loading
close
SON DAKİKALAR

Cumhuriyet Kadınları Derneği'nden 'İslam Konferansı Örgütü'nün tüzüğüne ilişkin açıklama

Cumhuriyet Kadınları Derneği'nden 'İslam Konferansı Örgütü'nün tüzüğüne ilişkin açıklama
Tarih: 21.02.2019 - 09:57
Kategori: Gündem

Cumhuriyet Kadınları Derneği'nden, 'İslam Konferansı Örgütü'nün tüzüğü ile ilgili yapılan açıklamada, tüzüğün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına aykırı olduğu belirtilerek, "TBMM'ye sunulan bu kanun teklifinin takipçisiyiz" denildi.

Cumhuriyet Kadınları Derneği'nden, Cumhurbaşkanlığı tarafından 19 Ocak 2019 tarihinde kanun teklifi olarak TBMM’ye sunulan ve son günlerde gündemde öne çıkan “İslam Konferansı Örgütü”nün tüzüğü ile ilgili olarak açıklama yapıldı.

Derneğin Genel Merkez Hukuk Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, tüzüğün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına aykırı olduğu belirtilerek, "Her ne kadar İslam ülkelerindeki kadınların toplumdaki rollerinin ve haklarının iyileştirilmesi gibi olumlu bir amacı ihtiva etse de tüzük içinde yer alan birtakım ifadelerden, kadınların erkeklerle eşit haklara sahip bireyler, yurttaşlar olarak değil erkeğe tabii bir cins olarak tanımlandığı açıktır. TBMM'ye sunulan bu kanun teklifinin takipçisiyiz" denildi.

Yapılan açıklama şöyle:

"Cumhuriyet Devrimi’nin en önemli yapı taşlarından biri, Hukuk Devrimi'dir. 17 Şubat 1926 tarihinde yürürlüğe konulan Medeni Kanun’un gerekçesinde, dinlerin bir vicdan işi olarak kalmasının, bu yüzyıl medeniyetinin esası ve eski medeniyetle yeni medeniyetin en mühim farikalarından biri olduğu vurgulanmıştır.

Laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuruluş felsefesi ile gayesini muasır bir medeniyet olmak olarak tanımlamış ve gerçekleştirdiği hukuk devrimi ile insanları din, ırk, mezhep, cinsiyet farklılıklarına göre ayıran parçalı, çoklu hukuk sistemini hükümsüz kılmış ve vatandaşlık bağını esas alan, temelini hür aklın, hür vicdanın ve millet egemenliğinin oluşturduğu tek hukuk sistemini geçerli kılmıştır.

Bu sebeple hukuk ve yargı birliği, ulus olmanın ve dolayısı ile tam bağımsızlığın en önemli unsurlarından biri olduğu gibi laiklik ilkesinin de en önemli teminatıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan her birey, dini, cinsi, ırki ve benzeri çatışmaları reddeden, kanun önünde eşit oldukları laik hukuk sisteminin güvencesi altındadırlar.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 4 Şubat 2013 tarihinde imzaladığı ‘İslam Konferansı Örgütü Kadının İlerlemesi Teşkilatı Tüzüğü’, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı tarafından, 15 Ocak 2019 tarihinde Kanun Teklifi olarak, onaylanması istemi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmuştur. İş bu kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı tarafından 18 Ocak 2019 tarihinde Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na iletilmiştir.

Kanun teklifi olarak onaylanması talebi ile TBMM’ye sunulan ilgili tüzükte, İslam Konferansı Örgütü’ne üye devletlere yönelik olarak ve İslam Konferansı Örgütü Şartı rehberliğinde kadınların toplumdaki rolünün geliştirilmesini ve tüm haklarının gerçekleştirilmesini amaçlayan ilkeler bütünü düzenlenmiştir.

İslam Konferansı Örgütü yahut yeni adı ile İslam İşbirliği Teşkilatı’na üye devletler, birbirlerinden farklı sosyal, kültürel, ekonomik koşullara ve siyasi yapılara sahiptirler. Örgütün 1972 tarihli ve ilgili tüzükte de atıfta bulunan ‘ŞART’ına göre her İslam ülkesinin üyelik hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Ancak ‘İslam Ülkesi’ tanımı uluslararası politika bağlamında muğlâktır. Zira üye ülkelerden biri bir İslam Krallığı olan Suudi Arabistan iken bir diğeri laik, demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Keza üye ülkelerin iç siyasi ve hukuki yapıları incelendiğinde, çoğunlukla demokratik bir rejime sahip olmadıkları, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasında sorunlar bulunduğu bilinmektedir.

Bu sebeple ilgili tüzük, her ne kadar İslam ülkelerindeki kadınların toplumdaki rollerinin ve haklarının iyileştirilmesi gibi olumlu bir amacı ihtiva etse de tüzük içinde yer alan birtakım ifadelerden, kadınların erkeklerle eşit haklara sahip bireyler, yurttaşlar olarak değil erkeğe tabii bir cins olarak tanımlandığı açıktır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesi Sözleşmesi’ne (CEDAW), Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesine Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne (İstanbul Sözleşmesi) taraf, Anayasa’nın 90. Madde hükmüne binaen imza ettiği iş bu uluslararası sözleşmeleri üst norm olarak kabul etmiş, Anayasa’nın 10. Maddesine göre kanun önünde eşitlik ilkesini düzenlemiş ve aynı maddede kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu, devletin bu eşitliğin yaşama geçmesi ile yükümlü olduğunu vurgulamış, laik, demokratik bir hukuk devletidir.

Kanun teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne onaylanması istemi ile sunulan ilgili tüzüğe, her ne kadar Anayasa’nın 90. Maddesi çerçevesinde çekince konulsa ve ilgili tüzüğün Anayasa’ya, kanunlara ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak yorumlanacağı ve uygulanacağı belirtilse de iş bu tüzük açıkça taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere, Anayasa’ya, kanunlarımıza aykırıdır.

TBMM'ye sunulan bu kanun teklifinin, Cumhuriyet Kadınları Derneği olarak takipçisi olduğumuzu kamuoyunun bilgilerine sunarız."

Kaynak : Vişne Haber Ajansı-www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları