loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

Kamuya rağmen kamulaştırma olur mu?

Çiğdem Toker
Tarih: 11.09.2026
Kaynak: Çiğdem Toker - T24

Çiğdem Toker; Kamuyu (her nasıl bir anlam yükleniyorsa) mutlu etmiş bir acele kamulaştırma kararı bileniniz var mı?

"Bir şirket kömür çıkarmaya devam etsin diye yüzlerce köylünün toprağı elinden alınıyorsa, ormanlarımız, zeytinlerimiz, su kaynaklarımız ve verimli topraklarımız yok ediliyorsa, her yıl yüzlerce insanımız sağlığını kaybediyor, onlarcası hayattan koparılıyorsa; insanlarımız madende çalışırken sakatlanıyorsa, toprağımız zehirleniyorsa, bunun neresi kamu yararıdır?”

 

Kamuyu (her nasıl bir anlam yükleniyorsa) mutlu etmiş bir acele kamulaştırma kararı bileniniz var mı?

Türkiye’de bugüne dek görüp tanık olduğumuz ve nihai hedefi bir ya da birkaç özel şirketin ihtiyacını görmek üzere yapılan acele kamulaştırmalar; ilgili taşınmazın yanındaki, üzerindeki insanları, sakinleri mutsuz, hayatlarını alt üst eden işlemler dizisine dönüşmüştür.

Bazen aileleri doyuran geçim kaynağı bir küçük toprak, zeytinlik, bazen bir ev, bazen bir yol.

Büyük oranda altyapı, enerji, toplu konut inşası gibi gerekçelerle ilan edilen acele kamulaştırma kararları, günlük hayatı dağılan, geliri azalma tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve nihayetinde vatandaşın cezalandırıldığı pratiklere dönüşmüştür. Bu yönüyle kamulaştıra, adının çağrışımıyla hiçbir ilgisi kalmayan, devletin vatandaş mülkiyetine el koyma hâlidir.

* * *

Akbelen köylüleri, Muğla’nın Milas ilçesinde tarım arazilerinin altındaki kömür, iki şirketin işlettiği termik santrale yakıt olsun diye şirketlere kanun yoluyla, karar yoluyla yol verilmesine uzun süredir direniyor.

Geçen yaz TBMM’de sergiledikleri direnişleri, kanunun geçmesine engel olamasa da iktidar cenahında dahi takdir ve saygı gördü. Kelimenin esas anlamıyla “kamu” onların haklılığını teslim etti. Fakat yürütme erki bu meşruiyeti dikkate almadı, meşruiyete rağmen, yürütmenin aritmetik çoğunluğu sayesinde çıkabilmiş kanunun gereğini yaparak o arazileri Limak ile İçtaş’ın işlettiği santralin ihtiyacına açtı.

16 Eylül'de Danıştay'da duruşma

Ancak Danıştay bu karara “dur” dedi. Acele kamulaştırmaya dayanarak başlatılan el koyma ve değer tespit davaları da yargı kararıyla durdu.

Şimdi bu davanın duruşması var. Şimdi derken haftaya. 16 Eylül Çarşamba günü Ankara’da Danıştay’da bu davanın duruşması var. Kısaca Akbelen köylüleri olarak bilinen; acele kamulaştırma kararına arazileri konu olan İkizköy, Çamköy, Karacahisar bütün kamuya sesleniyor.

Topraklarının anayasal güvenceye alınmasını talep ediyor. Gayet özlü bir şekilde diyorlar ki:

Kamu yararı özel şirketin faydası olmaz

“YK Enerji'nin Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali’ne kömür sağlayan madenin genişletilmesi amacıyla verilen acele kamulaştırma kararı, ‘kamu yararı’ gerekçesine dayanıyordu. Tüm bunlar ‘kamu yararı’ kisvesi altında yapıldı. Kamu yararı bir şirketin, özel bir şirketin faydası değildir.

Enerjiye karşı değiliz ve topraklarımız talan edilmeden de enerji yolları bulunabilir.

Ama toprağımız talan olduğunda geri dönüşü yoktur.

Biz bu ülkenin eşit yurttaşları, köylüleri, üreten çiftçileri olarak anayasadan gelen haklarımızı, emeğimizi, topraklarımızı, geleceğimizi ve kamu yararını savunuyoruz. Bir şirket kömür çıkarmaya devam etsin diye yüzlerce köylünün toprağı elinden alınıyorsa, ormanlarımız, zeytinlerimiz, su kaynaklarımız ve verimli topraklarımız yok ediliyorsa, her yıl yüzlerce insanımız sağlığını kaybediyor, onlarcası hayattan koparılıyorsa; insanlarımız madende çalışırken sakatlanıyorsa, toprağımız zehirleniyorsa, bunun neresi kamu yararıdır?”

* * *

Akbelen köylüleri ve onlarla birlikte olan hukukçular; bu acele kamulaştırmanın neden “kamu yararına” olmadığını, olamayacağını önce soru sorarak şu vurgularla aktarıyor:

-Termik santrallar 40 yıldan uzun bir süredir çalışıyor. Peki kömür ihtiyaco neden “bugün” acele hâle geliyor? Yıllardır bilinen ve öngörülebilir olan bir enerji üretim süreci, hangi olağanüstü koşul nedeniyle mülkiyet hakkının hızlandırılmış biçimde sınırlandırılmasını gerektirmektedir?

Bir kamu hizmetinin sürekliliği ile acele kamulaştırmanın hukuki koşullarını birbirine karıştırmamak gerekir. Yıllardır devam eden bir işletmenin ekonomik ihtiyaçları, tek başına acele kamulaştırmanın gerekçesi hâline getirilemez.

Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri 1980’ler ve 1990’ların başında kurulmuş, yaklaşık 30 yıllık teknik ömürler için tasarlanmış tesislerdir.

Bugün bu santraller 30 ila 40 yıl arası bir kullanım süresine ulaşmış durumdadır.

* * *

Gerçekten de bu meselede itiraz edilemeyecek somut bir olgu kendisini ayan beyan gösteriyor. Ömrünü teknik olarak doldurmuş tesisler ömürleri uzatılarak çalıştırılmak isteniyor. Akbelen köylüleri, kendi arazilerine o yaşlı santraller birkaç yıl daha ayakta tutulabilsin diye hedef alındığını ifade ediyor.

Enerji ihtiyacı, teknik zorunluluk diye sunulan gerekçelerin değil şirketlere kısa sürede yüksek ve garantili kar etme imkanı sağlandığı belirtilerek şöyle deniliyor:

“Bu uzatma 10–20 yıl ölçeğinde mümkündür; ancak her ek yıl, yalnızca üretim süresini değil, aynı zamanda sağlık, çevre ve iklim maliyetlerini de katlanarak artırır. Başka bir ifadeyle, uzatılan şey yalnızca santralin ömrü değil; toplumun maruz kaldığı zarar süresidir.”

Gelecek hafta yapılacak duruşma öncesinde, Akbelen köylülerinin tartışmaya açmak istediği konuların başında “kamu yararı” geliyor. Kamu yararının Anayasal çerçeveyle korunduğu vurgulanarak “herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu ve devletin çevreyi koruma yükümlülüğü” ortadayken; Akbelen için acele kamulaştırmaya dayanak oluşturan kamu yararının bu geniş ve koruyucu anlamından kopartılarak dar bir ekonomik çerçeveye indirgendiğinin altı çiziliyor.

Akbelen köylülerinin ve onlarla birlikte hareket eden hukukçuların vurguladığı ve cevaplanması gereken belki de en kritik iki soru şu:

Şirketlerin geçmiş sözleşmelerden kaynaklanan ticari beklentileri, peşinen kamu yararı sayılabilir mi?

Toplumun ortak yararını ifade etmesi gereken kamu yararı, önceden verilmiş siyasi-ticari taahhütler ile şirket çıkarlarının, sonradan meşrulaştırılmasının bir aracına dönüştürülebilir mi?

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları