loading
close
SON DAKİKALAR

CHP'li Engin SP'li bireylerin sorunlarını dile getirdi

CHP'li Engin SP'li bireylerin sorunlarını dile getirdi
Tarih: 07.10.2015 - 15:36
Kategori: Siyaset

CHP İstanbul Milletvekili Didem ENGİN, 7 Ekim Dünya Serebral Palsi (SP) Günü dolayısıyla SP'li çocuklar ve ailelerinin yaşadığı sıkıntıları Başbakan Ahmet Davutoğlu’na hitaben sorduğu soru önergesi yoluyla Meclis gündemine taşıdı.

CHP İstanbul Milletvekili Didem Engin, 7 Ekim Dünya Serebral Palsi (SP) Günü dolayısıyla SP'li çocuklar ve ailelerinin yaşadığı sıkıntıları Başbakan Ahmet Davutoğlu’na hitaben sorduğu soru önergesi yoluyla Meclis gündemine taşıdı. 

Serebral Palsi (beyin felci), bebeklikte ya da çocukluk çağının başlarında ortaya çıkan, vücut hareketlerini ve kas koordinasyonunu kalıcı şekilde etkileyen, fakat zaman içinde kötüleşme sergilemeyen bir dizi nörolojik bozukluktan herhangi birini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Beyin ve kaslar arasındaki iletişimi etkileyerek vücudun hareket ve duruşunda kalıcı bir eşgüdüm bozukluğuna yol açan, hayat boyu süren bir durumdur. Amerika Serebral Paralizi Derneği’nin verilerine göre, ABD’de toplam nüfusun %0.2’si yani 1000’de 2’si SP’lidir. Ülkemizde ise bu konuda yeterli ve güvenilir bir istatistik olmamakla birlikte, toplam nüfus içerisindeki SP’li oranının %0.44 yani 1000’de 4 olduğu tahmin edilmektedir. 

SP’nin tamamen iyileştirilmesi mümkün değildir, fakat tedavi genellikle çocuğun becerilerini geliştirmeye yöneliktir. Yetersizlikleri doğru şekilde tedavi edildiği takdirde, pek çok çocuk normale yakın bir yetişkin yaşamı sürdürebilmektedir. SP’li bir bireyin tedavisinin erken yaşta başlaması, bireyin gelecek yaşamını en az bağımlılıkla sürdürebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak ne yazık ki ülkemizde SP’li bireyler ve aileleri çeşitli alanlarda önemli sorunlarla karşı karşıya bırakılmaktadır. 

7 Ekim Dünya Serebral Palsi Günü dolayısıyla CHP İstanbul Milletvekili Didem Engin Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması talebiyle Meclis’e sunduğu soru önergesinde bu sorunları gündeme getirmiştir. Öncelikle devletin resmi istatistiksel çalışmalar yapmakla yükümlü kurumu olan TÜİK’in engelli yurttaşlarımıza yönelik en güncel araştırmasının 2010 yılına ait olması devletin engelli yurttaşlarımızı, ailelerini, sorunlarını, taleplerini ve ihtiyaçlarını görmezden geldiğinin bir göstergesidir. 

SP fiziksel bir engel olmasına rağmen, toplumumuzda her SP’li bireyin zekâ yetersizliği de varmış gibi yanlış bir algı mevcuttur. Hâlbuki yapılması gereken SP’li kişilere çocuk muamelesi yapmak değil, onları birey olarak görmektir. Bu bağlamda SP’li bireylerle iletişimin nasıl kurulması gerektiği konusunda toplumumuzu bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak için çalışmaların yapılması gerekmektedir. 

Ayrıca SP’li bireylerin bakımını yürüten ebeveynlerin rahatsızlığı ya da vefatı durumunda bakımları üstlenecek kimselerin olmaması en önemli sorunlardan biridir. Ağır bedensel engeli olan ve hayatlarını fiziksel yardım almadan sürdüremeyecek olan SP’li bireyler için, rehabilitasyon merkezlerine ek olarak, 7/24 hizmet alabilecekleri ve geçici veya sürekli kalabilecekleri bakım evlerinin kurulması çok önemlidir. 

Bunlara ek olarak, eğitim binalarının engelli çocukların ihtiyaçlarını da göz önüne alacak şekilde tasarlanmaması birçok çocuğun eğitim hakkından mahrum kalmasına sebep olmaktadır. Eğitim kurumlarının ve kamu hizmeti sunan kurum ve kuruluş binalarının fiziksel yetersizlikleri yanında, çocuk oyun parkları ve yeşil alanlarının da engelli çocuklarımız ve bireylerimizin kullanımına elverişli olmaması engelli bireyleri evlerine hapsetmektedir. En azından her ilçede bir tane çocuk parkının engelli çocukların da kullanabileceği şekilde iyileştirilmesi şarttır. 

SP'li çocuklar ve ailelerinin yaşadığı sıkıntılar arasında 18 yaşını dolduran zihinsel engelli erkek çocukların malul sayılmasında yaşanan zorluklar, özel rehabilitasyon gereksinimi duyan çocukların ailelerinin iş hayatları ile aile içi sorumlulukları arasında sıkışıp kalmaları, SGK'nın hasta alt bezleri için ödediği adet ücretinin düşüklüğü, ayakta dik durma sehpasına erişimde yaşanan zorluklar da bulunmaktadır. 

CHP, Seçim Bildirgesi'nde de söz verdiği üzere, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, emekliler ve engelliler başta olmak üzere tüm dezavantajlı kesimlerin sosyal haklardan kapsamlı bir biçimde yararlanabilmesi için gerekli tüm adımları atacaktır. Kapsayıcı kalkınmayı gözeten ekonomi politikalarında engelli yurttaşlarımıza da yer verilecektir. Engellilerin tıbbi malzeme ihtiyaçları ücretsiz karşılanacak, kamu kurumlarına yapacakları her başvuru için ayrı ayrı rapor alma çilesine son verilecek, herhangi bir ölçüte bakılmaksızın tüm engelli yurttaşlarımız sosyal güvenlik kapsamına alınacak, engellilerin rehabilitasyonu, sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerle ilgili tüm yasalara ve engellilere özel yasalara dâhil edilecek, zihinsel engellilerin erken tanı, tedavi ve eğitimi için özel projeler geliştirilecek ve uygulanacaktır.

Engin'in önergesindeki sorular ise şöyle:

1. Türkiye’de istatistiksel çalışmalara göz attığımızda, devletin resmi veri toplama kurumu olan TÜİK’in konuya gerekli özeni göstermediğini görmekteyiz. Ülkemizde engelliler üzerine yapılmış son kapsamlı çalışma (Özürlülerin Sorun ve Beklentileri Araştırması) 2010 yılına aittir. TÜİK tarafından engelli bireylerin istatistiksel durumu, sorun ve beklentileri, toplumsal yaşama dahil olma oranları, eğitim, sağlık, istihdam hizmetlerine erişimleri gibi konular neden düzenli olarak araştırılmamakta, verilerin ve çalışmaların güncel tutulması için neden bir çaba sarf edilmemekte, engelli bireyler devlet tarafından neden yok sayılmaktadır?

2. Türkiye’deki SP’li bireylerin sayısı ve oranı, yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımı nedir? Gelişmiş ülkelerle ve OECD ülkeleri ile bir kıyas yapılırsa ülkemizdeki SP’li doğum sayısının fazlalığının sebepleri üzerine bir çalışma yapılmış mıdır? Yapılmadı ise bu tür bir çalışma için bütçe ve personel ayrılması düşünülmekte midir?

3. SP fiziksel bir engeldir. Az oranda zekâ yetersizliği, görme, konuşma, işitme ve algı bozukluğu olabilse de ilerleyici değildir. Bilinçli bir yaklaşım ve etkili rehabilitasyon ile yetersizlikleri en aza indirmek mümkündür. Ancak toplumumuzda her SP’li bireyin zekâ yetersizliği de varmış gibi yanlış bir algı mevcuttur. Hâlbuki yapılması gereken SP’li kişilere çocuk muamelesi yapmak değil, onları birey olarak görmektir. Benzer şekilde öğretmenlerin engelli öğrencilerle, engeli olmayan çocukların engelli arkadaşlarıyla nasıl iletişim kurabilecekleri konusunda eğitim ve bilinçlendirme ihtiyacı vardır. SP’li bireylerle iletişimin nasıl kurulması gerektiği konusunda toplumumuzu bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak için ne tür çalışmalar yapılmaktadır?

4. SP’li bireylerin bakımını yürüten ebeveynlerin rahatsızlığı ya da vefatı durumunda bakımları üstlenecek kimselerin olmaması en önemli sorunlardan biridir. Ağır bedensel engeli olan ve hayatlarını fiziksel yardım almadan sürdüremeyecek olan SP’li bireyler için, rehabilitasyon merkezlerine ek olarak, 7/24 hizmet alabilecekleri ve geçici veya sürekli kalabilecekleri bakım evlerinin kurulması düşünülmekte midir? 

5. Özel bir eğitim ve sürekli rehabilitasyon gerektiren SP’li çocukların ebeveynlerinin, özellikle de annelerinin istihdam süreçlerinden kopmamaları için yarı zamanlı çalışma gibi bir uygulama getirilmesi, ebeveynlerin hem çocuklarının rehabilitasyon ve eğitimlerini hem de kendi iş yaşamlarını aksatmamaları açısından büyük fayda sağlayacaktır. SP’li çocukların ebeveynleri için böyle bir çalışma düzeni getirilmesi düşünülmekte midir?

6. Özel eğitim alan engelli çocuğu olan çalışana ‘’Günlük Eğitim İzni’’ verilmesi, bakıma muhtaç yakını olan çalışana ‘’Günlük Bakım İzni” verilmesi ve bakıma muhtaç / ağır engelli yakını olan çalışanın mesai saatleri dışındaki nöbet hizmetinden ve gece mesaisinden muaf tutulması gibi taleplere ilişkin bir çalışma yapılması gündemde midir?
7. Türkiye’de eğitim hizmetine erişemeyen ya da okulların fiziksel yetersizlikleri gibi sebeplerle okuldan ayrılmak zorunda kalan SP’li çocuk sayısı kaçtır?

8. Türkiye’de mevcut eğitim binası sayısı kaçtır? Bu binalardan kaç tanesi tüm katları kapsayacak şekilde engelli bireylerin de rahatça kullanabileceği şekilde tasarlanmış ya da iyileştirilmiştir? Engellilerin kullanımı için uygun olmayan bina sayısı ve şehirlere göre dağılımı nedir? Bu binaların iyileştirilmesi için 2016 yılında bir bütçe ayrılması planlanmakta mıdır?

9. Ülkemizde mevcut çocuk oyun parkları ve yeşil alanlar ne yazık ki engelli çocuklarımızın kullanımı için elverişli değildir. Bu da engelli çocuklarımızın çocukluklarını yaşamaları ve toplumla, yaşıtlarıyla kaynaşmalarının önünde büyük bir mâni oluşturmaktadır. Her ilçede en azından bir tane çocuk parkının engelli çocukların da kullanabileceği şekilde iyileştirilmesi için 2016 yılı bütçesinde ayrı bir bütçenin ayrılması düşünülmekte midir?

10. SP’li bireylerin ailelerinin bir mağduriyet konusu da SGK’nın uygulamalarına ilişkindir. SGK Yüksek Sağlık Kurulu engelli erkek çocuklar ile ilgili maluliyet tespitinde engel oranının %60 ve üzerinde olmasına ve ağır engelli olup olmadıklarına göre değerlendirme yapmaktadır. Buna göre, engel oranı %60’ın altında kalan zihinsel engelli erkek çocuklar malul sayılmamaktadırlar. 18 yaşlarını doldurduklarında anne veya babaları tarafından adlarına vasilik kararı çıkartılan bu gençler Korumalı İş Yerleri Yönetmeliği’nde “istihdamı güç engelli” olarak ifade edilen, imza yetkisi dahi olmayan gençlerdir. Bu nedenle iş bulmakta zorluk çekmektedirler. SGK’nın bu uygulaması birçok aileyi mağdur etmekte, 18 yaşını dolduran ve GSS primlerini ödeyemeyecek durumda olan engelli erkek çocukları sosyal güvenceden mahrum etmektedir. Bu uygulamanın değiştirilmesi için bir çalışma yürütülmekte midir? 

11. SGK tarafından karşılanan hasta alt bezleri için ödenen adet başına ücret piyasa değerinin çok altında olduğu için aileler mağdur duruma düşmektedir. Ödenen ücretin piyasa fiyatlarına uygun olarak güncellenmesi düşünülmekte midir?

12. Ayakta duramayan hastaların kemik gelişimi, kemik yapısının korunması ve iç organlarının düzgün çalışması için günde toplam en az 2 saat ayakta durmaları sağlanmalıdır. Birçok SP’li hasta da ayakta duramadığı için “ayakta dik durma sehpası”na ihtiyaç duymaktadır. SGK ayakta dik durma sehpasını sadece 8 yaşına kadar ödemekte ve bu ürün için gerekli raporu hastanın 3. basamak hastanede yatması halinde rapor etmektedir. Bu ürünün raporu için 3. basamak hastanesinde yatma şartının kaldırılması ve 8 yaşından büyük hastaların da ayakta durmaları gerektiği göz önünde bulundurularak, 8 yaş sınırında bir güncelleme yapılması düşünülmekte midir?

13. Engelli bireylerin ulaşımdan indirimli yararlanabilmeleri için her ilde ayrı başvuru yapmaları gerekmektedir. Her ilde ayrı başvuru yapmak yerine engelli bireylere tüm ülke çapında geçerli olacak bir ulaşım hakkı kartı çıkarılması düşünülmekte midir? 

Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları