CHP PM üyesi ve Eskişehir milletvekili Prof.Dr.Gaye Usluer TBMM'de torba yasadaki eğitim ile ilgili maddeler üzerinde yaptığı konuşmanın ardından konu ile ilgili bir basın açıklaması yaptı.
CHP PM üyesi ve Eskişehir milletvekili Prof.Dr.Gaye Usluer TBMM'de torba yasadaki eğitim ile ilgili maddeler üzerinde yaptığı konuşmanın ardından konu ile ilgili bir basın açıklaması yaptı.
Usluer'in açıklaması şöyle:
"Torba yasanın üzerinde konuşma yaptığım 10'uncu maddesindeki 2016 yılı Şubat ayında 12.500 yeni öğretmen kadrosu ihdası ve 2015 yılında kullanılmayan 17.500 kadro ile 2016 Şubat ayında toplam 30.000 öğretmen ataması yapılması öngörülmektedir.
Bu konuda bazı rakamlar vermek istiyorum. Bugün Türkiye'de atama bekleyen öğretmen sayısı 350 bin'in üzerindedir. Öğretmen açığımız resmi rakamlara göre 94.624'tür. Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara geldiği 2002 yılında atama bekleyen öğretmen sayısı 70 bin'di. Demek ki on üç yıllık AKP iktidarı sonunda atama bekleyen öğretmen sayısında tam 5 katlık bir artış olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Peki, Şubat 2016'da 30 bin öğretmen ataması yapılması sonucunda neyi değiştireceğiz? 30 bin öğretmen ataması sonucunda atama bekleyen öğretmenlerin ancak ve ancak yüzde 10'undan azı atanabilecek. Öğretmen açığının ise ancak ve ancak yüzde 30'u kapatılabilecek. Peki, geriye kalan öğretmen açığı nasıl tamamlanacaktır? Elbette ki taşeron sistemiyle. Taşeron öğretmen ne demektir? Ücreti az olan, güvencesiz çalışan, yaz tatillerinde ücret alamayan sözleşmeli ücretli öğretmen demektir.
Aslında atanamayan öğretmenler eğitimdeki sorunlardan sadece bir tanesi. AKP son on üç yılda Millî Eğitim Bakanlığında tam 12 kez yeni düzenleme yaptı. 5 kez bakan değiştirdi. Gelinen noktada eğitim tam anlamıyla yamalı bohçaya çevrildi. Ama eğitimdeki değişmeyen sorunlar, çözümlenemeyen sorunlar büyüyerek devam etti.
2002 yılından bu yana eğitimde nitelik sürekli düştü. Müfredatta 4 kez değişiklik yapılmasına karşın PISA ve TİMMS sınavlarında OECD ülkeleri arasında Türkiye son sıralarda yer almaya devam ediyor. Üniversite sınavlarında sıfır çeken öğrenci sayısı sürekli arttı.
13 yıllık AKP iktidarı döneminde eğitim sisteminin alt yapı sorunları da çözülemedi. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun yılın son grup konuşmasında altını çizdiği gibi hala ülke genelindeki okulların %31,4’ünde birleştirilmiş sınıflı eğitim yapılmaktadır. Birleştirilmiş sınıflı eğitim sanıldığı gibi sadece Doğu ve Güney Doğu'da değil, ülkenin en gelişmiş kentlerinde de yapılmaktadır.
2014-2015 eğitim öğretim yılında, ilkokullarda 193.289, ortaokullarda 293.813, liselerde 157.346 toplamda 644.448 zorunlu eğitim kapsamında okullarda olması gereken öğrenci okula gitmemektedir. Bu rakamlar 2013-2014 dönemine göre okula gitmeyen öğrenci sayısında %225 oranında artış olduğunu göstermektedir.
AKP tarafından “Farklı yaş gruplarının aynı binada eğitim görmesi” 4+4+4 sisteminin gerekçelerinden biri olarak gösterilmişti. 4+4+4 modeli 4 yıldır uygulanırken ülke genelindeki ilk ve ortaokulların %24,9’unun (7955 okul) aynı binada eğitim yapıyor olması, 4+4+4’ün bu gerekçesini çürütmekte ve eğitim altyapısının ne hallerde olduğunu ortaya koymaktadır.
Özetle; 4+4+4 eğitim sistemi, kız çocuklarının örgün eğitimden ayrılmaya başlamaları, çağdaş karma eğitime saldırılar, ilkokulda din temelli Arapça dersleri, dershaneden bozma temel liseler, önü kapanan meslek liseleri, her sene değişen sınavlar, taşımalı eğitim, TÜRGEV gibi ayrıcalıklı sivil toplum örgütleriyle içeriği belirsiz protokollerin imzalanması ve bugün bir rant projesi olduğu tescil edilen sadece %14'ü tamamlanabilmesine rağmen şimdiden 1 milyar TL haracanan FATİH Projesi... Bütün bu sorunlar AKP'nin eseri...
Bütün bu sorunların üstüne maalesef şimdi de Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki çatışma ortamı eklendi; öğretmenlerin iki cümlelik bir SMS'le süresi belirsiz hizmet içi eğitim için memleketlerine çağrılmaları, eğitim alamayan ve hatta ölen, öldürülen çocuklar yüreğimizi yakıyor...
Türkiye'de, AKP'nin on üç yıllık iktidarında, eğitim, ne yazık ki bir siyasi ideolojiye göre yetiştirilmek istenen gençlik projesine dönüştürülmüştür. Bir ülkenin iç politikası değişebilir, bir ülkenin dış politikası değişebilir ancak eğitim politikası yenilenmeler dışında süreklilik ister. Aklınıza gelen, size uygun olan fikre göre insan yetiştirmek üzere eğitim politikası yapılmaz, yapılamaz. Yaparsanız saydığımız sorunlar ve verdiğimiz rakamların işaret ettiği gibi eğitim arap saçına döner, eğitimde kalitede kalmaz ve ülke karanlık bir geleceğe doğru ilerler...
2016 yılında CHP olarak Eğitimdeki tüm sorunların çözümü konusunda ısrarcı olacağız.''
Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü