loading
close
SON DAKİKALAR

CHP'li Akkaya'dan Basın Açıklaması

CHP'li Akkaya'dan Basın Açıklaması
Tarih: 04.08.2012 - 12:38
Kategori: Siyaset

CHP'li Yakup Akkaya; ''AKP, çalışma yaşamını işverenler adına demokratikleştirmiş, işçilerin toplu pazarlık haklarını fiilen ortadan kaldırmıştır'' dedi...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, yazılı bir açıklama yaparak AKP’nin işçi sorunlarını çözmek yerine çalışma yaşamını işverenler adına demokratikleştirdiğini ifade etti.

Akkaya’nın yazılı açıklaması şöyle:

“Çalışma Bakanı Faruk Çelik bir basın açıklaması düzenleyerek çalışma yaşamına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bu açıklamaların en önemlilerinden birisi de sendikaları ve işçileri doğrudan ilgilendiren Toplu İş İlişkileri kanunu ve toplu iş sözleşmesi yapma yetkisidir. 

Bilindiği üzere, işçiler ve sendikalar için hayati öneme sahip olan Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı aradan geçen 3 aya rağmen TBMM’de görüşülmedi. Milyonlarca çalışanı doğrudan ilgilendiren yasa tasarısı, hükümetin savsaklaması nedeniyle gelecek yasama yılına kalmış oldu. 

Bu esnada Çalışma Bakanlığı, Şubat ayından itibaren Sendikalardan gelen yetki taleplerini bekletmeye başladı. Ağustos ayı başı itibariyle kamu ve özel sektörde 904 işyeri ve yaklaşık 230,000 işçi için yetki başvuruları bekletilmektedir. Yetki başvurularının verilip verilmeyeceği hala belirsizliğini korumaktadır. Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in açıklamasına göre de bu belirsizlik bir çözümsüzlüğe dönüşmüştür. AKP, endüstriyel ilişkiler sistemini çökerttiğini itiraf etmiştir. 

AKP, işçilerin sorununu çözmek yerine yandaşların ve işverenlerin baskılarına boyun eğmiş ve ne yazık ki, yetki sorununu çözmemiştir. Çalışma yaşamını demokratikleştirmeye yönelik CHP önergelerini hiç düşünmeden reddeden sözde demokrat AKP, toplu pazarlık hakkına ise yeni yasaklar getirmiştir. 

Havacılık İşkolu’na getirilen grev yasağı gibi, herkesi hayrete düşüren, baskıcı, faşizan bir yaklaşımı sergileyen yasaları TBMM’nin ruhuna ve saygınlığına uymayan yöntemler kullanarak geçiren AKP, bu haliyle siyaseti “ayak oyunu” olarak gördüğünü de ortaya koymaktadır.

AKP, bununla da yetinmemiş ve 2012 yılı yetki başvurularını bekletmeye almıştır. Çalışma Bakanlığı 2822 Sayılı Toplu Sözleşme Grev ve Lokavt Yasasının 12. Maddesinde “Yeni bir istatistik yayınlanıncaya kadar yayımlanmış son istatistiğe göre yetki işlemleri sonuçlandırılır” denmesine rağmen yayımladığı son istatistiği, kendiliğinden yok saymıştır. Yine Kanunun 13. Maddesinde “yetki başvurularına 6 işgünü içerisinde olumlu ya da olumsuz yanıt verir” hükmüne rağmen hiçbir yanıt vermemeyi tercih etmiş ve yasaları hiçe saymıştır. Çalışma Bakanlığı yetkilileri görevlerini ihmal etmektedirler. 

AKP’nin çalışanlara, emekçilere yönelik nefret dolu yaklaşımı ne ilktir ne de son. Bu yaklaşım, Sosyal Güvenlik yasasında, özelleştirmelerde, işsizlik sigortasının amaç dışı kullanılmasında, kamu çalışanlarının grev ve toplu pazarlık hakkını yok eden sözde toplu sözleşme yasasında ve çocuk işçiliğini yeniden hortlatan ilköğretim yasasında bütün emekçiler tarafından görülmüştür.

AKP de tıpkı kendisinden önceki sağ anlayış gibi, 12 Eylül’ün yasakçı zihniyetinin ürünü olan yetki barajı sistemini adeta bir Demokles kılıcı gibi sendikaların üzerinde sallamış ve “ölümü gösterip hastalığa razı etme” politikası uygulamıştır. Bir başka deyişle, her alanda yasakçı, baskıcı, vesayetçi bir anlayışı otoriter bir şekilde hayata geçirmiştir.

Şimdi de TBMM’nin yasama yılının sona ermesiyle birlikte artık 6 aydır örgütlenmiş ve yetki bekleyen 230 bin işçinin toplu pazarlık masasına oturamayacakları söylenmektedir. Sorun ileriki günlerde daha da büyüyecektir. Daha şimdiden 51 sendikadan 36’sının yetki alamayacağı dile getirilmektedir. Türkiye’de toplu sözleşme kapsamında bulunan 580 bin işçinin büyük bir çoğunluğu toplu pazarlık hakkını kullanamayacaktır. AKP, çalışma yaşamını işverenler adına demokratikleştirmiş, işçilerin toplu pazarlık haklarını fiilen ortadan kaldırmıştır.

Sorun sadece bir yasa sorunu ya da yetki sorunu değildir. AKP’nin ölümü gösterip hastalığa razı etme anlayışıyla yüzleşmek yerine her defasında susmayı tercih etmenin geleceği nokta budur. Konfederasyonlar, tarihsel sorumluluklarını yerine getirmektense kişisel ve gündelik çıkarlar uğruna sendikal hareketi yok olma noktasına getirdiklerinden dolayı tarih önünde en az AKP kadar sorumludurlar. 

Aynı şekilde kamuoyuna yönelik demokrasi havarisi kesilen, masum açıklamalar yaparak sorumluluğunu gizleme gayretinde olanlar da bu sürecin asıl suçlularıdır. Bunlar, gerçek sendikacılık yapmak yerine AKP iktidarının gücüyle, baskısıyla, tehditleriyle örgütlü işçileri kendi kurdurdukları sendikalara üye olmaya zorlamaktadırlar. 2011 yılında kurdukları sendikaların toplu sözleşme yetkisi alabilmesi adına Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısında işveren örgütlerinin bile üzerinde uzlaştığı yetki maddesini değiştirmeye yönelik kapalı kapılar ardında ayak oyunları yapanlar da onlardır. 

Yasa Tasarısının çıkarılamamasının baş mimarları da aynı kişilerdir. Kısaca yetki sorununun kendi lehine çözümünden başka bir yaklaşımı reddeden bu sözde konfederasyon, sorunun mağduru değil faillerinden birisidir.
Sendikalar için çanlar çalmaya başlamıştır. Ölüm artık kapıdan içeri girmiştir ve adı AKP’dir. Konfederasyonlar, bir an önce temsil ettikleri işçi sınıfının menfaatleri çerçevesinde daha aktif, mücadeleci bir sendikacılık anlayışıyla hareket etmelidir. Bu, tarihsel bir görevdir. 

Bu, sendikal hak ve özgürlükler için bedel ödemiş yüzbinlerce işçinin emekçilere bıraktığı bir mirastır; sorumluluktur. Çünkü AKP ve yandaşlarının ileri demokrasisinde emeğe saygı yoktur; sendikal haklar ve özgürlükler yoktur; grev hakkı yoktur; toplantı ve gösteri yapma hakkı yoktur. 

Benzer şekilde, iş güvencesi yoktur; işçi sağlığı ve güvenliği hakkı yoktur. Fakat sosyal güvencesizlik vardır. Ekonomik rekabeti koruma adı altında işçiyi sömürmek vardır. Taşeronlaştırma vardır; esneklik adı altında vahşi sömürü vardır. Cop vardır; biber gazı vardır; işten atılma hakkı vardır. Hatta önlenebilir iş kazalarında “güzel ölmek” hakkı bile vardır.

Gelinen noktada AKP, endüstriyel ilişkiler sistemini çökerttiğini, işlemez hale getirdiğini de itiraf etmiştir. Çalışma yaşamının can yakan sorunlarının AKP tarafından çözülemeyeceği ortaya çıkmıştır.
 
Bu itibarla, demokratik bir çalışma yaşamının kurulması bir ihtiyaç olmaktan öte bir zorunluluk haline gelmiştir. İşçilerin emekçilerin, sendikaların sorunlarını onların katılımlarıyla, görüşleri çerçevesinde çözebilecek, ileri demokrasiden gerçek demokrasiye geçilmesini sağlayacak yegâne parti de Cumhuriyet Halk Partisi’dir.''


Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları