loading
close
SON DAKİKALAR

Fatih Akın: Hem Alman'ım hem Türk'üm

Fatih Akın: Hem Alman'ım hem Türk'üm
Tarih: 31.01.2018 - 09:31
Kategori: Söyleşi

Almanya adına yarıştığı Altın Küre’de ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ dalında heykelciğe uzanan Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın, iki ülkeye de eşit mesafede olduğunu söylüyor.

Alman toplumunun ırkçılığa bakış açısını yansıtmak için çektiği ödüllü ‘Paramparça’ filminin en ağır eleştiriyi Alman liberallerden almasına şaşıran Fatih Akın, “Ben sinemayı eleştiri olarak da görüyorum. Sanatın işi bana göre dünyanın gölgelerini göstermektir. Filmi yapma nedenlerimden biri de buydu, piyasadaki ırkçılar belli olsun istedim” diyor.

"BENİM İÇİMDE İKİSİ DE VAR"

Türkiye’dekiler bu ödülle gurur duysunlar. Bu beni mutlu ve gururlu yapar. Benim içimde ikisi de var. Ben Almanya’da doğdum, çocukluğum burada geçti. Buranın parasını kazandım. Buradaki topluma bir sorumluluğum var. Ama aynı sorumluluğu Türkiye’ye karşı da hissediyorum.

"DUYGUM HEP TÜRKİYE'DE"

Türkiye’de ne olmuş bitmiş her gün takip ediyorum. Uzak değilim hiç. Ailem, bir sürü arkadaşım Türkiye’de yaşıyor. Duygum hep orada. Ne kadar Alman’sam o kadar da Türk’üm. Bu konuda bir seçim yapmak zorunda hissetmedim kendimi hiç. Öyle bir meselem yok.

Fatih Akın, Golden Globe gecesine başrol oyuncusu Diane Kruger ile katılmış, ikili tören sonrası objektiflere zafer pozu vermişti.

"SİNEMA BENİM İÇİN ELEŞTİRMEKTİR"

‘Duvara Karş’ı ile Metin Erksan’ın ‘Susuz Yaz’ filminden 40 yıl sonra Berlin’de ‘Altın Ayı’ ödülü alan ilk Türk olan Fatih Akın, ‘In The Fade’ (Paramparça) filmiyle Golden Globe tarihinde ödül alan ilk Türk sinemacı olmayı da başardı. HT Magazin'den Bülent İpek, Fatih Akın ile telefonda Türk eşi ve çocuğu neo Nazi saldırısıyla öldürülen bir kadının kendi adaletini sağlama çabasını anlatan, Paramparça’nın ırkçılıkla mücadeleye katkısını ve yeni projelerini konuştu.

‘JÜRİ FİLMİ SERT BULMUŞ OLABİLİR’

Golden Globe tarihinde ödül alan ilk Türk sinemacısınız. Ne hissettiniz?

Beklemiyordum, şaşırdım. Golden Globe’da ödülü verenler sinema yazarları. Onlar filmi olumsuz anlamda çok eleştirmişti. Benim filmim biraz sokak kavgası gibi. Hem yumruk atıyor hem dayak yiyor. Bütün filmler arasında en fazla eleştiri alandı. Favori değildim. Bu yüzden şaşırdım.

Oscar’da ilk 9’un içindeyken ilk 5’e kalamamanız sürpriz oldu. Şaşırdınız mı?

Gaza geldim sağdan soldan, balonlara hava pompalanır ya onun gibi herkes bunu söyledi. Oscar’ın garanti olmadığını biliyordum ama bir kere gaza gelmiştik. Çünkü herkes ilk 5’e gireceğimizi söyledi. Hayal kırıklığı yaşadım.

Golden Globe’u kazanan filmin Oscar’da aday olacağına kesin gözüyle bakılır. Bu istatistiğin dışında kalma nedeniniz Türk olmanız olabilir mi?

Herkes şaşırdı, oradaki dergilerdeki yorumlara bakınca onlar da şaşırmış görünüyor. Türk olmanın etkisi oldu mu bilmiyorum. Bunun 10 bin tane nedeni olabilir. Belki biri budur. Film sert film sonuçta, Hollywood filmi gibi değil. Jüri sert bulmuş olabilir.

‘PİYASADAKİ IRKÇILIK BELLİ OLSUN İSTEDİM’

Jüri beğensin diye film yapılır mı?

Hayır, ben hiçbir zaman yapmadım. Bu filmi 20 yıldan beri yapmak istiyordum. Almanya’daki ırkçılığı sinemaya nasıl aktarabilirim diye düşündüm. Ben filmi yazarken ne Trump vardı ortada ne de bugünlerde gündemde olan ‘Me Too’ hareketi. Filmin konusuyla bu dönem örtüştü.

Filminiz bir ırkçılık eleştirisi. Bu filmi yaptığınız hatta Almanya adına uluslararası alanda yarıştığınız için ırkçıların eleştirilerine maruz kaldınız mı?

Onlar hep eleştiriyor zaten, onları önemsemedim de libareller beni eleştirince şaşırdım. Kamuoyunda önemli bir karşıtlık yoktu ama bazı liberal gazetelerde filme karşı ırkçılık oldu. Kahramanın niye Alman olduğunu soranlar, bunları yapanların niye Müslü- man olmadığını söyleyenler oldu. Liberal gazetelerden gizli ırkçılık beklemezdim. Filmi yapma nedenim biraz da buydu. Piyasadaki ırkçılık belli olsun istedim.

‘SANATIN İŞİ DÜNYANIN GÖLGELERİNİ GÖSTERMEK’

İçinde siyasi ve toplumsal eleştiriler içermeyen filmler yapsaydınız Almanya ve Türkiye’de daha çok sevilir miydiniz?

Ben sanatı, sinemayı eleştiri olarak da görüyorum. Costa Gavras’tan, Yılmaz Güney’den, Martin Scorsese’den böyle gördüm. Bana göre sanatın işi dünyanın gölgelerini göstermektir. Eleştirmek aynı zamanda sevgi ve sorumluluk demek. Sevdiğini eleştirirsin, düzelmesi için. Ben çocuklarımı da eleştiriyorum, onlar da beni eleştiriyor. Eleştirinin altında bir art niyet, saldırı aranmamalı. Yaşadığın toplum daha iyi olsun diye eleştirirsin. Etrafımdaki insanlar da beni eleştirir. Bu sayede belli bir yere gelebiliyorum.

"SANATIN ÜLKELERİ BİRLEŞTİRMESİ LAZIM"

Türkiye’de Türk yönetmen ödül aldı diye sevindik ama Almanya adına yarışıp kazandınız. Türkiye’dekiler bu ödülle gurur duysun mu?

Tabii ki. Bu beni mutlu ve gururlu yapar. Benim içimde ikisi de var. Almanya’da doğdum, buranın parasını kazandım, buradaki topluma bir sorumluluğum var. Ama aynı sorumluluğu Türkiye’ye karşı da hissediyorum. Türkiye’de ne olmuş bitmiş her gün takip ediyorum. Ailem, bir sürü arkadaşım Türkiye’de yaşıyor. Duygum hep orada. Ne kadar Alman’sam o kadar da Türk’üm. “Türk müyüm Alman mıyım?” diye sormadım kendime hiç.

Sahneden Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da yaptığı gibi Türkiye’ye “Yalnız ve güzel ülkeme” diye bir selam göndermeyi düşünmediniz mi?

O güzel bir cümle ve Nuri’ye ait. Türkler ile Almanlar arasında köprü olabilecek bir sanat sinema. Tabii ki bir Türk’üm ve Türkiye için seviniyorum. Sanatın ülkeleri birleştirmesi lazım.

"PROJELERİMDEN BİRİ KÜRK MANTOLU MADONNA"

Türkiye'de geçen birkaç film projesi olduğunu belirten Fatih Akın, “Biri ‘Kürk Mantolu Madonna’ diyor ve ekliyor: “Sabahattin Ali’nin bu eserinin hakları Ay Yapım’da. Kerem Bey’le (Çatay) konuşuyor, beraber çalışmak istiyorum. Roman Almanya’da geçiyor, yönetmek için en uygun kişi benim diye düşünüyorum. Anlaşıp çalışırsak film Türkiye adına yarışmalara katılır.” Türkiye’de çalışmak istediği çok oyuncu olduğunu belirten Fatih Akın, bu konuda şunları söylüyor: “Çok iyi oyuncular çıktı. Aslında çalıştığım insanlarla bir kere daha çalışmak isterim. Meltem Cumbul, Nurgül Yeşilçay, Güven Kıraç, Erkan Can ve diğerleri...”

Cuma günü Türkiye’de vizyona girecek ‘Paramparça’da başrolleri Diane Kruger, Denis Moschitto ve Numan Acar paylaşıyor.

 

Kaynak : Habertürk

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları