CHP'li Kamacı'dan günümüze, Derin bir analiz...

Kurultay E. CHP Hatay Delegesi Mehmet Kamacı: Bugün sorulması gereken sorular nettir: Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saygısızlıklar karşısında sessiz kalanlar, bugün ortaya çıkan ahlaki sorunlar karşısında ne söylemektedir?
DERİN BİR ANALİZ...
Kemal Kılıçdaroğlu, hayatını baştan sona topluma adamış bir siyasetçidir. Üstlendiği her görevde, kişisel çıkarlarını değil, toplumun ihtiyaçlarını öncelemiş; bulunduğu her makamı bir hizmet alanı olarak görmüştür.
Hayatı boyunca harama el uzatmamış, kimseyi kıracak, incitecek bir dil kullanmamış; nezaketi, sabrı ve ahlaki duruşuyla örnek olmuş bir karakterdir. Onun siyaset anlayışı; ayrıştıran değil birleştiren, sertlikten değil doğruluktan beslenen bir anlayıştır. Yıllar boyunca, özellikle 13 yıl gibi uzun bir süre ana muhalefet liderliği yapmış bir ismin, en küçük bir şaibeyle dahi anılmamış olması tesadüf değil; karakterinin en açık göstergesidir.
Ailesini ve yakın çevresini hiçbir zaman makamının gücüne yaklaştırmamış; çocuklarını dahi bu imkânlardan uzak durmaları konusunda uyarmıştır. Kamu kaynakları ve görevler söz konusu olduğunda gösterdiği hassasiyet, onun liyakat ve adalet anlayışının en somut yansımasıdır. Hiçbir zaman iltimas yapmamış, hiçbir kimseye ayrıcalık tanımamıştır.
Elbette hataları olmamış değildir. Ancak bu hatalar; hiçbir zaman karaktersizlik, ahlaksızlık, rüşvet, yolsuzluk ya da çıkar ilişkileri bağlamında olmamıştır. Onun en büyük hatası, belki de en insani yönü; en yakınındaki insanlara duyduğu güvendir.
Bu süreçte ağır bedeller ödenmiştir. Tehdit edilmiş, suikast girişimlerine maruz kalmış, terör örgütlerinin hedefi haline getirilmiş; inancı ve kimliği üzerinden linç edilmeye çalışılmıştır. Buna rağmen geri adım atmamış, ilkelerinden taviz vermemiştir.
Ne var ki en büyük kırılma, dışarıdan değil içeriden gelmiştir. Birlikte yol yürüdüğü, güvendiği insanlar tarafından sırtından hançerlenmiş; yıllarca emek verdiği Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanlığı tartışmalı bir süreçle elinden alınmıştır.
Hasbelkader bu görevden uzaklaştırıldıktan sonra dahi, kendisine yönelik saygısız, ölçüsüz ve kabul edilemez davranışlara karşı suskun kalmayı tercih etmiştir. Buna karşın, bir dönem onunla birlikte yol yürüyen ve bugün partinin yönetiminde etkili olan bazı isimler, bu davranışları kınamak yerine adeta alkışlayan bir tutum sergileyerek onu toplum nezdinde küçük düşürmeye çalışmıştır.
Kemal Bey hiçbir zaman yılmamıştır. Vicdanına ve toplumun vicdanına güvenmiş; doğru bildiği yoldan sapmamıştır. Bu süreci anlayabilmek için empati kurmak gerekir. Hayatı boyunca dürüstlükten sapmamış bir insanın bu denli ölçüsüz saldırılara maruz kalması hangi vicdana sığar?
Bugün gelinen noktada, kendisine yönelik en ağır sözleri sarf edenlerin düştüğü durum, aslında kimin haklı olduğunu açıkça göstermektedir. Buna rağmen partinin üst yönetiminin bu saygısızlığı kınamak yerine görmezden gelmesi, hatta dolaylı biçimde destekler bir tavır sergilemesi kabul edilemezdir.
Kemal Kılıçdaroğlu; gerek aile yaşantısıyla, gerek bireysel karakteriyle, gerekse topluma duyarlılığı önceleyen çalışmalarıyla bu ülkede örnek gösterilecek nadide insanlardan biridir. Siyaset sahnesinde özellikle Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden geliştirdiği anlayışla, toplumun farklı kesimlerini birbirine yaklaştırmış; daha önce uzak duran kitlelerin dahi bu partiye yönelmesini sağlamıştır. Bu, sıradan bir siyasi başarı değil; toplumsal bir dönüşüm çabasıdır.
Bugün bazı çevrelerin iddia ettiği gibi elde edilen başarıları yalnızca yeni yönetime bağlamak, gerçekleri görmezden gelmektir. Eğer bu başarı yalnızca yeni yönetime ait olsaydı, bugün yaşanan ayrılıklar, istifalar ve tartışmalar bu ölçüde derinleşmezdi. Dahası, geçmişinde yolsuzluk ve ahlaksızlıkla anılmayan bir partinin, bugün bu tür iddialarla sürekli gündeme gelmesi de ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
Açıkça görülmektedir ki, Cumhuriyet Halk Partisi giderek kişi odaklı bir yapıya sürüklenmekte; henüz hiçbir seçim sınavından geçmemiş bir yönetimin bu anlayışla devam etmesi halinde, partinin ana muhalefet konumunu dahi kaybetme riski ortaya çıkmaktadır.
Bugün sorulması gereken sorular nettir: Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saygısızlıklar karşısında sessiz kalanlar, bugün ortaya çıkan ahlaki sorunlar karşısında ne söylemektedir? Dün susanlar, bugün neyi savunmaktadır?
Toplumda Kemal Kılıçdaroğlu üzerinde suni bir baskı oluşturmak, açıkça bir saygısızlıktır. Çünkü o, hiçbir zaman makam ve mevki peşinde koşan bir siyasetçi olmamıştır. Kendi siyasi ikbali için değil, toplumsal fayda için mücadele etmiştir. Bu gerçek, kamuoyunun vicdanında açıkça yer etmiştir.
Gelinen noktada açıktır ki; toplumun farklı kesimlerinden oy alabilen, geniş kitlelere güven verebilen ve bu ülkeyi bir arada tutabilecek siyasal anlayışın en güçlü temsilcilerinden biri Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Onun aday olup olmaması birincil mesele değildir. Asıl mesele, onun ortaya koyduğu anlayışın ve sorumluluk duygusunun yeniden hakim kılınmasıdır.
Bu süreçte, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi değerlerine, kendi “fabrika ayarlarına” dönebilmesi ve yaşanan bu fırtınadan güçlenerek çıkabilmesi için Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden sorumluluk almasının gerekliliği açıkça ortadadır. Buna engel olmak adına yürütülen manipülasyonlara ve yönlendirmelere karşı ise herkesin açık ve net bir duruş sergilemesi gerekmektedir.
Nihayetinde söyleyeceğim şudur: Kemal Kılıçdaroğlu’nun dürüstlüğüne, insanlığına, iyi niyetine; bu topluma fayda sağlamak adına ortaya koyduğu emeklere ve bu uğurda ödediği bedellere yönelik yapılacak haksız ve mesnetsiz eleştiriler, kabul edilemez. Böyle bir duruma karşı sessiz kalmak mümkün değildir.
Mehmet Kamacı
Kurultay E. CHP Hatay Delegesi
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












