CHP Sözcüsü Müslim Sarı: 12 il örgütüne başkan ataması yapıldı, İstanbul hakkında daha sonra açıklama yapacağız

Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Müslim Sarı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi.
CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, MYK toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, 12 il örgütüne atama yapıldığını açıkladı. YENİ Parti'yi de eleştiren Sarı, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin özellikle son 10 yılında yönetim sorumluluğu taşımış arkadaşların, bugün parti dışına çıkarak Cumhuriyet Halk Partisi'ni eleştiriyor olmalarını da son derece ironik buluyorum. Çünkü bugün eleştirdikleri kararların tamamında kendi imzaları bulunmaktadır" dedi.
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi.
Son dönemde artan yangınlara dikkat çeken Sarı, "Orman yangınlarının geçen seneye göre daha az oluyor olması, böyle bir istatistiğin bulunması bizi rehavete sürüklememeli. Önümüzdeki süreçte daha uzun bir yaz dönemi var. Her an yeni yangınlar söz konusu olabilir. Bu konuyla ilgili altyapının güçlendirilmesi, yangınla mücadele konusunda daha etkili bir altyapı oluşturulabilmesi konusunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin önerileri bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.
ÇÖZÜM SÜRECİNE "GÜVENLİK EKSENLİ" ELEŞTİRİSİ
Terörsüz Türkiye sürecine ve Meclis’e sunulması beklenen çerçeve yasaya ilişkin konuşan Sarı, şunları kaydetti:
"Henüz tasarı önümüze gelmediği için tasarının içeriğine ilişkin söyleyecek fazla bir sözümüz yok. Ancak biz süreci takip ettiğimizi ve bu sürecin geciktiğini tekrar kayıt altına almak istiyoruz. Burada süreç içinde kafa karışıklıklarının ve bazı aksamaların olduğunu gördük. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak komisyondaki raporumuzun arkasındayız. Bu konunun parlamento içinde, şeffaf zeminlerde açık bir biçimde tartışılması gerektiğini ve bununla ilgili her türlü desteğin verileceğini de yine kayıt altına almak istiyoruz.
Ancak Sayın Cumhurbaşkanı'nın yapmış olduğu açıklamalara baktığımız zaman, 'Terörsüz Türkiye' sürecinin daha çok mali boyutuna vurgu yaptığını gördük bu hafta. Yine bu meselenin sadece devletin bekası çerçevesinde bir güvenlik sorunu olarak algılandığını da görüyoruz. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu meselenin sadece güvenlik ekseninde tartışılan bir mesele olmaktan çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konunun hem küresel boyutlarının hem ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarının olduğunu ve önümüzdeki süreçte kapsamlı bir reforma, kapsamlı bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtmek isteriz.
Yani meseleyi sadece bir çerçeve yasası çıkaralım ve bu çerçeve yasasını güvenlik ekseninde çözelim anlayışının çok ötesindeyiz. Dolayısıyla bu çok boyutlu bir meseledir. Çok boyutlu bu meseleye de çok boyutlu bir şekilde yaklaşmak gerekir. Böyle bir planın ve programın oluşturulması gerektiğine inanıyoruz. Bu konuyla ilgili kapsamlı bir çalışma içerisinde olduğumuzu da kamuoyuna duyurmak isterim. Yani bölgede bir bölgesel kalkınma planından tutun da Orta Doğu Barış ve İş Birliği Teşkilatı'nın kurulmasına kadar çok boyutlu biçimde ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Ama biz meşru parlamenter zeminde bu meselenin bütün boyutlarıyla tartışılmasından yanayız. Hiçbir şey vatandaşın gözünden kaçırılmadan, açık ve şeffaf bir biçimde Türkiye'de terörün sona erdirilmesi, üniter devlet yapısı içinde terörün sona erdirilmesi ve birlik ile kardeşliğin güçlendirilmesi konusunda azami katkının Cumhuriyet Halk Partisi tarafından gerçekleştirileceğini, bu katkının verilmesi için çaba harcanacağını da ayrıca belirtmek isteriz."
İŞSİZLİKLE MÜCADELE EYLEM PLANI HAZIRLANIYOR
Ekonomik gelişmelere, son dönemde açıklanan işsizlik verilerine de değinen Sarı, mevcut tabloda emekli ve asgari ücretlilerin geçim sorunu olduğunu kaydetti. İş gücüne katılım oranı yüzde 53,5'ten yüzde 52,9'a düştüğünü söyleyen Sarı, "Yani genç bir ülkesiniz. Bir önceki yılın aynı ayıyla karşılaştırdığınızda iş gücüne katılım oranı düşüyor. Mesela iş gücüne katılan kişi sayısı da 35 buçuk milyondan 35,4 milyona düşmüş. Yani bu şu demek: Sizin genç bir ülke olarak bir demografik fırsat pencereniz var. Elinizde büyümek, gelişmek ve kalkınmak için en önemli kozunuz genç ve birikimli iş gücünüz. Ancak siz bu genç ve birikimli iş gücünü iş gücü piyasası içinde değerlendiremiyorsunuz. Bunları atıl olarak tutuyorsunuz. Yani mesele sadece manşet işsizlik rakamlarından ibaret değildir. Ayrıca bu rakamların ne kadar doğru olduğuna ilişkin de çok ciddi tartışmalar vardır, biliyorsunuz. Çünkü tanım olarak bakıldığında işsizlik; çalışmak isteyip iş arayan ancak iş bulamayan kişi üzerinden tanımlanır. O yüzden arkadaşlar, bu işsizlik rakamları doğru rakamlar değildir. Türkiye'de yaygın bir işsizlik vardır ve bu yaygın işsizlikle etkili mücadele etmek gerekir. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi olarak önümüzdeki dönemde işsizlikle mücadele konusunda bir eylem planı, bir yol haritası ve çalışma hazırlıyoruz. Bunu da yakında kamuoyuna duyuracağız" dedi.
"AK PARTİ'Lİ BELEDİYELERDE YOLSUZLUK İDDİASI HİÇ YOK MU?"
CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin konuşan Sarı, şunları kaydetti:
"Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine yönelik operasyonlar bu haftanın en önemli gündemlerinden biriydi. Bu hafta iki belediyemize operasyon düzenlendi. Bunlardan biri Üsküdar Belediyemiz, diğeri ise Etimesgut Belediyemizdi. Bu vesileyle genel bir değerlendirme yapmak isterim. Bugün itibarıyla Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yönelik operasyon düzenlenen belediye sayısı 42'ye ulaştı. Düşünebiliyor musunuz; seçimlerden birinci parti olarak çıkan Cumhuriyet Halk Partisi'nin kazandığı belediyelerin onda birinden fazlası hakkında operasyon yürütüldü. Burada şu soruyu sormak gerekir: Belediye başkanlarımıza isnat edilen suçlar sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyelerde mi işleniyor? AK Parti'nin, MHP'nin ya da diğer siyasi partilerin yönettiği belediyelerde yolsuzluk veya rüşvet iddiaları hiç mi yok? Soruşturmaların yalnızca Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri hedef alması tesadüf müdür? Bu durum kamuoyunun vicdanını yaralamaktadır. Aynı zamanda yürütülen operasyonların ve isnat edilen suçlamaların inandırıcılığını da ciddi biçimde zedelemektedir. Bugün itibarıyla 28 belediye başkanımız tutukludur. İki belediyemizde gözaltı süreci devam etmektedir. Altı belediyemiz ise operasyon geçirmiş, daha sonra tahliye edilmiştir. Ayrıca önceki dönem belediye başkanlarımız hakkında da çeşitli soruşturmalar yürütülmektedir.
İkinci önemli husus, belediyelerimiz hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde hukukun temel ilkelerine ve masumiyet karinesine uygun davranıldığı konusunda ciddi şüpheler bulunmasıdır. Biz belediye başkanlarımız yargılanmasın demiyoruz. Elbette herkes yargılanabilir. Ancak bu süreçlerin masumiyet karinesine uygun, hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini savunuyoruz. Örneğin dosyalarda verilen gizlilik kararları, müdafilerin isnat edilen suçlamaları tam olarak öğrenmesini ve etkin savunma yapmasını ciddi şekilde zorlaştırmaktadır.
Bir diğer sorun ise tutuklamanın fiilen bir cezalandırma yöntemine dönüşmesidir. Oysa ceza muhakemesi hukukunda tutuklama istisnai bir tedbirdir. Delil karartma ya da kaçma şüphesi gibi zorunlu haller dışında uygulanmaması gerekir. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerde ise kamuoyu önünde görev yapan, kaçma ihtimali bulunmayan ve delil karartma riski oldukça düşük olan belediye başkanları hakkında dahi tutuklama kararı verildiğini görüyoruz. Bu uygulama artık istisna olmaktan çıkmış, adeta kural haline gelmiştir. Bunun hukukun evrensel ilkeleriyle bağdaşmadığını düşünüyoruz. Bazı belediye başkanlarımızın tutuklanmasının üzerinden aylar geçmesine rağmen hâlâ iddianameleri hazırlanıp kamuoyuna açıklanmış değildir. Bir yılı aşan tutukluluk süreleri bulunmaktadır. On ayı aşkın süredir tutuklu bulunan belediye başkanlarımız vardır ve hâlâ hangi suçlamalarla yargılandıklarını ortaya koyan kabul edilmiş bir iddianame bulunmamaktadır. Bunun da adil yargılanma hakkıyla bağdaşmadığını değerlendiriyoruz. Yine birçok dosyada bireyselleştirilmesi gereken soruşturmalar yerine toplu gözaltı uygulamalarına başvurulduğunu görüyoruz. Bu durum isnat edilen suç ile gözaltına alınan kişiler arasındaki ilişkinin belirsizleşmesine ve suçlamaların somutluğunu yitirmesine neden olmaktadır.
Ayrıca bazı soruşturmaların merkezinde gizli tanık beyanlarının bulunduğunu görüyoruz. Ancak bu beyanların, güçlü ve objektif maddi delillerle yeterince desteklenmediği yönünde ciddi tartışmalar bulunmaktadır. Tutuklanan arkadaşlarımız aynı zamanda halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanlarıdır. Bu nedenle yalnızca bireysel özgürlükleri değil, demokratik temsil hakkı da zarar görmektedir. Sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri hedef alan bu süreçlerin demokratik temsil ilkesini de zedelediğini düşünüyoruz. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine yönelik yürütülen hukuki süreçlerin hukukun evrensel ilkelerine uygun yürütülmediğini ve temel güvencelerin yeterince gözetilmediğini açıkça ifade ediyoruz.
Öte yandan bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa ederek başka siyasi partilere, özellikle de mücadele ettiğimiz iktidar partisine geçen belediye başkanları olduğunu da görüyoruz. Bu konuda değerlendirmemiz nettir. Bu geçişleri yalnızca belediye başkanlarının kişisel tercihlerine ya da siyasi aidiyetlerinin zayıflığına bağlamıyoruz. Aynı şekilde, yalnızca yürütülen soruşturmalar nedeniyle böyle bir tercihte bulunduklarını söylemeyi de doğru bulmuyoruz. Bu durum aynı zamanda aday belirleme süreçlerinin de sorgulanmasını gerektirmektedir. Bu belediye başkanlarını aday gösteren, değerlendiren ve bu kararlarda sorumluluk üstlenen herkesin samimi bir öz eleştiri yapması gerektiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla ortada tek taraflı değil, çok taraflı bir sorumluluk bulunmaktadır. Bu süreçte herkes kendi sorumluluğunu üstlenmeli ve bundan kaçmamalıdır. Önümüzdeki dönemde de Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yönelik yürütülen tüm soruşturma ve operasyonları hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı ve demokratik temsil ilkeleri açısından yakından takip etmeyi sürdüreceğiz."
12 İL BAŞKANI ATANDI
Görevden alınan il başkanları yerine atamalar yapıldığını kaydeden Sarı, MYK kararıyla 12 il başkanının atandığını açıkladı. Sarı şunları söyledi:
"Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliği içerisinde siyaset yapmayı reddeden ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin hiyerarşisi içinde parti yönetimini tanımadığını söyleyen arkadaşlarımızla geçmiş dönemde yollarımızı ayırmıştık. Yeni bir partinin kuruluş süreci içinde yer almak isteyen bazı arkadaşlarımız bu süreçte il başkanları düzeyinde bizimle yollarını ayırdılar. Bu nedenle il başkanlıklarımızın bir kısmında, bizim ayrıca bir tasarrufta bulunmamıza gerek kalmaksızın kendileri istifa etmiş oldular. Daha önce görevden aldığımız iller ile yollarını ayıran ya da istifa eden arkadaşlarımız nedeniyle boşalan il başkanlıklarına bu MYK toplantımızda atamalar yaptık. 12 il örgütüne atama yaptık.
Amasya ili için, daha önce görevden aldığımız ilimizdi, Emin Kalyoncu arkadaşımızı il başkanı olarak görevlendirdik. Artvin ili için Ahmet Özdemir arkadaşımızı il başkanı olarak belirledik. Balıkesir ili için önceki dönem milletvekillerimizden Fikret Şahin arkadaşımız bu sorumluluğu üstlenecek. Burdur ili için Recep Mutlucan arkadaşımızı il başkanı olarak görevlendirdik. Giresun ili için Ahmet Nejat Karaibrahim arkadaşımızı il başkanı olarak atadık. Çorum ili için Tuncay Yılmaz arkadaşımızı görevlendirdik. Kars ili için Muhammed Baran Karahan arkadaşımızı il başkanı olarak belirledik. Kastamonu ili için Uğur Alemdar arkadaşımızı görevlendirdik. Kütahya ili için Nihat Sargın arkadaşımızı il başkanı olarak belirledik. Rize ili için Muhittin Bayrak arkadaşımızı il başkanı olarak atadık. Trabzon ili için Mustafa Gültekin arkadaşımızı il başkanı olarak atadık. Zonguldak ili için Olcay Can arkadaşımızı il başkanı olarak atadık. Böylece 12 ilde bir değerlendirme yapmış olduk.
Önümüzdeki günlerde boş bulunan diğer illerle ilgili değerlendirmelerimiz de devam edecek. Önümüzdeki hafta sonu, ya da bir sonraki haftanın başında il başkanları toplantımızı gerçekleştireceğiz. Ağustos ayında da ilçelerle ilgili süreç işleyecek. İl başkanları belirlendikten sonra, bu il başkanlarıyla birlikte Cumhuriyet Halk Partisi MYK'sı ve Merkez Yönetimi koordinasyonunda ilçelerle ilgili değerlendirmeler tamamlanacak. Böylece parti kongrelerini yapmaya hazır hale geleceğiz ve Eylül ayından itibaren kongrelerimizi gerçekleştireceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi, kendi olağan süreci içerisinde olağan kongrelerini yapmaya ve yoluna devam edecektir. Aldığımız kararlar ve yaptığımız değerlendirmelerle ilgili aktaracaklarım bunlardı."
GÜRSEL TEKİN SORUSUNA YANIT
Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sarı, CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’in görevden alındığı yönündeki iddiaların sorulması üzerine, "Bu konuyla ilgili bir değerlendirme MYK'da yapıldı. Ancak bununla ilgili açıklamayı önümüzdeki günlerde yapacağız" yanıtını verdi.
Sarı, "Özgür Özel yönetiminde görev yapan Selin Sayek Böke, Gül Çiftçi gibi Parti Meclisi üyelerinin Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilerek partiden ihraç edileceğine dair iddialar vardı. Böyle bir konu MYK'da gündeme geldi mi? Cumhuriyet Halk Partisi bu hafta grup toplantısı yapacak mı?” sorularına, “Şimdi arkadaşlar, bir siyasi partinin üyesiyseniz, o siyasi partinin üyelik sorumluluğuna uygun hareket etmeniz gerekir. Hem bir siyasi partinin içinde olup hem de başka bir siyasi partinin propagandasını yapamazsınız ya da o siyasi parti lehine çalışamazsınız. Bu her şeyden önce etik bir meseledir, ahlaki bir meseledir. Siyaseten bunun doğru olup olmadığını tartışmaktan bağımsız olarak söylüyorum; bu, ahlaki bir meseledir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin disiplin kuralları bakımından da bu konu açık biçimde düzenlenmiştir. Dolayısıyla biz bu konuyu MYK'da gündeme getirdik. Önümüzdeki günlerde, Cumhuriyet Halk Partisi'nin üyesi olarak varlığını sürdürmesine rağmen başka bir siyasi parti adına çalışan arkadaşlarımızla ilgili disiplin sürecini işleteceğiz" diye yanıt verdi.
"YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında Cumhuriyet Halk Partisi yönetimiyle ilgili bazı açıklamalarda bulunmuştu. 'Mahkeme kararıyla atanmış bir yönetimi pozitif ya da negatif yönde muhatap alacak değiliz' demişti. Bu açıklamayı nasıl değerlendirirsiniz? CHP yönetimi olarak bu sözlere bir yanıtınız olur mu? Edirne Milletvekili Ediz Ün hakkında yürütülen hukuki sürecin tamamlandığına işaret etmiş, 'Aklandım, partime, baba ocağına geri dönüyorum' demişti. Sayın Kılıçdaroğlu'yla bu süreçte bir teması oldu mu? Partiye dönüşü tam olarak nasıl gerçekleşti?" sorusuna Sarı şu yanıtı verdi:
"Sondan başlayalım. Vekilimizle ilgili biliyorsunuz bir hukuki süreç işliyordu. Bu süreçte mahkeme dosyanın konusuz kaldığına ilişkin karar verdi ve aklanma süreci tamamlandı. Dolayısıyla aklandıktan sonra Cumhuriyet Halk Partisi'ne yeniden dönmek istedi. Biz de gerekli süreçleri işlettik. Üyelik işlemleri tamamlandı. Muhtemelen pazartesi günü itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi Grubu'nun bir parçası olacak. Kendisi de bunu zaten ifade ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yaklaşımı nettir. Hakkında şaibe bulunan arkadaşlarımız aklandıklarında Cumhuriyet Halk Partisi'ne yeniden dönebilirler. Cumhuriyet Halk Partisi, aklananların yeniden gelebileceği bir siyasi partidir. Ama şaibeli kişilerin içinde yer aldığı bir siyasi parti olamaz. Dolayısıyla aklanıp gelen herkese, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında siyaset yapmak istemeleri halinde kapımız açıktır.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin muhatap alınmaması meselesine gelince; doğrusu bunu son derece ironik buluyoruz. Düşünün ki yüz yıllık bir çınar, özgül ağırlığı olan, ulus kurmuş, devlet inşa etmiş, hatta devlet kurulmadan önce var olmuş bir partiden söz ediyoruz. Dünyada bunun çok az örneği vardır, belki de yoktur. Türkiye'nin bütün siyasal dönüşümlerinde yer almış, dünyanın muhatap aldığı bir partiyle, bu partinin içinden çıkmış, geçmişte bu partinin özgül ağırlığının bir parçası olmuş ancak bugün bu partinin dışında siyaset yapan bir kişinin, üstelik geçmişte partinin yetkili organlarında görev almış bir ismin, Cumhuriyet Halk Partisi'ni muhatap almadığını söylemesini büyük bir hezeyan olarak değerlendiriyoruz. Elbette kendisi böyle bir değerlendirme yapabilir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasal ağırlığı da, tarihsel konumu da ortadadır. Öte yandan bu arkadaşlarımızın Cumhuriyet Halk Partisi'yle kurdukları ilişkinin niteliği konusunda kendi içlerinde de ciddi bir kafa karışıklığı yaşadıklarını görüyorum. Bir taraftan 'Biz yeni bir partiyiz, Cumhuriyet Halk Partisi'yle hiçbir bağımız kalmadı' deniliyor. Diğer taraftan partilerinde bulunan bazı arkadaşların bütün hesaplarının yine Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden yapıldığını görüyoruz. Bir yandan 'Bağımız koptu' deniliyor, diğer yandan 'Arkadaşlarımız CHP'de kalsın, yarın öbür gün mahkemeden farklı bir karar çıkarsa Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapmaya devam etsinler' anlayışı ortaya konuluyor. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'yle kurdukları ilişkinin nasıl tanımlanacağı konusunda kendi içlerinde ciddi soru işaretleri bulunduğunu düşünüyorum. Sayın Özgür Özel'in ya da partilerindeki bazı isimlerin, 'Cumhuriyet Halk Partisi'yle bağlarımızı kopardık' yönündeki açıklamalarını açıkçası doğru ve yerinde buluyorum. Eğer kendilerini Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir uzantısı ya da Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasal çizgisinin devamı olarak görmüyorlarsa, biz bundan memnuniyet duyarız. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi şaibeli insanların partisi olamaz.
Ama eğer kendilerini Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasal uzantısı olarak görüyorlarsa, o zaman şu soruyu sormak gerekir: Neden yeni bir parti kurdular? Neden başka bir siyasi partide siyaset yapmayı tercih ettiler? Bunun tek bir açıklaması olabilir: Kendilerinin siyasal olarak bir koltuk arayışı içerisinde olmalarıdır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin özellikle son 10 yılında yönetim sorumluluğu taşımış arkadaşların, bugün parti dışına çıkarak Cumhuriyet Halk Partisi'ni eleştiriyor olmalarını da son derece ironik buluyorum. Çünkü bugün eleştirdikleri kararların tamamında kendi imzaları bulunmaktadır. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2011 yılından beri, hatta 2015 yılından itibaren önemli sorumluluklar almış, görevler üstlenmiş; kimi grup başkanvekili, kimi grup başkanı, kimi MYK üyesi olmuş ve Cumhuriyet Halk Partisi açısından önemli kademelerde bulunmuş, bütün bu kararların altına imza atmış, hiçbirine itiraz etmemiş olan arkadaşlarımızın şimdi 'Biz ayrıldık, çıktık, yeni bir partiyiz ve CHP'nin bagajını orada bırakıyoruz' biçimindeki açıklamaları gerçekten çok ironik. Biz bunu daha önce de gördük arkadaşlar.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde 2023 seçimlerinden sonra bir yenileşme tartışması başladığında da bu arkadaşlar 'Biz yeniyiz artık. Bu kararların hepsinin dışındayız. Elimizi yıkadık, kenara çekildik. Artık yeni bir yola gidiyoruz' dediler. Ama bu arkadaşlarımızın hepsi bu kararların içindeydi. Bu kararları birlikte aldılar. Hatta ben o zaman bu kararların karşısında yer alan bir siyasetçiydim. Bu kararların bazılarının doğru olmadığına inanan bir siyasetçiydim. Biz bunları söylediğimizde bu arkadaşlar Sayın Kılıçdaroğlu'nun eteği altında siyaset yapıyorlardı. Bizim eleştirilerimize karşı bizi linç etmeye, tartışmaya ve itibarsızlaştırmaya çalışıyorlardı. Ne oldu? Bir seçim sonucunun ardından bir sabah kalkıp 'Biz yeniyiz artık' dediler, bağlarını kestiler ve bütün faturayı Sayın Kılıçdaroğlu'na ödeyerek kenara çekildiler. Şimdi aynı hikâyeyi burada da yaşıyoruz.
Dolayısıyla 'Biz Cumhuriyet Halk Partisi'nin bagajlarından kurtuluyoruz. Geçmişte yapılan bütün hatalar Cumhuriyet Halk Partisi'ni bağlar. Biz artık Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir parçası değiliz. Ayrı bir siyasal partiyiz. Biz ayrıyız, biz yeniyiz. Bu sorumlulukların hiçbirini taşımıyoruz' mu diyorlar? O kadar kolay değil. Bu kararların hepsini Cumhuriyet Halk Partisi içinde birlikte aldık. Dolayısıyla ben bu yaklaşımları samimi bulmuyorum. Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi'ni bagaj olarak gören anlayışı da bütün Atatürkçü, Kemalist ve sosyal demokrat seçmenlerin takdirine havale ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi bir bagajsa, bizler yöneticiler olarak, başta Sayın Genel Başkanımız olmak üzere MYK olarak bu bagajı taşımaya hazırız ve taşıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel misyonunu ve vizyonunu bagaj olarak gören bu arkadaşlara karşı da diyoruz ki: Evet, bu bir bagajsa biz bu bagajı taşıyoruz. Ve bu bagajı önümüzdeki seçimde iktidara taşıyacak vizyonla geleceğe ulaştıracağız. Bütün kamuoyu bunu görecek."
CHP'DEN İSTİFALAR
CHP Sözcüsü Sarı, CHP'de yaşanan istifalara ve dokunulmazlıklar konusundaki tutumun ne olacağına ilişkin sorulara şu yanıtı verdi:
"Konu gündeme geldiğinde değerlendiririz. Ancak ilke olarak dokunulmazlıklar konusundaki tavrımız nettir. Biz, dokunulmazlığın kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandırılmasını savunuyoruz. Bir konuma ya da sosyal statüye sahip olmak, hiç kimseye suç işleme özgürlüğü vermez. Milletvekili de olsa suç işleme özgürlüğüne sahip olamaz. Dolayısıyla ben şahsen milletvekili olsaydım ve hakkımda birtakım iddialar bulunsaydı, bu iddialar iddianamelere konu olmuş olsaydı, dokunulmazlığımın kaldırılmasını kendim isterdim. Gerçekten suçsuz olduğuma inanıyorsam gider, dilekçemi verirdim, yargılanırdım ve bu işi parlamentoya bırakmazdım. Bu arkadaşlarımızın adları iddianamelerde yer aldı. Dolayısıyla iddianamelerde adı bulunan arkadaşlarımıza yargılanma ve aklanma fırsatı verdik. Biz meseleye böyle bakıyoruz.
İstifalar konusunda da arkadaşlar, süreci anbean kendi sistemimiz üzerinden takip ediyoruz. Sayın Önder Sav bu rakamı nereden aldı bilmiyorum ancak bu rakamlar doğru değil. Cumhuriyet Halk Partisi'ne son iki yılda yaklaşık 500 bin yeni üye katılmıştı. Biz, bu üyelerin önemli bir bölümünün Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrıldığını görüyoruz. Mesele bundan ibaret."
120 BELEDİYE BAŞKANI İSTİFA ETTİ
Belediye başkanlarının istifasına ilişkin soruyu yanıtlayan Sarı, şunları söyledi:
"Belediye başkanlarımızın istifalarına ilişkin süreci de izliyoruz. Açıklamalar var, beyanlar var. Biz resmiyete dönüşmüş istifaları esas alıyoruz. Şu an itibarıyla yaklaşık 120 belediye başkanımız Cumhuriyet Halk Partisi ile yollarını ayırmış görünüyor. Bunlardan büyükşehir belediyesi olanlar ise sadece iki tanesi. Yani bize ait 12 büyükşehir belediyesinin 10'unda Cumhuriyet Halk Partisi adına siyaset yapılmaya devam ediliyor.
İzmir'de adaylaşma sürecinde yer alan belediye başkanlarımızın siyasal pozisyonlarını hepimiz biliyoruz. Kendileri başka bir siyasal partide siyaset yapmak istiyorlarsa yolları açık olsun. Ancak ben, belediye başkanlarımızın önemli bir bölümünün önümüzdeki süreçte yeniden Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapacağına inanıyorum."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












