loading
close
SON DAKİKALAR

CHP'li Tekin, Korcan Karar'ın sorularını yanıtladı

CHP'li Tekin, Korcan Karar'ın sorularını yanıtladı
Tarih: 30.01.2013 - 14:03
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin SKY360’ın canlı yayınında, Korcan Karar’ın sorularını şöyle yanıtladı...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin SKY360’ın canlı yayınında, “Sayın Başbakan kritik süreçte, patriotların tam yerleştirildiği bir dönemde İran, Suriye, Irak Dışişleri’nin tehdit savurduğu bir ortamda, yanına gazeteci almadan acaba Katar’a niye gitti, Katar’da ne vardı, hayırdır” dedi


-“Atama bekleyen bir çocuğun, bir öğretmen adayının eleştirisine tahammül edemeyen Başbakan İran Dışişleri’nin dün söylediklerini acaba görebildi mi?”

Canlı yayında, “Cumhuriyet Halk Partisi’nde herhangi bir bölünme sözkonusu olmayacaktır. Bundan çok emin olarak söylüyorum. 30 yıldır bu partinin her kademesinde görev yapan bir insan olarak söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisindeki bütün arkadaşlarımız kendisine ne derlerse desin. Yenilikçi, gelenekçi, ulusalcı. Türkiye’nin ulusal bütünlüğü için, Türkiye’nin demokrasi ve özgürlüğü için elbette yol birliği, can birliği yapacağız. O konuda hiç kimseyi mutlu etmeyeceğiz” diyen Gürsel Tekin Korcan Karar’ın sorularını şöyle yanıtladı;

Korcan KARAR- Cumhuriyet Halk Partisindeki ulusalcı, yenilikçi sarsıntısını konuşacağız. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin Ankara stüdyomuzda konuğum. Sayın Tekin iyi akşamlar efendim.

Gürsel TEKİN- İyi akşamlar, iyi yayınlar diliyorum.

Korcan KARAR- Çok teşekkür ederim. Hemen sormak istiyorum. CHP’de neler oluyor ve CHP’nin iç işlerini karıştıranlar kim ve neden?

Gürsel TEKİN- Aslında tabi Türkiye’nin gündemine baktığımızda çok ciddi sorunların ve çok ciddi sıkıntıların olduğunu görmemiz mümkün. Örneğin Sayın Başbakan dün sabah Katar’a gitti ve ilk kez yanına gazeteci almadan gitti. Katar dediğiniz turistlik Bodrum değil ya da herhangi turistlik bir merkez değildir. Katar dediğiniz aynı zamanda Ortadoğu coğrafyasındaki bütün bu sorunların planlandığı bir merkezdir.

Şimdi Sayın Başbakanın aslında Katar’a gitmesini ne yazık ki, Sayın Kılıçdaroğlu belki bugün basını, medyayı eleştirirken birazda bu pencerede, bu çerçevede bakmıştır. Sayın Başbakan kritik süreçte patriotların tam yerleştirildiği bir dönemde İran’ın, Suriye’nin, Irak’ın dışişlerinin tehdit savurduğu bir ortamda acaba hayırdır Katar’a niye gitti, Katar’da ne vardı?

Bakın, Sayın Başbakan bir tane bu evladı okumuş, öğretmen olmuş atamam niye yapılmıyor diye sorulduğunda atama bekleyen bir çocuğun eleştirisine tahammül edemeyen bir Başbakanın İran Dışişlerinin dün söylediklerini acaba görebildiniz mi? Şimdi bütün bunları asıl görmemiz gereken Türkiye’nin iç meseleleriyle ilgili. Ne yazık ki parlamentonun dışında çok önemli sürecin işlediğini ve bu sürecin kamuoyundan gizlendiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Yani bu dış politika, iç politika ne zaman parlamentoda konuşuldu, ne zaman bu parlamentoda karara bağlandı. Ya da bu sürecin tamamı patriot füzelerimi gelecek, neler gelecek, neler gidecek? Hangi gün iktidar yetkilileri ana muhalefete, muhalefet partilerine bilgi verdi. Bırakın bilgiyi görüyorum ki Sayın Başbakanın bile bilgisi yok. 48 gün önce Korcan bey, 48 gün önce Sayın Başbakana patriot füzeleri konuşuluyor, bu konuda diyorsunuz diye sorulduğunda Sayın Başbakanın çok sert bir eleştirisi oldu. Asparagas nereden çıkarıyorsunuz dedi. Şimdi sormamız lazım yani elbette bu CHP’de eleştirilebilir, CHP’de tartışılabilir, CHP’nin politikaları da eleştirilebilir. Buna son derece açığız, buna hiçbir itirazımız yok. Ama iktidarın eleştirilmediği, sadece muhalefetin eleştirildiği bir ülkede yaşadığımızı da unutmayalım.

Cumhuriyet Halk Partisi darbecilikle niçin suçlanıyordu Korcan bey? Askerlerle ilintisi olduğu için, Silivri’deki tutuklularla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi sürekli darbecilikle suçlanmıştır. Şimdi Sayın Başbakan geçen gün bir televizyon programında tutuklu askerlerle ilgili söylediğini doğrusu aklıma şu geldi. Avukatın düşkünü derdini mübaşire anlatır. Yani bu kadar tutuklu asker varsa, tutuklu milletvekili varsa Sayın Başbakanın yapacağı bir tek şey var. Gazetecilere ağlaşmak olmayacak. Parlamentoya dönecek, ana muhalefette bu konuda hazır. Bir gün gereğini yaparız, bir gün içerisinde.

Şimdi bütün bunları denemiyor. Türkiye’nin asıl tartışması gereken içerideki politikalarımızın gerek iç barışımızla ilgili, gerek dış barışımızla ilgili ne yazık ki neredeyse konuşulmayan kapanmış, sanki hiçbir şey olmamış gibi. Doğrusu ben bugün üç ülkenin dışişlerinin demeçlerine bakınca acaba biz nereye gidiyoruz diye merak ettim. AKP yetkilileri çiftçiye, atanamayan öğretmene cevap veriyor da İran dışişlerine diye cevap vermiyor diye doğrusu merak ediyorum.

Korcan KARAR- Peki bu noktada Sayın Donanma Komutanının istifasını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gürsel TEKİN- Valla şimdi bizi süs bebeği gibi parlamentoya getirmişler. Kusuruma bakmasın bende milletvekiliyim. Bütün bu olup bitenlerde geçmiş dönemlere baktığımızda Sayın Erbakan dönemi dahil olmak üzere Sayın Demirel, Sayın Özal, Sayın Ecevit dönemi içerde ve dışarıda kritik olayların tamamı sadece ana muhalefete değil, parlamentoda bütün siyasi partilere bilgi verilirdi. Yani en azından o siyasi partilerin yetkili kurullarına, Genel Başkanlarına bilgi verilirdi. Şuanda ana muhalefet olarak dışarıda ve içerde olup biten askerlerle ya da kamuyla ilgili olup bitenlerin hiçbirisinden haberdar olmadığımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Siz nasıl sabahleyin gazetelerde, televizyonlarda görebiliyorsanız ana muhalefet olarak da ne yazık ki biz ancak bu kadarını görebiliyoruz.

Şimdi Sayın Başbakanın Katar’a gidişi çok önemli. Altını çizerek söylüyorum. Bugüne kadar defalarca gidilmiştir. Galiba 10’un üstünde bir Katar seyahati vardır. Ama bu seyahatin çok önemli olduğunu altını çizerek söylemek ve ifade etmek istiyorum. Umut ediyorum ki kafamızdaki soru işaretleri inşallah doğru değildir. Ya da dışarıdaki şuanda kendimize düşman ettiğiniz dün kardeş olduğunuz bütün Ortadoğu coğrafyasındaki ülkelerin Türkiye’yle ilgili tehditleri herhalde ciddi değildir diye sabırla bekliyoruz.

Korcan KARAR- Peki bu Katar ziyaretinin öneminin altını çiziyorsunuz yayının başından buyana. Bizim bilmediğimiz ama sizin bildiğiniz bir şey var mı efendim bu Katar ziyaretiyle ilgili?

Gürsel TEKİN- Elbette bilmediğimiz olur mu? Katar dediğiniz Ortadoğu coğrafyasında Ortadoğu planlamasının yapıldığı bir merkezdir. Bunu herkes biliyor. Yani Ortadoğu’daki, Mısır’da ya da İran’da, Irak’ta, Suriye’de, Türkiye’de ne olacaksa ana merkezin Katar olduğunu hepimiz biliyoruz. Yoksa bir ülkenin Başbakanı yılda 10 kez Katar’a niçin gider. Bu son Katar gidişine de baktığınızda neredeyse kamuoyunun önemli kısmının haberdar olmadığı bir gezi oldu. Bugün fark edildi. Sayın Başbakan döndükten sonra fark edildi. Patriot füzeleri niçin alınır. Yani Korcan bey siz bir silah ihtiyacını niye duyarsınız? Bir can güvenliğiniz varsa, sorun varsa ihtiyaç duyarsınız. Bütün bunlara baktığımızda ne yazık ki çok önemli bir sürecin içine girdiğimizi ve bu sürecin kamuoyuna paylaşılmadığı inancı içerisindeyiz.

Korcan KARAR- Peki buradan hemen yine CHP’ye dönmek istiyorum. Bugün tabi ki Sayın Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşmayı gayet dikkatle dinledik. Peki buradan yola çıkarak da şunu sormak istiyorum. Parti içindeki dengeler ne durumda, nasıl idare ediliyor ve ulusalcılar ne kadar etkin? Bunu bir kez de sizden dinlemek isterim.

Gürsel TEKİN- Ne yazık ki yine medyanın özellikle bilinçli ya da bilinçsiz kusuruma bakmasınlar. İşte ulusalcılar, yenilikçiler, gelenekçiler birçok terimlerle yeni bir tartışma ortamı yaratıldı. Ben 30 yıldır CHP’liyim. 30 yıl, yani SODEP’in kuruluşundan buyana. Ben neyim o zaman arkadaşlarımız ulusalcıysa? Cumhuriyet Halk Partisi siyasi partilerin bu sadece CHP için geçerli değildir. Partileri bağlayan programıdır, tüzüğüdür. Partinin programı, tüzüğünde bu sorunlar var mı yok mu bunlara bakacağız. Bireysel olarak milletvekilleri, belediye başkanları, il başkanları elbette düşünceleri, görüşleri olabilir. Ama sadece bireysel olarak kalır. Partileri bağlayan programıdır, partinin kurumsal kimliğini de Genel Başkan temsil eder. Eğer eleştirilecekse bu eleştiri Sayın Genel Başkana olmalı. Mesela şimdi AKP milletvekillerinden onlarca milletvekili birçok şeyler söyledi. Hiçbirinde fırtına kopmadı. Örneğin Diyarbakır milletvekili çok önemli şeyler söyledi. Basınımız, medyamızda çok ciddi bir tartışma bile olmadı. Bütün bunlara baktığımızda elbette sosyal demokrat partilerde farklı düşünceler olacaktır. Bu farklı düşüncelerin alanları gazeteler, televizyonlar değil. Bu farklı düşüncelerin alanları Parti Meclisidir, grup toplantılarıdır, partinin kurullarıdır. Ve kaldı ki, bizim öyle bir Genel Başkanımız var ki, Sayın Kılıçdaroğlu olağanüstü hoşgörüsü olan bir Genel Başkan. Bizim Parti Meclisimiz 12 saat devam ediyor. Bütün arkadaşlarımız kesintisiz olarak düşüncelerini rahatlıkla ifade edebiliyor. İfade alanları buralardır. Birçok arkadaşlarımız umut ediyorum ki, Sayın Genel Başkanımızın bugün konuşmasından sonra herhalde kamuoyunda ya da twitlerle birbirlerine cevap vermesi söz konusu olmayacak. Kime cevap verecek arkadaşlarımız? İktidar yetkilileri, Sayın Başbakan, bakanlar, AKP yetkilileri eğer bu partinin Genel Başkanına saldırıyorsa 135 tane milletvekili arkadaşımız twitlerini oraya çalıştıracak, oraya cevap verecek. Türkiye’nin çok ciddi sorunları var. İşsizlik var, yoksulluk var, sefalet var. Bugün parlamentoda özellikle gazeteci arkadaşlarımızın da olduğu bir alanda 50’nin üstünde ziyaretçim vardı tamamı nereden bakarsanız bakın 48 tanesi oğluma iş, kızıma iş. Dünyanın hiçbir parlamentosunda Çin, Japon hangi parlamento derseniz deyin. Gidin parlamentoya Salı günleri 10 bin tane ziyaretçisi olmaz. 10 bin tane ziyaretçi niye geliyor? Çaresiz, sıkıntılı, işsiz. Bütün bunları ne yazık ki konuşamıyoruz. Parlamentoda da konuşamıyoruz. Parlamentoda da gündemimiz farklı bir şey.

Yine iş kazaları. Bugün daha gelirken yine bir iş kazasında iki tane kardeşimiz hayatını kaybetti. Bunlar iş cinayetine dönüştü. Bütün bu iş cinayetlerinin önleminin alınabilmesi için mecliste, parlamentoda bunları konuşmamız gerekiyor. Binlerce esnafın kepenk kapattığını biliyor musunuz? Daha 4 gün önce Zonguldak’taydım. 12 bin esnaf sadece bir yıl içerisinde, yani 2012 yılı içerisinde 3 bin 800 tane esnaf kepenk kapatmak zorunda kalmış. Ama bunların hiçbirisi ne yazık ki bizim medyamızda da yok, televizyonlarımızda da yok. Bizim zaman zaman Türkiye’deki bu olumsuzluklar, yolsuzluklar, bakanlar kurulundaki sorunlarla ilgili gündeme getirmemize rağmen habere alınmıyor. Belki ana muhalefettir muhalefeti ciddiye almayabilir, doğru söyleyemeyebilir. Ama uluslararası kuruluşların yayınlamış olduğu rapora bakıyoruz Avrupa’da yolsuzlukta Türkiye birinci. Türkiye geçen hafta Sayın Celal Kılıçdaroğlu’nu tartıştı. Doğrusu herhangi bir ülkede Fransa’da, Almanya’da, İngiltere’de bu tartışma olabilir miydi? Yani bir ülkenin ana muhalefet liderinin kardeşinin herhangi bir şirkette çalışması son derece doğal, haber bile olmaz. Neyi haber olurdu? Bakanlar kurulundaki bakanların çocuklarının %80’inin nasıl holding sahibi olduğu onlar tartışılması gerekiyordu. Onlar gazetelerde haber olması gerekiyordu o da olmadı. Sayın Celal Kılıçdaroğlu’nun bekçiliğine tahammül edemeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Bekçilik sadece bekçilik alın teriyle, namusuyla, şerefiyle çalışıp evine aş, iş götürecek bir insana tahammül edemediler ve o şirkete vergi dairesi defterlerini isteyerek inceleme alacağım dedi. Olağanüstü ceberut bir dönemde yaşadığımızı bütün CHP’li arkadaşların bilmesi gerekiyor. Yani muhalefet liderinin kardeşinin güvencesi yoksa sokaktaki yurttaşımızın güvencesi olabilir mi? Asıl sorumuz bunlar olması lazım.

Korcan KARAR- Anlıyorum. Gayet net anlattınız. Bu noktada yine tabi ki ben parti içine dönmek istiyorum. Çünkü bu çok sorulan, çok konuşulan aslında sorular. Onu da ben hemen size yöneltmek istiyorum. Peki Sayın Güler’le görüşüldü. Neler konuşuldu? Bir uyarıda bulunuldu mu? Neler söylendi bu açıklamayı yapan milletvekiline. Yani parti içindeki bu görüşleri de lütfen bizle paylaşır mısınız? Yani bir disiplin cezası verilecek mi ayrıca?

Gürsel TEKİN- Hemen şunu söyleyeyim. İkili konuşmaların ne olduğunu ben bilmiyorum. Sayın Genel Başkanımız Sayın vekilimizle baş başa görüştüler. Ama onların ikili olarak Sayın Genel Başkanımızla Sayın milletvekilimizin ne konuşup konuşmadığının bir önemi yok. Bugün Sayın Genel Başkanımız çok somut, çok net tavrını ortaya koydu. Bundan süreçte milletvekili arkadaşlarımızın tamamı sadece Sayın Güler’le ilgili değil, 135 milletvekili için geçerli olan kurullarımızda elbette düşüncelerini açık ifade edebilecekler. Ama kurulların dışında twitte ya da sosyal medyada ya da başka alanlarda televizyonda, gazetelerde milletvekili arkadaşlarımızın birbirlerine cevap vermeleri sözkonusu olmayacak. Sayın Genel Başkanımızın bütün konuşmalarında bu çerçevenin olduğunu gördüm.

Korcan KARAR- Peki hemen buradan yine şunu da sormak istiyorum. Eskişehir belediyesine yönelik olarak…

Gürsel TEKİN- Yani merakınızı gidermeniz açısından şunu söyleyebilirim. Cumhuriyet Halk Partisinde herhangi bir bölünme sözkonusu olmayacaktır. Bundan çok emin olarak söylüyorum. 30 yıldır bu partinin her kademesinde görev yapan bir insan olarak söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisindeki bütün arkadaşlarımız kendisine ne derlerse desin. Yenilikçi, gelenekçi, ulusalcı. Türkiye’nin ulusal bütünlüğü için, Türkiye’nin demokrasi ve özgürlüğü için elbette yol birliği, can birliği yapacağız. O konuda hiç kimseyi mutlu etmeyeceğiz.

Korcan KARAR- Peki Sayın İsa Gök’ü ağırladık dün burada haber merkezimizde CHP’ye ikinci bir operasyon yapılıyor dedi. Katılıyor musunuz bu sözlere?

Gürsel TEKİN- Hiç katılmıyorum. Yani gerçekten bende izledim hiç yakıştıramadım. Sayın Gök’le aynı kurulda görev yaptık. Yani CHP böyle pazarda konuşulacak, tartışılacak operasyonel bir siyasi parti olmadığını en iyi Gök’ün bilmesi lazım.

Korcan KARAR- Anlıyorum. Buradan hemen bir soru içinde iki soru aslında sormak istiyorum. Bir; Eskişehir belediyesine yönelik operasyonla ilgili neler söyleyeceksiniz? İki; yerel seçimler yaklaşıyor siz aday olacak mısınız?

Gürsel TEKİN- Eskişehir’le ilgili İçişleri Bakanlığına bir sorumuz var. Kaç tane belediye yargılanıyor? 1097 tane belediyenin yargılandığı bir ülkede yaşıyoruz. Onlarca belediye başkanının görevden alındığı, onlarca belediye başkanının tutuklu olduğu, belediye meclis üyelerinin, il genel meclisi üyelerinin tutuklu olduğu, binlerce belediye bürokratının soruşturma geçirdiği bir ülkede yaşıyoruz ve ne yazık ki bu manzara bırakın gelişmiş ülkeleri dünyanın hiçbir yerinde yok. Asıl bunu konuşmamız lazım. Eskişehir belediyemiz Birleşmiş Milletler, bakın Türkiye’de Birleşmiş Milletler ödülünü alan tek belediyedir. Tek belediye. Buna tahammül etmeyeceksiniz. Elbette soruşturma olabilir. Soruşturma her belediyede olabilir. Ama soruşturmanın bir üslubu vardır. Böyle bir itibarsızlaştırma, bir baskı, sabahın 6’sında toplama, o savcı dese ki Büyükşehir Belediye Başkanına Sayın Yılmaz beye, şu şu bürokratları şu saatte göndereceksiniz. Göndermez mi? Şu şu dosyaları istiyorum denilmez mi? Niye bu saat 6’da bu operasyonlar AKP belediyesine yapılmaz da muhalefet belediyelerine yapılır? Bu kadar insafsızlık olur mu? Bu kadar aymazlık olur mu? Bakın İzmir’de bir sorun yaşandı, onlarca insan itibarsızlaştırıldı, günlerce televizyon ekranlarında yolsuzlukla itham edildi. Sonra geçen gün çıkan rapora bakıyoruz hiçbir arkadaşımızın suçu olmadığı bilirkişi raporlarında çıktı. Yazık günah değil mi? Bu insanların aileleri yok mu? Bu insanların çevresi, dostları, vicdanları, onurları, haysiyetleri yok mu? Ne hakkınız var bunu yapmaya?

Buradan şuraya gelmek istiyorum. Beni yarın yetkilendirin, yarın yetkili olayım şu yasaya göre bugün uygulamış olduğumuz adına yerel yönetim yasası dediğimiz çürümüş ceberut yasayla onlarca belediye başkanını tutuklarım. Onlarca. Şimdi öncelikle bizim bu yasaları değiştirmemiz lazım. Gelişmiş ülkelerde hangi yasayla uygulanıyorsa bu yasalarla uygulamamız gerekiyor. Şimdi biz demokrasiden bahsediyoruz. Ne zamandan beri bir demokrasi hangi demokrasilerde var? 500 bin seçmenin oyuyla belediye başkanı oluyorsunuz, sizin tepenizde kaymakam olacağım. Hangi demokraside var? Ne yazık ki, demokrasi memokrasi Türkiye’de yok. Eğer demokrasiyi yerleştirmek istiyorsak burada iktidar partisinin de çok mustarip olduğu bu 12 Eylül darbe sürekli konuşulur, tartışılır. 12 Eylül döneminde siyasi partiler yasası çıktı. Onu hemen değiştirelim. Nasıl değiştireceğiz? Almanya’daki sistem, İngiltere’deki sistem neyse onu getireceğiz. Niye değiştiriyorsunuz? Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz kanun teklifi verdik.

Korcan KARAR- Çok net şu dakikaya kadar anlattıklarınız ama sürem bitti. Son söz. Yerel seçimler yaklaşıyor. Siz şahsınız aday olacak mısınız?

Gürsel TEKİN- İstanbul’la ilgili söylüyorsunuz. Hemen şunu söyleyebilirim. Sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin dörtbir yanında önümüzdeki 2014 yılında 89 yılındaki başarıyı elde edeceğiz. Kamuoyu yoklamalarına hiçbir arkadaşımız itibar etmesin. 63 il dolaşan bir siyasetçi olarak söylüyorum İstanbul’daki aday kim olursa olsun birinci önceliğimiz Cumhuriyet Halk Partisinin iktidar olmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi kiminle iktidar olacaksa Gürsel Tekin olarak da bende yanında olacağım.

Korcan KARAR- Peki bu durumda yerel seçimin startı verildi anladığım kadarıyla parti içinde de.

Gürsel TEKİN- Elbette. Uzun süredir çalışıyoruz. 63 tane il dolaştık. Arkadaşlarım, milletvekili arkadaşlarım, Genel Başkan Yardımcısı arkadaşlarım, Parti Meclisi üyesi arkadaşlarım hepsi sahada, alanlarda çalışıyor. Önümüzdeki günlerde sürpriz bir seçimle karşı karşıya olacağımızı göreceksiniz.

Korcan KARAR- Tam net cevap vermediniz ama adaylık konusunda. Eğer aday olursanız parti içindeki bütün arkadaşlarınızın sizi destekleyeceğine inanıyor musunuz?

Gürsel TEKİN- Hiç tereddütsüz.

Korcan KARAR- Peki bu durumda aday mısınız?

Gürsel TEKİN- Nasıl ki bir başka arkadaşımız aday olduğunda hepimiz etrafında olacaksak bunun adı ister Gürsel, ister Ahmet, ister Mehmet, ister Cafer kim olursa olsun bir bütünlük içerisinde Türkiye’nin önümüzdeki süreçteki bu sorunlu süreci atlatabilmesi için Cumhuriyet Halk Partisinin birliğe, dayanışmaya, sevgiye ihtiyacı var. Bu konuda hepimiz o özveri içerisinde kol kola olacağız hiç merak etmeyin.

Korcan KARAR- Peki Sayın Sarıgül’ünde adı geçiyor. Bu konuyla ilgili bir şeyler söyleyecek misiniz?

Gürsel TEKİN- Şimdi önce CHP dışında bir arkadaşımızı değerlendirmek çok doğru değildir. Sayın Sarıgül CHP’ye geldikten sonra değerlendirme yaparız.

Korcan KARAR- Peki çok teşekkür ediyorum Sayın Gürsel Tekin değerli görüşleriniz için.

Gürsel TEKİN- Ben teşekkür ediyorum, iyi yayınlar diliyorum.”


Vişne Haber Ajansı



ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları