Ergenekon'da Başbuğ hamlesi

İlker Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer'in de aralarında bulunduğu bazı avukatlar, mahkeme başkanı ve üyelerini reddetti...
Ergenekon Davası'nda Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer'in de aralarında bulunduğu bazı avukatlar, mahkeme başkanı ve üyelerini reddetti. Avukatlar, mahkemenin tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiğini belirterek, tüm mahkeme heyetini reddettiklerini söylediler.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon Davası'nda Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese sanıklara ve avukatlara söz verdi. Duruşma söz alan tutuklu sanık CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal'ın avukatı Dilek Helvacı, mahkemenin avukatların sözlü talep hakkını kaldırdığını belirterek, duruşma salonunda müvekkilleriyle görüşmelerinin engellendiğini savundu. Helvacı, avukat ve müvekkil arasındaki görüşmelerin denetime tabi tutulmaya başlandığının altını çizerek, bazı sanıkların uzun süreli duruşmalardan men edilmesini eleştirdi. Helvacı, mahkemenin tarafsızlığını yitirdiğini ve baskı altında olduğunu iddia etti. Mahkeme Başkanı Özese, "Baskı altında olduğumuzu nereden çıkarıyorsunuz" diyerek tepki gösterdi. Helvacı, mahkeme heyetini reddettiklerini söyleyerek sözlerini tamamladı.
Avukatlar mahkeme başkanı ve üyelerini reddetti
Tutuklu sanıklardan Genelkurmay eski Başkanı emeli Orgeneral İlker Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer, Tümgeneral Hıfzı Çubuklu'nun avukatı Nazlı Çubuklu, emekli Albay Dursun Çiçek'in avukatı İrem Çiçek, emekli tuğgeneral Veli Küçük'ün avukatı Zeynep Küçük'ün de aralarında bulunduğu bazı avukatlar da mahkeme heyetini reddettiler. Tek tek söz alan avukatlar, mahkemenin tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiğini belirterek, tüm mahkeme heyetini reddettiklerini söylediler. Taleplere ilişkin görüşü sorulan duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, reddi hakim taleplerinin duruşmaya uzatmaya yönelik olduğunu belirterek, taleplerin reddedilmesini istedi. Mahkeme heyeti talepleri değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi.
20 tanık dinlenecek
Öte yandan mahkeme heyetinin sanık ve avukatlarının talebi üzerine dinlenilmesine karar verdiği tanık sayısının 20 olduğu belirtildi. Mahkemede tanık olarak dinlenecek olan isimler şunlar:
"Eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, emekli Orgeneral Teoman Koman, eski emniyet amiri Ahmet İhtiyaroğlu, Ak Parti Milletvekili Şirin Ünal, CHP Milletvekili Emrehan Halıcı, gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, Faruk Demir, Haluk Yurtsever, Tayfun Devecioğlu, Erkan Çınar, Ali Esenler, Kemal Karademir, Türkay Tüdeş, Ali Ergülmez, Mustafa Nemli, Burak Güneş, Mustafa Erkan, Ramazan Selçuk, Mesut Gülger ve Özcan Erdoğan."
Avukatlardan açıklama
Duruşmaya verilen arada avukatlar duruşma salonu önünden basın açıklaması yaptı. Avukatlar adına basın açıklamasını okuyan Serkan Günel, "Bizler Ergenekon Davası'nda yargılanan sanıkların avukatları olarak bu davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı ve tüm üyelerini reddediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu bu hakimlerle ilgili derhal yasal işlem çağırıyoruz" dedi. Günel sözlerine şöyle devam etti: "Son olarak 3. Yargı Paketi'nin gereklerini yerine getirmeyerek TBMM'yi de hiçe sayan hakimler, sadece Silivri'ye özgü hukukdışı bir yargılama usulü icat etmişlerdir. Sanıkların ve avukatların konuşma hakkı tamamen kısıtlanmış hatta buna itirazda bulunmak dahi yasaklanmıştır. Birbirleri ile hiçbir irtibatı bulunmayan 20 iddianamenin birleştirilmesiyle kocaman bir enkaz haline getirilen davanın delilleri terör ya da yüz kızartıcı suçlardan dolayı daha önce mahkum olmuş gizli tanıklara, sahte CD'lere ve belgesiz duyumlara ve birbiriyle çelişen raporlara dayanmaktadır. Sanal bir terör örgütünün varlığı ispatlanmaya çalışılmaktadır. Silivri'de yaşanan bu olaylar bir hukuk cinayetidir. Bütün bunların sorumlusu ve sürdürücüsü ise malesef reddini istediğimiz İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinde görevli hakimlerdir."
KAMUOYUNA AÇIKLAMA
Bizler; Ergenekon Davasında yargılanan sanıkların avukatları
olarak, bu davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti'nin Başkan ve
tüm Üyelerini REDDEDİYORUZ.
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı ile Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulu'nu, bu Hâkimlerle ilgili DERHAL YASAL İŞLEM YAPMAYA ÇAGIRIYORUZ.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyetinde yer alan
Hâkimler, ülkemizin önde gelen Aydınlarının, Milletvekillerinin, Siyasilerinin,
Bilim insanlarının, Hukukçularının, Gazetecilerinin ve Türk Silahlı
Kuvvetlerinin emekli ve muvazzaf askerlerinin hürriyetlerini hukuki hiçbir
gerekçe göstermeksizin gasp etmek suretiyle KEYFİ MUAMELE ile GÖREVİ KÖTÜYE
KULLANMAK, HÜRRİYETİ TAHDİT ETMEK ve KAMU GÖREVİ NİTELİĞİNİ TAŞIYAN AVUKATLIK
GÖREVİNİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME SUÇLARINI işlemektedir.
Bu, Yasaların açıkça hiçe sayılması demektir!
Son olarak, 3.Yargl Paketi'nin gereklerini yerine
getirmeyerek Türkiye Büyük Millet Meclisini de hiçe sayan Hâkimler, SADECE
SİLİVRİ’YE ÖZGÜ HUKUK DIŞI BİR YARGILAMA USULÜ İCAT ETMİŞLERDİR.
Sanıkların ve biz avukatların, konuşma hakkı tamamen
kısıtlanmış, hatta buna itirazda bulunmak dahi yasaklanmıştır.
Ceza Muhakemesi Kanununda yer alan emredici düzenlemeler yok
savılarak, sanıkların, avukatları ile görüşmesi ve yazışması Hâkim denetimine
tabi kılınmıştır. Savunmayı baskı altına almaya yönelik böylesine hukuk dışı
bir uygulama, Sıkıyönetim döneminde dahi yaşanmamıştır.
Birbirleri ile hiçbir irtibatı bulunmayan 20 iddianamenin
birleştirilmesiyle kocaman bir enkaz haline getirilmiş olan bu davanın
delilleri; TERÖR YA DA YÜZ KIZARTICI SUÇLARDAN DOLAYI DAHA ÖNCE MAHKOM OLMUŞ
GİZLİ TANIKLARA, SAHTE CD'LERE, BELGESİZ DUYUMLARA VE BİRBİRİYLE ÇELİŞEN
RAPORLARA dayanmaktadır.
Danıştay Cinayeti ve Cumhuriyet Gazetesinin bombalanması
gibi failleri daha önceden tespit edilerek sübuta ermiş birkaç dava dosyası ile
bütün bu sahtelikler bilinçli bir biçimde harmanlanarak, kamuoyuna gerçekmiş
gibi sunulmakta ve böylece SANAL BİR TERÖR ÖRGÜTÜNÜN VARLIĞI İSPATLANMAYA
çalışılmaktadır. Silivri'de yaşanan bu olaylar bir HUKUK CİNAYETİDİR.
Bütün bunların sorumlusu ve sürdürücüsü ise, maalesef
REDDİNİ İSTEDİĞİMİZ İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ HEYETİNDE GÖREVLİ
HÂKİMLERDİR.
Kamuoyuna duyurduğumuz bu değerlendirmelerin hukuksal
gerekçeleri şunlardır:
Türkiye Cumhuriyet Sayın Başbakanı tarafından dahi
"DEVLET İÇİNDE DEVLET OLDULAR" denilerek ağır şekilde eleştirilen ve
"HAKSIZ TUTUKLAMA-YAKALAMA KARARLARI VERDİKLERİ" gerekçesiyle kamuoyunda
güvenilirliklerini yitirdikleri açıkça ifade edilerek faaliyetlerine 6352
sayılı Yasa ile son verilen Silivri'deki Özel Görevli Mahkemede;
Ceza yargılaması sisteminde "SÖZLÜ" yargılama
usulü Esas olmasına rağmen, Mahkemece sanıklar ve avukatlarının sözlü talepte
bulunma hakları engellenerek, Silivri'de yaşanan HUKUK SUİKASTININ kamuoyuna
aktarılması engellenmeye çalışılmakta; Sözlü talepte bulunmak isteyen sanıklara
ise, yasal hiçbir dayanağı bulunmamasına rağmen "UZUN SÜRELİ DURUŞMALARDAN
MEN CEZASI" verilerek "ADİL YARGILANMA HAKKI" açıkça ihlal
edilmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 149. maddesindeki emredici
düzenleme uyarınca, "AVUKATIN, YARGILAMANIN HER AŞAMASINDA, SANIĞA HUKUKİ
YARDIMDA BULUNMA HAKKI VE YÜKÜMLÜLÜGÜ BULUNMASINA" rağmen, duruşma
salonuna yerleştirilen BARİYERLERLE Avukatların, Müvekkilleri ile fikir
teatisinde bulunmaları kasıtlı olarak engellenmekte; müvekkillerine hukuksal
yardımda bulunmak amacıyla bariyerleri geçen Avukatlar hakkında ise derhal SUÇ
DUYURUSUNDA bulunularak SAVUNMA TARAFI BASKI İLE SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILMAKTADIR.
- Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 154. maddesindeki amir hüküm
uyarınca; "AVUKATLARIN,
MÜVEKKİLLERİ İLE OLAN YAZIŞMALARI HİÇBİR ŞEKİLDE DENETİME
TABİ TUTULAMAMASINA" rağmen, Mahkemenin son olarak verdiği 18.09.2012
tarihli ara kararı ile "SANIKLAR İLE AVUKATLARI ARASINDAKİ TÜM YAZIŞMALAR,
MAHKEMENİN DENETİMİNE TABİ TUTULARAK", açıkça suç işlenmiş ve böylece,
Mahkeme'nin, SANIKLARA "SUÇLU", AVUKATLARINA ise; "SUÇ
ORTAĞI" gözüyle bakıldığı kamuoyuna ilan edilmiş bulunmaktadır.
- 3. Yargı Paketi kapsamında çıkartılan 6352 sayılı Kanun
ile ADLİ KONTROL UYGULAMASINDAKİ ÜST SINIR KALDIRILMIŞ VE "ADLİ KONTROL
UYGULAMASININ NİÇİN YETERSİZ KALDIĞI, KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ VE TUTUKLAMA
NEDENLERİNİN SOMUT OLGULARLA KARARDA GÖSTERİLMESİ" hukuken zorunlu hale
getirilmiş olmasına rağmen, Türk Milleti adına karar vermekle yükümlü
Silivri'deki Özel Görevli Mahkeme, TBMM'nce çıkartılan Kanunu dahi hiçe
sayarak, önceden olduğu gibi tüm sanıklar hakkında müşterek, soyut ve her seferinde
aynı gerekçeler göstererek tutukluluk halinin devamına karar vermek suretiyle
KEYFİ MUAMELE ile GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK ve HÜRRİYETİ TAHDiT ETMEK suçlarını işlemeye devam
etmektedir.
- 5 yıldan bu yana devam eden yargılama sürecinde sanıklar ve
avukatlarının tüm itirazları reddedilerek DÜZMECE, YASADIŞI DELİLLER VE TEMİN
EDİLMİŞ GİZLİ YA DA AÇIK TANIKLARDAN medet umularak, SANAL BİR TERÖR ÖRGÜTÜ
YARATILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR.
- Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 181. maddesi ihlal edilerek,
HANGİ TANIĞIN, HANGİ KONUDA ve HANGİ CELSEDE DİNLENECEĞİ hususunda SANIKLARA VE
AVUKATLARINA MAKUL SÜRE İÇERİSİNDE BİLDİRİMDE BULUNULMAMAKTA ve son anda SÜPRİZ
TANIKLAR ortaya çıkartılarak ya da SANIKLARIN VE AVUKATLARININ HAZIR
BULUNAMADIGI CELSELERDE, DİNLENİLMESİNE karar verilerek “SAVUNMA HAKKI"
kısıtlanmaktadır.
- Ayrıca, sanıklar ve avukatlarının; dinlenen Tanık ve Gizli
Tanıkların YALAN BEYANDA bulunduklarını ortaya çıkartacak sorular yöneltmeleri,
Mahkemece son derece agrasif bir biçimde engellenerek ADİL YARGILANMA HAKKI
açıkça ihlal edilmektedir.
- Buna ilaveten, Mahkeme tarafından Tanıklara ve Gizli Tanıklara
önce yönlendirici ya da yanıltıcı mahiyette beyanlarda bulunularak psikolojik
baskı ortamı yaratılmakta ve ardından, son derece taraflı sorular yöneltilerek,
sanıklar aleyhinde YAPAY DELİL YARATILMAYA çalışılmaktadır.
- Aynı şekilde, fotoğraflarına bakarak sanıkları teşhis
edemeyen Tanık ya da Gizli Tanıklara, Mahkemece yönlendirici beyanlarda bulunularak
HUKUKA AYKIRI BİÇİMDE KİMLİK TEŞHİSİ
YAPILMASINA İMKÂN tanınmaktadır.
- TCK'nın 128. Maddesindeki ”SAVUNMA DOKUNULMAZLIĞI hiçe
sayılarak, sanıklar ve avukatlarının yasal çerçevede, Mahkeme kararlarına karşı
yaptıkları itiraz ve eleştiriler derhal MAHKEME HEYETİNE HAKARET YA DA TEHDİT
olarak değerlendirilerek, haklarında suç duyurusunda bulunulmakta; buna
karşılık iddia Makamının "MASUMİYET KARİNESİNİ" hiçe sayarak,
sanıklar hakkında kullandığı son derece küçük düşürücü, şeref ve saygınlığını
rencide edici beyanları" İDDİA DOKUNULMAZLIĞI" kapsamında
değerlendirilerek "SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKESİ" açıkça ihlal
edilmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206. ve 207. maddeleri uyarınca,
yargılamaya esas alınamayacak yasadışı delillere dayalı olarak Tanıklara ve
Gizli Tanıklara sorular yöneltilerek SUNİ BİR SUÇ ve SUÇLU yaratılmaya
çalışılmaktadır.
- 5 Yıldan bu yana devam eden yargılama sürecinde iddianamede
sanıklara isnat edilen suçun sözde delili olarak gösterilen bazı DİJİTAL
VERİLERİN İMAJLARI halen daha DOSYAYA İBRAZ
EDİLMEYEREK, SAVUNMA TARAFININ CEZA MUHAKAKEMESİ KANUNU'NUN
67. MADDESİ uyarınca
ÖZEL Bilir kişi RAPORU ALMASI ENGELLENMEKTEDİR.
- Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 204. maddesi uyarınca duruşma
disiplinini bozan sanık hakkında sadece "0 CELSEYE GİRMEKTEN MEN CEZASI"
verilebilmesine ve 3. Yargı Paketi ile CMK'nın 252. Maddesi kaldırılmış
olmasına rağmen duruşmalardan esas hakkındaki savunmalara kadar men cezası
verilmiş olan Serdar Öztürk ve Durmuş Ali Özoğlu'nun yasaklarının devam
ettirilmesi, son olarak da 18.09.2012 tarihli duruşmada sanıklardan Mustafa
Balbay, Tuncay Özkan, Oktay Yıldırım ve Erkan Önsel'e "16 DURUŞMAYA
GİRMEKTEN MEN CEZASI" verilmesi; sanık Doğu Perinçek'e ise "ESAS
HAKKINDAKİ SAVUNMASININ ALINACAĞI CELSEYE KADAR DURUŞMAYA GİRMEKTEN MEN CEZASI"
verilmek suretiyle SAVUNMA HAKKI SADECE KISITLANMAKLA KALMAYIP, KEYFİ MUAMELE
İLE SAVUNMA TAMAMEN YOK EDİLMEYE ÇALIŞILMIŞTIR.
Bu çerçevede, TARAFSIZLIKLARINI VE BAĞIMSIZLIKLARINI
YİTİRDİKLERİ KAMUOYUNDA ARTIK TARTIŞMASIZ
BİR GERÇEK olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı 28298 Sicil No'lu
Hakim Sn. Hasan Hüseyin Özese ile Üye Hakimler 32346 sicil no'lu Sn. Hüsnü
Çalmuk, 37266 sicil no'lu Sn. Sedat Sami Haşıloğlu, 39995 sicil no'lu Sn. Ercan
Fırat, 40244 sicil no'lu Sn. Fatih Mehmet Uslu ve 41981 sicil no'lu Sn. Nihat
Topal'ı, Yüce Türk Milleti'nin Huzurunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 25. vd
maddelerine istinaden REDDEDİYOR ve KAMU VİCDANINDA DERİN YARALAR AÇAN ve
ülkemizin, aynı zamanda uluslararası platformlarda da CİDDİ ŞEKİLDE İTİBAR
KAYBETMESİNE sebebiyet veren bu DEMOKRASİ
ve HUKUK AYIBINDAN biran önce kurtulması için, adı geçen Hakimler
hakkında derhal yasal işlem yapılmasını teminen T.C. ADALET BAKANI ile HAKİMLER
VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU'NUGÖREVE DAVET EDİYORUZ.
İMZACILAR
Hurşit Tolon ve M. İlker Başbuğ Müdafii Avukatı İlkay Sezer
CHP 24. Dönem Milletvekili Prof Dr. Mehmet Haberal
Müdafiileri Av. Dilek Helvacı, Avukat Selen Karacal
Prof Dr. Yalçın Küçük, Taylan Kırmızı, Muhammed Sarıkaya
Müdafii Avukatı Kazım Yiğit Akalın
Em. Korg. Mehmet Ersöz Müdafii Avukatı İsmail Doğan Subaşı
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perincek V. Avukatı Osman
Aydın Şahin
A Tuncay Özkan, Mehmet Göktaş ve bir kısım sanıklar Müdafii
Avukatı Serkan Günel
Doğu Perinçek ve bir kısım sanıklar Müdafii Avukatı Murat
Bülent Hatatoğlu
Mehmet B. Perinçek Müdafii Avukatı İbrahim Erdoğdu
A.Hurşit Tolon ve Mehmet Otuzbiroğlu Müdafii Avukatı Selen
Karaçalı
Dursun Çiçek Müdafii Avukatı İrem Çiçek
Hıfzı Çubuklu Müdafii Avukatı Nazlı Çubukçu
Mustafa Ali Balbay Müdafii Avukatı Oktay Yılmaz
Veli Küçük Müdafii Avukatı Zeynep Küçük
Serdar Öztürk Müdafii Avukatı Demet Reçber
A.Hurşit Tolon Müdafii Avukatı Dilek Helvacı
Kemal Kermasız Müdafii Avukatı Gönül Kermasız
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












