loading
close
SON DAKİKALAR

'Esad ve Erdoğan karbon kopyadır'

'Esad ve Erdoğan karbon kopyadır'
Tarih: 10.09.2012 - 09:20
Kategori: Siyaset

Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi'nde, CHP'nin kuruluş yıl dönümüne ilişkin bir konuşma yaptı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anıtkabir ziyaretinden sonra toplanan Parti Meclisi'ne başkanlık etti. CHP'nin resmi kuruluş yıl dönümü ile ilgili bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin mesajlara da yer verdi:

''Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin 89. resmi kuruluş yıldönümü.

4 Eylül 1919 tarihinde toplanan Sivas Kongresi’nde, işgale karşı direnmek için kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin tarihi mirasının sahibi ve bu geleneğinin devamıyız.

Resmi olarak 89, fiili olarak ise 93 yıldır “milli direncin kalesi” olmayı sürdüren Cumhuriyet Halk Partisi’nin, kurucu genel başkanı Gazi Mustafa Kemal’i ve milli mücadele kahramanlarını minnetle, rahmetle ve şükranla anıyorum.

Bize bir vatan emanet etmiş olan şehitlerimizin ve gazilerimizin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ebediyete göçmüş mensuplarının aziz hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün: “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi'dir” vecizesinin, aynı zamanda ne kadar gerçekçi bir tespit olduğu, bugün daha açık bir biçimde ortadadır.

89 yaşında bir siyasi partiye sahip olmanın, 89 yaşındaki genç Türkiye Cumhuriyeti için, ne kadar önemli bir kazanım olduğunu, bugün herkesin biraz daha idrak ettiğini düşünüyorum;

Yaşadığımız kaos ortamına rağmen, farklı siyasi görüş ve düşüncedeki birçok vatandaşımızın, CHP’nin varlığından kaynaklanan haklı bir güven duygusuna sahip olduğunu da gözlemliyorum.

Kuruluşun ve kurtuluşun Cumhuriyet Halk Partisi’ne, duyulan bu güven, boşuna değildir;

Bu güvenin gittikçe artacağından ve (Türk) halkının, Mustafa Kemal’in bu iki büyük eserini de gözü gibi koruyacağından hiç kimse şüphe duymasın.

Değerli Arkadaşlar,

Devletler, durduk yerde büyük olmazlar.

Onları büyük yapan sosyal, siyasi, entelektüel miraslarıdır.

Türkiye Cumhuriyetini büyük devlet, Cumhuriyet Halk Partisi’ni ise büyük parti yapan temel unsur sahip oldukları tarihi birikimdir.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin sahip olduğu en büyük hazine, işte bu kuşaklarla birbirine aktarılan, bu büyük görgü, birikim ve gelenektir.

Büyük Türkiye Cumhuriyeti’ni, adeta muz cumhuriyeti gibi yönetmeye kalkışan kişilerin, bunu anlaması zor olabilir. Fakat yine de şu tespiti yapmak zorundayım:

Türkiye görgüsünden, terbiyesinden, birikiminden koparılmaya çalışılmaktadır.

Cumhuriyet tarihi boyunca, sadece son birkaç haftada yaşanan vahim olayların bir benzerinin, Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleşmiş olabileceğine ihtimal vermiyorum.

25 ana kuzusu akıldışı, izan dışı bir şekilde can verecek,

Bölgeye giden Genelkurmay başkanı ve o ilin valisi hem de Milletin gözünün içine baka baka birbirlerine halı kilim verecek, hediyeleşecekler.

Birbirlerini üstün başarılarından dolayı plaketle ödüllendirecekler.

Siz neyin kutlamasını yapıyorsunuz beyler?

Ben bu zihin bulanıklığını, bu akıl tutulmasını, bu sağduyu iflasını izah edebilecek bir kelime bulamıyorum.

Gerçekle, devlet terbiyesiyle, vicdanla ilişkisini kesmiş bir iktidar dönemine, bu ülke bu güne kadar hiç şahit 
olmamıştır.

Tayyip Erdoğan’ın uygulamacısı olduğu ve devletin valisine, yöneticisine rol-model olduğu sistemin, ülkeyi getirdiği yer işte burasıdır…

Değerli Arkadaşlar,

Türkiye’nin aydınlarına sesleniyorum,

Yazarlarına sesleniyorum,

Eli kalem tutan vicdan sahiplerine sesleniyorum:

Başbakan ne suç işlerse işlesin,

Ne hata yaparsa yapsın,

Ne kadar çalarsa çalsın

Kendi adamlarına sonuna kadar sahip çıkıyor.

Onların sonsuz bir dokunulmazlığı var.

Yasalar onlara işlemiyor, kurallar onlar için çalışmıyor. Onlar hesap vermiyor. Bunun günümüzdeki en tipik örneği 
ÖSYM Başkanıdır…

Başbakan: “Ben kendi adamlarımı yedirmem” diyor

Hangi görüşe sahip olursa olsun, hangi inancı taşırsa taşısın, bütün vicdan ve insaf sahibi kişilere sesleniyorum,

Halkıma sesleniyorum:

Gelin Türkiye’ye vicdanını yeniden kazandıralım.

Gelin başbakan kendi adamlarını korurken, biz de kendi adamlarımızı, yani Halkın çocuklarını koruyalım.

Mazlumları koruyalım,

Şehit analarının hukukunu koruyalım,

Biz de kendi evlatlarımızı bu vicdansızlığa teslim etmeyeceğimizi gösterelim

Biz de kendi evlatlarımızı yedirmeyelim!

Bu ülkenin çocuklarının kanının, canının ucuz olduğu zannına kapılan bu zalimlerden hesap soralım.

Kimse bir daha “3-5 Mehmet’in ne önemi var” diyemesin.

Sorumluluk sahibi bakanlar “Allah’ın takdiri” diyerek sorumluluğundan kaçamasın.

Yoksa bu zulmün vebaline sesi çıkabilecekken çıkmayanlar, kalemi varken yazmayanlar da ortaktır.

Anaların ahı, bu zulme seyirci kalan herkesin yakasına yapışacaktır.

Değerli Arkadaşlar,

25 Mehmet’imizin şehit olduğu bu akıl almaz facianın ilk gününden itibaren CHP olarak, olayın bütün yönleriyle 
araştırılıp, ortaya çıkarılmasını sabırla ve titizlikle bekleyeceğimize dair ifadelerimizi herkes biliyor.

Halkımız henüz bu olayla ilgili olarak bilgilendirilmedi.

Tıpkı Uludere bombalamasında olduğu gibi,

Tıpkı düşen savaş uçağımızda olduğu gibi.

Sayın Genel Kurmay Başkanının, “Her şey ortada” diye bir beyanatı var.

Sayın Başbakan, G. Kurmay Başkanı’nın dediği gibi, eğer her şey ortadaysa niye çıkıp bir açıklama yapmıyorsun.

Şehitler, bu milletin şehitleri, bu halkın evlatları. Hepimizin bilmeye hakkı var. Çık ve ne olup bittiğini açıkla, Fakat gerçekleri açıkla, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık makamına yakışır biçimde, yalan söylemeden açıkla!

Değerli PM üyeleri,

Suriye'de yaşanan açmazlar

Dış politikada çapsızlık, öngörüsüzlük, içine düşülen yalnızlık…

Aslında Erdoğan da dış politikadaki basiretsizliğinin farkında, o nedenle saldırganlaşmış durumda.

Kimse kendisini ciddiye almıyor. Irak, İran ve Suriye üçgeninde Tayyip Erdoğan’ı dinleyen kimse yok.

Bugün uyguladığı politika, Suriye bölgesinde hem El-Kaide militanlarının hem de PKK terör örgütünün amaçlarına hizmet ediyor.

Kızdıkça bizi Basçılıkla suçluyor…

Esas yerli Baas Partisi AKP’dir. Zaten kol kola girenler de onlardır.

Esad ülkesinde ne yapıyorsa, Erdoğan’da ülkesinde aynısını yapıyor.

Özgürlüğü kısıtlıyor, medyayı sansürlüyor, yargıya talimat veriyor, muhalifleri hapse attırıyor, güvenlik güçlerini halka karşı kullanıyor...

Esad ve Erdoğan karbon kopyadır...

Terörün hedefi kim?

Bu yeni bir saptırmaca…

Terörün hedefi AKP imiş…

Terörün hedefi AKP değil, terörün hedefi Türkiye Cumhuriyetinin bütünlüğüdür

Ne yazık ki Sayın Başbakan bu girişimi de kendi üzerine alıyor ve soruna yönelik doğru teşhisi koyamıyor.

Bundan bir yıl önce iftar sofralarında kendisi “bıçak kemiğe dayandı” diye bağırıyordu…

Bundan 3 ay önce Sayın Beşir Atalay’a göre örgüt silah bırakacaktı.

Bundan 1 ay önce Milli Savunma Bakanı “terörle mücadele iyi gidiyor” diye açıklaması yapıyordu.

Bugün geldiğimiz noktada AKP soruna doğru teşhisler koyamadığı için, doğru tedaviler de uygulayamıyor. Tabii ki Sayın Başbakan yine her zaman ki gibi topu taca atıyor.

Alı al, moru mor konuşması terör karşısındaki basiretsizliğinden kaynaklanıyor.

Yanlış doktor, doğru çözüm vermez. AKP bu hastalığa şifa olmaz.

CHP’yi suçlayarak basiretsizliğini gidermeye çalışıyor…

Biz, bir günde kimseyle dost olacak kadar hafif, dost dediğimizin arkasına bıçakla yaklaşacak kadar da alçak olmadık.

CHP dün ne diyorsa, bugün de onu diyor. Biz dün bölgede barış ve demokrasi istiyorduk, bugün de barış ve demokrasi istiyoruz.

Tayyip Erdoğan Meclis kürsülerinde Irak’a savaş açmak için destek nutukları atarken, biz “savaşa hayır” diyen Partiyiz.

Dün AKP’ye “başkalarının bölge taşeronu olmayın” diyorduk, bugün de aynı şeyleri söylüyoruz…

Hikmetyar’ın dizinin dibinde çöken, Ömer El Beşir’in elini sıkan, Kaddafi’den ödül alıp, sonra O’nu arkasından hançerleyen kendisidir. O yüzden boş konuşmayı bıraksın, ülke batak içinde aklını başına alsın…

Değerli Arkadaşlar,

Liyakatsizlerin, yönetim kadrolarını işgal ettiği bir ülke haline geldik.

Başbakan, bugün Türkiye’nin, en büyük medya patronu durumunda…

Buna rağmen yönetimsizlik faciasını gizlemeye, bu büyük medya gücü bile yetmiyor.

Ülke tam bir kriz hali yaşıyor;

Türkiye iktidarsız zorbaların zulmü altında, siyaseten tam bir felç hali yaşıyor,

Ülkenin bütün yönetim kadrolarında hiyerarşik bir çapsızlık var.

Koca bir devlet, zihnen, fizikken ve ahlaken iflas etmiş bir hükümet ve onun başındaki kifayetsiz bir muhterisin oyuncağı olmuş durumda.

Sadece halkını kandırmakla yetinmeyip, küresel inandırıcılığını yitirmiş biri tarafından,

Komşusuz, yalnız ve itibarsız bir ülke haline getirilmiş durumda.

Ülkenin sağduyusu, tarihi tecrübesi, entelektüel birikimi tamamen dışlanmış,

Aydınları, yazarları, gazetecileri baskı altına alınarak, savunma mekanizmaları kırılmış halde.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, omuzlarımızdaki yükün tamamen farkındayız.

Üzerimize düşen sorumluluğumuzu eksiksiz yerine getireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Onurlu ve saygın bir Türkiye için;

Daha çok özgürlük,

Daha çok eşitlik,

Daha çok adalet

Ve daha çok demokrasi için çalışacağız…

CHP olarak artık demokrasinin taşıyıcılığını yapmak zorundayız.

Sayın Başbakan şunu çok iyi bilmelidir. Demokrasilerde halkın hesap sorma, iktidarların da hesap verme yükümlülüğü vardır.

Değerli PM üyeleri

17 Eylül 2012’de okullar açılıyor, Türkiye son bir yıldır aralıksız süren, AKP felaketlerinin en korkunçlarından 
biriyle karşı karşıya kalacak.

Türkiye’ye, 21. Yüzyılı kaybettirmek için yapılan en büyük tezgâhın uygulanma tarihidir 17 Eylül…

Direnmek CHP’nin genetiğinde var. Onun için sonuna kadar direneceğiz. Bu örtülü köleleştirme oyununu bozacağız.

Çünkü ben bu ülkedeki annelerin gücünü biliyorum. Annelere güveniyorum. Annelerin çocuklarımızın geleceği için yapacağı fedakârlığı herkes görecek.

Nene Hatunun torunları, bu ülkenin 5,5 yaşındaki çocuklarına “gerizekalı” damgası vuran bu edepsizliğe, hak ettiği cevabı mutlaka verecektir.

Anneler, gücünüzü gösterin

Ülkemin bütün annelerine, selam olsun. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum...''

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları