halkın özgür iradesi, devlet tarafından hiçe sayılmıştır. Siyasi iktidar seçime doğrudan müdahale etmiştir. Bu karar, bölünme tohumları atmaya yönelik bir karardır. Tarafsız ve bağımsız olması gereken YSK, bağımsızlığını tamamen yitirerek siyasi tavır takınmış ve taraf olmuş, skandal bir karar imza atmıştır. YSK’nın vermiş olduğu bu karar hukuki değil, tamamen siyasidir. Demokrasiye can veren değerler ayaklar altına alınmamalıdır, kanunlar çiğnenmemelidir. Görüyoruz ki, YSK bu kararla hukuk cinayetine ortak olmuştur. Bu karar; hukukun katledildiği, demokrasinin, adaletin, halkın iradesinin ayaklar altına alındığı kara bir leke olarak tarihe geçecektir. Tarih, bu kararı verenleri unutmayacak, unutturmayacak. Hukuku çiğneyerek bu kararı verenler istifa etmelidir. Kanunsuzluğu, adaletsizliği ilke edinenlere de, kanun ve adalet bir gün lazım olacaktır.

Bu hukuksuzluğa ne avukatlar, ne de toplum izin verecektir. Ülkemizin acilen mevcut otoriter ve baskıcı rejimden, özgürlükçü demokratik rejime geçmesine ihtiyacı vardır. Halkın iradesine yapılan bu ihanet, ülkemizin demokrasisi ve toplumsal barışı açısından telafisi mümkün olmayacak tehlikeli sonuçlara neden olacaktır. YSK’yı üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya davet ediyoruz. Halkımızı bu konuda sağduyulu olmaya, 23 Haziran 2019’da yeniden yapılacak olan seçime İstanbulluları sandığa sahip çıkmaya davet ediyoruz. Hep birlikte bu ülkenin kurtarıcı iradesi olmak zorundayız, bu girdaptan kurtulmak zorundayız ve diyoruz ki; adalet için, hukuk için, özgür iradeniz için, kendinizi faşizme teslim etmeyin."

Kaynak : www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları