Nükleere dipsiz teşvikler ya da yürütmenin dikte ettirdiği 'torba'
Çiğdem Toker; Mevcut Akkuyu ile planlanan nükleer yatırımlar için, vergi yasalarında yapılan değişiklikle damga vergisinden vazgeçiliyor, inşaata, malzeme teslimine KDV istisnası getiriliyor.
AKP’nin, TBMM’yi yürütmenin bir uzantısı gibi görme anlayışının yeni örneğini, nükleer santraller alanında verdiği devasa ölçek ve kapitülasyon dönemlerini hatırlatan süredeki mali teşvikler oluşturdu.
En düşük emekli aylığına yapılacak olan mütevazı bir pazar alışverişi tutarındaki artışla (3 bin 552 TL) gündem olan TBMM’deki son torba kanun; gerçekte iktidarın siyaset, diploması ve ekonomi alanındaki iç/dış konsolidasyonunu yenileme, tahkim etme amacına yönelik maddeler içeriyor.
Dahası bu maddelerin bir kısmı, torba kanunun orijinal halinde bile bulunmayıp Plan Bütçe Komisyonu’na iktidar vekillerince getirilen (tabii ki bürokrasi mutfağında hazırlanan, vekillerin sadece imzaladığı) son dakika önergeleriyle metne eklendi.
Ve elbette “Nasılsa çoğunluk bizde, neden olmasın” özgüveniyle, gerekli tartışmaların hiçbiri yapılmadan.
Bu teşviklerin mali yüküne dair, muhalefetin ısrarlı sorularına yanıt verme gereği duymadan.
* * *
Önceki yazımda, bahsettiğim bu son “torba yasa” marifetiyle siber güvenlik alanında geçen sene kurulan yeni başkanlığa aktarılan sansür yetkileri ile elektrik dağıtım şirketlerinin Türkiye genelinde iktidara çıkardığı yüksek faturanın bir kısmını yerel yönetimlere yıkması anlamına gelen iki maddeyi anlatmıştım.
Akkuyu ile iktidarın halihazırda yatırım çekmek üzere pazarlık masasında olduğu yeni nükleer yatırımlara sağladığı vergisel avantajlar, bugünkü yazımın konusunu oluşturuyor.
Yüzde 100’ü Rusya’ya ait olan ve yönetiminde Cüneyt Zapsu’nun ayrıldığı 2022 yılından beri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının temsil edilmediği Akkuyu A.Ş şirketi, yeni torba kanunla sağlanan vergisel teşviklerin yararlanıcısı. Kanun teklifine eklenen maddeler hakkında Komisyon’da yapılan açıklamalara göre, Akkuyu AŞ’ye daha önce sağlanmış vergi ve yatırım teşviklerinin 2023 yılı sonunda bitti.
Ancak teşvik bitmesine rağmen, nükleer reaktörün inşaatı ve imalatı bitmediği için bu teşviklerin uzatılması ve ek indirimlere ihtiyaç olduğu anlaşılıyor.
Bu konuda verilen Muhalefet Şerhin’nde şu eleştiri getirildi:
“Mevcut sözleşmesi yapılmış, fiyatı bağlanmış, yatırıma başlamış olan işlere onları etkileyecek, ihaleden sonrasını etkileyecek bir düzenlemenin yapılması, ilaveten herhangi bir vergi avantajı sağlanması konusunun tartışılması gerekir. Söz konusu ilave teşvikler karşılığında satın alınacak enerji fiyatının indirilmesinin düşünülmesi gerekir.
Teklif metnine ilave edilen nükleer enerji yatırımları ile ilgili olarak esaslı vergi teşvik ve indirim düzenlemelerini içeren 3 maddenin tüm boyutları ile ilgili kamu kuruluşları, sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının da katkı ve değerlendirmelerine sunulmadan ve ilgili ihtisas komisyonunda tüm boyutlarıyla görüşülmeden, etki analizi ortaya konulmadan acele ile yasalaştırılmasının nedeni anlaşılamamıştır.”
Üç vergi yasasında nükleer değişiklik
Torba kanun teklifine son dakika eklenen maddelerle, nükleer yatırımlar için, üç vergi kanununda üç ayrı değişiklik yapıldı:
-Damga Vergisi Kanunu
-KDV Kanunu
-Kurumlar Vergisi Kanunu
Teşvik, istisna ve indirim içeren bu maddelere gerekçe olarak, iktidar kanadı şu gerekçeyi sunuyor:
“Nükleer enerji santralleri, elektrik şebekelerinin kesintisiz güç ihtiyacını 7/24 karşılayan ve üretimde sera gazı veya karbon salımı yapmayan baz yük santralleridir.
Türkiye için nükleer enerji; ithal enerji kaynaklarına bağımlının düşürülmesinde, enerji arz güvenliğinin sağlanmasında, elektrik şebeke güvenirliğinin artırılmasında ve 2053 yılın net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda karbon emisyonunun düşürülmesinde kritik bir rol üstlenmektedir.
Ayrıca, nükleer enerji santralleri yalnızca bir enerji yatırımı değil, aynı zamanda Türkiye'de yüksek katma değerli tedarik zincirlerinin, ileri üretim kabiliyetlerinin ve yüksek nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlayacak stratejik bir yatırımdır. Türkiye, 2050 yılına kadar 20.000 megavat nükleer kapasiteye ulaşmayı hedeflemektedir. Bu minvalde, nükleer enerji santrali yatırımlarını teşvik etmek ve sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla düzenleme yapılmaktadır.”
Vazgeçilen tutar belli değil
Mevcut Akkuyu ile planlanan nükleer yatırımlar için, vergi yasalarında yapılan bu değişiklikle damga vergisinden vazgeçiliyor, inşaata, malzeme teslimine KDV istisnası getiriliyor. Bir kısmı 2045 yılına kadar geçerli. Dahası, Cumhurbaşkanı kararıyla 5 yıl daha uzatılma yetkisi veriliyor. Gelin görün ki, “vergi harcaması” adı verilen bu düzenlemeler sonucunda, devletin ne kadarlık bir vergi kaybına uğrayacağı konusunda ne projeksiyon yapıldı ne de milletvekillerine bilgi verildi.
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, bu teşviklerin Türkiye’ye faturasını 5 milyar dolar olarak hesapladıklarını Meclis kürsüsünden açıkladı. Yanı sıra, Akkuyu Nükleer AŞ’nin yeminli mali müşavir raporuna ulaştıklarını söyleyerek, “Akkuyu Nükleer Güç Santralinin işletme ömrü boyunca elde etmeyi planladığı toplam gelir: 478 Milyar dolar” bilgisini verdi.
Sonuç olarak, “torba yasa”ya ilgili tarafları dinlemeden, görüş almadan eklenen bu son dakika maddeleriyle, Akkuyu’nun yanı sıra Sinop ile Trakya’da kurulması planlanan yeni nükleer santrallar için Çin ve Güney Kore ile sürdürülen görüşmelerin olumlu etkilenmesi, Türkiye’nin elinin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Ve bu dibi görünmeyen vergi geliri kayıplarına yol açacak düzenlemeyle TBMM bir kez daha, iktidarın istediğini istediği an dikte edebileceği bir konumda değerlendirilmiş oluyor. Üstelik 24 yıl (2045+5 yıl) gibi adeta hiç iktidardan gitmeyecekmiş ön kabulüne dayanarak.
Kamu Özel İşbirliği sözleşmelerinden sonra bir kez de nükleer ile…
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





