CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, PM toplantısı sürerken basına açıklamalarda bulundu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, PM toplantısı sürerken basına açıklamalarda bulundu.
Tezcan'ın açıklamaları şöyle:
"Bu hafta MYK ve PM'yi birleştirdik. Türkiye'nin gündemini değerlendirdik. Dünden beri Türkiye'de önemli bir gündem oluştu. Türkiye'de dün Sayın Genel Başkanımız grup toplantısında bir büyük skandalın belgelerini ortaya koydu. İsmini birçok vatandaşımızın düne kadar bilmediği bir adada, bizde dün öğrendik, bazılarının çok iyi bildiği bir adada kurulmuş 1 sterlinlik şirkette Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bazı yakınları arasındaki para transferinin belgelerini ortaya koydu. Yer yerinden oynadı. Birçok şey söyleyip konuyu gürültüye getirmeye çalışıyorlar ama açıklamalarında ciddi bir ifadeye rastlamadık. Erdoğan'ın açıklama yapacağı söylendi o da gelmedi. Yoğun gündemin içerisinde Türkiye ciddi, esaslı bir sorunu tartışmaya devam edecek. Çok şey söylediler. Önce bunlar sahte belgeler dediler. Ondan sonra dönüp ticari ilişkiyi ifade ediyor dediler, sonra alın savcılığa götürün dediler.
Eğer belgeler sahteyse hangi ticari ilişkiyi temsil edecek. Hangi belgelerle 15 milyonluk transfer yaptınız? Nasıl kaçarız, nasıl ciddi skandalın üzerine gölge düşürürüz meselesi bu. Genel başkan dekontları gösterdi. Kaynaklar hem Türkiye hem yabancı bankaların belgeleri. Sahte olan bir belge olduğu iddianız varsa, yapılan meşru diyorsanız o zaman gelin TBMM'yi harekete geçirelim. Araştırma komisyonu kuralım. Meclis tek tek araştırsın, nereden gelmiş, kime gitmiş. Kim yalan söylüyor, kim sahte belgeyle konuşuyor ortaya çıksın. O Meclis araştırma komisyonu kurulduğunda İçtüzük gereği AK Parti'nin parmak sayısının fazla olacağını, daha önce bu çoğunlukla 4 bakanı akladığınızı biliyoruz. Buyrun çoğunlukta olduğunuz TBMM'de komisyon kuralım her şey kalem kalem incelensin. Arkadaşlarımız araştırma önergesi verecek. Suç duyurusunda bulunun sözüne gelince, işi boğultuya getirme konusunda bu kadar maharetli adım göremedim. Genel başkanımızın ilk günden bu yana 'suç işlenmiştir' ifadesi var mı? Ahlaki değildir. Sayın genel başkan hiçbir zaman suçtur demedi. Bu işin savcısı millettir. Millete bunu açıkladık. Öyle korktular ki millet duymasın diye TRT yayınını kesmek zorunda kaldılar. Genel başkan çok açık şekilde söyledi bu ülkede cumhurbaşkanı makamında oturan o zaman başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın eniştesi, kardeşi, oğlu, dünürü ve eski kalem müdürünün Man Adası'nda 1 sterline kurulmuş bir şirkete 15 milyon dolarlık para transferi var. Bu suçtur ya da değildir koyun bir tarafa. Ahlaki midir?
Bu ülkenin yönetim kademesindeki kişinin yakınlarının hesap hareketi. Sıradan bir vatandaştan, herhangi bir ticaret erbabından bahsetmiyoruz. Belediye başkanlarını istifa ettiren gücü kullanan birisinin yakınlarından bahsediyoruz. Bunun siyasi etikte izahı olmayacak mı? Türkiye çadır devleti mi?
Bunu göstermek için bu gerçekleri göstermek için TMBMM araştırsın. Bunu sizin sayısal çoğunluğunuz olduğunu bilerek söylüyoruz.
Biz 1 rakamlı paralara alıştık. FETÖ'nün okunmuş 1 dolarları vardı. Şimdi de 15 milyon dolara takla attıran 1 sterlinler var. Okunmuş dolarlardan sonra sihirli sterlinler görmüş olduk. Nerede dava açarsanız açın. Biz millete şikayet ettik. Çocuğuna simit alacak para bulamayan anne baba 1 sterlinlik şirketten 15 milyon dolarlık hareketi soracak.
Genel başkan gösterdi, ıslak imzalı dekontlar elimizde. Tek tek araştıralım. Bakalım bu defa parmaklarınız, vicdanlarınız yetecek mi? Erdoğan gereğini yaparım demişti. İstifa etmesini bekliyoruz. Sahte diyorsa gelin komisyon kuralım, sahte mi değil mi görelim. Bu arada genel başkanın ikinci sorusuna hala cevap gelmedi.
Recep Akdağ açıklama yaptı. Anlattıklarını dinlediğinizde yürünen yolların paralarının Suriyelilere verilen paraların içinde saymaya kalktı. Hesap böyle görülmez. Sayın Erdoğan çıktı '30 milyar dolar harcadık Suriyelilere' dedi. 30 milyar dolar şu kadar Suriyeliye şu kadar yardım yapıldı diyeceksiniz. Kalkacaksınız açıklama yapıyorum diye gümbürtüye getirmeye çalışacaksınız. Buna da cevap bekliyoruz.
(Belgelerin elde ediliş biçimi) Elde ediliş biçimindeki gerekçeyi anlamıyorum. Sahteyse, nasıl elde edildiyse onlara ne. Gerçekse elde ediliş şekli vahameti ortadan kaldırıyor mu?
(Aykan Erdemir hakkındaki yakalama kararı) Soruşturmanın başlama tarihi manidardır. Genel başkanın Man Adası'nı açıklayacağı güne denk getirilmiştir. Bu belgeleri almak için Aykan Erdemir'e ihtiyaç duyacaklarını zannetmiyorum. Bu belgeleri götürme yetkisine sahip olanları Adalet Bakanlığı'na, devletin kalbine yerleştirdiler. Bu belgeleri üretenlerin merkezi Amerika'da diyorlardı. Eski muhipleri Gülen'i bunun için istiyorlardı. Bu noktada bu meseleyi Zarrab meselesini Türkiye'nin hak etmediği biçimde Türkiye'nin göbeğine sokmalarını, milli mesele haline getirme telaşını anlayabilmiş değiliz. Kim ne yaptıysa hesabını sorarsınız. Bir yerlere bir şeyleri paylaştırarak kaçmanın alemi yok. Devleti önüne yatırdıkları adam itirafçı olmuş, korkuları devleti Amerikan mahkemelerinin önüne yatırır mı diye. Türkiye'yi bu rezaletin içine niye soktunuz?
Bu meseleyi suç ekseninde tartışmak meseleyi hafifletir bunun ahlaki çerçevede tartışılması gerekir. Bu transferin kaynağını açıklayacaksınız. Hangi ticaretin ürünü? Sokaktaki bir vatandaşımız cebindeki 1 lirası olan biriyle 15 milyon liralık bir alışverişe girer mi, nedir bunun sırrı?"
Vişne Haber Ajansı