Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin kuruluşunun 150. yıldönümü vesilesiyle CHP Yurtdışı Örgütlenme Koordinatörü Ali Kılıç Schulz'a bir mektup verdi...
Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin kuruluşunun 150. yıldönümü vesilesiyle Almanya’nın Leipzig kentinde gerçekleştirilen kutlamalara katılan CHP Yurtdışı Örgütlenme Koordinatörü Ali Kılıç, AP Başkanı Schulz ile bir araya gelerek, Türkiye’de demokrasi ve insan hakları alanlarında yaşanan hak gasplarına dikkat çeken bir mektup verdi.Kılıç’ın mektubunda, -“Türkiye’de AKP İktidarında, insan Hak ve Özgürlüklerine aykırı sayfalar dolduracak uygulamalar yaşanıyor. Anamuhalefet Lideri Sayın Kılıçdaroğlu Brüksel’de bunlara dikkat çekti. Ama ne acıdır ki, Sosyal Demokrat ve Sosyalist düşüncenin Avrupa Temsilcisi “Burada benim istediklerimi söyleyeceksin” zorbalığını göstererek, izleri uzun yıllar kapanmayacak yaralara neden oldu” denildi.
-““Türkiye’de yaşananların en yakından muhatabı bizleriz. Bizleri dinlemek yerine kendi düşüncesini dikta etme zorbalığı Sosyal Demokratlıkla da, Sosyalistlikle de tanımlanamaz” diyen Ali Kılıç’ın AP Başkanı Schulz’a verdiği mektup şöyle;
“Sosyal Demokrat ve Sosyalist düşünceye inanmış ve özünde benimsemiş siyasetçi olarak geçtiğimiz hafta Brüksel’de yaşanılanlarla ilgili samimi duygu ve düşüncelerimi sizinle paylaşacağım. Samimi duygu ve düşüncelerime öncelikle Türkiye’de yaşanan hak gasplarına, demokrasi, ifade ve inanç özgürlüklerinin içinin nasıl boşaltıldığını ve darbe dönemlerinde dahi eşi görülmeyen fakat ülkemde yaşanan uygulamalarla başlayacağım.
Uludere’de 34 yurttaşımızın katledilmesinin üzerinden 500 gün geçti. İktidar Partisi Parlamento çokluğuyla failleri gizledi ve failler yargılanmadığı gibi ihmali olanlar üstün hizmet madalyası ile ödüllendirildi.
Türkiye, Dünya’nın en büyük gazeteci cezaevine dönüştürüldü. Yüzlerce gazeteci yıllardır haklarında tek bir somut delil olmamasına rağmen sırf iktidarı eleştirdikleri ve mesleklerini icra ettikleri için tutuklular. Birçok medya kuruluşuna ceza tehdidi ile otosansür uygulandı ve uygulanmaya devam ediyor.
Yüzlerce genç parasız eğitim istedikleri için tutuklandı ve hapsedildi. Haklı taleplerine dahi müsaade edilmedi ve hatta güvenlik güçleri tarafından canlarına kast edilecek müdahaleler yapıldı
Mahkeme kararlarınca, seçilmelerinin önünde hiçbir engel olmadığına dair temiz belgelerini almalarına rağmen sırf muhalefet oldukları için 8 milletvekili 2 yıldır tutuklu bulunuyor.
Kürt Sorunu’nu yakından biliyor ve takip ediyorsunuz. İnsanların adeta kaderlerini tayin eden böylesine önemli bir süreç sadece ve sadece siyasi rant amacına alet ediliyor.
Sahteliği bilirkişi ve üniversitelerce ispatlanmasına rağmen sırf iktidara muhalif oldukları için binlerce kişi sahte belgelerle yargılanıyor. Dünya’nın en büyük 3. Barosu İstanbul Barosu’nun Yöneticileri savunma haklarına ve müvekkillerinin haklarına sahip çıkmaktan dolayı yargılanıyor. Ayrıca ülkemin Başbakan’ı açık açık yargıya talimat verdim diyerek yargı bağımsızlığının ne denli esaret altına alındığını resmediyor. Üstelik en üst yargı organlarını temsil eden Hakimler de yasa dışı olarak dinlendiklerini ve tehdit altında olduklarını açıkça beyan ediyor. Hak aramak ve demokratik haklarını kullanmak terör suçu sayılıyor. Bu sayede Türkiye yarı açık cezaevi koşullarında yaşıyor.
Ülkemde, dünyayı ve Türkiye’yi birçok acıya boğan terör örgütleri barındırılıyor. Bu gelişmeleri sizlerde yakından takip ediyorsunuz. Silahlı güçler rahatlıkla iletişim adreslerini Türkiye olarak gösterebiliyor. Ayrıca gerek barındıkları bölgelerde gerekse Suriye’de kontrol altında tuttukları bölgelerde kendi inanç grupları dışında Hristiyan, Musevi, Alevi vb. inançların kanaat önderlerini kaçırıyor ve katlediyorlar.
Bu ve buna benzer sayfalar dolusu İnsan Hak ve Özgürlüklerine aykırı uygulamalar yaşanıyor. Türkiye’nin Ana Muhalefet Lideri Sayın Kılıçdaroğlu, size sunduğum bu örnekler ve nicelerini AP Sosyalist Grubu ve sizlerle paylaşmak istedi. Ama ne acıdır ki inandığımız ve her yerde uğruna mücadele verdiğimiz Sosyal Demokrat ve Sosyalist düşüncenin Avrupa Temsilcisi “Burada benim istediklerimi söyleyeceksin” zorbalığını göstererek, izleri uzun yıllar kapanmayacak yaralara neden oldu. Kaldı ki Türkiye’de yaşananların en yakından muhatabı bizleriz. Bizleri dinlemek yerine kendi düşüncesini dikta etme zorbalığı ne Sosyal Demokrat ne de Sosyalistlikle tanımlanamaz. Sosyal Demokratlık ve Sosyalistlik sizin de bildiğiniz üzere insanca bir yaşam düzenini, ifade ve düşünce özgürlüğünü savunur.
Bu bağlamda, yaşanılan hadiseyle ilgili Sosyal Demokrat ve Sosyalist görüşün daha fazla ağır yaralar almasına müsaade etmeyeceğinizi ve gerekeni yapacağınıza inanıyorum”
Vişne Haber Ajansı