loading
close
SON DAKİKALAR

Cumartesi Anneleri, Güçlükonak'ta 15 Ocak 1996'da öldürülen 11 kişinin akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri, Güçlükonak'ta 15 Ocak 1996'da öldürülen 11 kişinin akıbetini sordu
Tarih: 11.01.2020 - 10:49
Kategori: Gündem

Cumartesi Anneleri'nin 772’nci hafta oturumunda Güçlükonak'ta 15 Ocak 1996 günü öldürülen 11 kişinin akıbeti soruldu.

Cumartesi Annleri Galatasaray Meydanı’ndaki eylem yasakları nedeniyle İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yoğun polis ablukası altında bir araya geldi. 

Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki açıklamasını Gülseren Yoleri okudu. “Hakikat, adalet ve vicdan adına Güçlükonak Katliamını unutmayacağız” diyen Yoleri, 772 haftadır yineledikleri talepleri tekrar sıraladı: “Güvenlik güçlerinin dahil olduğuna dair ciddi iddiaların bulunduğu ağır suçlarda, fail ve sorumlu konumunda olan kişilerin tespit edilerek bağımsız bir yargılama faaliyeti sonucunda cezalandırılmaları sağlanmazsa, bu suçların sorumlusu artık devlettir.”

Yoleri, Güçlükonak katliamı için yargı makamlarını göreve çağırarak, “Güçlükonak’ta gözaltına alınan, devletin güvencesi altındayken yaşam hakları ihlal edilen 11 kişi ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, 73 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

Eylemde Güçlükonak’ta dedesini kaybeden küçük bir kız çocuğu da adalet talep ederek, “Sen hem baba hem dedeydin. Dedecim biz sana adalet borçluyuz. Sana özlemimiz hiç bitmeyecek” dedi.

Gözaltında kaybedilen gazeteci Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe de: “Ferhat Tepe ve kayıplarımızın akıbeti bulunmadı. Bağırıp çağırıyoruz ama bu devlet sağır ve dilsiz. Katilleri neden bulmuyorlar? Biz adalet istiyoruz. Bugün varız yarın yokuz. Öldüğümüz zaman çocuklarımız bunun hesabını soracak. Biz her zaman bu mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. 

 

Ne olmuştu?

Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Çevrimli ve Yatağan köylerine baskın yaptı. Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya ve Ramazan Oruç’u gözaltına aldı. Taşkonak Jandarma Taburu’na götürülen köylüler işkenceyle sorgulanarak öldürüldü.
15 Ocak 1996 tarihinde Koçyurdu köy muhtarı ve aynı zamanda korucu olan Mehmet Öner’i arayan jandarma, gözaltındakileri serbest bırakacaklarını, onları almak için bir minibüs göndermelerini istedi. Durumdan şüphelenen Öner, sürücüyü yalnız göndermek istemedi ve korucular Hamit Yılmaz, Abdülhalim Yılmaz ve Lokman Özdemir’i de yanına alarak Ramazan Nas’ın kullandığı 56 AH 320 plakalı minibüsle Taşkonak Jandarma Taburu’na gitti.

Taburdakiler korucuların gelmesini beklemiyordu. Gelen korucular da öldürüldü ve daha önce öldürülen 6 köylü ile birlikte, 10 kişinin cansız bedenleri minibüsün koltuklarına bağlandı, başlarına da çuval geçirildi. Ramazan Nas’ın kullandığı minibüs jandarmanın kontrolünde yola çıktı. Yol askerler tarafından trafiğe kapatıldı.

Minibüs bir noktaya gelince aracın içindeki jandarmalar inerek uzaklaştı. Yolu kesen özel tim, önce minibüsü silahla taradı. Atılan roketler sonucu minibüs ve içindeki 10 ceset kömür haline geldi. Kaçmaya çalışan minibüs sürücüsü de taranarak öldürüldü.

Kül olmuş bedenler, ailelere teslim edilmedi. Üzerinde kimliklendirme çalışması yapılmadan, dini vecibeleri yerine getirilmeden güvenlik güçlerince toplu halde gömüldü. Genelkurmay Başkanlığı 16 Ocak 1996 günü Ankara’dan yerli ve yabancı gazetecileri helikopterle Güçlükonak’a getirdi. Gazetecilere açıklama yapan Albay Oğuz Kalelioğlu, “Katliamı PKK’nin gerçekleştirdiğini ve örgütün bir ay önce ilan ettiği ateşkesi bozduğunu” söyledi.
Olay yerinde yalnızca 20 dakika tutulan ve köylülerle konuşmalarına izin verilmeyen gazetecilerden bazıları resmi açıklamaları kuşku verici bularak bu kuşkularını İHD ve Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu ile paylaştı.
Bu paylaşım üzerine bir heyetle olay yerine giden Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu’nun ulaştığı bilgi ve tanıklıklar resmi açıklamalar ile tümüyle çelişiyordu. Heyet ulaştığı bütün bilgi, bulgu ve belgeler ışığında kamuoyuna, “Bu katliamı PKK değil, devlet güçleri yapmıştır” açıklamasında bulundu. Hazırlanan raporlarıyla birlikte Diyarbakır DGM, Olağanüstü Hâl Bölge Valiliği ve Genelkurmay’a başvurdu.

 

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları