CHP'li Sarıbal: Egemenler su kıtlığının çaresini suyun metalaştırılmasında arıyorlar

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Orhan Sarıbal, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında AKP'nin su ve ormanlara yeni bir saldırı başlattığını söyledi.
Sarıbal yaptığı basın açıklamasında "Ormanların öneminin her geçen gün artmasına karşın dünyada orman varlığı giderek azalmakta, özellikle azgelişmiş ülkelerde uluslararası tekellerin dayatmasıyla ormansızlaşma süreci ivme kazanarak yaşanmaya devam ediyor." dedi.
Orhan Sarıbal'ın yaptığı açıklama şöyle:
"Sürekli olarak ekolojik ve çevre sorunlarıyla boğuşan dünyamızda, sanayi ve teknoloji hızla gelişirken, doğal kaynaklar da aynı hızla sömürüldü. Devamlı olarak gündemi işgal eden, ormanlara ve tüm doğal kaynaklara yapılan saldırı ve yok ediliş süreci kuraklığı, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının yok oluşunu, erozyonu, toprak kaymasını, selleri, toprakların verimsiz ve çorak hale gelmesini de birlikte getirdi.
21 MART DÜNYA ORMANCILIK GÜNÜNDE ORMANLARA SALDIRI ARTIYOR
Doğal dengenin bozulması ve çevre sorunlarının artması toplumsal tepkilere yol açmaya başlayınca, dünyayı yönetenler çeşitli arayışlar içine girdiler. Çevre sorunlarının temelini oluşturan ormansızlaşmanın önüne geçmek için Avrupa Tarım Konfederasyonu’nun önerisi ile 1971 yılında Roma’da toplanan BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), kuzey yarımkürede ilkbaharın, güney yarımkürede sonbaharın başlangıç günü olan 21 Martı Dünya Ormancılık Günü olarak ilan ettiler.
Ormanların öneminin her geçen gün artmasına karşın dünyada orman varlığı giderek azalmakta, özellikle azgelişmiş ülkelerde uluslararası tekellerin dayatmasıyla ormansızlaşma süreci ivme kazanarak yaşanmaya devam ediyor.
Ülkemizde de uzun yıllardan bu yana yoğun bir ormansızlaşma yaşanıyor. Anayasal koruma altındaki ormanlarımız Anayasaya aykırı olarak çıkarılan mevzuatlar ile tahrip edilmekte, kamu yararı adına verilen izinler ile ranta kurban edilmektedir.
POLİTİKACILAR ORMANLARI POLİTİK YATIRIM ARACI OLARAK GÖRÜYOR
Ormanlarımız, politikacılar tarafından politik yatırım aracı olarak görülmektedir. Bu anlayışla, binlerce hektar orman arazisi üzerindeki bitki örtüsü yok edilerek orman niteliğini kaybetmiştir bahanesi ile orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Öte yandan son dönemde Orman Kanunu’nda yapılmak istenen değişikliklerle; orman köylüsünün yasalarla sahip olduğu öncelik ve hakları ortadan kaldıracak düzenlemelerle ormanları sadece ticari bir meta olarak değerlendirmeye gidilmektedir.
ORMAN VE ORMAN KÖYLÜLERİNE YENİ BİR SALDIRI DALGASI
Hükümet tarafından Meclise sunulan “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülmeye başlandı.
Bu Tasarı ile ormanlarımıza, orman kooperatiflerine ve orman köylülerinin kazanılmış haklarına yeni bir saldırı dalgası başlatılmıştır. Tasarı ile üzerinde yerleşim yeri bulunan veya yerleşim yeri oluşturulmasına elverişli olan taşlık, kayalık olarak nitelenen yerler orman dışına çıkarılacaktır.
Esas olarak ormanlar içerisindeki taşlık kayalık olarak nitelenen yerler orman ekosisteminin bir parçası olup, bu alanlar biyoçeşitliliğin en zengin olduğu, yaban hayatının yaşam alanları, meralar, odun dışı ürünlerin zengin olduğu ve su kaynaklarını besleyen, hukuken ve bilimsel yönden orman sayılan alanlardır.
Bu düzenleme; rantiyeye açık, arsa üretilmesine, ormanların devlet eliyle tahrip edilmesine, orman alanlarına kurulan yerleşim yerlerini yasal hale getirmeye, sahillerde ve ormanların içindeki kayalık alanlarında lüks rezidanslar yapmaya yasal kılıf hazırlamaktadır.
Öte yandan yasalar tarafından orman köylülerine verilen ve ürettikleri orman emvalinin yüzde 25'ine daha ucuz bir maliyetle sahip olma hakkının bu düzenleme ile orman köylülerinden alınarak yandaşlara verilmesi uygulaması asla kabul edilemez.
EGEMENLER SU KITLIĞININ ÇARESİNİ SUYUN METALAŞTIRILMASINDA ARIYORLAR
İlk kez 1992 yılında Birleşmiş Milletler’in Rio Konferansında kararlaştırılan Dünya Su Günü, ilk kutlamanın yapıldığı 1993 yılından beri her yıl 22 Mart’ta bir dizi etkinlikle tekrarlanmaktadır. Ancak daha ilginç olan konu ise, 1992 yılı BM-Rio Konferansının aynı zamanda suyun ilk defa “piyasada alımı satımı yapılabilecek bir meta” olarak tanımlandığı yer olmasıdır.
Dünya Su Günü halkları su kıtlığının tek çaresinin suyun metalaştırılması olduğuna inandırmak için tasarlanmış bir gündür. Bu tarz girişimler sayesinde BM, Dünya Bankası ve Dünya Su konseyi suyun kıt bir kaynak olduğu ve bu nedenle özelleştirilmek zorunda olduğuna dair son derece yanıltıcı tezlerine geniş bir toplumsal onayın verilmesini sağlamaktadırlar.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülmekte olan DSİ Kanununda Değişiklik Yapan Tasarıya göre “Kamu kurum ve kuruluşları dışındaki tüzel kişilere devredilen sulama tesislerinde, kullanıcıların ödeyeceği ücretlerin devir sözleşmesi ile belirleneceği” belirtilmektedir. Bu düzenleme ile su kaynaklarını eline geçiren özel şirketlere hiçbir sınırlama olmaksızın ücret belirleme ve bu ücreti istediği zaman tahsil etme yetkisi verilmektedir.
Tasarının yasalaşmasıyla birlikte sulama birliklerinin organları hiçbir işleme gerek kalmaksızın feshedilmiş olacaktır. Birlik başkanlığı DSİ tarafından atanacak bir kamu görevlisine devredilecektir. AKP bu maddeyle demokrasiye zerre kadar tahammül edemediğini ortaya koymaktadır.
NEVRUZ BAYRAMI KUTLU OLSUN!
Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu’da yaşayan halklar, binlerce yıldır 21 Mart’ı Nevruz Bayramı olarak isimlendiriyor ve kutluyorlar. “Yenigün” anlamına gelen Nevruz, ilkbahar ekinoksu ile kutlanmaya başlanır. Dolayısıyla baharın ilk günü ve yaz mevsiminin habercisidir. Bu nedenle Nevruz barışın, kardeşliğin ve dostluğun günü olarak anılır.
Tarih boyunca Nevruz Bayramı’nı kutlayan insanlar bu günü, kendi kültürlerindeki efsanelerle de özdeşleştirmişlerdir. Nevruz, örneğin Türklerde Ergenekon’dan çıkışı; Kürtlerde Demirci Kava’nın halkını özgürleştirmesini, İranlılarda Kral Cemşid döneminde yaşanan ölümcül bir kışın sona ermesini temsil eder. Bu yüzden Nevruz, bütün bu halklar için barışın, kardeşliğin ve dostluğun günü olduğu kadar; kurtuluşun ve özgürleşmenin de günüdür.
2010'dan beri BM Genel Kurulu, 3 bin yıldan beri kutlanmakta olan bu şenliği “21 Mart Dünya Nevruz Bayramı” olarak kabul etmektedir. 2009 yılında Nevruz; Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi ‘ne dahil etmiştir. Bu yüzden Nevruz, günümüzde yalnızca Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu’da yaşayan insanların değil; bütün insanların, yani insanlığın ortak kültürüne ait bir bayramdır.
Egemenler tarafından savaşların ve katliamların, yerel ve küresel siyaseti yönlendirmek için bir araç olarak kullanıldığı günümüz dünyasında Nevruz; eşitliği, özgürlüğü, kardeşliği ve dostluğu haykıran evrensel bir barış çağrısıdır! Bütün insanlığın Nevruz Bayramı kutlu olsun!
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












