Eğitim-İş Sendikasının 21. kuruluş yıl dönümünde Emek Ödülü Bağımsız Maden İşçileri Sendikası'na verildi

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'na bağlı Eğitim-İş Sendikası 21. Kuruluş yıl dönümünü Ankara'da etkinliklerle kutladı.
"CUMHURİYET VE EMEK MÜCADELESİNİN ÖNCÜSÜ EĞİTİM-İŞ 21 YAŞINDA"
Eğitim-İş Sendikası Yönetim Kurulu 21. yıl açıklamasında;
"17 Ekim 2005’te aydınlık bir Türkiye umuduyla çıktığımız uzun yürüyüşte sendikamız Eğitim-İş, bugün 21. yaşını kutluyor. Kuruluşumuzdan bu yana eğitim emekçilerinin gür sesi, Cumhuriyet devrimlerinin ve emeğin tavizsiz savunucusu olan sendikamız; 155 bin üyesiyle, ülkenin dört bir yanına kök salmış koca bir çınara dönüştü.
Yola çıkışımız 2005 olsa da bu çınarın kökleri, yüzyılı aşan öğretmen mücadelesine dayanıyor. Encümen-i Muallimîn’den TÖS’e, TÖB-DER’den 12 Eylül faşizminin ardından kurulan ilk sendika olan Eğitim-İş’e uzanıyor.
Anadolu’nun dört bir yanında yükselen aydınlanma devrimi Köy Enstitüleri’nden, “yalvarmadan, el açmadan, boyun eğmeden” hak arayışına uzanan mücadele mirasımız, bugün de yolumuza ışık tutmaya devam ediyor.
Eğitim-İş, “söylemiyle etkin, eylemiyle cesur, temsiliyetiyle güçlü bir sendika” olma hedefiyle çıktığı yolda, mücadele alanını okul duvarlarıyla sınırlamadı. Çünkü devraldığımız miras bizlere bir şey öğretti:
Okulun derdi toplumun derdidir. Eğitim mücadelesi aydınlık bir toplum mücadelesidir.
Bu yıl, okulun toplumdan yalıtılmış bir ada olmadığı, birçok kez daha kanıtlandı. Öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz en güvenli yer olması gereken okullarda hayatını kaybetti.Okul sıralarında olması gereken küçük bedenler MESEM’lerde iş cinayetine kurban gitti; emekçiler alın terinin karşılığını alamadı; halkımızın iradesi türlü oyunlarla gasp edildi. Tüm bunlar laik ve bilimsel eğitimi tasfiye eden, emeği değersizleştiren, insan canı önüne kârı koyan aynı düzenin sonucudur. Bu nedenle Eğitim-İş’in mücadelesi hiçbir zaman okul kapısında bitmedi, bitmeyecektir.
Bu bilinçle; hakkını arayan işçiyle, yoksullaştırılan emekliyle, geleceği elinden alınan öğrenciyle, bilimsel özgürlüğü engellenen akademisyenle ve susturulmak istenen gazeteciyleomuz omuza durduk, durmaya devam edeceğiz. Halk iradesini, demokrasiyi ve barışı savunduk, savunmaya devam edeceğiz.
Çünkü öğretmen yalnızca sınıfının değil, toplumun da öğretmenidir. TÖS’ün ve TÖB-DER’inbize bıraktığı en değerli miras budur.
İlkelerinden taviz, kararlılığından ödün vermeden büyüyen sendikamız Eğitim-İş, attığı her adımda Cumhuriyet’in eğitim emekçilerine emanet ettiği aydınlanma meşalesini taşıyor. Ülkemizi ve emekçi halkımızı ilgilendiren her konuda emekten, demokrasiden ve Cumhuriyet’in devrimci ilkelerinden yana net bir duruş sergiliyor. Bizi bugünlere taşıyan bu duruşumuzdur.
Bugün eğitim, piyasacı ve gerici politikalarla kuşatılmak isteniyor. Zorunlu eğitim süresi ve karma eğitim tartışmaya açılıyor, çocuklarımız okuldan koparılıp ucuz iş gücüne dönüştürülüyor, okullar tarikat ve cemaatlerin arka bahçesine dönüştürülmek isteniyor. Tüm bunlar laik, bilimsel ve kamusal eğitim ısrarımızda ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha gösteriyor. Çünkü özgür yurttaşlar, ancak demokratik bir toplumda yetişebilir.
Laik, bilimsel ve kamusal eğitim, aydınlık yarınlar mücadelemizdeki ısrarımız nedeniyle, eğitimi piyasaya ve gericiliğe teslim etmek isteyen iktidar, karşısındaki en büyük engel olarak Eğitim-İş’i görüyor. Üyemiz olsun ya da olmasın, tüm eğitim emekçileri haksızlığa uğradıklarında Eğitim-İş’in örgütlü gücüyle yanlarında olacağını biliyor. Doğru yolda olduğumuzun en güçlü kanıtı budur.
Bu inançla, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün geleceği emanet ettiği eğitim emekçileri olarak, İsmail Hakkı Tonguç’tan, Fakir Baykurt’tan, aydınlanma mücadelesine ömrünü adamış nice eğitim emekçisinden devraldığımız mirası yarınlara taşımaya devam edeceğiz.
Aydınlık yarınlarımızı karanlığa sürüklemeye çalışanlara karşı gücünü haklılığından ve örgütlü iradesinden alan sendikamız Eğitim-İş, Cumhuriyetimizin ve emeğin yılmaz savunucusu olmaya devam edecek; “tam bağımsız sendikacılık, tam bağımsız Türkiye” ilkesiyle uzun yürüyüşümüz sürecektir.
21 yıldır onurlu mücadelemizi omuzlayan üyelerimize, şube ve temsilciliklerimize, kurucularımıza ve yolumuzu aydınlatan öncü kuşaklara teşekkür ediyoruz.
Hep birlikte büyüttüğümüz örgütlü mücadelemiz, inanıyoruz ki daha büyük zaferlerle taçlanacaktır.
Eğitim-İş’in mücadelesi, Cumhuriyet ve emek mücadelesidir.
Yaşasın Eğitim-İş!
Yaşasın Cumhuriyet!
İlelebet Cumhuriyet!" dedi.
17 Ekim 2026 Cumartesi kutlama pragramı Anıtkabir'de celen koyma töreni ile başladı.
Eğitim-İş Sendikası, kuruluşunun 21. yılını törenle kutladı. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, tüm öğrencilere bir öğün ücretsiz yemek verilmesinin yıllık maliyetinin sendikanın hesaplamalarına göre 259 milyar lira olduğunu, "fon krizi"nde konuşulan tutarın ise 900 milyar liraya ulaştığını belirterek, "Bu ölçekte paralar konuşulurken çocukların yemeğini ankete sunmak, sorunun kaynak yokluğu değil, siyasi tercih olduğunu açıkça gösteriyor" dedi. Törende Eğitim-İş Emek Ödülü Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’na, TV Ödülü ise Onlar TV’ye verildi.
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), kuruluşunun 21. yılı dolayısıyla resepsiyon ve ödül töreni düzenledi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törene, YENİ Parti Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Şenol Sunat, YENİ Parti Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu, siyasi parti temsilcisi ile eğitimci katıldı.
Törene katılamayan Ankara Büyülşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın mesajı okundu. Yavaş mesajında, "Yılların emeği ve birikimi ile günümüze kadar uzanan sendikanızın yıl dönümünü en içten dileklerimle kutluyor, bu önemli programın başarılı ve verimli geçmesini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel de mesajında "Eğitim-İş'in 21 yıldır ülkemizin eğitim sistemi ve evlatlarımızın geleceği için verdiği mücadeleyi kutluyor. Bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar diliyorum" ifadelerini kaydetti.
Çelenk göndererek sendikanın 21. yılını kutlayan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise mesajında "Eğitim-İş'in Atatürk ilke ve inkılaplarına, Cumhuriyetimizin değerlerine, laik, bilimsel ve çağdaş eğitime bağlılıkla yürüttüğü çalışmalarını çok kıymetli buluyorum. Gösterdiğiniz çabayı gönülden destekliyorum" ifadelerini kullandı. T
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş da gönderdiği mesajda sendikanın 21. yılını kutladı.
Sendikanın 21. yılına özel belgesel gösteriminin ardından Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay açılış konuşmasını yaptı.
"GAZETECİLERE, TELE1 VE HALK TV EMEKÇİLERİNE BURADAN SELAM OLSUN"
"Eğitim-İş olarak hiçbir iktidarın ve hiçbir siyasal yapının arka bahçesi olmadık" diyen Özbay, "Biz saraylardan talimat almayız. Bizim yolumuz, aklın ve bilimin rehberliğinde Cumhuriyet’i kuran, ebedî önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur" ifadelerini kullandı. Sendikanın üye sayısının 155 bine ulaştığını belirten Özbay, "Bizi büyüten, haksızlığa uğrayan bir eğitim emekçisinin düşüncesini, kimliğini ya da hangi sendikaya üye olduğunu sormadan yanında durmamızdır" diye konuştu.
Özbay, kayyım atanan medya kuruluşları ve tutuklanan gazetecilere ilişkin, "Geçen yıl TELE 1’e, bu hafta Halk TV’ye kayyum atandı; gazeteciler Murat Ağırel ile Bahadır Özgür gözaltına alındı. Gazetecilere, Tele1 ve Halk TV emekçilerine buradan selam olsun, yanlarındayız! Halkın sesini kısmaya çalışanlara söylüyoruz: Halkın sesi susturulamaz; biz de susmayacağız" dedi.
Okulların, kamusal bir hak alanı olmaktan çıkarılıp "hizmet pazarına" dönüştürüldüşünü söyleyen Özbay, hükümetin eğitim politikalarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu :
"Veli finansör, öğrenci müşteri olarak görülüyor; çocukların nitelikli eğitimi ailelerin imkanlarına bağlı hale gelmiş durumda. Bir yanda kalabalık sınıflar, eksik personel ve velilerin tamamlamaya çalıştığı ihtiyaçlar; diğer yanda yüksek ücretlerle sunulan eğitim imkânları var. Devlet okulunu güçsüz bırakıp aileleri özel okula yöneltmenin adı eğitimde tercih özgürlüğü değildir; çocuğunun geleceği için borçlanan anne babanın önüne konulan bir mecburiyettir. PISA 2025 sonuçlarına göre, aynı yaş grubunda iki farklı okul türündeki öğrenciler arasında matematik alanında 206 puan fark bulunuyor. Bu yaklaşık 10 yıllık bir öğrenme yılı farklılığına tekabül eder. Yani biri 9. sınıftayken diğeri okul öncesinde. Aynı ülkenin çocukları arasında on yıllık öğrenme farkına işaret eden bu tabloyu normalleştiremeyiz. OECD verilerine göre Türkiye, eğitime milli gelirin yüzde 3,6’sını ayırıyor; OECD ortalaması yüzde 4,7. Öğrenci başına 6 bin 300 dolar harcanıyor; OECD ortalaması 16 bin dolar. Öğrencilerimize, OECD ortalamasının yarısından bile daha azını harcıyoruz. Ortalama seviyeye çıkıldığında tüm öğrencilere yemek de verilir, kadrolu personel de atanır."
"SORUNUN KAYNAK YOKLUĞU DEĞİL, SİYASİ TERCİH OLDUĞUNU AÇIKÇA GÖSTERİYOR"
Eğitim-İş'in hesaplamalarına göre tüm öğrencilere bir öğün ücretsiz yemek vermenin yıllık maliyetinin 259 milyar lira olduğuna dikkati çeken Özbay, "fon krizi"nde ise konuşulan tutarın 900 milyar lira olduğunu ifade etti. Özbay, "Bu ölçekte paralar konuşulurken çocukların yemeğini ankete sunmak, sorunun kaynak yokluğu değil, siyasi tercih olduğunu açıkça gösteriyor" dedi. Özbay, şöyle devam etti:
"Güvenli okul ve sağlıklı eğitim talebimiz, adaletli bir toplum talebinden ayrı değildir. Bütün siyasi partilere, sendikalara, meslek odalarına, derneklere, velilere ve öğrencilerimize çağrı yapıyoruz: Çocuklarımızın can güvenliğine, eğitim hakkına ve geleceğine sahip çıkmak için gelin birlikte sesimizi yükseltelim, birlikte mücadele edelim. ve sendikanın bağlı olduğu Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım tarafından gerçekleştirildi."
Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. Fakir Baykurt Onur Ödülü Ali Kınacı ve Meral Serinyel’e verildi. Sanat Ödülü’ne layık görülen Sunay Akın, ödülü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu adına aldığını söyledi.
Emek Ödülü Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’na, TV Ödülü Onlar TV’ye, Gazetecilik Ödülü SultanUçar’a, Bilim Ödülü ise Prof. Dr.Korkut Boratav’a verildi. Emek Ödülü’nü Bağımsız Maden İşçileri Sendikası adına sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu aldı.
Tören, sahnede çektirilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları









