loading
close
SON DAKİKALAR

CHP'li Karabat: Diyanet'in internet sayfası tercümesine 17 milyon harcandı

CHP'li Karabat: Diyanet'in internet sayfası tercümesine 17 milyon harcandı
Tarih: 07.11.2018 - 11:06
Kategori: Gündem

CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, görüşülmekte olan Bütçe Kanunu ve Diyanet İşleri Başkanlığı Bütçesi hakkında TBMM’de bir basın toplantısı düzenledi.

23 Ekim’de TBMM Bütçe Komisyonunda görüşmelerine başlanan Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin ilk bütçesi tartışmaların gölgesinde başladı. “Bütçe bir toplumun ne kadar demokratik ve eşitlikçi olduğunun en temel göstergesidir” diyen Karabat, Diyanet’in bütçesi hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı.

"Diyanet'in internet sayfası tercümesine 17 milyon harcandı"

2017 Yılı Performans Programında personel sayısı 117 bin olarak açıklanan Diyanet’in Sayıştay denetimlerine ‘Taşra teşkilatlarımızda yeterli ve nitelikli personel yok’ yanıtını vermesinin gerçekçi olmadığını söyleyen Karabat, “Başkanlığın Bütçe sunumunda sadece web sayfası dil desteği tercüme hizmet alımına 17 milyon 603 bin TL harcandı. Yüz binin üzerinde personele sahip bir başkanlığın dil bilen yeterli personelinin olmaması düşündürücüdür. Başkanlığa çağrımızdır; dışarda dil bilen binlerce yabancı dil öğretmeni, dil uzmanımız var. Bunları istihdam etmek yerine “hizmet alımı” yoluyla bu işlerin gerçekleştirilmesini hangi hak hukukla izah ediyorsunuz? Böylesine bir savurganlık hiçbir sorumlukla bağdaşmıyor" dedi.

Karabat, “Kuran kursları için dağıtılan kitapların sayısı tüm ülkede Kuran kursuna gidenlerin sayısından kat kat fazla. Ülkede gazeteler, kitaplar kâğıda gelen zamlardan basılamaz hale gelmişken Diyanet sadece 2018 yılının ilk altı ayında 6 milyon 338 bin kitap basmış ve ücretsiz dağıtmıştır. Bu kitapların toplam maliyeti ise 14.221.705 TL olmuştur” diye konuştu.

Karabat, Türkiye genelinde kuran kursuna devam eden öğrenci sayısının 1.031.675 olarak açıkladığını ifade ederek, kimi kitapların kurslara devam eden öğrencilerin toplamından 3 kat fazla olduğunu söyledi.

Diyanetin gizli kapaklı yardımları

Diyanet’in “yardımlarının” amir kurumu olan Cumhurbaşkanlığı’nın dahi çok üstünde olduğunu iddia eden Karabat, “Sadece 2017 yılında çeşitli kurumlara yapılan nakit transferi 113.319.023 TL olmuştur. Oysa 2017 yılı için hane halkına yapılan yardımlar dahil olmak üzere cari işlemler için öngörülen tutar sadece 29.883.000 TL idi. Bu anlamda yardım adı altında kendisi için öngörülen tutarın dört katı harcama yapmış ve dolayısıyla bu yolla kamu ciddi bir zarara uğratılmıştır” dedi.

"Bütçede farklı inançlara yer yok"

Bütçede de diğer dini inançların yok sayıldığını belirten Karabat, şöyle konuştu: “Belli bir din ve mezhep anlayışının sanki ülkenin tek ve mutlak inanç anlayışı olduğu kabul ediliyor. Dolayısıyla bu bütçede de milyonlarca vatandaşımız yok sayılıyor. Başta Aleviler, Hristiyanlar ve Musevi inancına sahip vatandaşlarımızı yok sayan, onları görmezden gelen böyle bir bütçelemenin ne demokrasiyle ne de vicdanla bağdaşır bir yanı yoktur.”

Karabat, şöyle konuştu:

"Ülke ekonomisi dar boğazdan geçerken, fabrikalar bir bir kapanırken, birçok iş kolunda üretim durma noktasına gelmişken savunma ve savaş sanayi alanında tam tersi bir seyir söz konusu. 2017 yılına göre ödenekleri artan kurumlar içinde, Milli Savunma Bakanlığı yüzde 41 ile birinci sırada yer alıyor! Savunma ve güvenlik ile ilgili kurumlara başlangıç ödeneği olarak 92 milyar TL ayrıldı. 2017 yılında 64 milyar 306 milyon 50 bin TL olan bu başlangıç ödeneği önümüzdeki yıl için 92 milyar 718 milyon 151 bin TL olarak belirlendi. Bir yıl arayla sadece güvenlik ve savunmayla alakalı 9 kurumun toplam bütçesinde 28 milyar 412 milyon 101 bin TL artışa gidilmesi de iktidarın nasıl bir Türkiye kurguladığını gösteriyor.

MEB’deki artış % 10’ları bile bulmazken Savunma bütçesindeki artış AKP iktidarının çizdiği gelecek projeksiyonun da ipuçlarını veriyor. Geleceğini Savaş ve çatışmalar üzerine kurmuş bir iktidarla karşı karşıyayız. Bütçede de en dikkat çekici noktalardan biri savaşa ve silahlanmaya dönük artışta ciddi bir artışın ortaya çıkmasıdır. Öyle ki geçmiş yıllarda görmediğimiz yeni bütçe kalemleri dahi ortaya çıkmıştır.
Mesela BM, AB ve NATO bünyesinde icra edilen operasyonlara katılım artık bir bütçe kalemini oluşturmaktadır. CB bütçe harcamaları içinde daha önceki yıllarda görmediğimiz Barışı Destekleme ve Koruma Harekâtı Giderleri Eylül ayı itibariyle 578.379 TL olarak gerçekleşmiştir.

Şeffaflıktan uzak ve içeriği sorgulanması mümkün olmayan örtülü ödenek harcamaları son yıllarda önemli ölçüde artmış durumda. Saraydaki şatafat tüm şaşasıyla sürerken, CB yardımcısı lüksü ve israfı saygınlık olarak pazarlarken öte yandan halka tasarruf çağrıları yapılmaya devam ediliyor. Bakınız sarayın sadece Eylül ayı itibariyle gizli hizmet harcamaları 1 milyar 307.997 TL’ye ulaşmıştır. Bu paralar kime harcanmıştır bilmiyoruz. Bunun hesabı verilmiyor. Ama vatandaşın cebindeki üç kuruşun hesabı soruluyor!

Bilinen bütçe kuralları ile bu harcamanın yorumlaması mümkün değil. Geçmişte, istisnai durumlar için kullanılan bir gider kalemi AKP’ye gelinceye kadar uygun kullanıldı. Ancak son yıllardaki harcama büyüklüğü dikkat çekici bir hal aldı ki bütçenin önemli bir gider kalemine dönüştü. Örtülü ödenekten yapılan gizli ve ölçüsüz harcamaların bu denli rahatsızlık verici bir boyuta ulaşmasının bir nedeni de, bununla ilgili verilen tüm yasa değişikliği tekliflerinin reddedilmesi, TBMM’de sorduğumuz tüm soruların yanıtsız bırakılması ve meclis araştırması açılmasının engellenmesidir.

"2001 krizinin emareleri artıyor"

Bir kriz ortamında gündeme gelen bütçede kaygı verici gerçekler bir bir ortaya çıkıyor. Özellikle Maliye Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı bütçelerindeki olağanüstü artış kaygı verici boyutlardadır. Birkaç yıl önce bakanların ‘hamdolsun kapandı’ diye açıklamalar yaptığı kamu bankalarında görev zararları dönemi yeniden başladı.  Öyle görünüyor ki “Görev zararı” kavramı yıllar sonra tekrar gündemimize kalıcı olarak girmiştir. 2001 krizinin tetikleyicilerinden biri olarak kabul edilen bu durum bütçe ve mali tablolarda süreklilik arz etmeye başlamıştır.

Maliye Bakanlığının Eylül ayı bilançolarına göre; görev zararları bilançosu 66.293.514 TL, (Kamu bankalarının görev zararları da istikrarlı bir şekilde varlığını sürdürmektedir. )

İstanbul Büyükşehir Belediyesinde skandallar bitmiyor. Yolsuzluk ve FETÖ bağlantılarıyla defalarca gündeme getirdiğimiz İBB, son olarak Sayıştay raporlarına da yansıyan usulsüz harcamalarıyla gündeme geldi. Raporların açıklanmasının üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen Belediye hakkında herhangi bir işlem başlatılmamıştır. Yolsuzluklar ve usulsüzlükler belgeleriyle ortada duruyor.

Yine Fatih Belediyesi’ndeki usulsüzlükler de Sayıştay raporlarına yansıdı. Bunlara ilişkin yapılan suç duyurularına rağmen, belgeli yolsuzluklar ortada olmasına rağmen Fatih Kaymakamlığı, dönemin belediye başkanı Mustafa Demir hakkında ön inceleme yapılmasına bile izin vermedi. Muhalif belediyeleri mesnetsiz iddialarla görevden alanlar, seçilmiş belediye başkanlarını tutuklatanlar, halkın iradesini ayaklar altına alarak belediyelere kayyum atayanlar, AKP’li belediyeler söz konusu olunca soruşturmaya bile izin vermiyor hem de yolsuzluk belgeleri ortada dururken!

Ben İstanbul vekili olarak vatandaşımızın ekmeğine, alınterine göz dikenlerin yakasını bırakmayacağım. Bunlardan hesap sorulması için hala ilgili savcılıkların harekete geçmesini bekliyoruz, söz konusu olan muhalif belediye başkanları olunca cevval kesilen iç işleri bakanından hala bir açıklama duymadık? Buradan bakana soruyorum, yolsuzlukları gün gibi ortada olan belediye başkanlarını korumaya devam edecek misiniz? Kayyum olarak atanmış belediyelerde yolsuzluklar, suiistimaller had safhaya ulaşmışken bu konuda tek bir adım atılmaması, bırakın bir görevden almayı, soruşturma açmayı tek bir açıklama dahi yapılmamış olması sizleri de bu noktada sorumlu kılar! Amir olarak astın işlemlerinden siz de en az onlar kadar sorumlusunuz, dolayısıyla suça sessiz kalmak bu suçu örtbas etmektir! İktidarın gölgesinde bu suçların aklanacağını sananlar bilsin ki peşlerini bırakmayacağız.

"Yolsuzluklar değil, bunları ortaya çıkaranlar hedefte!"

AKP’nin yolsuzluklar karşısındaki tutumunu anlamak için 2 Kasım'da gerçekleşen dikkat çekici bir atama bilgisini de paylaşmak istiyorum. Sayıştay’da 2 Kasım’da üst yönetim değişikliği yaşandı. 1992’den bu yana kurumda görev yapan Denetim İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Fikret Çöker’in yerine 2011 yılında Sayıştay üyesi seçilen Zekeriya Tüysüz atandı. Sayın Fikret Çöker’in görev değişikliğinin ortaya dökülen yolsuzluk belgelerinden sonra gerçekleşmesi, iktidarın yolsuzluklara değil bunları ortaya çıkaranlara karşı harekete geçtiğini gösteriyor. Normal bir ülkede ödüllendirilmesi gereken böyle bir bürokrat şayet görevden el çektirildiyse bu tam anlamıyla bir skandaldır."
 

Kaynak : Vişne Haber Ajansı-www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları