Cevdet Yılmaz: Yatırımcıların haklarını ilgili fonun kaynakları ile karşılamak esastır!

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda kamuoyunda "fon krizi"ne ilişkin milletvekillerinin eleştiri ve sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda kamuoyunda "fon krizi"ne ilişkin milletvekillerinin eleştiri ve sorularını yanıtladı. Kişiler hakkında isim vermeden iddialarda bulunulmasını eleştiren Yılmaz, "Bir şey yapılacaksa kişilerle ilgili iddialar ismi konularak, ne olduğu ifade edilerek söylenmeli; varsa bir belge, bilgi kamuoyuyla paylaşılmalı" dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın kamuoyunda "fon krizi" olarak bilinen sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin bilgilendirmesinin ardından siyasi parti gruplarının da sözlerini tamamladı. TBMM Başkanvekili Celal Adan, milletvekillerinin sorularına ve iddialarına cevap vermesi için Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a söz verdi.
Yılmaz, Genel Kurul’da yapılan değerlendirmelerin ardından, "Katıldığımız, katılmadığımız eleştiriler oldu. Özellikle yapıcı eleştirilerden yürütme olarak da istifade edeceğimizi burada ifade etmek istiyorum. Meclisimiz sonuçta milletimizin hassasiyetlerini yansıtan, temel beklentilerini yansıtan ve bu da bizim için yol göstericidir" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda, Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında hükümet adına bilgi verdi.
Ekonominin temellerinin sağlam olduğunu, makro ekonomik görünüme ilişkin bir sorun olmadığını vurgulayan Yılmaz, deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 civarında, bölgede yaşanan savaş ve bunun petrol fiyatları başta olmak üzere olumsuz etkilerine rağmen cari açığın milli gelire oranının yüzde 2,6 seviyesinde olduğunu kaydetti.
Merkez Bankası rezervlerinin dış şoklara karşı emniyet sağladığını ve bankacılık sisteminin yüksek sermaye yeterlilik oranlarıyla son derece güvenilir bir yapıda olduğunu söyleyen Yılmaz, finans piyasalarında sistemik bir riskin söz konusu olmadığını belirtti. Yılmaz, "Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır. Sorunlu fonların tasfiyesi sermaye piyasalarımızı zayıflatmayacak, bilakis potansiyel risklerden kurtulan sermaye piyasalarımız yoluna daha güçlü bir şekilde devam edecektir." diye konuştu.
- "Soruna olduğundan büyük veya olduğundan küçük bir anlam atfetmeyelim"
Yanlışların üzerine kararlılıkla gidilirken, çok yönlü tedbirlerle sermaye piyasalarını desteklemeye devam edeceklerinin altını çizen Yılmaz, sermaye piyasalarının geneli ve yaşanan sorunlarla ilgili hiçbir sorumluluğu olmayan finansal kurumlar ve araçlarla ilgili olarak, iktidarı ve muhalefeti ile tüm kesimlerin hassasiyet taşıdığına inandığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sizler aracılığıyla medya ve sosyal medyada soruna yaklaşım biçimi konusunda da kısa bir değerlendirme yapmak isterim. Lütfen bu soruna olduğundan büyük veya olduğundan küçük bir anlam atfetmeyelim. Gerçekçi olalım ve sağlıklı bilgilere dayalı yorumlar yapalım. Aksi takdirde, yaşanan sorunlarla hiçbir bağı olmayan, işini düzgün yapan fonlara ve yatırımcılara zarar veririz. Vücuda girmiş hastalıklı unsurları tedavi ve tasfiye ederken, vücudun kendisine zarar vermeyelim. Dolaylı olarak bu gelişmelerden etkilenen şirketlere ve milyonlarca yatırımcıya karşı bunun ortak sorumluluğumuz olduğuna inanıyorum. Bilinmesini isterim ki Türkiye, kalkınma sürecimizin asli bir unsuru olan sermaye piyasalarını büyütme ve derinleştirme hedefinden asla geri adım atmayacaktır. Tasarrufların üretime ve yatırıma yönelmesini sağlayan, yatırımcısına güven veren ve finansman imkanlarını çeşitlendiren daha güçlü bir sermaye piyasası yapısı için çalışmalarımızı kararlı şekilde sürdüreceğiz. Bu süreçte vatandaşlarımızın haklarını koruyacak, piyasanın güven içinde işlemesini sağlayacak ve gerekli düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçireceğiz."
Yılmaz, sorunlu fonlarla ilgili olarak kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluluğu bulunanların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli çalışmaları ilk günden itibaren başlattıklarını hatırlatarak, "Sayın Cumhurbaşkanımızın açık ve net belirttiği üzere yaşanan bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun, hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir. Hukuk dışı eylemlerde bulunan kim olursa olsun bunun sonuçlarına katlanacaktır. Sermaye piyasalarımızda yaşanan sorunun her bir detayı, ilk andan itibaren yetkili adli ve idari kurumlarımız tarafından titizlikle takip edilmekte, somut tedbirler alınmakta ve gerekli adımlar atılmaktadır." ifadesini kullandı.
- "Yatırımcıların haklarını ilgili fonun kaynakları ile karşılamak esastır"
Hak yiyenleri savunma yoluna asla girmeyeceklerinin, etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yaptıklarının ve yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Yılmaz, "Aceleci ve yeterli bilgiye dayanmayan bir yaklaşımla da hiç kimseyi haksız yere töhmet altında tutmayacağız. Yatırımcılarımızın, sermaye piyasalarımızın ve milletimizin hakkını korurken, manipülatörlere ve spekülatörlere karşı en etkili şekilde mücadelemnizi sürdeceğiz." dedi.
Cevdet Yılmaz, 5 Ekim 2026 itibarıyla, tasfiyedeki fonların toplam portföy değerinin, hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4’üne karşılık geldiğini bildirerek, şu bilgileri paylaştı:
"Tasfiye halindeki 131 fon, toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle sorun fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır. Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür, sermaye piyasalarımız gelişimini sürdürmektedir ve bu alandaki temel politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Bununla beraber, sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkması meselenin önemini azaltmamaktadır. Vatandaşlarımızın tasarruflarını etkileyen, piyasa güvenini zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin üzerine hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla gidilmektedir. Bir taraftan yaşanan sorundan olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımlar atılırken, diğer taraftan benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirler değerlendirilmektedir.
Altını çizmek istediğim diğer bir temel husus: bu süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağıdır. Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere, fon piyasalarında bankacılık sistemimizdeki devlet garantisi söz konusu değildir. Serbest fonlara giren herkes Profesyonel Müşteri ve Nitelikli Yatırımcı Talep Formu sözleşmesini imzalar. En az 10 milyon lira finansal varlık ile sisteme girilir. Yüksek kazanç beklentisi ile orantılı yüksek kayıp riskini de göze alır. Tasfiye sürecinde her bir fon bazında yatırımcıların haklarını ilgili fonun kaynakları ile karşılamak esastır. Tasfiye sürecinde öncelikli olarak fonların halihazırda kendi uhdelerinde bulunan kaynakları kullanılacaktır. Ayrıca, fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynaklar ile sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynaklar kullanılacaktır."
- "Yatırımcılara payları oranında dağılım yapılması genel ilkedir, kanuni ilkedir"
Başkanlığını yürüttüğü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından oluşturulan Fon Koordinasyon Kurulu'nun yoğun bir mesai harcadığını, yol haritasının ve temel ilkelerinin belirlendiğini anlatan Yılmaz, eşgüdüm içinde ilgili her bir kurumun kendi yetki alanında somut adımlar atmaya başladığını aktardı. Yılmaz, bahse konu kurumların büyük bir kısmının bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoriteler olduğunu, kanunlar çerçevesinde kendilerine verilmiş yetkileri kullandığını ve kendi kararlarını aldığını söyledi.
Yılmaz, Fon Koordinasyon Kurulu'nun genel eşgüdümü sağladığını, kurumlar arası ortak çalışmaları hızlandırdığını, ilkesel yaklaşımları ortak akılla tespit ettiğini, Kurulun kanuni düzenleme gerektiren hususlarda, kurumların teknik desteğini sağlayarak, partisinin Meclis Grubu ile ortak çalışmalar yaptığını ifade etti.
Fon Koordinasyon Kurulu'nun yürütülen tasfiye sürecindeki ana çerçevesine ilişkin bilgi veren Yılmaz, şöyle konuştu:
"Süreç şeffaf şekilde yürütülecektir, adil, etkin ve olabilecek en hızlı şekilde sürdürülecektir. Hızlı derken hızlı ve doğru şekilde elbette. Hız adına doğrulardan da uzaklaşmadan ama olabilecek en hızlı şekilde yürütülecektir. Hazineden kaynak kullanılmayacaktır. Her bir fonun kendi kaynakları ve açılmış hesaplara yatırılan kaynaklar değerlendirilerek hareket edilecektir. Yatırımcılara payları oranında dağılım yapılması genel ilkedir, kanuni ilkedir. Olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ise ara ödeme ile 1 milyon liraya kadar ana paraların geri ödenmesi planlanmaktadır. Öncelik küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına verilerek ödemeler gerçekleştirilecektir."
- "Sahada 10 müfettişle Devlet Denetleme Kurulumuz çalışmaları sürdürmektedir"
Cevdet Yılmaz, 2008'de ABD'de yaşanan Madoff Şirketi Krizi, 2018 yılında Endonezya'da yaşanan Jiwasraya Krizi ve 2019 yılında Güney Kore'de yaşanan Lime Krizi'nin, denetim ve gözetim mekanizmaları güçlü, gelişmiş ekonomilerde de çeşitli piyasa oyuncularının piyasa bozucu faaliyetlerde bulunabildiğini gösterdiğine işaret etti.
Finans piyasalarının yapısında böyle bir durumun olduğunu anımsatan Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
"Çeşitli dönemlerde çeşitli sebeplerle finans piyasalarında sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Önemli olan bu piyasa bozucu yapıları en kısa sürede tespit etmek ve en etkili şekilde tasfiye etmektir. Ülkemizde yaşanan süreçte ilgili kurumlarımızın ve ilgili bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumlulukları Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılmış olan kapsamlı incelemelerle netleştirilecektir. Bağımsız denetleyici ve düzenleyici kurumlarla ilgili Meclisimizin yine çıkardığı çok teferruatlı kanunlar var, oradaki usuller var. O usuller çerçevesinde elbette bu yapılacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirmiştir. Şu anda sahada 10 müfettiş ile Devlet Denetleme Kurulumuz bu çalışmaları sürdürmektedir."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sürecin öncesinde de çeşitli adımların atıldığını hatırlatarak, bu adımların atılmamış olması halinde sorunlu fonların büyümeye devam edeceğini, bugünkünden daha büyük bir sorun ile karşı karışya kalınacağını dile getirdi.
Eylül ayı ortasında sermaye piyasalarında ortaya çıkan sorunların çözümü için Hazine ve Maliye ile Adalet bakanlıkları, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başta olmak üzere ilgili tüm kurumların hızlı şekilde aksiyon aldığını belirten Yılmaz, 16 Eylül'de belirli kişiler ve portföy yönetim şirketlerine 2 yıl borsada işlem yasağı getirildiğini, bazılarının tüm lisanslarının iptal edildiğini söyledi.
17 Eylül'de ise Finansal İstikrar Komitesinin toplanarak sorunun diğer fonlara ve finansal sisteme yayılmasını önlemek için önemli kararlar aldığını aktaran Yılmaz, bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından da piyasaya ilave likidite sağlandığını belirtti.
SPK tarafından sistemik riski azaltmak için 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Ayrıca bu şirketlere ait diğer fonlar da TEFAS'ta işleme kapatılmıştır. Bir anlamda sorunlu ve sorun oluşturabilecek fonlar karantinaya alınarak sistemin etkilenmemesi için gereği yapılmıştır. BDDK tarafından sorunlu gruplara ait 3 bankanın (Tera Yatırım, Destek Yatırım ve Hedef Yatırım) ve 2 faktoring şirketinin (Destek Finans Faktoring ve Tera Finans Faktoring) TMSF'ye devri kararlaştırılmış ve bu devir gerçekleştirilmiştir. Emlak Katılım Bankası tarafından Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası'nın devir alınma süreci başlatılmıştır. Bağımsız idari otoriteler bu adımları atarken, adli süreçler de hızlı ve etkin bir şekilde devreye girmiştir."
Adalet Bakanlığı ile yargının süreçle ilgili çalışmalarına ilişkin bilgi veren Yılmaz, söz konusu sorunlu fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 220 kişi hakkında işlem yapıldığını, bunlardan 85'inin tutuklandığını, 23 şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğunu, 81 kişi hakkında da yurt dışına çıkış yasağı uygulandığını aktardı.
Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"15 Eylül'den 2 Ekim tarihine kadar geçen sürede yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi ve suç gelirlerinin kaçırılmasının engellenmesi amacıyla 63 gerçek kişi ile 12 tüzel kişiye ait taşınır ve taşınmazları üzerinde 21 el koyma kararı verilmiştir. 67 kişi ve şirketin banka, kripto ve kiralık kasa varlıklarına, 27 kişi ve şirketin ortaklık paylarına el konulmuştur. Fon çıkış tarihleri ve işlem oranları esas alınarak yatırımcı listesindeki 42 gerçek kişinin malvarlığı ayrıca dondurulmuştur. Tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili olarak, hak sahipliğine ilişkin talep edilen tüm veriler Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından Adalet Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK, MASAK, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve ilgili kuruluşlarla paylaşılmaktadır. Yoğun olarak anlık ve günlük çeşitli rapor talepleri ivedilikle karşılanmaktadır. Ayrıca, SPK'nin almış olduğu karar uyarınca tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili 6 aracı kurumun ve 7 portföy yönetim şirketinin hesaplarından kıymet ve nakit çıkış işlemleri, SPK gözetiminde Merkezi Kayıt Kuruluşu, Borsa İstanbul ve Takasbank'ın ortak kararıyla kontrollü olarak yürütülmektedir."
- "Tüm teklif ve düzenlemelerde milletimize herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış net bir şekilde vurgulanmıştır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda, sürecin gereği olarak bütün kurumlarla eş güdüm içinde koordinasyon mekanizmasını vakit kaybetmeden oluşturduklarını ifade eden Yılmaz, 29 Eylül'de ilgili fon yatırımcılarının meşru hakları ve kamu yararı gözetilerek, tasfiye sürecinin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi ve gerekli genel koordinasyonu sağlamak için "Fon Koordinasyon Kurulu" oluşturulduğunu hatırlattı.
Fon Koordinasyon Kurulu'nun faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Yılmaz, çalışmaları bir süredir devam eden kanun teklifi taslağına nihai halinin verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli talimatların iletildiğini, kanun teklifi taslağının, Kurulun 3'üncü toplantısında kapsamlı bir şekilde ele alındığını ve teknik düzeyde son haliyle AK Parti Grubu aracılığıyla Meclis'in takdirine sunulacağını bildirdi.
Yılmaz, "Ele alınan tüm teklif ve düzenlemelerde, vatandaşlarımıza, milletimize herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış net bir şekilde vurgulanmıştır." dedi.
Tasfiye sürecindeki yol haritasına ilişkin bilgi veren Yılmaz, şunları kaydetti:
"SPK tarafından tasfiye sürecine alınan 7 şirket ve 131 fonla ilgili olarak tasfiye süreçlerinin yönetimi için Ziraat ve İş Bankası belirlenmiştir. Bugüne kadar İş Bankası ile çalışan TERA kapsamında 6 fonun tasfiyesinin yönetimi İş Bankası tarafından, geriye kalan 125 fonun tasfiyesinin yönetimi Ziraat Bankasınca yürütülecektir. Fonlara ilişkin yatırımcıların ellerindeki pay senetlerinin kontrolü, hazır değer/nakit tespiti, borç ve alacakların tespiti, fon mal varlığının gerçek durumunun tespiti yapılmıştır. İlgili bankaların saklama faaliyetlerini resmi olarak devralması sağlanmıştır. Sorunlu 7 şirketten A1 Capital, Bulls ve Pardüs olağan tasfiye süreci başlayacaktır. Bu kapsamda 17 fonun tasfiye edileceğini öngörüyoruz. 17 fondaki yatırımcılara paraları ödenecektir."
MKK verilerinin tamamlanmasından sonra geriye kalan 4 şirket ve altlarındaki fonlarla ilgili olağanüstü tasfiye sürecinin başlayacağını dile getiren Yılmaz, "Atlas şirketinin olağan yöntemle tasfiyesi üzerinde de çalışılmaktadır. Burada bir uzlaşmaya gidilerse Atlas şirketi de olağan tasfiye ile yatırımcılara haklarını ödeyecek, geriye sadece 3 şirket kalacaktır." diye konuştu.
Olağanüstü tasfiyenin özünü, 1 milyon liraya kadar ana paranın ödenmesinin oluşturduğunu, fon alacaklarının tahsili ve borçların ödenmesi kapsamında çalışmaların sürdürüleceğini ve nihai tasfiye bakiyesinin 5-6 ay gibi bir süreçte sonuçlandırılacağını belirten Yılmaz, "Yapılan bu ara ödemeler nihai noktada da mahsuplaşmaya bu hesaplara girmiş olacaktır. Meclisimizin takdirine sunulacak olağanüstü tasfiye kurallarını içeren taslak kanun teklifinin yasalaşması halinde Ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar anapara ödemelerinin yapılabileceğini öngörüyoruz. Bu konuda SPK tarafından gerekli detay kararlar alınacaktır. Teknik hazırlıklar tamamlanmıştır." bilgisini paylaştı.
- Ara ödemeler en fazla 1 milyon liraya kadar yapılacak
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, tasfiyesi öngörülen 131 fonda 455 bin 758 tekil kişi bulunduğunu, Ziraat Bankasının tasfiyesinden sorumlu olduğu 125 fonda 151 bin 247 tekil yatırımcı, İş Bankasının tasfiyesinden sorumlu olduğu 6 fonda 388 bin 718 tekil yatırımcı olduğunu aktardı.
Olağan tasfiyesi yapılacak 3 şirketin 17 fonundaki 43 bin 643 yatırımcısına perşembe günü ödemelerinin yapılacağını bildiren Yılmaz, "Bu şirketler kapsamında kalan 49 özel fonda ise 2 bin 98 kişi bulunmakta olup, kendi kapsamlarında sorunların çözülmesi planlanmaktadır. Gerekli teminatların alınması halinde Atlas şirketinde bulunan 56 bin 614 kişiyi kapsayan 16 fonda da olağan tasfiye kuralları ile ödemeler ivedilikle yapılacaktır." dedi.
Olağanüstü tasfiye kapsamında ise hak kazanılacak ödemeye mahsuben ara ödeme yapılacağını vurgulayan Yılmaz, ara ödemede MKK tarafından hesaplanacak net yatırım tutarının esas alınacağını, ara ödemenin en fazla 1 milyon lira olacağını söyledi.
Tüm bu işlemlerin yürütülmesinde SPK kararı ile TMSF bünyesinde 131 isteğe bağlı iade hesabı ve 1 adet genel hisse iade hesabı açıldığını anlatan Yılmaz, her bir fonda oluşan kaynağın, ilgili fonun alacaklıları için kullanılacağını, genel hesaba gelen kaynağın ise SPK tarafından çeşitli kriterler ile belirlenecek bir hesaplama yöntemi ile fonlara dağıtılacağını, el konulan veya müsadere edilen varlıkların satışından elde edilen gelirlerin de geri kazanım hesabına aktarılarak, ödemelerde kullanılacağını kaydetti.
Hak sahipliğinin fon ve hesap bazında belirleneceğine dikkati çeken Yılmaz, şunları söyledi:
"Olağan ve olağanüstü tasfiyelerin ekim ayı içinde yapılması ile birlikte 455 bin 758 kişinin çok büyük bir kısmının ödemeleri tamamen yapılmış olacaktır. İnanıyorum ki, yatırımcıların beklentilerini dikkate alacak olan Meclisimiz bu kanunu ivedilikle ele alacaktır. Elbette takdir Meclisimizindir. Benim sizlere olağanüstü tasfiye konusunda arz ettiğim hususlar, kanun metni nihai halini yüce Meclisimizde aldıktan sonra kesinleşmiş olacaktır. Teknik olarak tüm hazırlıklar yapılmıştır. Kanun yürürlüğe girer girmez en kısa sürede gereği yapılacaktır.
Devletimiz bu süreci vatandaşlarımızın haklarını esas alan, piyasa güvenini gözeten ve hukukun gereklerini eksiksiz yerine getiren bir anlayışla yürütmektedir. Tasfiye kapsamındaki fonlarda hak sahibi olacak yatırımcılarımızın haklarının korunması için gereken adımları atarken, haksız kazanç sağlayanların ve piyasa düzenini bozanların da hukuk önünde hesap vermesini sağlayacağız. Aynı zamanda yaşanan tecrübeyi, sermaye piyasalarımızın işleyişini daha da güçlendirecek bir imkana dönüştürmekte kararlıyız. Bu çerçevede yapılsal bazı hususları içeren bir kanun çalışmasını da sürdürüyoruz. Ancak bu hazırlığın Devlet Denetleme Kurulu raporundan sonra Meclisimizin takdirine gelmesini daha sağlıklı buluyoruz."
- "Piyasalarımızda sistemik bir risk yoktur"
Yılmaz, düzenleme, gözetim ve denetim mekanizmalarımızı ihtiyaç duyulan alanlarda güçlendirecek, yatırımcının hakkını daha güçlü şekilde koruyan, güvenilir ve etkin bir piyasa yapısını geliştirmeye devam edeceklerini ifade ederek, "Bu yaşananlar sermaye piyasalarımızın hiçbir şekilde bu hukuk dışı işlemleri yapmamış fonları veya diğer araçlarına teşmil edilmemelidir." dedi.
"Piyasalarımızda sistemik bir risk yoktur. Bu konuda sosyal medyada, medyada milyonlarca insanımıza zarar verecek şekilde sermaye piysalarımız, borsamız üzerinde gereksiz tartışmaların hiç kimseye faydası yoktur." ifadelerini kullanan Yılmaz, bu konuda herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Dünyadaki ve bölgedeki birçok olumsuz gelişmeye rağmen ekonominin sağlıklı bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Yılmaz, "Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür, sermaye piyasalarımızın geleceğine ilişkin irademiz de nettir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde vatandaşlarımızın tasarruflarını güven içinde değerlendirebildiği, üretimi ve yatırımı destekleyen, daha derin ve güçlü sermaye piyasaları için de kararlı bir şekilde çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Bu süreçte hukuku ve milletimizin son derece haklı hassasiyetlerini esas alacak, hiçbir suiistimali karşılıksız bırakmayacak ve milletimizin ve yatırımcılarımızın haklarını sonuna kadar koruma gayreti içinde olacağız." ifadelerini kullandı.
TBMM GENEL KURULUNDA FON KOORDİNASYON KURULU ÇALIŞMALARI GÖRÜŞÜLDÜ
TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında, Danışma Kurulu önerisi doğrultusunda siyasi partiler adına konuşmalar yapıldı.
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, fon soruşturmalarına ilişkin, "Kim yanacaksa yansın, bu milletin malını kim soyduysa, bu devletin kurumlarını kim çürüttüyse, bu yolsuzluğu, hırsızlığı kim yaptıysa yansın. Bunu Türkiye'nin temizlenmesi, kurumların temizlenmesi için bir fırsat olarak görebilirsiniz." dedi.
İYİ Parti Grubu adına Samsun Milletvekili Usta ile Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Bazı fon şirketlerinde yaşanan olayları "vurgun" olarak nitelendiren Usta, yaşananların göz göre göre geldiğini ve bir ilişki karmaşasının söz konusu olduğunu savundu.
Fon şirketlerinde yaşananların yabancılar tarafından ortaya çıkartıldığı için hükümetin bunun üzerine gittiğini öne süren Usta, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in uyarı yaptığı gün bu işlerin üzerine gidilmesi durumunda bu kadar yüksek bir mağduriyetin ortaya çıkmayacağını söyledi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kendisinin de hükümeti uyardığını aktaran Usta, "Neyi bilmediğinizi bize söylüyorsunuz. Böyle bir şey yok. Bu kurumsal çürümedir, Türkiye'nin kurumları çürüyor. 'Nasıl olsa bana bir şey olmaz' anlayışı, yargısı dahil, sivil, askeri bütün bürokrasiye hakim olmuş durumda." ifadesini kullandı.
"Kulislerde 'yanarsam yakarım' şeklinde tehditlerin konuşulduğunu" iddia eden Usta, "Bu tehditlere boyun eğmeyin. Kim yanacaksa yansın, bu milletin malını kim soyduysa, bu devletin kurumlarını kim çürüttüyse, bu yolsuzluğu, hırsızlığı kim yaptıysa yansın. Bunu Türkiye'nin temizlenmesi, kurumların temizlenmesi için bir fırsat olarak görebilirsiniz." diye konuştu.
- "Kimin, ne zaman, neyi, kaç paraya aldığı, nereye havale ettiği belli"
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın ise hükümete yönelik eleştirilerde bulunarak, şu ifadeleri kullandı:
"Biz bir teknik meseleyle, bir muhasebe meselesiyle, bir mali meseleyle karşı karşıya değiliz. Bu iş üç farklı ayağı olan bir mesele. Elbette bir mali yönü var. Vatandaşın parası nerede, ne zaman ödenecek? Ama bununla beraber bir adli yüzü var. Bu parayı kim çaldı? Bu bilgileri kim sızdırdı? Bu manipülasyonları kim yaptı? Ama en temelinde bir siyasi meseleyle karşı karşıyayız. Çünkü karşı karşıya olduğumuz şey bir örgütlü suç. Üstelik kamu gözetiminde bir örgütlü suç. Üstelik çok önemli kişilerin karıştığı bir suç."
Bu olayların münferit bir hadise olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren Dalgın, söz konusu tutarların muazzam büyüklükte olduğuna dikkati çekti. Dalgın, "'Buharlaştı' denilen 17 milyar dolar para, 300 bine yakın sosyal konut yapmak, 1,5 milyondan fazla insanı asgari ücretle çalıştırmak, her evladımıza 4 sene boyunca ücretsiz bir öğün sıcak yemek verebilmek demek." dedi.
Dalgın, her şeyin kayıtlı olduğunu söyleyerek, "Kimin, ne zaman, neyi, kaç paraya aldığı, nereye havale ettiği belli." sözlerini sarf etti.
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, "Külliye kurullarından milletin içine sinecek, yerli ve yabancı yatırımcıya yeniden güven verecek bir sonuç çıkması mümkün değildir. Bu yüzden çare, büyük milli meselelerin kesin çözüm adresi olan Meclisimizin vaziyete el koymasıdır." dedi.
Öztrak, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında yaptığı konuşmada, fon soruşturmalarına ilişkin uygulamaları eleştirdi.
Finansal Kurumlar Birliği (FKB) Başkanı Ali Emre Ballı'nın ölümüne değinen Öztrak, büyük bir "finansal skandalın ortasında yaşanan" ölüm olayının hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini dile getirdi.
Sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemleri denetleyenlerle denetlenenler arasındaki ilişkileri eleştiren Öztrak, birçok manipülasyonla hisselerin şişirildiğini söyledi.
Kimsenin, partisinin vekillerini kriz masasına oturtarak veya dijital OHAL ilan ederek "bu sarmaldan" kurtulamayacağını ifade eden Öztrak, şöyle konuştu:
"Külliye kurullarından milletin içine sinecek, yerli ve yabancı yatırımcıya yeniden güven verecek bir sonuç çıkması mümkün değildir. Bu yüzden çare, büyük milli meselelerin kesin çözüm adresi olan Meclisimizin vaziyete el koymasıdır. Zararların ve sorunların kimse korunmadan tespit edileceğine, nepotizm ve nüfuz ticareti ağının ortaya çıkarılıp temizleneceğine, vurguncuların mal varlıklarından vurdukları paranın derhal tahsil edilip mağdurlara ödeneceğine dair toplumda güveni ancak TBMM çatısı altında tüm partilerin katılımıyla bir araştırma komisyonu kurarak ve işleterek sağlayabilirsiniz."
Öztrak, konunun Meclis çatısı altında çözülmemesi halinde yarın çok daha büyük krizlerle ve çok daha büyük maliyetlerle karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle mağdur sayısının 1,5 milyon civarında olduğunu iddia etti.
Denetleyici ve düzenleyici kurumların görevini yapmadığını savunan Akay, bir portföy şirketinin dijital varlıkları soğuk cüzdan kullanarak yurt dışına kaçırdığına ilişkin iddianın da araştırılmasını istedi.
Vatandaşın devlete ve kurumlarına güvendiğini, gelirlerinin enflasyonun altında ezilmemesi için bu piyasalara girdiğini belirten Akay, "Vatandaşın beklentisi şudur, çok hızlı bir şekilde mağduriyetlerinin giderilmesi ve ödemelerinin süratle yapılması. Nitelikli yatırımcılar da dahil bu piyasada zarar gören herkesin ödemelerinin yapılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, fon soruşturmalarına ilişkin, "Haksız sağlanan kazançlara tümüyle el konulmalı, mağdurların kayıpları buradan karşılanmalı, milletimize hiçbir yük getirilmemeli." dedi.
Kalaycı, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye ekonomisinin istikrarının finansal istikrardan geçtiğini belirten Kalaycı, sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesi için finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi gerektiğinin altını çizdi.
Finans sisteminin güven üzerine kurulduğunu vurgulayan Kalaycı, finansal piyasalarda yaşanan bir manipülasyon iddiasının zararının yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı olmadığını belirtti. Kalaycı, "Güven kaybı, piyasaların tamamına, ilgili kurumlara ve bütünüyle ekonomiye olabilmekte." diye konuştu.
Fon soruşturması kapsamında atılan adımları hatırlatan Kalaycı, "Hukuksuzluğa tevessül eden, vatandaşımızın hakkına el uzatan kim veya kimler varsa hesabını hukuk önünde vermeli, sorumlulardan hesap sorulmalıdır. Haksız sağlanan kazançlara tümüyle el konulmalı, mağdurların kayıpları buradan karşılanmalı, milletimize hiçbir yük getirilmemelidir. Ayrıca sermaye piyasasında kısa süreli aşırı yüksek kazançları önleyecek bir oto kontrol sistemi kurulması da uygun olacaktır." ifadelerini kullandı.
Kalaycı, yaşanan gelişmelerin, incelemelerin sonuçlarının tüm ayrıntılarıyla ve sorumlularıyla birlikte milletle paylaşılmasını istedi.
- "Sermaye piyasasının daha da güçleneceğine inanıyoruz"
Fonlar üzerinden fitne yayan, Türkiye'nin huzur iklimini sabote etmeye çalışanların devrede olduğunu söyleyen Kalaycı, bu duruma müsaade edilmemesi gerektiğine işaret etti.
Türkiye'nin kurumlarının görevinin başında olduğunu vurgulayan Kalaycı, ekonominin temellerinin sağlam olduğunu dile getirdi. Makro ekonomik görünümde bir sorunun olmadığını belirten Kalaycı, "Sorunu olan fonların tasfiyesiyle birlikte sermaye piyasasının daha da güçleneceğine inanıyoruz." dedi.
Türkiye'nin yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir arınma sürecinden geçtiğini dile getiren Kalaycı, şunları kaydetti:
"Yolsuzluklar, halkın kurumsal otoriteye karşı saygısını yitirmesine yol açmaktadır. Yolsuzluklar, ahlak çöküntüsü yaratmaktadır. Yolsuzlukların yatırımları etkilemesi, kalkınmaya harcanması gereken kaynakları sekteye uğratması, yasalara aykırılığı özendirmesi, doğrudan ya da dolaylı olarak insan haklarını zedelemesi gibi zararları ile birlikte, ülkemizin özellikle yoksul insanlarına onarılmayacak zararlar verdiği görülmektedir. Yolsuzluk bataklığını kurutmak mutlak bir zorunluluktur. Herkes ahlaki sorumlulukla elini taşın altına koymalıdır. Milletimizin helal rızkını çalan soygunculardan, organize yolsuzluk şebekelerinden mutlaka hesap sorulmalı."
Kalaycı, kamu ihale sistemi, imar ve iskan düzenlemeleri, mal bildirimi, bilirkişilik, kamu görevlilerinin yapamayacağı işler gibi hususları düzenleyen mevzuatın gözden geçirilmesini, bu müesseselerin şeffaf ve denetlenebilir olmasını istedi.
Siyaset alanının aklanmaya ve arınmaya çok ciddi ihtiyaç duyduğunu belirten Kalaycı, şöyle konuştu:
"Siyasette aklanma ve arınma sağlanmalı kimse töhmet altında kalmamalı, diğer yandan da sorumlular hukuk önünde hesabını vermelidir. Siyasetin, siyasetçinin ve tüm devlet düzeninin saygınlığını geliştirmek için her şeyden önce siyasi etik kurallarına uygun davranan bir Parlamentonun varlığı tesis edilmelidir."
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, fon soruşturmalarına ilişkin, "En önemlisi yatırımcının parasını ne zaman alacağını bilmesi ve bu konuda gerçek bir takvimi hızlı şekilde kamuoyuyla, Meclis'le, toplumla en önemlisi de mağdurlarla paylaşmanız gerekiyor." dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekilleri, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, meselenin "sınırlı bir fondaki yaşanan olay" olarak tanımlanmaması gerektiğini savunarak, yapısal bir sorun olduğunu ve bunun konuşulması gerektiğini söyledi.
Koçyiğit, Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) bu süreçte yetkilendirildiğini anımsatarak, DDK Başkanı'nın aynı zamanda İstanbul Borsası'nın Yönetim Kurulu üyesi olmasını eleştirdi.
Söz konusu kişinin İstanbul Borsası Yönetim Kurulu'ndan istifa ettiğini anımsatan Koçyiğit, "Oysa ki istifa etmesi gereken yer Devlet Denetleme Kurulu idi. Kendi zamanında onay verdiği işlemleri, gidecek ve denetleyecek. Biz buna 'DDK gitti denetledi, çok iyi oldu, raporu da güvenilir' diyebilir miyiz, diyemeyiz." dedi.
Konuya ilişkin Meclis'te araştırma komisyonu kurulması yönünde talepleri olduğunu ancak iktidarın bu talepten kaçındığını savunan Koçyiğit, bu durumu eleştirdi.
Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:
"En önemlisi yatırımcının parasını ne zaman alacağını bilmesi ve bu konuda gerçek takvimi hızlı bir şekilde kamuoyuyla, Meclis'le, toplumla en önemlisi de mağdurlarla paylaşmanız gerekiyor. Çok şey söyleyebiliriz ama şunu açık ve net söyleyelim, bu sistemsel bir sorun. Bir tane eski bakanı, AK Parti'nin içerisindeki birkaç yetkiliyi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndaki (BDDK) birkaç üst düzey bürokratı, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) birkaç yetkilisini bu işten sorumlu tutarak bu işin içinden kurtulamazsınız. Burada sistemsel bir sorun var. Burada aslında bilerek ve isteyerek yoksul, orta gelirli ve halkın parasına çökme var."
- "Bu kadar yatırımcısı olan bir ülke olabilir mi?"
Grup Başkanvekili Sezai Temelli ise konuya dair önlemlerin alınmaması halinde bundan sonraki süreçte daha büyük olacağını savunarak, "Esas yapısal meseleyle ilgilenmeyip buna bir çözüm getirmediğiniz sürece bu krizleri, bu yolsuzlukları önlemeniz mümkün değil." ifadesini kullandı.
İstanbul Borsası'nda 6,5 milyon insan olduğunu iddia eden Temelli, "Kim bu insanlar? Bu kadar yatırımcısı olan bir ülke olabilir mi?" dedi.
Sistemin çok adaletsiz olduğunu savunan Temelli, bu olaya son vermenin bütçe yapma iradesinden geçtiğini ileri sürdü.
Temelli, şunları kaydetti:
"Siz adaletli bir bütçe yapmıyorsunuz. İşçinin, emekçinin hakkını koruyacak bir yerden meseleye yaklaşmıyorsunuz, siz hep sermayeyi koruyorsunuz. Dolaylı vergiler, faiz ödemeleri, vergi harcamaları... Sonuçta böyle bir bütçeye böyle bir fon piyasası. Bugünden sonra eğer bu yaşananlar, gerçekten artık bu konuda bir şey yapmak gerekliliğine dair bir atmosfer yaratmışsa ki benim umudum yok, o zaman yapılması gereken ciddiyetle bir komisyon kurulmasıdır. Diğer yaptığımız komisyonlar gibi değil ama. Komisyon meseleyi ele alacak, değerlendirecek, hem bu kurulları, bu kurumları, bu sistemi nasıl düzeltilebiliriz diye gerçekten ciddi bir çalışma yapacak. Bunu düzeltebilmek adına da gerekli yasal düzenlemeleri bir an önce hayata geçireceğiz. Olması gereken bu."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












