Yıldız: “Anadolu’da yeni ihtisas kentleri, yeni çekim merkezleri yaratılarak, İstanbul üzerindeki nüfus baskısı azaltılabilir”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) 2013 yılı Şubat ayı Meclis toplantılarının 14 Şubat Perşembe günkü birleşiminde İBB Meclisinde konuşan CHP İBB Grup Sözcüsü Yüksek Mimar Mehmet Yıldız İstanbul ile ilgili düşünce, öneri ve eleştirilerini sıralamaya devam ediyor.
Mehmet Yıldız’ın 14.02.2013 Tarihinde İBB Meclisi’nde gerçekleştirdiği konuşmasının tam metni:
“Dönüşüm-Yenileme” Türkiye İçin Bir Şans Olabilir. Depremlerin bizi, sağlam bina yapma, noktasına getirdiğini; Dönüşüm sürecinde sadece binaları değil, geleceğin kentlerini inşa edeceğimiz gerçeğini, dünkü oturumda anlatmaya çalıştım. Deprem tehlikesi nedeni ile kentlerimizin yapıları da, dokuları da yenilenecektir.
Değerli arkadaşlar; Bizler yaşadığımız mekânları, çevreyi ve kentleri nasıl şekillendirirsek, o çevre ve o kentler gelecek nesillerin yaşamını öyle şekillendirecektir. B nedenle dönüşüm sürecini, daha geniş bir perspektiften değerlendirmek zorundayız.
1. Dönüşüm sürecini, binalar açısından ele aldığımızda;
· Sadece sağlam bina yapmak yetmiyor.
· Onlarca yılı hedefleyen, akıllı ve çevreci binalar yapmalıyız.
· Binaları %50 ye yakın SU tasarrufu sağlayan, gri su sistemine uygun olmalıdır.
· Yeni yapılacak binalarda yenilenebilir enerji kullanımının altyapısını oluşturmak zorundayız. Yönetmelikleri bu hedefler doğrultusunda revize etmeliyiz.
2. Yenileme sürecini, kent bütünü açısından ele aldığımızda;
· Yeni binaların oluşturacağı mahallelerin, bölgelerin, sadece bu günün ihtiyaçlarına cevap vermesi yetmez.
· Trafikten ve gürültüden arınmış meydanlar, toplanma ve etkinlik alanları, yaya aksları, spor, yürüyüş ve bisiklet yolları, bu gün bile kentlerde ihtiyaç duyulan ortak yaşam alanlardır.
Dönüşecek alanlar bu anlayışla ele alınmalıdır. Eğer, dönüşüm, kent bütünü, gözetilerek ele alınmaz ise, onlarca yıl sonra, bu defa “kentlerin dönüştürülmesi” için, bu gün inşa edeceğimiz binaların yıkılması söz konusu olabilir.
3- Süreç, Bir Türkiye Projesi Olarak Ele Alınmalıdır.
Dönüşüm sürecinde bina stokumuz büyük ölçüde yıkılıp yeniden yapılacak. Bu yıkımlar, ülke açısından şanssızlık gibi görünebilir. Ancak bu süreç, bir şans olarak değerlendirilebilir.
Bu yenileme sürecine;
Ulaşım sorunlarının çözülmesi;
Altyapı ve üstyapı sorunlarının halledilmesi boyutunda yaklaşılmalıdır.
Böylesine büyük boyutlu bir dönüşüm; Ülke ölçeğinde sağlıklı, yaşanabilir kentler inşa etmek için, bir şansa ve fırsata dönüştürülebilir.
Bu süreç iyi planlanırsa;
· Anadolu’da yeni ihtisas kentleri, yeni çekim merkezleri yaratılarak, İstanbul üzerindeki nüfus baskısı azaltılabilir.
·Türkiye nüfusunun, ülke sathında dengeli dağılımını sağlayacak bir proje uygulanabilir.
· Büyük bir Türkiye Projesi başlatılabilir.
Olaya bu pencereden bakması gereken merkezi yönetim süreci nasıl başlattı. Büyük bir gösteri ile Devlete ait kullanılmaz hale gelmiş lojmanların, konutların yıkımları ile başladı. Planlama İstanbul ölçeğinde ya da ülke ölçeğinde mi başlandı? Hayır. Bakanlığın onadığı planlara bakalım.
Rantı en yüksek bölgelerden başladı. Sarıyer’deki örneği arkadaşımız Gökhan Bey bu kürsüde anlattı. Bende Beşiktaş’ta rezidans yapılacak Polis Okulu’nu örnek verebilirim. Kent rantını kullanmaya ve yeni rantlar üretmeye yönelik projelerle, popülist ve çılgın projelerle, bahsettiğimiz hedeflere varma olanağı yoktur.
Daha önce de söylediğimiz gibi; “Bazen doğru söylemenin hiçbir işe yaramadığını” bilmemize rağmen, yine de bu doğruları söylemenin gerekli olduğuna inanıyoruz.
Bu gün merkezi politikaların dönüşümdeki hedefi; Ne İstanbul’da riskli alanları dönüştürmektir. Ne de İstanbul’u gelecek yüzyıllara taşıyacak büyük bir yenilemedir.
Görünen o ki: Yeni yasa kullanılarak, plan kararları ile yeni rantlar yaratılacak. Popülist projelerle yeni rant alanları oluşturulacak.
Yenileme yasasının verdiği sınırsız yetkilerle İnşaat sektörü desteklenecek;
İnşaat sektörüne endeksli ülke ekonomisi ayakta tutulmaya çalışılacaktır.
Vişne Haber Ajansı