Cumhurbaşkanı Erdoğan; Türkiye NATO'nun en güçlü aktörlerinden biridir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk aldığı, külfetin daha adil paylaşıldığı ve kolektif savunmanın öncelendiği yeni dönemin Ankara Zirvesi'nde somutlaşması, toplantıyı ittifakın tarihî zirvelerinden biri hâline getirmiştir. Türkiye ise sahip olduğu askerî kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayii kapasitesiyle bu dönüşümün tam merkezinde NATO'nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 68. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda NATO Ankara Liderler Zirvesi’nin yanı sıra, bölgemizdeki güncel gelişmeleri değerlendirdik. Toplantımızda aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
"(SREBRENİTSA SOYKIRIMI) TÜRKİYE OLARAK BENZER ACILARIN TEKERRÜR ETMEMESİ İÇİN ÜZERİMİZE NE DÜŞÜYORSA YAPIYORUZ"
Geçen haftaya damgasını vuran NATO Zirvesi’ne geçmeden evvel birkaç önemli hususa değinmek istiyorum.
Sevgili vatandaşlarım; önceki gün başta Avrupa olmak üzere insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Srebrenitsa Soykırımının 31. yıl dönümüydü. Anma etkinliklerine bu sene ülkemizi temsilen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız iştirak etti. Boşnak kardeşlerimiz orada katledilen evlatlarını anarken, biz de burada onlar için dua ettik. O hüzün, o utanç dolu günleri bir kere daha hatırladık. Tabii o günlerde yaşanan savaş kadar acı olan bir başka husus, Bosna Hersek halkının yalnız bırakılmasıydı. Avrupa'nın göbeğindeki etnik temizlik girişimini Batılı ülkeler ve kurumlar sadece uzaktan seyretmekle yetindi. Sivilleri korumak amacıyla bölgeye gönderilen Birleşmiş Milletler Koruma Gücü kendisini dahi koruyamazken güvenli bölge olarak ilan edilen şehirler bugün bile utançla hatırladığımız katliamlara sahne oldu. Aralarında çocukların, kadınların, yaşlıların da olduğu 8 bin 372 Boşnak katledilerek toplu mezarlara gömüldü. Üzerinden tam 31 sene geçmesine rağmen Srebrenitsa Soykırımının kalbimizde açtığı yaralar kanamaya hâlen devam ediyor. Mavi kelebeklerin izinde ortaya çıkartılan her toplu mezarla, kimlik tespiti yapılan her şehit naaşıyla birlikte yüreğimize yeni bir ateş düşüyor. 31. sene-i devriyesinde Srebrenitsa şehitlerini bir kez daha rahmetle yâd ediyor, mekânları cennet olsun diyorum. Türkiye olarak benzer acıların tekerrür etmemesi için üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz. Farklı inanç, kültür ve etnik kimliklerin barış içinde yaşadığı istikrarlı ve müreffeh bir Bosna Hersek için çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye ve Türk milletinin desteğinin her zaman Bosna Hersek'le beraber olacağını bugün bir kere daha ifade ediyorum.
Yine bu vesileyle dün vefat eden kıymetli dostum Katar Devleti Baba Emiri Şeyh Hamad bin Halife Al Sani’ye de Allah'tan rahmet niyaz ediyor, Katar Emiri Şeyh Temim’i şahsında dost ve kardeş Katar halkına en kalbi taziyelerimi sunuyorum. Merhum Şeyh Hamad, vizyoner liderliğiyle Katar'ın bugünlere gelmesinde çok büyük pay sahibiydi. Filistin davası başta olmak üzere İslam dünyasının meseleleriyle yakından ilgilenen, nerede bir kanayan yara varsa sarmak için koşturan, vicdanlı, dirayetli, samimi bir Müslümandı. Gerek şahsım, gerekse ülke olarak Türkiye ile Katar arasındaki ilişkilerin güçlenmesine yaptığı eşsiz katkıları hiçbir zaman unutmayacak, kendisini şükranla hatırlayacağız. Rabbim ruhunu şad, mekânını inşallah Cennet eylesin.
"ANKARA TARİHÎ BİR ZİRVEYE, EV SAHİPLİĞİ YAPMAK SURETİYLE ULUSLARARASI ALANDA GÖRÜNÜRLÜĞÜNÜ ARTIRMIŞTIR"
Değerli arkadaşlar; 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye'nin ev sahipliğinde NATO 36. Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'ni başarıyla gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde tertiplediğimiz zirveye ittifak üyesi 32 devlet ve hükûmet başkanı iştirak etti. Zirve öncesinde yapılan farklı açıklamalara rağmen Amerikan Başkanı Sayın Trump dâhil liderlerin tamamı davetimize bizzat icabet etti. Liderlerin yanı sıra 100’e yakın bakan, 1.000 delege olmak üzere 4 bin 800 üst düzey diplomatı, uluslararası kuruluş temsilcisini ve davetliyi Ankara'da misafir ettik. Müttefik ülkelere ilave olarak NATO'nun Asya-Pasifik ortaklarından Güney Kore, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya ile İstanbul iş birliği girişimi ortaklarından Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı veya Bakan düzeyinde zirveye katılmıştır. Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenski ile Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara da 8 Temmuz'da Ankara'ya ikili ziyaret gerçekleştirmiştir. 2 bin 500'ü aşkın yerli ve yabancı basın mensubu zirveyi takip etmiştir.
Bir defa şu noktayı önemle vurgulamak durumundayım: NATO Zirveleri güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği, en küçük bir ihmale, en küçük bir dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılardır. Güvenlik tedbirleri noktasında biz de işi şansa bırakmadık. Emniyet, istihbarat ve adli birimlerimizle her türlü önlemin ölçülü bir şekilde alınmasını temin ettik. Gerekli bilgilendirmeler haftalar öncesinden kamuoyumuza yapıldı. Tespit edilen altyapı eksikleri yoğun bir çalışmayla vakitlice giderildi. Bu çalışmalar için bakanlıklarımız ve valiliğimizle birlikte yerel yönetimleri de harekete geçirdik. Hem Esenboğa Havalimanı'nın uçak ve yolcu trafiğini hafifletmek, hem de resmî ziyaretlerde kullanılmak üzere Etimesgut Askerî Havalimanı'nı yeniden ihya ederek hizmete açtık. Böylece Başkentimize yolları, asma köprüsü ve devlet konuk eviyle modern bir havalimanı daha kazandırmış olduk. Ankara Havalimanı'nın şehrimize tekrar hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Burada şunu da altını çizerek ifade etmek istiyorum: Zirve süresince güvenlik, ulaşım, ticaret, kamu düzeni ve şehir hayatının idamesi arasında hassas bir denge kurmaya ihtimam gösterdik. Ama buna rağmen zirve sebebiyle günlük hayatı etkilenmiş olan tüm Ankaralı kardeşlerime sabırları ve anlayışları için teşekkür ediyorum.
Ankara tarihî bir zirveye, tarihî bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır. Ankara'nın artık bir dünya şehri olduğu bu vesileyle tescil edilmiştir. Bunun yansımalarını özellikle turizmde göreceğimizi düşünüyorum. Allah nasip ederse bu sene Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü Türk dünyasından kardeşlerimizle beraber Ankara'da coşkuyla kutlayacağız. İnşallah aynı başarıyı 29-30 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nde de sergileyeceğiz.
"ARTIK REDDİ MİRAS YAPAN TÜRKİYE YOK, MEDENİYET VE KÜLTÜR BİRİKİMİNİ KUCAKLAYAN TÜRKİYE VAR"
Kıymetli vatandaşlarım; Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi, zirve süresince uluslararası medya merkezi olarak hizmet vermiştir. Toplam 96 kamera, 18 naklen yayın aracı ve 26 farklı noktadan yapılan yayınlarla beraber tüm dünyaya ulaştırılmıştır. Önemli bir kısmına iştirak ettiğim diğer NATO toplantılarına kıyasla Ankara Zirvesi medyanın en yoğun ilgi gösterdiği zirvelerden biri olmuştur. Bu ilginin gerek uluslararası basında, gerekse sosyal medya mecralarında hâlen devam ettiğini görüyoruz. Mehter Marşı'ndan tören kıtasında ilk kez yer alan Yeniçerilerimize, Türk yıldızlarının muhteşem gösterisinden atlı birliklerimize, verilen hediyelerin özgünlüğünden organizasyonun kusursuzluğuna, Külliyemizden kütüphanemize kadar birbirini tamamlayan pek çok unsur insanların ilgisini çekmeye, konuşulmaya, tartışılmaya devam ediyor. Bütün bunları sadece Türkiye'nin tanıtımı açısından değil, Türk kültürü ve tarihinin zenginliğiyle Türk milletinin eşsiz misafirperverliğini göstermesi bakımından önemli buluyoruz. Tabii burada artık patolojik bir hâl alan şu hususu da dikkatlerinize getirmek istiyorum: Maalesef Türkiye'de kendi devletleri ve hükûmetleri hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var. Devlet başkanları, bakanlar, gazeteciler dâhil istisnasız tüm katılımcıların ülkemizden sitayişle bahsetmesini bunlar bir türlü içlerine sindiremiyor. Öyle ki zirveye ve Türkiye'nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar. Siyasetin değil, tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe inanın onlar adına sadece üzülüyoruz. Hele hele 5 dakikacık bir görüşme için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz. Bakınız, yabancılaşma kötüdür. Ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür. Her zaman söylediğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir. Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız. Bu aziz milletin ferdiyiz. Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır. Türkiye'nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır. Türkiye'nin sıkıntısı ise bila istisna hepimizin sıkıntısıdır. Millî meselelerin ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz. Daha önce defalarca söylediğim gibi bir gerçeği bugün tekrar ifade ediyorum. Özellikle Mehter Marşı'ndan, Yeniçeri'den merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum: İster kabul edin, ister etmeyin, ama artık reddi miras yapan bir Türkiye yok, tam tersine medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var. Türkiye Cumhuriyeti mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır. NATO Liderler Zirvesi işte bu köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur. Milletimizin azamet ve asaleti, devletimizin itibar ve prestiji zirvenin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde adeta tecessüm etmiştir. Kahraman ecdadımızın cenk meydanlarındaki kılıç şakırtılarını kösleriyle, davullarıyla, zurnalarıyla coşturan mehter takımımız, Osmanlı'nın en seçkin askerî birliklerinden Yeniçeri Ocağı'nın da yer aldığı muhafız alayımız zirveye ayrı bir anlam ve güzellik katmıştır.
Şunu açık ve net ifade etmek isterim: Cumhurbaşkanlığı külliyemiz tıpkı Gazi Meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır. Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekân milletin evidir. Burası asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye'nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır. Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi külliyemizde atmaktadır. NATO Zirvesi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesine ne gerek var diyenlere iktidara gelirsek külliyeyi yıkacağız diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini, Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir.
Kıymetli basın mensupları; Ankara zirvesi ülkemizin merkezi rolünün berraklaşmasına vesile olmuştur. Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk aldığı, külfetin daha adil paylaşıldığı ve kolektif savunmanın öncelendiği yeni dönemin Ankara zirvesinde somutlaşması toplantıyı ittifakın tarihî zirvelerinden biri hâline getirmiştir. Türkiye ise sahip olduğu askerî kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayi kapasitesiyle bu dönüşümün tam merkezinde NATO'nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır. Zirvede savunma sanayi iş birliğinin önündeki engellerin ve kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini kayda geçirdik. Şurası da önemlidir: Zirvenin ana etkinliklerinden biri olarak bu yıl ilk kez tertiplenen Savunma Sanayi Forumu'na 1000’e yakın katılımcı ve basın mensubu iştirak etti. Ayrıca ittifakın öncelikli konularından biri olan drone karşıtı çalışmalar dikkate alınarak insansız sistemlere karşı özellikle Koyma mükemmeliyet merkezinin Konya'da kurulmasına karar verildi. Zirve Türkiye'nin tezlerinin en gür şekilde dillendirildiği bir platform görevi görmüştür.
Gazzeli ve Lübnanlı kardeşlerimizin maruz kaldığı insanlık dışı saldırıları çok net biçimde gündeme getirdik. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın diyalog ve diplomasiyle çözülmesi gerektiğini bir kere daha vurguladık. Zirve marjında üç gün boyunca yoğun temaslarımız oldu. NATO Genel Sekreterinin yanı sıra Kanada, Finlandiya, Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, Fransa, Bulgaristan, Karadağ, Slovakya, Arnavutluk ve Avrupa Birliği liderleriyle görüşmeler gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile Suriye'deki son durumu değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca savunma ve güvenlik temalı aralarında 50'nin üzerinde düşünce kuruluşunun katılımıyla Ankara Palas'ta düzenlenen programında bulunduğu 7 ayrı etkinliğe ev sahipliği yaptık. Zirveye katılan liderlerin eşlerini de milletimizin müstesna misafirperverliğini yansıtan başarılı bir organizasyonla en güzel şekilde ağırladık. Tabii özellikle Sayın Trump'ın devlet başkanı seviyesinde Amerika'dan Türkiye'ye 17 yıl sonra yaptığı resmî ziyaret fevkalade anlamlıydı. Kendisinin ülkemiz ve zirveyle ilgili övgü dolu mesajlarını da memnuniyetle karşıladık. Gerek Türk-Amerikan ilişkilerinin güçlenmesi, gerek ikili ticaretimizin 100 milyar dolar hedefine ulaşması, gerekse bölgemizde barışın ve istikrarın tesisi için Sayın Trump'la birlikte çalışmaya devam edeceğiz.
Bu vesileyle bir kez daha karşılamadan ağırlama ve uğurlamaya kadar zirvenin her aşamasının devletimizin gücüne mütenasip şekilde icrasında emeği geçen tüm görevlilerimize, tüm kurumlarımıza teşekkür ediyorum. Haftalardır büyük bir özveriyle çalışan tertip heyetimizi, polisi, jandarması, askerî ile tüm güvenlik kuvvetlerimizi, diplomatlarımızı, koruma personelimizi, sağlık görevlilerimizi, altyapı eksiklerinin giderilmesine katkı veren mahalli idareler çalışanlarımızı, mihmandarından protokolüne, aşçısından garsonuna, pilotundan şoförüne, temizlik görevlisinden teknik personeline, iletişimden özel sektör kuruluşlarımıza kadar isimlerini burada tek tek sayamayacağımız tüm kardeşlerimi ayrı ayrı tebrik ediyorum. NATO Ankara Zirvesi'nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum.
“YATIRIM TAAHHÜTLÜ AVANS KREDİ PROGRAMININ KAPSAMINI VE BÜTÇESİNİ GENİŞLETİYORUZ”
Aziz milletim, değerli basın mensupları; üretimin yavaşlamaması, sanayimizin rekabet gücünün korunması ve ihracatın arttırılması için gerekli adımları atıyoruz. İmalat sektörü için Kurumlar Vergisi oranını yüzde 12,5’a indirdik. İhracatçılara sunduğumuz reeskont kredilerinin hacmini günlük 5 milyar liraya yükselttik. İstihdam koruma programı kapsamında istihdam başına aylık 3500 lira destek ödemesi yapıyoruz. Bu sayede 900 bin istihdamı koruma altına aldık. Tüm imalat sektörlerimiz için devreye aldığımız 100 milyar liralık kredi paketi sanayicilerimizin finansmana erişimine ilave bir destek oldu. Bu olumlu seyri hızlandırmak için şimdi yeni bir adım atarak yatırım taahhütlü avans kredi programının kapsamını ve bütçesini genişletiyoruz. Kriterleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından ilan edilecek bu yeni uygulama için program bütçesini 750 milyar liraya çıkarıyoruz. Sanayicilerimizin sadece yeni yatırımları için değil, işletme sermayesi noktasında da uygun koşullu finansmana erişim imkânını güçlendiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz yeni finansman programı ile 250 milyar liralık uygun koşullu bir kredi paketini daha imalat sanayinin istifadesine sunuyoruz. Program paydaşı bankalardan piyasa koşullarından daha cazip olan 6 ay anapara ödemesiz, 36 aya kadar vadeli kredilerden 12 puanlık maliyetini hükûmet olarak biz karşılıyoruz. Bu iki program sayesinde imalat sanayi için toplam 1 trilyon liralık uygun koşullu kredinin önünü açmış oluyoruz. Sanayi sektörümüze ve ülkemize hayırlı olsun diyorum. Bu düşüncelerle kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum”
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












