loading
close
SON DAKİKALAR

CHP'li Sencer, Kılıçkaya'nın sorularını yanıtladı

CHP'li Sencer, Kılıçkaya'nın sorularını yanıtladı
Tarih: 11.07.2012 - 15:06
Kategori: Söyleşi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Sencer Ayata Habertürk’ün canlı yayınında Belkıs Kılıçkaya’nın sorularını yanıtladı...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Sencer Ayata Habertürk’ün canlı yayınında, “ CHP  için Cumhuriyet değerlerine, ulusal bütünlüğe, laik rejime, sosyal devlete bağlı olmak, çağdaş bir sosyal demokrat parti ülküsü önemlidir” dedi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Sencer Ayata Habertürk’ün canlı yayınında Belkıs Kılıçkaya’nın sorularını şöyle yanıtladı;

Belkıs KILIÇKAYA- Merhaba. Doğru Açı’da konuğumuz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Profesör Doktor Sencer Ayata. Kılıçdaroğlu liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisinin 2 yılını, buna ilişkin hazırlanan raporu, kurultayı ve bundan böyle Cumhuriyet Halk Partisinin izleyeceği programı konuşacağız. Hoş geldiniz Sencer bey.


Sencer AYATA- Teşekkür ederim.


Belkıs KILIÇKAYA- Şimdi 2 yılı değerlendiren bir bilanço gibi bir rapor çıktı Cumhuriyet Halk Partisinde. Aşağı yukarı hepimizin bildiği ama biraz isterseniz üzerinden kısaca gidelim. Partinin 5 puan artış yaptığı daha evvelki seçimlere nispetle ve bir takım pozisyon değişiklikleriyle Türkiye’nin temel meselelerinde partinin yaptığı raporlar, Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarını konu alıyor bu rapor. Türkiye’de, siz aynı zamanda sosyologsunuz. Ne değişti isterseniz onu söyleyin ve peşinden Cumhuriyet Halk Partisinde yeni değiştiğini buna mukabil söyleyelim.


Sencer AYATA- Birinci sorunuz tabi çok derin, çok yönlü, çok kapsamlı bir yanıt isteyen bir soru. Ama Türkiye’de 10 yılda, 20 yılda çok önemli değişiklikler oldu. Mesela bunlara çok ayrıntılı olarak ben burada değinme zamanına sahip değilim ama en önemli olgulardan birisi; çok hızla Türkiye kent toplumu oldu. Çok hızla yine ekonomik açıdan baktığımız zaman tarım toplumu olmaktan çıkıp bir sanayi ve hatta onun ötesinde yer yer hizmet, sanayi ötesi toplumu haline geldi. Türkiye’nin iç, dış ticareti çok arttı. Nereden bakarsanız bakın yine ciddi bir dışa açılma, Türk inanı bir çok yönüyle, kültürel, ekonomik, siyasi her türlü eskisine oranla daha fazla dışa açıldı. Bu şu anlama geliyor.


Belkıs KILIÇKAYA- Pardon Sencer bey, bir teknikte sıkıntı yaşadık. O arada ben söylediklerinizden yola çıkarak sosyolojik olarak diyorsunuz ki kent toplumuna dönüştük, daha dinamik bir ülkeye dönüştük. Sosyal olarak nasıl değişiklikler yaşadık politik olarak? Aynı zamanda isterseniz onları da ifade edin.


Sencer AYATA- Şimdi bu sözünüzü ettiğiniz ekonomik veya toplumsal arka plan çerçevesinde tabi siyasette de önemli değişiklikler var. Son 10 yılda bir siyasi parti, iktidar partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi üç defa peş peşe seçim kazanarak yeni bir iktidar yapısı oluşturuyor Türkiye’de. Bunun biz bu ağırlıkla, ağırlıkla eleştirel bakıyoruz. Özellikle üstünde durduğumuz konulardan bir tanesi de bizi bizimle birlikte yurttaşlarımızın büyük önemli bölümünü de kaygılandıran bir gelişme var. Bu gelişmede Türkiye’nin giderek daha otoriter bir siyasi yapıya, daha otoriter bir devlet yapısına bürünmesi. Onun içinde bütün bu gelişmeler karşısında bir siyasi partinin tıpkı bir organizma gibi, bir tür gibi şu soruyu sorması lazım. Benim çevrem, iç çevrem, yani bu anlamda Türkiye, Türk siyaseti, hatta dış çevre, içinde bulunduğumuz dünya, bölge hızla değişmekte. Biz örgüt olarak ne yapmamız lazım ki, nelerimizi ona göre yeniden uyarlamamız, ona göre örgüt kapasitemizi artırmamız lazım ki bu çevreyle hem daha iyi ilişki kuralım, hem de o çevre içerisinde daha güçlü bir varlık gösterelim. Yani bütün siyasi partiler bu soruyu sormak durumundadır. Ve Cumhuriyet Halk Partisi de bu soruyu çok bilinçli bir şekilde ortaya koyup önce kendi içinde tabi ve buna yanıtlar aramış ve bununda belki kamuoyunda efendim çok az biliniyor ama bunun gereklerini yerine getirmek için çok büyük bir çaba sarf etmiştir. Ben sizin sorunuzu böyle toplayım.


Belkıs KILIÇKAYA- Hemen şunu sorabilir miyim? Siz klasik köklü bir Cumhuriyet Halk Partili aileden geliyorsunuz aynı zamanda. Cumhuriyet Halk Partisine eleştirilen yönlerini de birebir yaşamış birisiniz. Baktığınız zaman Türkiye’yi ve değişimini anlattınız. AKP’deki otoriterleşme eğilimini. Cumhuriyet Halk Partisinde ne vardı, şimdi ne oluyor?


Sencer AYATA- Şimdi Cumhuriyet Halk Partisinde bizim temel sorunlarımız bakınız şunlar bir kere. Önce bir siyasi partinin gelişebilmesi için kesinlikle katılım gücünü artırması lazım. Yani katılımı bazen çok boş bir laf olarak kullanıyoruz ama. Şimdi toplumumuzda nereden bakarsanız bakın, özelliklede bu iktidar yapılanması içerisinde kadınlar toplumda gerçekten bulmaları gereken yeri bulamıyorlar. Ekonomide bunu rakamlarla ortaya koyabilirsiniz, siyasette koyabilirsiniz, toplumda koyabilirsiniz. Bir kere çok büyük bir değişiklik Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisinin getirdiği kadın kotasıdır. Aynı şekilde ben çok kısa geçmek istiyorum. Bir gençlik kotasıdır. Bunlar doğrudan doğruya çok önemli değişikliklerdir. Hangi doğrultuda? Bir siyasi partinin katılımını en üst noktaya çekme doğrultusunda.


Geçmişte hiçbir mi bir şey yapılmadı diğer siyasi partilerde ve CHP’de? Elbet yapıldı. Ama biz burada zannediyorum bir eşik atlattık, daha niteliksel bir sıçramayı gerçekleştirdik.


Belkıs KILIÇKAYA- Şimdi katılacak mısınız bilmiyorum ama önemli bir eşik olduğunu düşünüyorum. Sanki yeni CHP’ye kadar Cumhuriyet Halk Partisi yönetimleri aradaki 70’lerdeki değişikliği saymazsak halkta bir değişiklik bekliyordu ama bu eşikle parti halka göre değişmeye başladı diyebilir miyiz?


Sencer AYATA- Şimdi şu anlamda bunu kesinlikle söyleyebiliriz ki bu konuda mutlaka yeni çalışmalarımızda olacak. Siz başta çok anlamlı bir soru sordunuz. Dediniz ki, toplum nasıl ve hangi yönde değişiyor, ona göre Cumhuriyet Halk Partisi nasıl değişiyor? Şimdi esas meselemiz bizim hale üzerinde ciddi olarak ben kendi adıma söyleyeyim çalışıyoruz, çalışıyorum. Toplumdaki değişikliği de çok iyi anlamak lazım.


Bakın, ben size yine çok ekonomi temelli bir örnek vereyim. Türkiye daha önceden ağırlıkla ve kendi hesabına çalışanlar ülkesiyken ki, buna daha çok çiftçilerimizi, esnafımızı dahil ediyoruz. Bu hala önemli bir toplum kesimi. Çok önemli bir toplum kesimi ama Türkiye hızla bir ücretli emek toplumu kesimi oluyor. Yani ücretli emek Türkiye’deki en ağırlıklı güç haline geliyor. Önceden örneğin bir ilkokul mezunları, hata o bile değil yani böyle ilkokulda 3 – 4 sene eğitim görmüş, ortalama düzeyi bu olan bir toplumken Türkiye hızla ortaokul bile değil, bir lise, üniversite toplumuna dönüşüyor. Şimdi bunlar çok önemli toplumsal değişiklikler. Ve bütün bunları iyi izleyip buna göre politikalar geliştirmeniz lazım. Ben şunu az önce vurgulamak istedim. Biraz önce değişikliğin katılım boyutunu vurguladım. Ama onun ötesinde mesela Cumhuriyet Halk Partisinin bu 2 senede gözden kaçan çok önemli çalışmaları kurumsal kapasitesini artırma yönünde oldu. Yani bundan neyi kastediyorum? Bir siyasi parti sonunda seçim kazanmak, seçim kazanmak için seçmen tabanını genişletmek temel amaçsa daha güçlü bir örgüt yapısına sahip olması lazım. Bu doğrultuda ben çok önemli adımlar attığımız kanısındayım. Bilmiyorum izin verirseniz başlık halinde söyleyeyim.


Örneğin bir mobil üyelik sistemi getirdik. Yani dokunmak suretiyle tuşa bir iki dakika içerisinde üyelerimiz ayda 1 lira gibi son derece mütevazi bir aidat ödeyecekler ve bununla bir parti disiplini doğmuş olacak. Veya başka bir örnek. Yıllardır ilk defa çok ciddi 5 katlı bir binayı tahsis ederek bir eğitim kurumu oluşturduk partide. Ve şimdi önce öğretmenler yetişiyor, hızla yetişmekte. Yavaş yavaş öğretmenler daha ikinci alt basamak öğretmenleri ve bütün partinin, bütün üyelerin siyasi donanımlarını artıracak eğitim verecekler. Parti fikir üretimine çok büyük önem verdi. Yani bir başka konuda söylem konusu. Bir siyasi söylem konusu.


Belkıs KILIÇKAYA- Aynı zamanda sosyolog olduğunuz için soruyorum. Kılıçdaroğlu klasik akademisyenlerinde pek iyi bildiği tanımlardan biri olduğu için size soruyorum. Cumhuriyetin makbul vatandaşı olmadığı için Tayyip Erdoğan gibi, Başbakan gibi bu değişime öncülük etti diyebilir miyiz? Tırnak içinde makbul vatandaş tabi.


Sencer AYATA- Ben bu anlamda gerçekten kendisini de tanıyan bir kimse olarak çok özel bir bağlantı kurmak istemiyorum. Fakat hepimizin, bakın hepimizin biyografisi vardır, hepimizin geçmişi vardır. Aile geçmişi buna dahildir, eğitim geçmişimiz ve iş yaşamımız buna dahildir. Bunların hepsi sonunda bizim için bir biyografi oluşturur. Oradan baktığımız zamanda farklı farklı bireyler olarak toplumu farklı yerlerden görürüz. Bu açıdan eğer soruyorsanız tabi ki kendisi de çok mülakatlar verdi bu konuda, bilgiler verdi. Onunda kendine göre özgü bakışları vardır.


Fakat şunu ben çok rahatlıkla söyleyebilirim.


Belkıs KILIÇKAYA- Yani cumhuriyetin sancılı bölgelerinden geçmiş biri demek istiyorum aynı zamanda. Sancılar yaşadı.


Sencer AYATA- Tabi, tabi. Yani şunu da çok doğru söylüyorsunuz. Ben biyografi dediğim zamanda onu kastettim. Örneğin bakın, memur çocukları Türkiye’nin çok yerlerini gezerler. Bunu Sayın Genel Başkanda da görüyorsunuz. Bir iş yaşamı var, tecrübesi var, orada yine Türkiye’nin çok farklı yerlerinde bulunmuş. Ben anılarını bazen kişisel ortamlarda da dinliyorum. Bu Türkiye’nin çok bölgesine çok farklı toplumsal katmanlarına yansıyor. Bu insana birçok şey kazandırır. Yani hep aynı yerde doğmuş, aynı yerde büyümüş, aynı insanlarla konuşmuş bir kimsenin bir anlamda farklı bakış açılarına, yani onlarla yakınlık kurabilmesi, duygudaşlık kurabilmesi belki daha zor olur. Bu açıdan Genel Başkanın daha fazla duygudaşlık kurma niteliğine sahip olduğunu bende düşünüyorum.


Belkıs KILIÇKAYA- Söyleyebiliriz. Şimdi Kılıçdaroğlu sizi vazifelendirdi galiba koordinasyonuyla alakalı. Cumhuriyet Halk Partisinin yeni parti programına ilişkin kurultayda 17 – 18’inde de sunulacak yanılmıyorsam. Bu programda 4 eğilimden söz ediliyor. Doğrumu siz anlatın. Sosyal demokratlar, sosyal liberaller, sosyalistler ve Atatürkçüler.


Sencer AYATA- Şimdi ben önce bir teknik yanlışı düzeltmek istiyorum. Bugün benimde çok değer verdiğim bazı köşe yazarları bu konuda haklı olarak bir sorgulama yapmışlar.


Şimdi esas olarak program çalışması bu kurultaydan sonra, yani sonbaharda bir anlamda arada da bir yaz dönemi olduğu için sonbaharda başlayacak. Bizim programla ilgili iddiamız şu; sadece programı örneğin benim bulunduğum birim yazmayacak veya benim çok yakınında olduğum, çok güvendiğim 5, 10, 20 kişi yazmayacak akademisyen, uzman. Bu programın farklılığı şurada olacak. Bu programı en ücra köşesindeki Türkiye’nin ilçe örgütü de tartışacak, il örgütü de tartışacak ve aynı zamanda yatay olarak da düşünürseniz sadece parti içinde dikey değil. Yatay olarak da Türkiye’deki bütün önde gelen uzmanlar, akademisyenler, yazarlar onlardan da tıpkı hani bir anayasanın hazırlanma süreci var bugün, metot olarak ona benzer şekilde yöntem olarak bir çok çevreninde görüşünü alacağız ama tabi ki esas olarak Cumhuriyet Halk Partisinin temel değerleri var.


Belkıs KILIÇKAYA- Yani böyle klasifikasyon doğrumu? Tasnif.


Sencer AYATA- Şimdi efendim o tabi ki birazda medyada 4 olduğu için yani medya çarpıcı haber yapmayı seviyor. Evet orada öyle bir ifade vardır ama sanki işte daha önceki bir siyasi partinin 4 eğilimine benzetilirse daha iyi haber olur gibi bir hava uyandırılmış. Şimdi buradaki mesele bakın şu;…


Belkıs KILIÇKAYA- Aslında benzemiyor. Hiç benzemiyor. Sosyal demokrasi, sosyal liberalizm, sosyalizm ve Atatürkçülük. Bu 4’ü arasındaki farkları da izah ederseniz belki izlememiz daha kolay olacak.


Sencer AYATA- Tabi, tabi. Çok teşekkür ederim. Ayrıca da bugün tartışıldı, benim içinde iyi fırsat oldu bu. Şimdi buradaki mesele şudur; mesela bunun içerisine aslında pekala bir çevrecilikte girebilir. Şimdi Türkiye’de bir yanlış anlama var. Bütün sosyal demokrat partiler Avrupa’da kendilerini besleyen temel fikri kaynaklar nelerse onları çok açık bir şekilde programlarının başında ortaya koyarlar. Şimdi çok iyi niyetle bazıları bu 3 – 4’ü görünce, 4 – 5 – 6’da olabilir bu. Acaba bir kafa karışıklığı mı demişler. Şunu net olarak söylemek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi için cumhuriyet değerlerine bağlı olmak Türkiye’nin ulusal bütünlüğü, laik rejim, sosyal devlet, bunlara bağlı olmak önemlidir ve çağdaş bir sosyal demokrat parti ülküsü önemlidir. Buna koşmak önemlidir.


Şimdi bunun etrafında baktığınız zaman şunu çok rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Bütün Avrupa’daki ve dünyadaki sosyal demokrat partilerin en çok siyasi olarak akrabalık kurdukları iki temel yaklaşım vardır. Bizde liberalizm dendiği zaman birazda haklı olarak neo liberalizm anlaşılıyor. İşte daha çok o da en günlük şekliyle vahşi kapitalizm diye adlandırılıyor. İşte Washington uzlaşması vs. Ama şunu biz unutuyoruz. Özgürlükçülük, yani bu temel liberal felsefe nedir? İnsan haklarıdır. Nedir? Hukuk devletidir. Nedir? Yargı bağımsızlığıdır. Onun için daima sosyal demokrasiyle bu anlamda özgürlükçülük arasında temel bir bağlantı vardır ve burada da biz sosyal liberalizm dediğimiz zaman mesela çok güzel çalışmalar yürüten bir kobi grubu var mecliste. Onlar girişimcilik dinamizmiyle sosyal devlet ilkesini nasıl bir araya getiririz bunun çalışmasını yapıyorlar.


Şimdi ikinci ve son olarak da bu sosyalizm konusuna baktığımız zaman bütün dünya çok yakından ve gayet iyi biliyor ki sosyal demokrasiyle, hele hele çıkış 19. yüzyıl kökenleri itibariyle sosyalizm arasında çok kuvvetli bir bağlantı vardır. Hatta ve hatta çoğu yerde sosyalizm veya sosyal demokrasi aynı anlamda kullanılır. Buradaki temel kriterde parlamenter rejimin kabul edilmesidir. Bu anlamda yani biz bundan 4 tane eğilimden söz ettik.
Belkıs KILIÇKAYA- Şöyle mi? Bu fikirlerden beslenecek Cumhuriyet Halk Partisi yoksa bunlar 4 ayrı partide mevcut insanların peşinden gittiği eğilim demek değil. Onu da demek istiyorsunuz?


Sencer AYATA- Benim kişisel kanım daima şudur; Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde çağdaş Avrupa sosyal demokrasisinden ve bakın altını çizerek söylüyorum Latin Amerika deneyimlerinden de etkilenen güçlü bir sosyal demokrat merkez ideoloji oluşturulmalıdır. Bu oluşmaktadır, bu zaten ana hatlarıyla vardır. Şimdi bizim işimiz bunu geliştirmek. Bir küçük parantez açıyım.


Şimdi çok yakında piyasaya bir yayınevi tarafından sunulacak. Türkiye’de ilk defa 20 temel sosyal demokrasi kitabını piyasaya sunacaklar hemen önümüzdeki dönemde. 8 tanesinin tercümesi bitti. Bunu niçin söylüyorum? Sosyal demokrat ideolojiye verdiğimiz önemi belirtmek için söylüyorum.


Belkıs KILIÇKAYA- Sencer bey bu partideki cumhuriyetçi, milliyetçi, muhafazakar damarla çatışma yaşıyor mu? Daha doğrusu bu nasıl bertaraf ediliyor?


Sencer AYATA- Bakınız şöyle söyleyeyim. Biraz önceki nokta benim açımdan önemli izin verirseniz kısaca oraya geri döneceğim.


Şimdi bakınız, bir Alman sosyal demokrat partisi mutlaka programının başında fikri kaynaklarını söyler. Hatta hümanizm var mesela işte. İşte derki hümanizma. Yunan Roma geçmişi. Bütün kaynaklarını sıralar. İngilizler 12 tane kaynak sıralıyorlar. Fabian sosyalizmi diyor, sendikalizm diyor vs.  Şimdi bu nedenle bunu bir kafa karışıklığı gibi yorumlamak herhangi bir şekilde gerçekçi değil.  Şimdi diğer yandan bizim temel amacımız güçlü bir sosyal demokrat merkez oluşturmak dedim. Mesela muhafazakarlık dediniz. Cumhuriyet Halk Partisinin temel yaklaşımı içerisinde geçmişte ve şimdi muhafazakarlık hiçbir zaman bir temel ideoloji, dayanak olmamıştır.


Belkıs KILIÇKAYA- Cumhuriyetçi muhafazakar demek istedim 20. asrın başındaki değerlerle, daha doğrusu dünyayı biraz daha geçmişte ve geçmişle yaşayanları kastettim.


Sencer AYATA- Şimdi şöyle bakınız; olaylara nereden baktığımız çok önemli. Ben biraz önce cumhuriyet değerlerinin önemini laik sosyal devlet ve Türkiye’nin ulusal bütünlüğü diye özetlemiştim ama bir adım daha atalım o zaman. Biraz daha iddialı bir şey söylemeye çalışıyım. Türkiye’de aşağı yukarı neyi yaşıyoruz Osmanlı imparatorluğundan beri? 200 – 250 senelik bir modernleşme deneyimi yaşıyoruz. Ve bu modernleşme deneyiminin farklı biçimlerde savunulması var.


Şimdi benim burada söylemeye çalıştığım şu; cumhuriyette zirvesini bulan, cumhuriyette doruğuna ulaşan modernleşme geleneği yani köklerini aydınlanma düşüncesinden alan modernleşme geleneği Türkiye’de hem Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına, ben buna samimi olarak inanıyorum. Hem de Türkiye’nin demokratikleşmesine en çok katkıda bulanacak olan ana damardır. Ve benim iddiam, burada şahsi olarak da bunu belki bir sosyolog dediniz siz o açıdan da öne sürüyor olabilirim. Diğer yanda bir başka damar, yani muhafazakar kökten beslenen damar ben görmeyi ümit etmem ama çok daha hızlı bir şekilde otoriter bir yöne, yani bir muhafazakar otoriterliğe doğru gidecektir. Görüntülerde odur. Onun için Türkiye’nin ana modernleşme damarı dediğim aydınlanmacı ve cumhuriyet köklerine dayanan damar demokratik görüşlerle de benim kişisel kanım en bağdaşık olandır. Bu yönde de zaten çok yönlü çalışmalar vardır.


Belkıs KILIÇKAYA- Küçük bir reklam arasından sonra müsaadenizle devam edelim.


Sencer Ayata’yla Cumhuriyet Halk Partisini konuşmaya devam ediyoruz. Sencer bey, partide siz biraz Türkiye’dekinden söz ettiniz ama neticede hepimizin gözlediği değişiklikler var. Mesela Cumhuriyet Halk Partisi 89 raporuna sahip çıkıyor, Kürt meselesinde yeni adımlar atıyor. Hatta Kılıçdaroğlu bu konuda risk alarak çözüm öneren tek partiyiz dedi. Bunun manasını size soracağım ama partideki cumhuriyetçi, milliyetçi, muhafazakar kanat bunları nasıl yaşıyor?


Sencer AYATA- Ben bu anlamda çok sert bir iç tartışmanın olmadığını size kesinlikle söyleyebilirim. Büyük ölçüde bir algı var. Bunun üzerinde de çok ayrıntılı durmayalım ama Cumhuriyet Halk Partisinde en küçük bir farklılık sesi çıktığı zaman bu medyada çok büyük bir olay oluyor.


Bakınız, Sayın Genel Başkan bunu Merkez Yönetim Kurulunda da konuşarak, meclis grubunda da ayrıntılı bir toplantı tertipleyerek bu konuyu tartıştırdı. Şimdi burada Cumhuriyet Halk Partisinin ortaya koyduğu politikada çok belli. Bu hayati meseleyi, Türkiye’nin en önemli meselesini, en önemli meselelerinden birini mecliste tartışalım. Bütün toplumun önünde, kamuoyunun önünde tartışalım ve siyasi sorumluluğu olan kimselerle tartışalım dedi. Ve bunun içinde bir yöntem önerdi Cumhuriyet Halk Partisi. Ve bu yöntem bağlamında da bir çağrı yaptı. Sayın Başbakandan da olumlu bir karşılık geldi.


Şimdi buraya kadar benim gördüğüm ve duyduğum kadarıyla, ben eksik bilgi sahibi olabilirim ama parti içerisinde neden böyle yaptınız diyen hiçbir arkadaşıma rastlamadım. Yani eminim sizde konuşsanız çok kimse buna katılacaktır.


Belkıs KILIÇKAYA- Risk almak ne demek? Bu konuda risk alan tek partiyiz diyor çözüm önerisi.


Sencer AYATA- Ben cümlenin yani hangi bağlamda ve nasıl kullanılmıştır onu bilmiyorum. Ama hep şunun üzerinde duruyor. Biz Türkiye’nin doğusunda da, batısında da aynı şeyleri söyleyen parti olmak zorundayız. Ve bizim özgüven hem kendimize karşı olan saygımız, hem de Türkiye’ye olan sorumluluğumuz bunu gerektirir diyor.
Şimdi birçok konuda kamuoyunun yapılanmasından dolayı Türkiye’nin doğusunda ve batısında aynı şeyleri söylemek her zaman kolay olmuyor. Belki buna ilişkin bir değerlendirme yapmış olabilir.


Belkıs KILIÇKAYA- Baktığımız zaman Sencer bey iki yılın değerlendirmesine hem partinin oy oranında bir artış gözleniyor ama bir yandan partinin bazı pozisyonlarında da değişiklik var ki 20 dakikadır da onun üzerinden konuşuyoruz. Bir reformdan söz edebilir miyiz kademeli olarak bundan sonra yazacağınız parti programıyla beraber?


Sencer AYATA- Efendim şöyle söyleyeyim. Bence çok tedrici olarak, düşünülerek, planlanarak ama her zaman hatalar olur. Bir parti reformu yürürlükte. Yani ne anlamda derseniz bu partinin kurumsal etkinliğini artırma ve partinin söylemlerini daha tutarlı, daha anlaşılır ve toplum tarafından daha benimsenir hale getirme. Ben bu anlamda önemli değişiklikler olduğu kanısındayım. Bakınız söylemden de söz edelim kısaca. Şimdi çok yeni bir şey var. Elimde bir bilimsel çalışma var. Bir doktora tezi var. Hem de kantitatif metotlarda kullanılarak Cumhuriyet Halk Partisindeki söylem değişikliği üzerinde durulmuş.


Şimdi 2007 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisinin söyleminde daha çok ağırlıkla güvenlik merkezli konular var. Bir ölçüde laiklik konusu var. Ama 2011’de %66 oranında, 3’te 2 oranında konu sosyal adalet, sosyal politika, yoksullukla mücadele, işsizlikle mücadele. Yani halkın günlük yaşamının sorunları haline gelmiş. Bu anlamda önemli bir değişiklik olduğu kanışımdayım.


Mesela yine söylem düzeyinde bir ekonomide üreten ekonomi modeli hazırlandı. Seçimlerde bunun üzerinde duruldu. Yine bakınız önemli bir değişiklik dışa dönük olarak Cumhuriyet Halk Partisi dışarıda antenleri olan, dışarıda bağlantıları olan sosyalist enternasyonalle çok iyi ilişkiler kuruldu, Avrupa Sosyalist Partisiyle çok çok iyi ilişkiler kuruldu. Ve bütün sosyal demokrat partilerle sağlam ikili ilişkiler geliştiren bir parti haline geldi. Biz bunun çok önemli yararını görüyoruz. Çünkü bazen öyle olaylar oluyor ki, yurt içinde bir konuyu yaptığınız, olumlu gördüğünüz bir işi anlatmaya çalışıyorsunuz. Çok karşılık bulamıyor ama yurtdışında hemen bizi anlıyorlar ve çok kısa bir süre içerisinde bizim medyaya intikal ettiği zaman bize daha çok hak veren oluyor. Bu dışa açılma sürecini…


Belkıs KILIÇKAYA- Evet birkaç yıl evvel sosyalist enternasyonalle Cumhuriyet Halk Partisinin pek iyi olmayan ilişkileri sözkonusuydu. Siz henüz partide değildiniz ama muhakkak biliyorsunuzdur. Ama dediğiniz gibi İstanbul’da Suriye ve Ortadoğu’daki Arap baharı nedeniyle toplandı sosyalist enternasyonal. Söylediklerinizden özgürlüğe daha fazla vurgu yaptığı sürece Cumhuriyet Halk Partisinin bu reformunun tedrici olarak devam edeceğini anlıyoruz. Güvenlik ve laiklik dediniz 2007’de en çok vurgu yaptığı. Size göre sonuna geliyoruz programın. Özgürlük deyince Cumhuriyet Halk Partisi daha evvel neyi ihmal ediyordu, şimdi neyi öne alıyor?


Sencer AYATA- Şimdi burada eğer gerçekten özgürlük en önemli konulardan birisi. Biz partinin kısa bir tarihini verirken hızla diyoruz ki, cumhuriyeti kurdu, arkasından diyoruz ki Türkiye’de demokrasiye geçişi sağladı. Sonra diyoruz sosyal demokrasiyi Türkiye’ye getirdi. Ama bir 4. aşama Genel Başkanın bütün konuşmalarında kullandığı Türkiye’ye özgürlüğü, demokrasiyi, özgürlükçü demokrasiyi getirme.


Şimdi bu tarihi koşullardan da yola çıkan bir yaklaşım. Nedir o? Başta söylemeye çalıştığım gibi ciddi olarak Türkiye bir otoriterleşen rejim sorunuyla karşı karşıya. Onun içinde Türkiye’de artık peş peşe bazı kavramları sıralayalım. Bireylerin temel hak ve özgürlükleri, yargı bağımsızlığı, hukuk devleti, iktidar gücünün yasal yollardan ve demokratik yoldan sınırlandırılması. Bütün bu sorunlar bir özgürlük ve demokrasi paketi içinde yer alan sorunlar. Cumhuriyet Halk Partisi bu noktadan veyahutta daha önceden de başlayarak Türkiye’de özgürlük ve demokrasi hareketinin taşıyıcısı olan temel siyasi örgüttür. Ben bunu bu kadar net olarak ortaya koyup iddia edebilirim.


Belkıs KILIÇKAYA- 10 yıl evvelde Türkiye çok demokrat, insan haklarına saygılı bir ülke değildi. Çok kötü analizlerin konusu oluyordu Türkiye yurtdışında ve yurtiçinde. Şimdi siz son 10 yıla nispetle bir demokratlaşma ve özgürleşme hareketinden söz ettiniz. Partide geriye doğru baktığımızda Cumhuriyet Halk Partisi için bu özgürlük hareketi herhalde bu son 10 yıl için elzem bir şey değil. Geçmişten bu yana devam edecek bir şey olduğunu düşünüyorsunuzdur diye düşünüyorum.


Sencer AYATA- Şimdi yine partinin, Cumhuriyet Halk Partisinin çok net olarak ortaya koyduğu bir görüşü tekrarlamak istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi her türlü vesayet rejimi karşısında askeri vesayet rejimi karşısında çok net ilkesel ifadeler ortaya koymuştur. Bu hazırladığımız demokrasi raporunda vardır. Daha önce sizin söylediğiniz demokrasiye ve özgürlüğe ilişkin sorunlar esas olarak bu askeri vesayet konusundan, bir vesayet rejiminden kaynaklanıyordu. Biz burada tamamıyla ilkesel bağlamda ve bazda bir demokratik rejimden yana olduğumuzu ortaya koyduk.


Fakat demokraside, siyasi yapılarda özgürlüklere tehdit, hukuk devletinin erozyonu, yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılması gibi temel olumsuz müdahaleler yalnızca siyaset dışı güçlerden gelmez. Demokrasiye tehlike başka yerlerden de kaynaklanabilir. Bu sivil seçilmiş yönetimlerden de kaynaklanabilir. Yakın tarih, modernleşme tarihi bunun örnekleriyle doludur ve şuanda bizim az önce sözünü ettiğimiz verdiğimiz temel özgürlük mücadelesi bu tür bir rejim oluşumuna karşıdır.


Belkıs KILIÇKAYA- Çok teşekkür ederiz Sencer Ayata. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Profesör Doktor Sencer Ayata’yla Cumhuriyet Halk Partisini konuşmaya çalıştık. Görüşmek üzere.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları