loading
close
SON DAKİKALAR

Bir hafta gecikmeli bir yazı, ama olsun okuması keyifli

Can Ataklı
Tarih: 21.02.2021
Köşe: Günlük Yazılar
Kaynak: Can Ataklı - Korkusuz

Can Ataklı; Sevgililer Günü ile ilgili. Soru basit; “Sevgilinizin durumuna göre nasıl bir hediye almalısınız?”

ACAİP YAZILAR

“Pençe Kartal” adını kim verdi?

Türk Silahlı Kuvvetleri çok talihsiz bir kurtarma operasyonuna kalkıştı ancak ne yazık ki başarılı olamadı ve operasyona katılan ikisi yüzbaşı biri astsubayla birlikte PKK’nın rehin tuttuğu 13 vatandaşımız şehit oldu.

Bu Silahlı Kuvvetler’in bugüne kadar yaptığı ilk “kurtarma operasyonuydu” ve ne yazık ki ağır bir başarısızlıkla sonuçlandı.

İlk olmak çok önemlidir.

Eğer ilk kez yapılan bir şey başarıya ulaşmazsa kimse bir kez daha denemeye cesaret edemez.

Konu bu açıdan da ağır bir sonuç vermiş oldu.

Operasyonun adı Pençe  Kartal 2 adını taşıyordu.

Bir an gözümün önünde bir başka başarısız kurtarma operasyonu belirdi.

Adı Operation Eagle Claw idi.

Türkçesi Kartal Pençesi.

Amerikalılar bu adı verdikleri operasyonla İran’da rehine tutulan Amerikalıları kurtarmak istemişler ama başarısız olmuşlardı.

Elbette hiçbir bilimsel anlamı yok, ama “uğursuzluk” diye bir kavram vardır.

Kartal Pençesi adı Amerikalılara uğursuz gelmiş.

Hem 52 rehineyi kurtaramamışlar hem de oluşan kaza sonunda 9 seçkin komandolarını ve uçak mürettabatını kaybetmişler çok sayıda yaralı vermişler ve askeri itibarları da yerle bir olmuş..

Bu başarısız operasyon Amerikan askeri tarihine “en başarısız kurtarma harekatı” olarak geçmiş.

Amerikan medyası “Yüzünüze gözünüze bulaştırdınız” eleştirisi yapmış.

Ama en önemlisi bu operasyona karar veren Başkan Carter bunun bedelini ilk seçimlerde rakibi Reagan’a karşı kaybederek ödemiş.

Şimdi sorum şu; Uğursuzluğa inanmak komik gelebilir ama Amerikan tarihinin en kötü sonuçlanmış operasyonunun adını Gara’daki kurtarma operasyonuna vermek acaba kimin aklına gelmiş olabilir?

Çok mu aradılar acaba Pençe Kartal adını?

Biz siviller bu tür konuları pek hatırlamayız belki ama kurmay subaylar yakın geçmişte yaşanmış olan bu ağır başarısızlığı unutmuş olamaz.

Diyorum ki “Keşke bu operasyona bu isim verilmeseydi.”

Merak edenler için Amerika’nın İran operasyonu ile ilgili küçük bilgiler vereyim.

İran’da Şah’ı deviren ve din devleti kuran mollalar, 4 Kasım 1979’da bir grup İranlı öğrenciye Amerika’nın Tahran Büyükelçiliği’ni bastırarak 52 Amerikalıyı rehin aldırmıştı.

Amerikalılar 444 gün rehin tutulduktan sonra 20 Ocak 1981’de serbest bırakılmıştı.

Rehineleri kurtarmak için çok çabalayan Amerika, 24 Nisan 1980’de bir kurtarma operasyonuna girişti.

Eagle Claw adı verilen operasyon planına göre Hint Okyanusu’ndaki uçak gemisi USS Nimitz’den havalanan C-130E Combat Talon I tipi kargo ve C-130 Hercules yakıt ikmal uçağı ve sekiz tane mayın tarayıcı helikopter operasyonu başlattı.

Helikopterler Tahran yakınlarındaki bir boş stada ineceklerdi. Ertesi gece kurtarma timi CIA ajanları tarafından rehinelerin tutulduğu Amerikan Büyükelçiliği’ne götürülecekti. Rehinelerin başlarında bulunanlar etkisiz hale getirildikten sonra rehinelerle beraber helikopterlerin onları beklediği stada gideceklerdi. Helikopterlerle taşınacak rehineler, çöldeki alanda bekleyen C-130’lara bindirilecek ve İran’dan ayrılacaktı.

Ancak radarlara yakalanmamak için çöl üzerinde alçak uçuş yapan helikopterlerin yaratacağı kum tahribatı hesaplanmamıştı. Bu nedenle motorlarına kum giren yüzünden helikopterlerden biri düştü.

Bu beklenmedik kaza İran ordusu tarafından anında fark edildi elbette ve operasyon deşifre oldu.

Amerikan operasyon timleri ve diğer personel, panik halinde alanını terk etmek isterken fırtınanın da etkisiyle helikopterlerden biri yakıt dolu C130’a çarparak infilak etti.

Sonuçta 8 seçkin komando hayatını kaybederken çok sayıda asker de yaralandı.

Amerikalılar düşen bir helikopterle patlayan askeri uçağı çölde bırakarak ve tabii ki rehineleri alamadan İran’dan ayrıldılar.

Çok fena tutulan sevgiliye, masaj aleti.

KOMİK

Bir hafta gecikmeli bir yazı, ama olsun okuması keyifli

Okuyacağınız yazının aslında geçen hafta bu köşede olması gerekiyordu.

Ama ne yaparsınız ki unutmuşum.

Oluyor bazen böyle.

Ama keyifli ve komik bir yazı aslında.

Sevgililer Günü ile ilgili.

Soru basit; “Sevgilinizin durumuna göre nasıl bir hediye almalısınız?”

Bir hafta gecikmiş olsa bile eğer varsa sevgiliniz duruyor zaten, o halde ille Sevgililer Günü’nü beklemeye gerek yok, sevgilinize başka günlerde ve başka bahanelerle de hediye alabilirsiniz.

O halde buyrun okuyun, sevgiliniz hangi tanıma giriyor ve hangi hediyeyi hak ediyor, kararınızı verin.

– Gözü yükseklerde olan sevgiliye, drone.

– Dalıp dalıp giden sevgiliye, şnorkel.

– Bu ilişkide bir gelecek göremiyorum diyen sevgiliye, gözlük.

– Uzaklardaki sevgiliye, dürbün.

– Abayı yakan sevgiliye, yangın söndürücü.

– Enerjisi düşük sevgiliye, powerbank.

– Gözü kara sevgiliye, makyaj temizleme mendili..

– Beni ne kadar seviyorsun, diyen sevgiliye, mezura.

– Bu ilişki nereye gidiyor, diyen sevgiliye, navigasyon cihazı.

– Her gördüğüne atlayan sevgiliye, trambolin.

– Bir dediği bir dediğini tutmayan sevgiliye, hafıza kartı.

– Her konuyu evliliğe bağlayan sevgiliye, bağlama.

– Yeni bir sayfa açmak isteyen sevgiliye, A4 kağıdı.

– Nerede kaldın diyen sevgiliye, kitap ayracı.

– Herkesten sakınılan sevgiliye, saklama kabı.

– Kalbini çalan sevgiliye, güvenlik kamerası.

– Üstüne titreyen sevgiliye, polar.

– Yuvarlanıp gidiyoruz diyen sevgiliye, kış lastiği.

– Gecelere akan sevgiliye, akımölçer.

– Başına çorap ören sevgiliye, 8 numara örgü şişi.

– Yerinde duramayan sevgiliye, hız sabitleyici.

– Çocuk taklidi yapan sevgiliye, boyama kitabı.

– Yabancı sevgiliye, Türkçe sözlük.

– Ciddi düşünen sevgiliye, çeyiz sandığı.

– Çiçeği burnunda sevgiliye, vazo.

– Kalp kıran sevgiliye, japon yapıştırıcısı.

– Uzatmalı sevgiliye, uzatma kablosu.

– Mühendis sevgiliye, tost makinesi.

– Sabreden sevgiliye, 2000 parçalı puzzle.

ÇOK GÜLDÜM

Pazar için üç fıkramız var

Bu hafta Yıldırım Tuna’dan üç fıkra geldi. Birlikte okuyalım;

Trafik polisi ve kar..

Korkunç kar yağmış şehre, kavşaktaki ışıklarda duran TIR şoförü yarı beline kadar karın içinde trafiği idare etmeye çalışan polisi görünce
“Helal olsun size” demiş, “Ama yarı belinize kadar karın içindesiniz diye size üzülüyorum”

Polis “Beni boş ver…” demiş, “Asıl fenası altımdaki at donacak..!”

Kutlamaya devam..

Karı-Koca Sevgililer Günü’nde bir dans kulübüne gitmişler, adamın biri pistte çılgınca dans ediyor, topuklarını yere vura vura tempo tutarken aniden yere yatıp, sırtının üzerinde bir topaç gibi dönüp duruyor..

Kadın kocasına dönüp “Şu adamı görüyor musun?” demiş, “25 yıl önce bana hem de bu gece kulübünde evlilik teklif etmişti, kabul etmemiştim..!”
Kocası “Mmm..Doğrudur…” diye cevap vermiş ilgisizce, “Baksana herif hâlâ kutlamaya devam ediyor..!”

Adımı yanlış yazmışlar da…

İki adam gecenin geç saatlerinde bir partiden dönerlerken kestirme olsun diye mezarlıktan geçiyorlarmış.. Mezarlığın tam ortasına gelmişler ki “ tap-tap-tap“ diye bir ses karanlıkların, esrarlı gölgelerin arasından gelmeye başlamış..
Korkudan titreyerek, nefeslerini tutarak, sisleri dağıtarak mecburen yollarının üzerindeki sesin kaynağına yaklaşmışlar..

Bir bakmışlar ki yaşlı mı yaşlı bir adam mezarın birine oturmuş, elinde çekiç ve keski, mezartaşını oyuyor..

“Ooohh!” demiş adamlardan birisi “Usta bizi korkudan öldürüyordun!.. Vallahi, billahi hayalet sandık.. Gecenin yarısında çalışıp da ne yapıyorsun?”
Yaşlı adam “Cahil hergeleler!” demiş homurdanarak… “Adımı yanlış yazmışlar da..!”

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları