loading
close
SON DAKİKALAR

7 Haziran’la 1 Kasım’ın farkı ne?

Can Ataklı
Tarih: 21.11.2015
Köşe: Günlük Yazılar

Can Ataklı; Davutoğlu bir iki gün oyaladıktan sonra zaten kendisine verilmiş olan listeyi saraya onaylatacak ve yeni bakanlar göreve başlayacaktır.

Saray Ahmet Davutoğlu’nun çağırdı ve hükümeti kurma görevini verdi.
Ne zaman?
Meclis’te henüz yeni seçilen milletvekilleri yeminlerini ederken.
Oysa dönelim 7 Haziran seçimlerinden sonra yaşadıklarımıza bir bakalım.
Saray o tarihlerde hükümeti kurma görevini bir türlü vermiyordu. Gerekçesi ise şöyle açıklanıyordu;
“Yemin töreni, başkanlık ve divan seçimleri ile komisyonların oluşmasından sonra görevlendirme yapılacak, çünkü anayasanın hükmü böyle.”
Yani saray aslında “anayasaya uygun” davranıyordu.
Bu nedenle Davutoğlu’na yeni hükümeti kurma görevi seçimlerden 32 gün geçtikten sonra 9 Temmuz günü vermişti.
Bu kez ise saray sadece 17 gün bekledi ki bunun zaten 10 günü Yüksek Seçim Kurulu’nun resmi sonuçları açıklaması için geçti.
Saray bu kez ne yemin töreninin bitmesini bekledi ne de meclis başkanlığı ve divan seçimlerini.
Eee hani “anayasa böyle söylüyordu” savunması?
Neden peki?
Haziran’da AKP tek başına iktidar olmamıştı. Durum kritikti. AKP ilk kez Meclis’te azınlığa düşmüştü. Koalisyon kurulması olasılığı yüksekti. Oysa saray da biliyordu ki kurulacak bir koalisyon hükümeti, içinde AKP olsa bile kendisi için bir tehdit ve tehlikeydi.
Kısacası yeni bir oyun düşünmek ve uygulamaya koymak için sarayın zamana ihtiyacı vardı.
Saray bu zamanı iyi kullandı.
Toplumu da muhalefet partilerini de yordu. Seçim beklentisini yükseltti. Koalisyon istemediğini, azınlık hükümeti o olmazsa yeniden bir seçime gideceğinin sinyalini verdi. Muhalefete asla görev vermeyeceğinin ipuçları ortaya çıktı.
Bu durum başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin hem dengesini hem moralini bozdu.
Davutoğlu görevi aldıktan sonra güya koalisyon kurma çalışmalarına başladı. Adeta ipe un serer biçimde uzattıkça uzattı, son hamlesi de “Biz çabaladık ama muhalefet yanaşmıyor” diyerek topu tekrar saraya atmak oldu.
Saray beklediği fırsatı bulunca da “kaos planını” devreye sokarak yeniden seçim kararı aldı.
Şimdi bunların hiçbirine gerek yok.
Tam tersine saray kendi güdümündeki hükümetin bir an önce kurulması için acele ediyor.
Güvenoyu telaşı da olmayacağına göre iplerin derhal ve daha güçlü biçimde ele alınması için zaman yitirmenin gereği yok.
Davutoğlu’na “hükümeti kurma görevi verilmesi” tamamen bir prosedürdür.
Bakanların kim olduğu kesinlikle bellidir. Davutoğlu bir iki gün oyaladıktan sonra zaten kendisine verilmiş olan listeyi saraya onaylatacak ve yeni bakanlar göreve başlayacaktır.

--BUNU YAZMAK GEREK—

Passolig Milli maçlarda yokmuş
Artık maçlara passolig kartımız olmadan giremiyoruz biliyorsunuz.
Eğer cebimizde passolig kartı yoksa hiçbir maça bilet alamıyorsunuz hatta bazı stadlardaki özel localara bile girmeniz yasak.
Bunun istisnası milli maçlar.
Sanıyorum “herkes gelsin, stat dolsun” diye yapılıyor bu ama yaşadıklarımıza bakınca bu bahane gibi geliyor bana.
Son iki milli maçımızda yapılan saygı duruşlarında seyircilerin bir bölümünün “tekbirli, ıslıklı” protestoları oldu.
Oysa normal lig maçlarında buna pek rastlamıyoruz. Buna karşı hükümet karşıtı sloganların atıldığına çok tanık olduk. Özellikle Gezi Olayları’ndan sonra hemen bütün kentlerde benzer protestolar yapılmıştı.
Zaten passolig da bunun için çıkarıldı. İktidar statlarda kendilerini protesto edenleri tek tek yakalamak istiyor çünkü.
Milli maçlarda passolig kullanılmayınca, önceden hazırlanmış kıtalar sanki stada sokuluyor. Onlar da iktidarın hoşuna gidecek türde eylemlerini sergiliyorlar.

--ÖNERİ—

Muharrem İnce öfkesini kontrol etmeli
CHP’de bir yandan olağan kurultay çalışmaları sürerken diğer taraftan parti yönetiminden hoşnut olmayan bazı genel başkan adayları ısrarla “olağanüstü kurultayı toplayalım” diyor.
Muharrem İnce genel başkan adayları içinde en aktif olanı.
Hemen hergün bir televizyon kanalında ya da bir gazetede röportajlarını dinliyor ve okuyoruz.
CHP tabanı elbette kararını verecektir, bunu günü gelince göreceğiz.
Ancak Muharrem İnce’ye bir önerim olacak. Bu süreçte sinirlerine hakim olmalı.
Neden yazıyorum bunu, çünkü yakın bir dostumun başına geleni öğrenince hem üzüldüm hem de bir uyarı yapmayı kendime görev bildim.
İyi bir CHP’li olan yakın dostum, televizyonda Muharrem İnce’yi izledikten sonra belli ki tavrını beğenmemiş, cep telefonundan “Senden bir b.. olmaz, ancak AKP sözcüsü olursun” diye mesaj atmış.
Bunun üzerine İnce kendisini aramış ve bir dolu hakaretler etmiş.
Bu olmaz.
Siyasetçi, nereden gelirse gelsin, hatta küfürlü bile olsa eleştirilere hazırlıklı olmalı, buna aynen karşılık vermek yerine kendini anlatmalı, fikir almalı ve karşısındakini ikna etmeye çalışmalıdır.
İnce benzer şekilde başka kişilere de tepki gösterdi mi bilmiyorum ama bir örnek bile yeter.
Şunu bilmekte yarar var; siyasette öfke taraftar toplamadığı gibi mevcudun bile kaçmasına neden olabilir.

--ÜZÜLDÜM—

İsim yanlışlığı
Bu köşede dün yazdığım “Bu kadar mı yani?” başlıklı yazıda seçimi kaybeden Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı olarak Burhan Karaoğlu’nun adını yazmıştım. Oysa Karaoğlu seçimi kaybeden değil seçimi kazanan ve başkanlık koltuğuna oturan hakim.
Balyoz davası kararlarını veren ve seçim sonrası koltuğunu devreden hakim Ekrem Ertuğrul.
Tamamen benden kaynaklanan bu hata nedeniyle özür dilerim.

---HOŞUMA GİDEN ŞEYLER—

Belediye başkanı oğlunu görmek isteyen anne
Geçen hafta Yalova’da halk toplantısına katılmıştım. Belediye Başkanı Vefa Salman’ın konuğu olmuştum.
Burada tanık olduğum bir olayı anlatmak istiyorum.
Başkan’la toplantının yapılacağı Kültür Merkezi’nin üst katındaki yönetim odasında çay içiyorduk. Başkan’ın adamlarından biri geldi, kulağına eğilip bir şeyler söyledi.
Başkan dinledi, önce gülümsedi sonra da bir kahkaha patlattı.
“Hayrola?” diye sordum.
Salman “Annem” dedi “özel kalemi aramış.”
Sonra devam etti; “Her Perşembe halkla toplantılar yapıyorum, şikâyet ve önerileri bizzat dinliyorum. Annem de özel kalemi aramış ve ‘evladım başkan yarın nerede toplantı yapacak, ben de gelmek istiyorum yoksa başka türlü göremiyorum’ demiş. Buna gülüyorum.”
Kamu görevi böyle bir şey. İnsan da ne aile bırakıyor ne anne baba.
Bu arada Salman ilginç bir şey daha söyledi. “Başta babam olmak üzere aile bireylerinin belediye binasına gelmesini yasakladım. Sadece ziyaret için olsa bile kimsenin arkamdan dedikodu yapmasını istemiyorum.”

--TWİTTER TROLLERİ—

Yakası açılmadık twitler
Yazdığım twitlere gelen aykırı mesajlardan bugün de bunları seçtim. Seviyelere lütfen dikkat ediniz;
• Ya bi git Allahaşkına. Şu halk tv ile ulusal tv yide kapatsalarda s..olup gitsenizşu ülkeden.
• Fransa'da olağan hal ilan edildi Sınırlar kapatıldı tek kelime yazamadınız kimden korktunuz can ataklı
• yaz yaz meleklerde durmadan yazıyor korkusuzda yazdıkların için yarın korkusuzca ateşe girebilecek misin bakalım. Ölüm uzak değil
• Melun kafir köpek dine savaş açan dinsiz yobaz köpeklerden biri daha. Ölüm yakın elbet seni de bulur it herif
• filistinde itrail ne yapıyor kanına dokanıyor mu memnun musun..
• İsrail in g*t kılı olmuş birisin bu yorumunla kendini ifşa etmene gerek yoktu biz senin ne b.. olduğunu biliyorduk zaten
• trol değiliz size 49,5 attıran OSMANLI TORUNLARIYIZ.seni baban ingilizlerin kucağına geri göndereceğiz az daha sabret
• Kininle geber alçak satılmış

Can Ataklı - Korkusuz

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları