loading
close
SON DAKİKALAR

Bana bir masal anlat baba

Barış Pehlivan
Tarih: 06.12.2023
Kaynak: Barış Pehlivan - Cumhuriyet

Barış Pehlivan; Öte yandan herkes de biliyormuş ki o prenses kuş bu masalın anlatılmasını bahane gösterip “Çok üzerime geliyorlar, beni karalıyorlar” diye hemen aslana koşarmış. Bu hep böyle olmuş.

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Pire berber iken, deve tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken... Tıngır elek, tıngır felek demişler, bu masalı şöyle anlatmışlar:

Kaf Dağı’nın ardındaki ormanlarla kaplı ülkede bir kuş türü varmış. Fırsatçılığıyla, hırslarıyla ve diğer kuşlara kurduğu tuzaklarla bilinirmiş. Sevmeyeni olduğu kadar, koruyanı da çokmuş. Ormanın kralı aslan mesela, o kuşlara çok şey borçluymuş. Zaman zaman yanında gezdirir, onları onore edermiş.

Gün gelmiş, kral o kuş familyasından birini ormandaki bazı ağaçlardan sorumlu yapmış. Ülkede yer yerinden oynamış, “Aman efendim bu nasıl olurmuş, başkası yok muymuş!” Herkes kralın o kuşlara vefası olarak düşünmüş bu görevlendirmeyi.

Halbuki...

İşin rengi başkaymış. Bilinmiyormuş ki görev verilen o kuşun aslında geniş familya ile arası bozukmuş. Öyle ya, ağabeyi ile prenses eşi yakın zamanda ayrılmış. Hatta ve hatta o çiçeği burnunda yönetici olan kuşun, ağabeyi ile de arası iyi değilmiş.

Dahası...

Kuşların özel hayatı, hangisinin hangisini aldattığı, kimin nelerden zaten haberdar olduğu elbette bu masalın konusu değil. Ama işte dedikodunun bini bir paraymış. Ormanın dehlizlerinde meğer neler neler dönmüş...

Ayrılıkların olmadığı zamanlar, o kuşlar deniz kenarında küçük kuzguncukların da yaşadığı bir barınakta mutlu mesut zamanlarını geçiriyormuş. Masal bu ya, meğer prenses kuşun eşi ağabey kuş, o barınağa “tekke” diyormuş. Yetmiyormuş, kendisini “şeyh” sanıyormuş. Hatta ve hatta, özellikle babalarıyla sorunu olan bazı dişi kuşları çevresinde topluyormuş. Onlara önce yardımcı olup, sonra kendisine mecbur bırakıyormuş. Hayale bakın ki, o mağdur ve masum dişi kuşlardan çevrili bir cemaat yaratmayı arzuluyormuş. Öyle ki bir ada ülkesinde “şeyhliğini ilan etmesinin” teklif edildiğini bile çevresine anlatıyormuş.

Gün gelmiş, dişi kedilerden oluşan bir grup ormandan kovulmuş. Bizim ağabey kuş da o kedilerden birini hemen yanına çağırmış. O kedi de ceylanlar gibi sekerek her akşam o kuş barınağına gidiyormuş.

Neyse...

Ormanı ve aslan kralı bilenler diyor ki...

Kral tüm bu olanlardan dolayı özellikle prenses kuşa kızgınmış. Onun kuş eşinin kardeşine ormanda görev vermesi de bunun göstergesiymiş. Söylemesek olmaz, iki kardeşin vefat eden babalarının da aslanın gözünde değeri çokmuş.

Öte yandan herkes de biliyormuş ki o prenses kuş bu masalın anlatılmasını bahane gösterip “Çok üzerime geliyorlar, beni karalıyorlar” diye hemen aslana koşarmış. Bu hep böyle olmuş.

Peki, eski kuş eşe ne mi olmuş?

Deniyor ki ruh sağlığı iyice bozulmuş, yine zaman zaman kendisini “şeyh” sandığı oluyormuş. Daha çok şey varmış anlatılacak ama şimdilik yeter. Gelenek yerini bulsun, biz yine de masalı şöyle bitirelim: Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları