loading
close
SON DAKİKALAR

Avukat Pehlivan’ın iyi çalışılmış savunması ve Lawfare

Çiğdem Toker
Tarih: 23.04.2026
Kaynak: Çiğdem Toker - T24

Çiğdem Toker; Av. Mehmet Pehlivan, Ortada bir delil olmadığı için de kapatılmamıza bahane aranıyor. Bu bahaneler demeti içinden, benim payıma da tak-çıkar bir alet gibi kullanılan Adem’in iftiraları düştü!

“Madem tarihe not düşüyoruz, madem buradayız; sözlük anlamıyla aktarıyorum: Bahane, bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek, ileri sürdüren uydurma sebep anlamına gelir. Kapatılmamızın gerçek sebebi ne? Benim kapatılmamın da bu salonda bulunan herkesin de kapatılmasının gerçek sebebinin ne olduğunu milyonlar biliyor. Ortada bir delil olmadığı için de kapatılmamıza bahane aranıyor. Bu bahaneler demeti içinden, benim payıma da tak-çıkar bir alet gibi kullanılan Adem’in iftiraları düştü! Buna üzüldüm Yaptığım avukatlık faaliyetinin niteliği uyarınca daha kaliteli bir bahane beklerdim."

Avukat Pehlivan’ın iyi çalışılmış savunması ve Lawfare
Avukat Mehmet Pehlivan

İBB’nin görevden uzaklaştırılan tutuklu Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında yer aldığı 414 sanıklı davanın, Silivri’de görülen duruşmasında altı hafta geride kaldı.

Yedinci haftaya giren duruşma pazartesi günü devam edecek.

Geçen bir buçuk ay boyunca; Türkiye’de eğitimden asayişe, kadın cinayetlerinden, okullarda katliama kadar ne alt üst edici olay ve gelişme yaşandı. Bunları bir çırpıda saymak bile kolay değilken, bir davadaki tek bir duruşmada yedinci haftaya giriliyor olması, tüm bir ülkenin siyasal ve toplumsal kaderinin can yakıcı bir gündemin içinde şekillendiğini de göstermekte.

Duruşmanın 26. Oturumunda İmamoğlu’nun 10 aydır tutuklu bulunan avukatı Mehmet Pehlivan’ın yapacağı savunma, davayı izleyenlerce merak ediliyordu.

Merak edildiği kadar varmış.

Pehlivan’ın duruşma sonrası okuduğum 50 sayfaya yaklaşan savunmasında, sadece uzak ve yakın tarihteki siyasal yargılamalar ile benzerlikleri aktarmıyor. İddianamedeki kendisiyle ilgili birçok suçlamanın dayanaksızlığını somut olgularla geçersizleştiren anekdotları içeren anlatısıyla da iyi çalışılmış güçlü bir metin.

“Kapatılma”: Sarsıcı bir eşik

10 aydır yüksek güvenlikli bir hapishanede “kapatılmış durumda” olduğunu söyleyen Pehlivan, “kapatılma”yı, “İnsan zihninde sarsıcı bir eşik olarak” tarif ediyor.

“Bizim durumumuza tutukluluk denemez” diyor.

Tarihin doğru tarafında durduğu için, başına iş alan ilk avukat olmadığını bildiğini, ama buna rağmen “Neden buradayız” sorusunun cevabını vermenin kendisi için kolay olmadığını belirtiyor. Ve zaman zaman kafalardan geçen o fikri O da ifade ediyor:

“Vicdani ve insani açıdan harikulade insanlar, yargıçlar ve savcılar olsanız dahi, kapatılmayı anlayamazsınız. Anlayabilmeniz mümkün değil. İşte bu yüzden hukuk icracılarının, uygulayıcılarının, bir süreliğine de olsa bunu staj etmeleri pek kötü bir fikir gibi görünmüyor bana.”

Delil ile bahane ayrımı

 “Delil ve bahane” ayrımından söz ediyor avukat Mehmet Pehlivan. Normal koşullarda tutukluluk tedbiri için delil gerektiğini ancak bazı davalarda delile ihtiyaç olmadığını belirterek, şöyle diyor:

“Madem tarihe not düşüyoruz, madem buradayız; sözlük anlamıyla aktarıyorum: Bahane, bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek, ileri sürdüren uydurma sebep anlamına gelir. Kapatılmamızın gerçek sebebi ne? Benim kapatılmamın da bu salonda bulunan herkesin de kapatılmasının gerçek sebebinin ne olduğunu milyonlar biliyor. Ortada bir delil olmadığı için de kapatılmamıza bahane aranıyor. Bu bahaneler demeti içinden, benim payıma da tak-çıkar bir alet gibi kullanılan Adem’in iftiraları düştü! Buna üzüldüm Yaptığım avukatlık faaliyetinin niteliği uyarınca daha kaliteli bir bahane beklerdim."

Niye bu ifadeleri kullandığını Adem Soytekin’in bir anlatımındaki tarih tutarsızlığını aktararak açıyor. Adem Soytekin’in ifadesinde 'Mehmet Pehlivan'la 7 Mart tarihinde buluştuk, benim yanımda telefonla konuştu, Ali Nuhoğlu'na tedbir geldi” dediğini, Savcı’nın tutanağa geçirdiğini, ancak gerçek tedbir kararının 25 Mart tarihli olduğunu söylüyor.

Pehlivan’ın Adem Soytekin ifadesinden aktardığı ikinci tutarsızlık; 10 yıldır çalıştığı avukatını kendisinin ayarladığı iddiasıyla ilgili. Avukat Mehmet Pehlivan, 10 yıl önce kendisinin üniversite öğrencisi olduğunu söyleyerek, “Makul düşünen herkes için, duyan kulaklar için bu söz duyar duymaz anlaşılabilirdi” diyor.

Lawfare: Medya yargı siyaset üçlüsü

Kısa süre önce, aynı isimle yazdığı kitabı yayımlanan Lawfare kavramı ve bunu açarken kullandığı argümanlar, Pehlivan’ın savunmasında geniş yer tuttu.

Hukukun, siyasal muhalefeti ortadan kaldırmak amacıyla bir silah olarak kullanılması anlamına gelen Lawfare’i;  Brezilya’da İşçi Partisi lideri Lula da Silva örneği üzerinden anlatan Pehlivan, bu tasfiye aracının ABD tarafından dünyaya ihraç edildiği vurgusuyla şunları söyledi:

“Lawfare ile kastedilen şey, yargının muhalif liderlere karşı bir silah olarak kullanılmasıdır. Bu durum kötü adalet veya yargısal hatalar değildir; aksine rakibi yok etmeye odaklı, çok boyutlu stratejik ve taktiksel bir süreçtir. (…) Temel yapısını medya, yargı, siyaset üçgeni oluşturur. Bu üçlü yapı eş güdümlü hareket ederek siyasi hasmı yok etme amacı güderler. Siyasi iktidarın güdümünde hareket eden yargı aktörleri hedefi itibarsızlaştıracak, belirsiz ve geniş tanımlamaları içeren suçlamalar yöneltirler; terör, yolsuzluk, casusluk gibi. Türkiye’de de böyle, bütün dünyada da hep aynı yöntem işletilmiş. Medya tekelleri ise daha yargılama başlamadan sahte haberler üzerinden itibarsızlaştırma kampanyaları yürütür, hedefi suçlu ilan ederler.”

Tesadüfler tesadüfler tesadüfler (!)

Avukat Mehmet Pehlivan’ın Salı günü yaptı savunmada, Brezilya devlet başkanı Lula’ya yönelik komplo ve kuşatmaları aktardığı bölümdeki bazı somut olgular karşısında, şaşırtıcı kelimesi yetersiz kalıyor:

  • Bir mart ayında yüzlerce polis eşliğinde gözaltı: Adaylık ilanından hemen sonra Lula’ya yönelik bir yargı kuşatması başladı. Bu kuşatma öyle büyüdü ki, 2016 yılı ne tesadüftür ki yine bir Mart ayında, Yargıç Sergio Moro, yolsuzluk soruşturması kapsamında Lula’nın yüzlerce polis eşliğinde gözaltına alınmasına karar verdi.
  • -İlk Suçlama Üç Villa Davası: Lula’ya yöneltilen ilk suçlama neydi Sayın Heyet biliyor musunuz? Brezilya’da Üç Villa Davası olarak bilinmektedir. İddiaya göre Lula, kamu ihalelerinden elde ettiği yolsuzluk geliriyle üç villa almış. Tanıdık geldi mi? Yani merak edenler açısından söyleyeyim; bu suçlamanın Lula’ya yönelik bu suçlamanın siyasi bir komplo olduğu ispatlandı.
  • -İkinci Suçlama: Partisini yolsuzluk geliriyle kontrol etti: Lula’ya yöneltilen ikinci suçlama, mensubu olduğu Brezilya İşçi Partisi’ni yolsuzluk geliriyle kontrol ettiği ve perde arkasından yönettiğidir. Evet, sahiden bu suçlama yöneltildi. Lula üyesi olduğu partiyi, iddiaya göre sözde yolsuzluk geliriyle ele geçirme planı yapmış. İddianameden bir kesit... Sayın İmamoğlu’na yönelik suçlama... 'İkinci amacının suç gelirlerinden elde edilen maddi sermaye ile örgüt liderinin mensubu olduğu siyasi parti olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni ele geçirmek olduğu...'
  • Lula’nın oğluna “Şirketine para yatırdın” suçlaması: Basit bir tarihsel benzeşmeyi anlatmıyorum Sayın Başkan. Lula’nın oğlu Luis, o da suçlamalardan nasibini aldı. Lula’nın oğlu Luis’e yönelik suçlama nedir diye merak ediyorsanız, ben şöyle örnek vereyim anlaşılabilir olması için; Selim İmamoğlu’na yönelik suçlama neyse o. Kurduğu bir şirkete yatırdığı para, suçlama konusu yapıldı. Tıpkı Sayın İmamoğlu’nun oğlu Selim İmamoğlu’na yapıldığı gibi.
  • -Lula’nın avukatına “İtirafçıya baskı yaptın” suçlaması: Gelelim Lula’nın avukatına... Evet, ona da suçlama yapıldı, o da suçlamalardan nasibini aldı ve tutuklandı. Avukatının niçin suçlandığını tahmin etmek ister misiniz Sayın Başkan? Lütfen deneyin... Hakikaten zor değil. Soru-cevap yapmıyoruz biliyorum, o yüzden ben söyleyeyim: Avukatı, itirafçının birine baskı yaptığı iddiasıyla suçlandı. Tıpkı benim gibi o da.
  • Yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturması: Savcılar suçlama yaparken, Yargıç Sergio Moro da basına verdiği demeçte Lula’ya karşı yürütülen soruşturmayı —aynen aktarıyorum Sayın Başkan, şöyle tanımladı—: 'Yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturması'.
  • -Suçlamaların dayanağı itirafçı beyanları: Lula'ya yöneltilen suçlamaların dayanağını da inceledim. Suçlamaların dayanağı ne olabilir diye baktım. Suçlamaların dayanağı, öyle ya, yolsuzluk soruşturmasıydı orada da, yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturması; maddi deliller miydi? Mali raporlar mıydı? Fiziki teknik takip tutanakları mıydı? Bunların hiçbiri değil. (…) Lula'ya karşı yöneltilen suçlamaların dayanağı da yalnızca itirafçı beyanlarıydı.
  • Bolsanoro’nun ilk işi ne oldu: Yargıç Sergio Moro yalnızca itirafçı beyanlarıyla Lula'yı yargıladı ve mahkum etti. Ve Lula 2018 yılında yapılan seçimlere katılamadı. 2018 yılı seçimlerini Trump'ın desteklediği aşırı sağcı Bolsonaro kazandı. Bolsonaro kazandıktan sonra hükümeti kurar kurmaz yaptığı ilk iş neydi biliyor musunuz sayın başkan? Lula'yı mahkum eden Sergio Moro'yu adalet bakanı yaptı.

* * *

(Not: Yukarıdaki “benzerlikler”in anlatıldığı kısımlar Pehlivan’ın kendi ifadeleri. Okuma kolaylığı açısından maddelemeyi ben yaptım.)

Dünyanın uzak bir kıtasında bir lider. O lider hakkında bir dava. Ve o dava ile dünyanın uzak bir ülkesindeki bir başka dava ile somut olgularla listelenebilir nitelikte bunca benzerlik.

İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Pehlivan’ın pazartesi sürecek savunmasının içerdiği bilgiler ve bu bilgilerin aktarılış tarzı açısından, sadece yargılandığı dava değil, hukuk öğretisi ve tarihi açısından da etkileyici bir savunma olduğunu söylemek gerekiyor.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları