loading
close
SON DAKİKALAR

Eğitim İş'ten müfredat tepkisi: Cumhuriyet ilkelerinin yok edilmesi talep ediliyor

Eğitim İş'ten müfredat tepkisi: Cumhuriyet ilkelerinin yok edilmesi talep ediliyor
Tarih: 19.01.2017 - 09:39
Kategori: Eğitim

Eğitim İş Sendikası, Eğitim Bir Sen’in hazırladığı, eğitimde gericileşmeyi ve cumhuriyetin kazanımlarını yok etmeyi hedefleyen müfredat taslağına ilişkin bir rapor yayımladı.

Eğitimde gericileşmenin son adımı olan Eğitim Bir Sen’in müfredat taslağı kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getirdi. Eğitimin bilimsellikten uzaklaşarak dincileşmesinin önünü açan müfredat taslağında Atatürkçülüğün azaltılması din dersinin 1. sınıftan itibaren verilmesi öngörülüyor. Önerileri iktidar partisi tarafından kabul görüp, hayata geçirilen Eğitim Bir Sen’in Cumhuriyet ve kazanımlarıyla hesaplaştığı “Gecikmiş Bir Reform Müfredatın Demokratikleştirilmesi” başlıklı raporuna eğitim camiasından tepki geldi. Eğitim sendikaları, müfredat taslağının ardından birbiri ardına açıklamalar yaptılar.

Birleşik Kamu İş Konfederasyonuna bağlı Eğitim İş Sendikası da (Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası) Eğitim Bir Sen’in hazırladığı müfredat taslağına ilişkin detaylı bir rapor hazırladı. Eğitim İş’in raporunda, Eğitim Bir Sen’in müfredat taslağı çalışmasını hazırlama sebepleri şöyle sıralandı:

“-Cumhuriyet elitleri, dini bağların güçlü olduğu ümmetçi bir toplumdan seküler bir Türk ulusu inşa etmeyi kendilerine hedef olarak tanımlanmıştır.
-Türkiye'deki mevcut eğitim düzenlemelerinde, müfredatında ve ders kitaplarında toplumun temel değerleriyle tezat teşkil eden ifadeler yer almaktadır.
-Türkiye eğitim sisteminin temel kurucu ilkesinin yeniden tasarlanması gerektiği belirtilmektedir.
-Yeni Türkiye ve demokratikleşme vizyonu, öğretim programlarıyla bütünleştirilmesi istenmektedir.
-Talim ve Terbiye Kurulu’nun yeniden yapılandırılması önerilmektedir.
-Din eğitiminin toplumsal talepler temelinde yeniden yapılandırılması vurgulanmaktadır.
-Türkiye'de din ve ahlak eğitimi OECD ülkelerinde olduğu gibi birinci sınıftan itibaren verilmemesi hususu en dikkat çekici önerilerdendir. (Eğitim İş bu bilginin yanlış olduğunu vurguluyor)”

Eğitim İş, Eğitim Bir Sen’in raporunda, Türkiye'de eğitimin temelleri ve endoktrinasyon başlığı altında şunların ifade edildiğini kaydediyor:

Cumhuriyet ile ümmetçi bir toplumsal yapıdan modern ve laik bir Ulus oluşturulması, Anayasadan resmi din ifadesinin çıkarılması, Arapça ve Farsça derslerinin programlardan kaldırılması, Pozitivist bir bilim anlayışının, aklın ve bilimin temele alınması kötü uygulamalar olarak nitelendirilmiştir. Türkiye’deki eğitim sisteminde, Atatürk ilke ve inkılapları ötesinde farklı değerlerle eğitim yapılmasına izin verilmediği belirtilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi Öğretim Programında çok fazla kazanım olması nedeniyle öğrencilerin muhakeme yeteneklerini ortaya çıkaracak etkinliklere yer ve zaman ayrılamadığı vurgulanmıştır.

“İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi, parlamenter demokrasinin değerleri ile çelişiyor”

Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin öğretim programının tek partili rejim ve kuvvetler birliği ilkesi gibi uygulamaları olumlayan ifadeler içermesi nedeniyle, parlamenter demokrasinin temel değerleri ile çeliştiği, ayrıca İstiklal Mahkemelerinin yargı usulleri gibi hukuka aykırı uygulamalara dair savunmacı yaklaşımın öğrencilerin demokratik ve hukuki değerlerinin gelişimini olumsuz yönde etkilediği belirtilmiştir. Ortaokul Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Programının öğrencileri bir üst düzeye hazırlayıcı nitelikte olmadığı vurgulanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi programında yer alan Atatürk ilkelerinden bazılarının günümüzde geçerliliğinin kalmamasına rağmen, hala derslerde anlatılmaya devam edildiği ifade edilmiştir.

Eğitim Bir Sen'in raporundan: Eğitim sistemi Atatürkçülük çerçevesinde milliyetçi bir dil ile kurulmuş, demokratik unsurlar dışarıda bırakılmış

Yapılan araştırmalarda, ders kitaplarının tek tipçi, aşırı milliyetçi, militarist, savaşı ve şiddeti sıradanlaştıran bir özelliğe sahip olduğu, tarih ve millet anlatısının tek adam kültü ekseninde kurulduğu, bu ifade ve vurguların, müzik dersinden beden eğitimine, matematik dersinden fen bilgisi dersine kadar tüm derslerde olduğu, ders kitaplarında çoğulculuğu dışlayan, farklılıklara izin vermeyen, sivil ve demokratik bir vatandaş perspektifinin yer almadığı ifade edilmiştir (Altınay, 2009; Bora, 2009). Benzer eleştirilerin, Gürkaynak, Üstel ve Gülgöz (2008) tarafından hazırlanan bir raporda da bulunduğu, bu rapora göre, eğitim sisteminin Atatürkçülük çerçevesinde milliyetçi bir dil ile kurulmuş, demokratik unsurları dışarıda bıraktığı, dahası, eğitim sisteminin soğuk savaş dönemi tehdit anlayışı çerçevesinde düzen ve güven odaklı, otoriteyi ve devlet otoritesini yücelten, ideoloji yoğunluklu militarist bir anlayışa sahip olduğu belirtilmiştir.

“Eğitim, 2012 yılından beri demokratik hale getirilmeye çalışılmış. Örnek: 19 Mayıs’ın okullarda kutlanmaması”
Ayrıca, AKP iktidarı tarafından 2012 yılından itibaren, eğitim sisteminin, demokratik ve çoğulcu bir hale getirilmeye ve aşırı milliyetçi ve militarist vurguların azaltılmaya çalışıldığı belirtilerek, bu anlamda “Andımız”ın zorunlu okutulmasının kaldırılması, Mili Güvenlik dersinin kaldırılması, 19 Mayıs kutlamalarının artık okullarda kutlanmaması kararları örnek olarak gösterilmiştir.

Eğitim Bir Sen'in raporundan: Atatürk’ün fikirlerinin ideolojiye dönüştürülmesine izin verilmemeli

Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir ve eylemlerinin belli bir katı ideolojiye dönüştürülmesine izin verilmemesi gerektiği, tüm bir eğitim sisteminin ve süreçlerinin bir ideolojiyle ilişkilendirilmesinin, bu ideolojik çerçeveye uygunluk yönüyle değerlendirilerek kıymet veya zaaf atfedilmesi gibi alışkanlıkların ve kalıplaşmış tutum ve davranışların bilimsel yaklaşıma ve fikir özgürlüğüne aykırı olduğu vurgulanmıştır.
Raporda, “İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Programı’nda İstiklal Mahkemelerinin uygulamalarının meşruiyet kazandırıcı bir söylemle dile getirilmesi “adil yargılama hakkı”nın ihlali olarak görülebileceği, ayrıca Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası deneyimlerinin ardından yaşananlara dair atıflar ve anlatılar, siyasal partilerin kapatılmasının meşrulaştırılması ve dolayısıyla “örgütlenme hakkı”nın ihlalini olumlama biçiminde değerlendirilebileceği ifade edilmiştir.

Kıyafet İnkılabı, tekke ve zaviyelerin kapatılması, Miladi Takvim, Harf İnkılabı hedefte

Ayrıca, ilgili programda kullanılan dilin, resmî ve protokol dili olduğu, olayların tek tip bir bakış açısı ile değerlendirildiği, “Şapka ve Kıyafet İnkılâbını, tekke ve zaviyelerin kapatılmasının, miladî takvim ve uluslararası saat uygulamasının kabulünü millî kimlik kazanma ve çağdaşlaşma çerçevesinde değerlendirir.” ve “Harf İnkılâbını ve Millet Mekteplerini, eğitimin yaygınlaştırılması ve çağdaş Türk toplumunun oluşturulması açılarından değerlendirir.” kazanımlarının söz konusu inkılapların Türk modernleşmesinin yapı taşları olduğu ön kabulünden yola çıkılarak yazılmış olup alternatif bakış açılarına ya da ihtimallere değinilmediği belirtilmiştir.

İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Öğretim Programında “Yeni Türk Harflerinin Kabulü” başlığında (s. 85) ülkedeki okuryazar oranının düşüklüğü vurgulandıktan sonra, çözüm olarak “ancak Türk diline daha uygun olan Latin harflerinin kabulü ile mümkün olabileceğini düşünüyordu” denildiği, okuryazar oranının düşüklüğünde temel sebebin Arap harflerinin (Osmanlıca) kullanılması olduğunun belirtildiği. Ancak bu düşüncenin, Türkiye’de sadece belli bir kesimin görüşünü yansıttığını, dolayısıyla öğrencilere konunun farklı kesimlerce farklı algılandığını gösteren çoğulcu ve eleştirel bir yaklaşımın benimsenmesine ihtiyaç olduğu, genel olarak yönünü batıya dönen ve kendine ait kurumların yerine batıdaki kurumları örnek alıp yerleştiren bir anlayışla yapılan inkılapların anlatılırken eskiye ait her şeyi yanlış sayan bir üslubun benimsendiği ve geçmişe dair önyargılar oluşturma ihtimali içerdiği belirtilmiştir.”

“’Demokratikleşme reformu’ başlığı ile din derslerinin birinci sınıftan başlatılması kara mizahtır”

Eğitim İş, Eğitim Bir Sen’in hazırladığı müfredat taslağına ilişkin olarak, “Bugün ‘müfredatın demokratikleştirilmesi’ başlığı altında önerilenler cumhuriyet ilkelerinin yok edilmesi talebinden başka bir şey değildir. Uluslararası ölçme sonuçlarında ne kadar gerilerde olduğumuzun belirlendiği bugünlerde Türk Eğitim Sisteminin en temel ihtiyacı bilime dayalı reformları hayata geçirmektir. Hal böyle iken, ‘demokratikleşme reformu’ başlığı ile din derslerinin birinci sınıftan başlatılmasının, dünyanın model aldığı Atatürk ilkeleri ve inkılaplarının programlardan kaldırılmasının isteniyor olmasının, 45 kadar akademisyenin katkı verdiği belirtilen bir metinde yer alması kara mizahtır” açıklamasında bulundu.

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları