loading
close
SON DAKİKALAR

Voleyboldaki ilk dünya şampiyonu kızlarımız

Can Ataklı
Tarih: 20.08.2023
Köşe: Günlük Yazılar
Kaynak: Can Ataklı - Korkusuz

Can Ataklı; Gelecekmişim demeyi bir de İngilizce’de söyleyin bakalım.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Gelecekmişim demeyi bir de İngilizce’de söyleyin bakalım

Tatilde çeşitli kaynaklardan makaleler okurken Türkçe ile ilgili bir yazı çok dikkatimi çekmişti, kopyalayıp saklamışım.

Yazarını bulmak için çabaladım ama birkaç facebook hesabında buldum, hepsinde alıntıdır yazıyordu.

Yazıyı paylaşan kişi ana yazının altına başka dillerden örnekler vererek ekleme de yapmış.

Gerçek yazarlarının hoşgörüsüne sığınarak bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim;

TÜRKÇE

Türkçe yoğun bir dildir, derindir. Kökü çok diplerde olduğundan, uzun yıllar içinde fazlalıklardan arınmıştır. Bir fikir kısa sözcüklerle rahatça anlatılabilir.

“Okutturdu” sözünü Farsça söyleyebilmek için kaç kelimeye ihtiyaç vardır mesela?

7 mi, 10 mu, 13 mü?

“Okutturmuştum” sözünü söyleyebilir misiniz peki?

“Gelemeyecekmiş” kelimesinin İngilizcesine bakalım: “he will not be able to come”

Öyle kelimelerimiz vardır ki bir İngiliz dil bilimci bir sayfa yazsa bile o anlamı çıkartamaz.

Beyin yanması garanti!

Türkçeyi sonradan öğrenmiş İngiliz bir arkadaşım vardı. Bir türlü “işe gidiyorum” diyemezdi. “İşemeye gidiyorum” derdi. Bizi gülmekten öldürürdü.

Söylediği tek şey “Bu dili matematikçiler mi yaptı?”

Tam da burada Türk bilim adamı rahmetli Oktay Sinanoğlu’na kulak vermek gerekir ki kendisi Yale Üniversitesi’nde (ABD) “tam profesörlük” unvanını en genç yaşta kazanan öğretim üyesidir ve dünyanın sayılı dâhileri arasında ismi anılır.

“Türk dilinin yapısı matematikseldir. Türkçe okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan bir dil olduğundan bilgisayar için en yatkın dildir.”

Tüm bu sebeplerden de bilim dili olmaya en layık olanıdır.

Dünyada, geçmişi 4000 yıl öncesine giden diller bir elin parmaklarını geçmez.

Türkçe bunlardan biridir.

Kaldı ki Türk medeniyeti bugüne kadar yok olmadan gelebilmiş dünyanın en eski 3 medeniyetinden biri olarak kabul edilir. Kökleri çok derinlere dayanan bir dil elbette ki güçlü olacaktır.

Esasında Türk’ün hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, kendisinden başka…

Bugün günlerden yine “Türkçe” olsun dedik.

Türkçe düşün, Türkçe sev…

Umudun Türkçe olsun.

Bu dile hakim olan ve bu dille düşünen kişinin beyni de matematik gibi çalışır.

Bunun yanında da bir iki dile hakimseniz ve sözcük dağarcığınız ve bilgi hazineniz de genişse düşünceye devrim yaptırabilirsiniz.

“Türkler pratik düşünür” denir.

Bu, Türkçenin verdiği hızlı düşünmekten ileri gelir.

Arkadaşımız yukarıda İngilizce bir örnek vermiş, biz de bir Almanca örnekle destekleyelim.

Türkçe; yaptırdım.

Almanca; ich habe es machen lassen.

Türkçe; yaptırttım

Almanca; ich habe es zu ihn machen lassen.

Bir eylemi biz bir sözcük ile ifade edebiliyorken Almancada bir cümle kurmanız şart.

Ne kadar h ızlı ve pratik değil mi?

Elinizde böyle hazine gibi bir dil varken bozmayın.

Absürd mapsürd demeyin.

Okey mokey demeyin.

Jenerasyon menerasyon demeyin.

Tam ve öz Türkçe konuşun.

Konuştuğunuz Türkçeyi geliştirin.

Türkler dünyanın en zeki milletlerinden biridir

Bunun iki nedeninden birisi konuştuğu matematik gibi dildir…

Voleyboldaki ilk dünya şampiyonu kızlarımız

Ne kadar heyecanlanmıştık değil mi, “filenin sultanları” dünya şampiyonu olduğunda.

Voleyboldaki en büyük başarımızdı.

Bu büyük zaferden sonra okurlarımdan biri 1974 yılından bir fotoğraf gönderdi.

Voleybol dalında Türkiye’ye ilk dünya şampiyonluğu kazandıran kızlarımız vardı fotoğrafta.

Bolu Kız Öğretmen Okulu kız voleybol takımı, Dünya Liselerarası şampiyonluğunu kazanmış,

Kızlarımız yarı finalde Avusturya’yı, finalde ise Çin’i yenerek şampiyon olmuş.

Aslına bakarsanız bugünkü “Filenin Sultanları”, 50 yıl önce bir Anadolu kentinden çıkıp dünya şampiyonu olma başarısı gösteren kızlarımızın torunları.

Fotoğrafta bu efsane takımın antrenörü rahmetli Gülseren Garipoğlu, il müdürü Saip Garipoğlu ve okul müdürü Hasan Gürtan ile dünya şampiyonu kızlarımız görülüyor.

KOMİK

Bayılıyorum bu çok yüksek özgüvene

Eskiden spor konusunda sık yaptığım bir espri vardı.

Şöyle; “Milli Takımda 11 futbolcu oynar ama arkasında 50 milyon teknik direktör vardır.”

Şimdi aynı şey siyasette geçerli.

Varlık gösteren 7-8 siyasi parti var, ama arkalarında milyonlarca yüksek düzeyde siyaset uzmanı duruyor.

Bunlar siyasilere her konuda yol gösteriyor, ayar veriyor, taktikler sıralıyor yeri geliyor hakaret bile ediyor.

Twitter dünyasında gezerken, beni de takip eden bir kişinin mesajı dikkatimi çekti, çok da güldüm.

Güldüm gülmesine ama özgüvenine de hayran oldum.

Baksanıza adam kendine o kadar güveniyor ki “Verin bana başkanlığı, üç aylığına oyumuzu yüzde 40’a çıkarmazsam istifa ederim” diyebiliyor.

Eskiden kendini çok dürüst ve namuslu gören devlet memurları vardı, akşam pijamalarını giyer televizyonun başına oturur, haberleri izlerken “Vereceksin bana bir yıllık yetkiyi, milleti muma çeviririm” derdi.

Değişmiyor bizim milletin her konuda kendini en yetkin bulma hayali.

ÇOK GÜLDÜM

Pazar için üç fıkra

Yeniden yazı döneminin ilk pazarında Yıldırım Tuna’dan üç fıkra geldi. Haydi okuyalım;

İslami usul

Azerbaycan’da ünlü keman ustası rahmetli Habil Aliyev müziğin yanında esprileri ile de meşhurmuş. Bir gün devlet onu ve birkaç sanatçıyı Moskova’ya bir programa yollamış. Ekipte bir tane de Hacı varmış.

Akşam Moskova’ya varmışlar, otele yerleştikten sonra hep beraber otelin restoranına akşam yemeğine inmişler.
Arkadaşlardan biri garsona, “Masayı donat, ortaya kebaplar, Rus votkası falan” diye sipariş vermiş. Hacı hemen bağırmış, “Hayır, ben votka içmem, domuz kebabı da yemem.”
Arkadaşlar Hacı’yı sakinleştirmişler, “Yahu domuz kebabı sipariş etmedik, kuzu kebabı ile içeceğiz votkayı, sen içmezsen içme, kebap yersin işte.”
Hacı gene itiraz etmiş ve garsona sormuş, “Kuzuyu İslami usullere göre mi kestiniz?”
Rus garson şaşırmış, “Efenim, burası Rusya, normal olarak kestik işte.”
“Ben yemem” demiş hacı.

Arkadaşlardan biri “Hacı sen dana kebabı sipariş et.” demiş. Hacı gene sormuş, “Danayı İslami usullere göre mi kesmişler?”
“Tavuk ye” demişler, gene aynı soru. Sonunda Habil Aliyev dayanamamış;
“Hacı, burası Moskova, sen burada her aradığını bulamazsın, bende İslami usullere göre kesilmiş bir şey var, istersen ben sana onu vereyim, istemezsen de garsonu rahat bırak, onlarda yok işte.”

Güneş saati

Bayram tatilinde plajda sırt üstü yatıp güneşlenirken adamın karısı “Ayıp.. Ayıp.. Mayolu kızlara bakıp durmuşsun, hemen oradan kalk bakayım..!” diye terslemiş
“Aa?.. Nerden çıkardın onu hanım?..” diye yattığı yerden doğrulmaya çalışmış adam.
“Baksana..” diye sinirlenmiş karısı, “Güneş saatine dönmüşsün..!”

Ucuz kaçamak bedeli

Genç delikanlı kenar mahalledeki randevuevinin kapısını çalmış, kapıyı açan iri kırmızı dudaklı yaşlı patroniçeye “Size şikayete geldim..” demiş, “Geçen gün birlikte olduğum kızlarınızdan birinden mantar kaptım..!”
Konuyu algılayıp şaşkınlığını atlatan patroniçe sigarasından derin bir nefes çekip dumanını delikanlının suratına doğru üflemiş, “Ya ne bekliyordun oğlum?..” demiş “Vizitemiz 400 lira aslanım?.. O paraya mantar yerine biftek mi kapacaktın?..”

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları